12. bölüm · Yeşil ile Kehribar

12. Bölüm:Onunla yakın olmamıza rağmen uzağız

Melisa Göç

Bir söz vermişti.

Bunu kimseye söylememesi gerekiyordu.

Söz vermişti!

Aptaldı bu yarım göz! Aptalın tekiydi.

"Sus artık sus!"

Sinirlerine hakim olamamış ve Sude'ye tokat atmıştı Ecenaz. Sinirli olmasından çok kırgındı. Söz vermişti Ecenaz'a

Tokadın etkisiyle kafası sağ tarafa doğru dönen Sude ilk birkaç saniye ne olduğu anlayamamıştı. Yanağında bir acı yayılıyordu. Ecenaz Sude'ye tokat atmıştı.

Elini yanağına götürdü Sude ve yavaşça yüzünü Ecenaz'a çevirdi "Doğruları söyleyince suçlu olduk" dedi Ecenaz'ın az önce attığı tokat hiç olmamış gibi davranmaya çalışarak "Adaletinde böylesi."

Ecenaz'ın gözleri dolmak üzereydi. Bu kızın dedikleri doğruydu ama bunu bu kıza karşı doğrulayamazdı.

"Yalan söylüyorsun yarım göz!"

Annesinin her gece başka bir adamla eve geldiğine şahitlik ediyordu Ecenaz. Kardeşi Ebru annesinin korunmayı unuttuğu bir geceden dünyaya gelmişti. Ebru'nun babası kimdi bilmiyordu Ecenaz. Anneside bunu asla söylemiyordu...

"Kardeşin Ebru..." dedi Sude Ecenaz'ın kırılacağını bilerek "O bile babasının kim olduğunu bilmiyor,çünkü annen bunu saklıyor,kimseye söylemiyor."

Tırnaklarını avuç içine geçirdi Ecenaz. Bu kızı daha fazla dinlemeyecekti "Yeter artık be!" diye bağırarak Sude'nin üstüne yürüyüp o sinir bozucu kızın omuzlarından tutarak bütün gücüyle itti.

Sude bu itilme ile sendeleyip birkaç adım geri gittiğinde ayağının kayması ile tiz bir çığlık atıp düşeceği sırada belinde bir el hissetti.

Sıcacık bir el...

Sude şaşkınlıkla gözlerini aralayıp onu kim tutuğunu bakacağı sırada Sude'yi tutan kişi onu kaldırdığı için genç kız kendini tutan kişiyi görememişti.

"Bununda iyiki bir abisi olmuş" diyerek ağzının içinde homurdandı Ecenaz "Dibinden ayrılmıyor baksana!"

"Yüzüme söyle Ecenaz!" dedi Savaş.

Sude Savaş'ın sesini duymasıyla birlikte yüzünde minik bir tebessüm oluşmultu. Kahramanı onu yine kurtarmıştı.

"Diyorum ki" dedi Ecenaz Savaş'ın gözlerine bakarak "İyikide şu kızın abisi olnuşsun. Maşallah bir saniye bile ayrılmıyorsun yanından!"

Göz devirdi Sude. Savaş'ın sürekli Sude'nin yanında olmasından onlara neydiki?

"Sude haklıyken ona vurma ve itme hakkına sahip değilsin Ecenaz." Savaş sinirliydi ama sesini yükseltmiyordu. Eğer bir kavga çıkarsa Sude'nin tekrardan sinir krizi geçirmesinden korkuyordu. "Sude'nin annesi benimde annem,Sude'ye laf atayım derken banada atmış oluyorsunuz"

Şaşkınlıkla kafasını Savaş'a çevirdi Sude. Doğru mu duymuştu? Savaş Sude'nin annesine benimde annem mi demişti? Bu dudaklarının kıvrılmasına sebep oldu,hoşuna gitmişti.

"Ben sana laf atmıyorım Savaş." dedi Ecenaz "Bütün laflar şu orosbunun kızına!"

Savaş elini Sude'nin omzuna koydu "O orosbunun kızı dediğin benim kardeşim,banada diyin bu lafları aynısını. Hadi bekliyorum."

Bir ses çıkarmadı Ecenaz. Savaş'a birşey demek istemiyordu.

"Tabii sustun!" dedi Savaş alayla "Sende diğer herkes gibi benden hoşlandığın için birşey diyemezsin. Kim hoşlandığı çocuğa küfür eder-" Savaş'ın lafı Ecenaz'ın ona tokat atması sonucu kesildi

"Artık değil!" diye bağırarak oradan uzaklaştı. Yalnız kalmaya ihtiyacı vardı. Ecenaz'ın koşarak oradan uzaklaşması ile Rukiye peşinden koştu.

Sude,Ecenaz'ın Savaş'a tokat atması sonucu endişeyle Savaş'a döndüğünde Savaş'ın yanağı hafif kızarmıştı

"İyimisin,canın acıdımı?" Sude Savaş'ın kızaran yanaklarını görünce topuklarının üzerine çıkıp Savaş'ın yanağını tuttu "Yanağın kızarmış"

Sude Ecenaz'a ağzının içinden birkaç küfür savururken Savaş'ın dudakları kıvrıldı. Yanağını tutan pamuk eli tutup "Merak etme ben iyiyim" dedi

"Ama yanağın kızarmış."

"Güzelim ben iyiyim" dedi Savaş ve ardından kıvrılmış dudakları yanaklarına daha fazla yayıldı. Gamzeleri hiç bu kadar güzel olmamıştı "Ama öpersen acısı geçer"

Sude bu istekle neye uğradığını şaşırıp ne yağıcağını bilemezken heyecandan topukları düşecek gibi olmuştu,ancak Savaş Sude'nin elini tuttuğu için topukları düşmemişti.

O yanakları öpmek istiyordu. Nefesinin kesileceğini biliyordu ama yinede öpmek istiyordu. Bir sıkıntı olmasaydı öperdi ama...

Sude Savaş'ın omzuna vurarak "Okuldayız aptal." dedi "Burada olmaz"

"Kimse yanlış anlamaz" dedi Savaş keyifle "Bütün okul bizi kardeş biliyor"

Sude elini Savaş'ın elinden çektiğinde artık topukları yere değiyordu. Etrafı kontrol edip Savaş'a döndü Sude "Acısı hala geçmedimi?"

Kaşlarını hayır anlamında kaldırdı Savaş.

Derin bir nefes alıp verdi Sude ve ardından topuklarını kaldırsa bile o yanaklara ulaşamayacağını bildiği için zıplayarak öpmeye karar verdi.

Hefifçe zıplayarak Savaş'ın yanına öpücük bıraktığı gibi oradan koşarak uzaklaştı.

Savaş ise Sude'nin arkasından bu öpücükten menmun kalarak dudakları kıvrılmış bir şekilde gen kızın gidişini seyrediyordu.

1 Sene Önce...
Liseye başlayalı henüz 4 ay olmuştu. Sude gözlerinin renginden dalayı,dalga geçtikleri için lens takmıştı. Onunla daha dalga geçmesinler diye.

Bilerek kahverengi göz lensi almıştı. Yeşil gözünü sevmiyordu. Annesini hatırlatıyordu. Gözleri sadece yeşil olsaydı eğer,annesinin kopyası olacaktı. Bunu küçükken çok isterdi ama artık istemiyordu. Annesine benzemek canını yakıyordu...

Okulun arka bahçesine gidiyordu Sude. Yalnız kalmak istediği için gidiyordu. Genelde okulun arka bahçesine öpüşmsk için giden çiftlerden başka kimse gelmezdi.

Nefesini dışarıya üfledi. Sevgilisi Mücahit'le birkaç kez arka bahçeye gitmişlerdi ama şimdi o anlar mide bulandırıcı geliyordu,Sude için. Geçen hafta ayrılmışlardı.

Arka bahçeye geldiğinde bir ağlama sesi duyunca duraksadı. Kim ağlıyordu?

Merak edip sesin geldiği tarafa gittiğinde,ağlayan kişiyi görünce kaşları şaşkınlıkla havalanmıştı. Ecenaz. Ecenaz ağlıyordu...

2 ay önce okulun ortasında sinir krizi geçirdiğinde, dalga geçenlerin arasında Ecenaz'da vardı.

Görmezden gelebilirdi,ama yapamadı bunu Sude. Ecenaz her ne kadar dalga geçmiş olsa bile onu burda bırakmaya gönlü izin vermezdi.

Sırtını duvara yaslamış,dizlerini kırarak,dizlerinin üstüne yalamıştı Ecenaz.

O kıza doğru bir kaç adım attığında "Sen...iyimisin?" Diye sordu.

Duyduğu kişinin sesini işitmesi ile hemen göz yaşlarını silip "Evet,iyiyim." Dedi Ecenaz. "Beni rahat bırak."

"Ağlıyorsun ama..." dedi Sude. Yavaşça Ecenaz'ın yanına oturdu. "Bana anlatabilirsin,dinlerim."

Ecenaz,Sude'nin yanına oturması ile yaşlı ela gözlerini,yanındaki bedene çevirdi. Onunla dalga geçmişti defalarca, ama bu kız neden derdini dinlemek istiyordu?

"Seni ezikleyen birine neden yardımcı olmak istiyorsun ki? Sana kötü davranıyorum."

Omuz silkti Sude. "Bilmem. Galiba enayiyim."

Güldü Ecenaz. Ancak içindeki sıkıntı yüzünden gülümsemesi içtenlikle değildi.

"Sana anlatacağım ama aramızda kalacağına,kimseyle paylaşmayacağına dair söz verirsen."

"Söz." Dedi Sude. İlerde,Ecenaz'a verdiği sözü yüzüne vuracağını bilmeden.

Bakışlarını kaçırdı,Ecenaz. Bu söyleyeceği şeyden fazlasıyla utanıyordu. Annesinden utanıyordu...

"Şey...benim annem bir fahişe." Bunu böyle söylemek içini burkmuştu. Ama gerçekti. "Babamdan ayrıldıktan sonra ,fahişe olarak işe başladı. Ona kaç defa bu saçmalığı bırak desemde beni dinlemedi. Her akşam başka bir adamla eve geliyor...ve bu o kadar zoruma gidiyorki annemin çıkardığı seslerini duymak... kardeşim Ebru geçen ay dünyaya geldi. Bir adamdan korunmayı unuttuğu bir gece oldu bu."

Dikkatle dinliyordu Sude,Ecenaz'ı.

"Annem kardeşimin babasının kim olduğunu söylemiyor. Ve en kötüsüde ne biliyormusun? Annem kardeşimle ilgilenmiyor. Bende okumak zorunda kaldığım için o masum çocuğa bakacak kimse yok." Akan gözyaşlarını silsede yenileri geliyordu. "Tek sıkıntım bu değil aslında. Bu alışık olduğum birşey. Daha dün başıma çok kötü birşey geldi. Çok kötü."

"Ne...geldi?" İstemsizce sesi titremişti Sude'nin.

"Sevgilim...Savaş'tan ayrıldım birkaç gün önce. Ona aşıktım. Onunda bana aşık olduğunu düşünmüştüm ama yanılmışım. Bugün başka bir kızla el ele tutuştuğunu...gördüm."

Göz devirmişti Sude. Savaş'tan nefret ediyordu. Şımarık biriydi. Bütün kızlar neden ona aşık oluyordu ki? Hepsi benimle sevgili olsun diye Savaş'ın ağzına bakıyordu.

Mücahit ondan bin kat daha iyiydi. Ayrılmışlardı ondan ama inkar edemeyecekti.

"Sen o çocuk için mi göz yaşı döküyorsun?" Dedi Sude. "Değmez. Seni unutmuştur bile o. Acı ama gerçek."

"Biliyorum. Beni unutmuş olması çok yakıyor canımı. Bilmekte canımı yakıyor. Annem,kardeşim ve sevgilim..herşey üst üste geliyor."

Sessiz kaldı Sude. Daha fazla ne diyebilirdi bilmiyordu. Dakikalarca Ecenaz'ın yanında bekledi.

Ve Ecenaz'da dakikalarca ağlamaya devam etti.

Dakikaların ardından Ecenaz,hiç birşey olmamış gibi ayağa kalkıp,Sude'nin yanından ayrıldığında,Sude sadece Ecenaz'ın gidişini seyretti.

Sırrını tutacaktı. Ecenaz öyle umut ediyordu. Ama ikiside bilmiyordu ki Sude bu sırrı Ecenaz'ın yüzüne vuracaktı.

Günümüz...
Birkaç ay sonra...

Zaman böyle akıp geçerken sene sonu gelmiş ve böylece Sude 11. sınıf Savaş ise 12. sınıf olmuştu.

Yaz tatilini Savaş'la geçireceğini düşünsede Sude, durum tamamen farklıydı. Savaş daha yaz tatilinden üniversiteyi Amerika'da okumak için SAT sınavına hazırlanıyordu. Bir doktor olmak istiyordu Savaş.Bir kalp doktoru...

Sude güne gözlerini açtığında saat 12'ye geliyordu. Artık yaz tatili geldiği için istediği saatlere kadar uyuyabiliyordu. Uyumayı herşeyden çok seviyordu.

Elini yüzünü yıkadıktan sonra pijamalarını değiştirip odadan çıktığında karşısında Savaş'ın odasının kapısını görünce duraksadı Sude.

Umarım yine ders çalışmıyordur diye düşünürken Savaş'ın kapısını çaldı. İçerden Savaş'ın "Gel" dediğini işittiğinde duraksadı. Ders çalışıyordu.

Odanın kapısını açıp içeri girdiğinde Savaş'ın ders çalıştığını görünce bozuk olan morali yerlebir olmuştu. Bozuk olan morali Savaş'ın sıfır kollu tişört giyip kaslarının adeta Ben buradayım! diye bağırırken aklını kaybedeceğini düşündü. Moral bozukluğu bu kaslarla olmazdı.

"Bir şey mi oldu Sude?"

Savaş'ın sesiyle kendine gelen Sude bakışlarını o nefes kesici kaslardan Savaş'a çevirdi. Genç adam ders çalışmayı bırakmış tüm odağını Sude'ye çevirmişti..

Bu soru ile Sude ne diyeceğini bilemedi. Buraya öylesine gelmişti ve bir sebep bulması gerekirdi. "Şeyy...bugün sinemaya gitsek olurmu?"

"Güzelim" dedi Savaş,içinden gelmemesine rağmen. Bu durumdan oda hoşnut değildi "Daha sonra gidelim olurmu?"

Sıde'nin istemsizce gözleri kapanmıştı. Moralinin bozulduğunu belli etmek istemiyordu

"Peki tamam,sana kolay gelsin."

Sude odadan çıktığında boğazı düğümlendi. Tatile gireli 1 ay olnuştu ve Savaş'la bir dakika bile vakit geçirmeyeşi genç kızın canını acıtıyordu.

Onunla yakın olmasına rağmen uzaktı.

Sude dolan gözlerini silerek alt kata indi. Elif hanım işte olduğu için evde yoktu. Mutfağa geçip dolaptan atıştırmalık birşeyler alıp yerken oldukça keyifsizdi. Savaş'la vakit geçirmek istiyordu...

Telefonun çalması ile cebinden telefonunu çıkardı. Arayan Naz'dı

Ankara'da birkaç gün kalıcaktı ama Naz Ankara'yı sevdiğini söylerek ailesiyle birlikte orada kalmaya başlamıştı.

En azından Sude'ye böyle açıklamıştı Naz. Durum aslında öyle değildi.

Naz daha kendine bile itiraf edemediği bazı duygulardan dolayı orada kalmak istemişti...

"Efendim Naz"

"Sesin kötü geliyor,iyimisin?"

Derin bir nefes alıp verdi Sude "İdare eder,sen nasılsın?"

"Canın bir şeye sıkılmış senin,yine aynı konumu?"

Elini boynuna götürüp ovmaya başladı Sude "Evet aynı konu."

"Sude sende ona biraz hak versen" dedi Naz "Sınav senesine girince ve birde senin dediğin gibi Üniversiteyi Amerika'da okumak istediği sınava çalıştığı için gayet normal. Sen Üniversiteyi Amerika'da okumayacaksın ama inan gelecek seneye sende onun gibi olucaksın"

"Ama ben yaz tailinde sınava hazırlanmaya başlamazdım"

"Ben seni çok iyi tanıyorum Sude" dedi Naz "Avukat olmak istediğin için sende yaz tatilinde çalışmaya başlardın"

Ofladı Sude "Tamam başlardım ama Savaş'ada ilgi gösterirdim"

"Sen erkekmisin Sude?"

"Hayır" dedi Sude bu sorunun bu konuyla mantığını anlamaya çalışarak "Ama bu ne alaka şimdi konumuzla?"

"Erkekler böyledir çünkü Sude"

"Ders çalışma konusunda mı?"

Hafifçe kıkırdarken "Aptal" dedi "benim demek istediğim erkekler iki şeye aynı anda ilgi gösteremezler. Şimdi o sana ilgi gösterse dersleriyle ilgilenemez. Geleceği için ders çalışmayı seçmiş işte!"

"Ama en azından yanına gittiğim zaman ilgi gösterse?"

"Ben sana daha ne kadar anlatacağım Sude?" diyerek sitemde bulundu Naz "Erkeklerin kafası biz kızlar gibi değildir,kısacası beyinleri yokta denenebilir."

Hafifçe kıkırdadı Sude ama bu içten değildi. Aklı hep aynı kişideydi,Savaş'ta

"Gülüşün bile içtenlikle değil" dedi Naz "Bunu gül diye söylememiştim ama...neyse senin moralini bozmak istemiyorum. En son artık sinir krizi geçirmediğini söylüyordun,ne oldu yine kriz geçirmiyorsun değilmi?"

"Doktorum Yeliz abla çok iyi birisi." dedi Sude kafasındaki düşünceleri bir kenara atarak "bana verdiği haplar işe yarıyor gerçektende. En son Savaş'la Cem kavga ettiğinde kriz geçirmiştim yani buda 4 ay önce."

"Bu çok iyi" dedi Naz "İnandın,inandık ve iyi sonuca vardık"

"Yanımda durduğunuz için çok teşekkür ederim,iyiki varsınız"

"Bence bu bizlik birşey değil,yani bizide bağlıyor ama sen kendine inandığın için oldu."

Sude'nin yüzünde küçük bir tebessüm oluşurken arkadan Naz'ın annesi Burcu hanımın belli belirsiz sesi duyulunca Naz "Ben kapatıyorum" dedi "Burcu hanımla birlikte çarşıya çıkıcakmışız."

Kıkırdadı Sude "Tamam görüşürüz,Burcu teyzeyi benim için öp."

Naz telefonu kağattığında Sude telefonu masaya koyup ellerini yüzüne götürüp avuştururken telefona gelen mesaj bildirimi ile gelen mesaja baktığı anda kaşları çatıldı

Savaş Ateş:Sude suyum bitmiş,bana su getirebilirmisin?

"Bu ne ya?" diyerek sitemde bulundu Sude "Gerçekten abartıyor artık"

Sude bir yandan söylenip bir yandanda Savaş'a bir sürahide su doldurup merdivenlerden çıkıyordu.

Savaş'ın odasının kapısına geldiğinde kapıyı çalıp içerden Savaş'ın "Gel!" diyen sesini işittiğinde odanın kapısını açıp içeri girdi.

Sinirli durması gerekirdi ama duramadı. Ortada şu akıl alıcı kaslar varken bu olmazdı

"Suyunu getirdim Savaş" diyerek su dolu sürahiyi masaya koyup gideceği sırada Savaş'ın ona seslenmesi sonucu kesildi

"Sude!"

Sude arkasına dönüp Savaş'a bakacağı sırada Savaş ayağa kalkıp Sude'nin üstüne yürümeye başlayınca Sude ne olduğunu anlayamadan refleksle geri geri yürümeye başlamıştı.

Savaş'ın yüzünde bir şey vardı ama anlayamamıştı.

Sırtının duvara değmesi sonucu durmak zorunda kalınca Savaş ellerini duvara koyarak Sude'yi duvarla arasına alınca nefesi kesildi Sude'nin. Ne oluyordu?

Savaş Sude'yle yüzlerini aynı hizaya gelene kadar eğildi. Sude'nin kalbi göğsünden fırlayacakmış gibi atıyordu.

Savaş'ın bakışları Sude'nin dudaklarına kayınca fısıldadı "Bir dahakine beni başkalarına şikayet etme."

Anlamamıştı Sude "Na-nasıl yani?" diye sordu

"Eğer seninle ilgilenmemi istiyorsan bana gelip söyleseydin güzelim, istediğin kadar ilgilenirdim seninle"

Savaş Sude'nin dudaklarına yaklaşırken zorlukla yutkundu Sude. Naz'la olan konuşmalarını duymuştu!

Savaş'ın dudakları Sude'ninkilere değmesiyle birlikte nefesi kesildi Sude'nin.

Savaş Sude'yi öpüyordu!

Sude'yi öpüyordu.

Bu öpücüğe karşılık vermek için gözlerini kapattığında beklemediği birşey oldu,afalladı. Savaş dudaklarını çektiğinde afallamış bakışlarlar Savaş'a baktı Sude.

Oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibiydi.

"Alo Sude ordamısın?"

"N-nee?"

"Sude beni duyuyormusun?"

Bütün bunların bir hayalden ibaret olduğunu anlayan Sude hiç istemesede bu hayalden sıyrılıp Naz'ı daha fazla cevapsız bırakmamak için "Evet burdayım." dedi keyifsizce.

Keşke bu olanlar hayal değilde gerçek olsaydı...

"Lan Sude kaç dakikadır sana sesleniyorum,duymuyormusun?! En son 4 aydır kriz geçirmediğini söyledin ve sustun."

Elini boynuna götürüp ovarken "Özür dilerim ya dalmışım" dedi Sude

"Neye daldın?"

"Farkında olmadan bir hayale dalmışım"

"Bu nasıl bir hayalki sen farkında olmadan daldırıyor?"

Gözlerini yavaşça kapattı Sude "Boşver ya önemli değil"

"Bu hayal seni baya üzmüşe benziyor,bunu ses tonundan bile anlayabiliyorum" dedi Naz "Bana analatabilirsin Sude,aramızda ne kadar mesafe olsa bile biz SudeNaz olmaya devam edeceğiz bunu unutma,olurmu?"

Hafifçe tebessüm etti Sude "SudeNaz'ı asla unut-" Sude'nin lafı Savaş'ın mutfağa girmesi ile kesilirken Naz "Yine o seni üzen hayale mi daldın?" diye sordu "Bak kızım bazen senin bir sik kafalı olduğunu düşünmüyor değilim. Üzüleceğini bile bile niye seni üzecek hayaller kuruyorsun?"

Sude bardaklıktan su bardağı alan Savaş'ı izlerken "Zaman gerçektende çok hızlı geçiyor Naz hakikaten de. Baksana 17 olduk artık."

"Zaman ne alaka Sude?" diye sordu Naz anlamszılıkla. Bu kız hayale fazla dalmıştı haralde.

"Ayy evet değilmi" dedi Sude anlamsız konuşmaya devam ederek "17 oldum ama ben kendimi daha genç hissediyorum"

Naz 2 yaşındaki çocukla eş değersin demek istesede bunu içinde yutup Sude'nin konuyu birden değiştirmesinin sebebini anlayarak "Savaş mı orda?" diye sordu bıkkınlıkla. Göz devirmemek için zor tutmuştu kendini.

"Evet Naz,sana kesinlikle katılıyorum."

"Ne yapıyor,senin odanda?"

"Sen ve ben hiçbir zaman ayrılmayacağız"

"Odanda değil yani?"

"Evet,seni çok seviyorum Naz"

"Odanda değilseniz şuan nerdesiniz peki?"

"Bende şimdi yemek yiyordum"

"Mutfaktasınız...tamam ne yapıyorki o mutfakta?"

Göz ucuyla Savaş'a baktı Sude "Sağlığımız için hergün su içmeliyiz bunu unutma."

"Tamam unutmam" dedi Naz gülerek "Hadi git şimdi aşkını itiraf et."

"Ne?" diye bağırdı Sude kendine engel olamayaraktan ancak bu bağırış su içen Savaş'ın bakışları Sude'yi bulmasıyla birlikte çaresizce Savaş'a telefonu işaret etti "Naz şaşıracağım birşey söyledi de." dedi. Malum bölgesinden bile terler akıyordu.

Savaş önüne dönüp içtiği bardağı yıkayıp yerine koyarken dudakları hafif kıvrılmıştı. Hızla mutfaktan çıkarken Sude'ye göz ucuyla bakıp sessizce kıkırdı...

Savaş'ın mutfaktan çıkması ile tuttuğu nefesi verdi Sude "Gitti Naz!"

"Onu verdiğin nefesten anladım."

"Fazla mı sesli verdim?"

"Eh yani..." dedi Naz ve ardından Sude'nin hızla nefes alış-verişlerini duyunca kaşları şaşkınlıkla havalandı "Sude...ağlıyormusun sen?"

Artık gözyaşlarına kapılnış olan Sude mutafağın kapısına bakarak "Bana tek kelime bile etmedi" dedi "ders çalışmak ne kadar da önemliymiş böyle ya" Sude kafasını masaya gömdüğünde Naz "Sude..." dedi ama Sude, Naz'ın ne diyeceğini bildiği için "Bana sakın erkekler böyledir deme Naz!" dedi boğuk çıkan sesiyle "Benim bir kalbim var!"

"Herkesin bir kalbi vardır Sude."

"Yaa off!" diye bağırdı Sude kafasını masadan kaldırırken.

"Off deme,seni anlıyorum ama sadece 1 sene beklemeni istiyorum. 1 sene sonra herşey normale dönücek"

"Sen öyle san!" dedi Sude "1 yıl sonra Amerika'ya gidicek,Amerika'ya gittikten sonra ne olucak? Biz görüşebilecekmiyiz?"

Sessiz kaldı Naz. Ne diyeceğini bilemedi. Sessiz kalmaktan nefret ederdi ama bu kez sessiz kaldı. Herşeye çözümü olan Naz'ın bu konuda çözümü yoktu...

☁️ ☁️☁️

"Artık iyiye gidiyorsun" dedi Yeliz hanım "kontrolleri ayda bir kereye çıkartalım ve ilaçların dozunu düşürelim"

Kafasını salladı Sude. Naz ile konuşmalarının ardından 2 hafta geçmişti ve o günden beri hiç neşesi yoktu.

"Senin canın birşeye mi sıkıldı Sude,bu seans modun fazla düşük"

Sude bunu kimseye anlatmak istemiyordu. Herkes Sude'yle Savaş'ı kardeş olarak birlirken bunu anlatamazdı kimseye

Kafasını 2 yana sallayıp zorda olsa gülümsedi "Birşeyim yok" dedi "İzninizle çıkabilirmiyim?"

"Tabiiki çıkabilirsin" dedi Yeliz hanım anında "Ama canın birşeye sıkkınsa bana anlatabilirsin,yardımcı olurum"

"Aşkıma kavuşmamada yardımcı olurmusun peki Yeliz abla,görmüyormusun yandığımı?" demeyi çok isterdi ama bunu içine attı Sude,sadece kafasını sallamakla yetindi ve ardından odadan çıktığında derin bir nefes alıp verdi.

Etrafına bakındığında Elif hanım yoktu. Seans çıkışlarında Sude'yi Elif hanım alırdı.

Ama şuan Elif hanım Sude'yi almaya gelmenmişti.

"İşimi çıktı acaba?" diye kendi kendine sesli bir şekilde düşünürken Savaş'ı koridorun başında buraya doğru geldiğini görmesiyle birlikte gözleri fal taşı gibi açılmıştı.

Sude'yi Savaş mı almaya gelmişti?

Kalp atışları gitgide hızlanırken Savaş Sude'nin yanına gelmesiyle birlikte "Seansın bittiyse hadi eve gidelim" dedi.

Yutkundu Sude. Eve gitmek istemiyordu "Şeyy..." dedi umut dolu bir sesle "sinemaya gidelimmi?"

Bu soru karşısında duraksadı Savaş. Sude bu soruyu masum bir kız çocuğu gibi sormuştu. Nasıl reddedebilirdiki?

Malesefki reddecekti. Bu şeylerin daha henüz zamanı gelmemişti.

"Güzelim" dedi,boğazında bir düğüm vardı "Ders çalışmam lazım,söz başka bir sefere"

Bu cevaba artık alışmıştı Sude.

Ders

Ve ders

YİNE VE YİNE DERS!

Şuan Naz gibi davranıp sövebilirdi.

Ben senin sürekli ders çalışacağım diyen dilini... devamını getiremedi. Savaş'a kıyamazdı ki o

"Tamam o zaman eve gidelim" dedi büyük bir hüzünle ve hızla çıkışa doğu yürümeye başladı. Kalbi kırıktı bunu göstermek istemiyordu.

Tatilin başında 18 yaşına giren Savaş'ın artık bir ehliyeti ve arabası vardı. Sude hızla ön koltuğa oturup Savaş'ın gelmeini beklerken dolan gözlerini hızla sildi.

Yol boyunca ikiside tek bir laf etmedi bu Sude'nin canını çok yakıyordu.

Onunla konuşmak istiyordu.

Yola bakmayı bırakıp bakışlarını Savaş'a çevirdiğinde Savaş tüm dikkatini yola vermiş,başka hiç birşeyle ilgilenmiyordu.

Genç kız Savaş'ın dikkatini dağıtmamak için önüne dönüp yolu izlemeye devam etti.

Bu daha ne kadar devam edecekti? Bilmiyordu.

Ama bu işin sonunda canının çok yanacağını biliyordu.

12.Bölüm sonu

BİR BÖLÜMÜN DAHA SONUNA GELDİK. ŞUNU FARK ETTİM,BU BENİM İÇİN NORMAL AMA SİZİN İÇİN ANORMAL GELEBİLİR. ÇÜNKÜ KARAKTERİMİ ADIM GİBİ İYİ BİLİYORUM. NAZ. SİZE BİRAZ SOĞUK GELİYORMUŞ GİBİ HİSSEDİYORUM. KIZ ZATEN SOĞUK BİRİ,SUDE'YLE NASIL ARKADAŞ OLDUĞUNU İLEREYEN BÖLÜMLERDE ÖĞRENECEKSİNİZ VE NAZ İZMİR'E GERİ DÖNDÜĞÜNDE KARAKTERİNİ ÇÖZECEKSİNİZ. KİTAP DAHA BİTMEDİ,SADECE BAHSEDİP ÜSTÜNDE FAZLA DURMADIĞIM ŞEYLER İLERDE KARŞINIZA CEVAP OLARAK ÇIKACAK. BUNLARIN HEPSİNİ İLERLEYEN BÖLÜMLERDE ÖĞRENECEKSİNİZ. SEVİYORUM SİZİ,ÖPTÜM. BİR SONRAKİ BÖLÜME KADAR KENDİNİZE İYİ BAKIN. (YENİ BÖLÜM GELMEZSE ARTIK İYİ OLMAYACAKSINIZ SKKEJEJRKRK)