Bölümler 11Şu an: 8. Bölüm Yalnız ve Tek
- 1 1. Bölüm Bir Cehennemin Başlangıcı667 kelime
- 2 2. Bölüm İlk Av413 kelime
- 3 3. Bölüm Kaza312 kelime
- 4 4. Bölüm Bilinmeyen Şey461 kelime
- 5 5. Bölüm Şüphe388 kelime
- 6 6. Bölüm Son Durak609 kelime
- 7 7. Bölüm Görev Başarılı672 kelime
- 8 8. Bölüm Yalnız ve Tek484 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9. Bölüm Arkadaşlık1.161 kelime
- 10 10. Bölüm Gerçekler1.785 kelime
- 11 11. Bölüm Sensin1.724 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapıyı açtığımda sarışın ama kahve gözlü kadın karşımda duruyordu. Suratındaki o gülümseme ise sanki hiç silinmeyecekmiş gibiydi. Elinde de bir hediye paketi duruyordu. Hediye mi almıştı? "Yeni taşındığın için sana ev hediyesi aldım. Umarım beğenirsin." Elindeki hediye paketini bana uzattı. Ben ise şaşkınlıktan kalakalmıştım. Hediye mi? Hem de bana? Hayatım boyunca kimse bana hediye almamıştı. Çok garip bir hismiş. Auren'in bana uzattığı hediyeyi aldım. Gözüm hâlâ hediye paketindeydi. "Daha önce... Kimse bana hediye almamıştı." İradem harici dudaklarımdan çıkan bu cümleyle afalladım. Aptal, bundan ona ne? Kimse seni umursamıyor. Yine kendini acındırıyorsun. "Nasıl yani?" Auren'in sesini duymamla bakışlarımı ona çevirdim. "Kimse sana hediye almadı mı? Peki ya doğum günlerinde?" Son cümlesiyle yüzümde istemsizce buruk bir gülümseme belirdi. O, ben olmak için fazla renkli bir hayat yaşamış olmalıydı. Ah kadın, bilmiyordu ki yaşamak bile benim için lükstü. Doğum günleri Kael Waverly için bir lanetti. Cehenneme doğduğum günü neden kutlayayım ki? Kimsenin umrunda değilim zaten. Kutlanması da aptallık olurdu. Gerçi kutlayacak kimsede olmadığı için burada tek aptal bendim.
"Almadı." diye yanıtladım Auren'i. Düşünceli gözlerle bana bakıyordu. Ne yaşadığımı anlamaya çalışıyor gibiydi. Anlamasını da beklemiyordum. Onun gibiler sadece gülmeyi bilirdi. Benim gibilerse... Hayır, benim gibi kimse yok. Sadece ben varım. Her yerde, her şeyde, her konuda tek ve yalnızım. Diğer benliklerini bile öldürmek zorundaydım. Hiç bir evrende yoktum artık. Sadece bu evrende kaldım. Auren'i öldürürsem tamamen yalnız olurum. Ve bunu düşünmekte beni deli ediyor. Novira... O olsaydı tek ve yalnız kalmazdım. Bugün daha iyi anladım ki benim en büyük cezam yalnızlıktı. Fakat suç işlememiştim ki cezam olsun. Belki de benim suçum dünyaya gelmekti. "Kael?" Auren'in seslenmesiyle kendime geldim. "Ha, evet. Dalmışım. İçeri geçer misin, ayakta kaldın?" Konuyu değiştirmek konusunda berbatsın, Kael. Hangi konuda berbat değilim, amına koyayım? Her şeye zararım zaten. Hiç bir şeye faydam olmadı ki. "Yok, sağol yine de. Sana bunu verip gidecektim zaten. Kendine iyi bak." Auren son bir kez gülümsedi ve gitti. Bakışlarım tekrar hediye paketine kaydı. "Bu kız yine ne saçmaladı acaba?" İçeri girip kapıyı kapattım. Oturma odasına geçip koltuğa oturdum. Paketi açtığımda poşete sarılmış bir kitap gördüm. Kitabı poşetten kurtardığımda incelemeye başladım. Kitabın isminin yazıldığı yere baktım. Muhteşem Gatsby. İsmin altında post-it'e yazılmış bir not vardı. Şöyle diyordu: "Yalnız kalmayı seçen komşum Kael'a... Yeni evin kutlu olsun. Bu arada, yeşil ışıkları sever misin? -Auren." Son cümlesi büyük ihtimal bu kitaptan bir göndermeydi. Gülerek başımı iki yana salladım. "Deli kadın." Çocuk gibiydi. O ölmek için fazla hayat doluydu. Yani benim tam zıttım.
Kitabı koltuğa bırakıp paketleri çöpe attım. Yatak odama girdim. Sadeydi ve benim için yeterliydi. Dolabı açıp pijamalarımı aldım ve üstümü değiştirdim. Yatağa doğru uzandığımda aklımda yeni hayatım vardı. Ona ölümü hiç yakıştıramıyordum. Fakat ölmek zorundaydı. Onu öldürmeliydim. Ben babam yüzünden ölmek istemiyordum. "Eğer bu şekilde ölürsem kendi hayatımın bile sahibi olmamış olacağım." Sırtımı duvara döndüm. "Ben bunu istemiyorum." Gözüm doldu ama göz yaşım akmadı. Çünkü ağlarsam göz yaşımı silecek kimse yoktu. Yalnız olmak buydu. Ben hep tek kaldım. Yalnız ve tek.
Bölüm etkileşimi
