Bölümler 11Şu an: 7. Bölüm Görev Başarılı
- 1 1. Bölüm Bir Cehennemin Başlangıcı667 kelime
- 2 2. Bölüm İlk Av413 kelime
- 3 3. Bölüm Kaza312 kelime
- 4 4. Bölüm Bilinmeyen Şey461 kelime
- 5 5. Bölüm Şüphe388 kelime
- 6 6. Bölüm Son Durak609 kelime
- 7 7. Bölüm Görev Başarılı672 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8. Bölüm Yalnız ve Tek484 kelime
- 9 9. Bölüm Arkadaşlık1.161 kelime
- 10 10. Bölüm Gerçekler1.785 kelime
- 11 11. Bölüm Sensin1.724 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uzun bir sessizlik oldu. Şu an Auren'in omzuna dokunuyorsun, Kael. Daha yeni tanıştınız! Yaptığımın farkına varıp hemen elimi Auren'in omzundan çekip bir adım uzaklaştım. Auren şaşırıp kalmıştı. Konuyu değiştirmek için "Gidecek bir yerin yok yani?" diye sordu. "Evet ama merak etme. Ben bir şekilde hallederim." Yalandı. En kötüsü evin köşesinde bir yerde yatardım. O kadar da kötü değil. Daha kötü şeyler de yaşamıştım. Auren "Yerde mi yatacaksın? Sonra hasta olunca görürsün. Olmaz öyle şey." dedi. Biraz duraksadı. "Benim evimde kal." Auren'in son dediği şey karşısında yutkundum. "Saçmalama, ben hallederim. Bir de senin rahatını bozmayayım."
"Ee nerede kalacaksın o zaman?"
"Ben hallederim, cidden."
Pek içi rahat etmiş gibi görünmüyordu. Ama daha da inat etmedi. "O zaman ben gidiyorum. Kendine iyi bak!" Gülümsedim. "Sende kendine iyi bak." Auren evinin kapısından içeri girdi. Kapı kapanınca suratımda ki sahte gülümseme bir anda kayboldu. Son çare yerde yatacaktım. Evime girip kapıyı kapattım. Odalardan birine girdim ve sırt üstü yere uzandım. "Yarın ilk işim mobilya bakmak olacak galiba." diye mırıldandım. Gözlerimi kapattım.
Sabah olur
Sabah erkenden kalkıp mobilya almak için evden çıktım. Caddenin köşesini dönerken anahtar hâlâ cebimdeydi. Soğuk metal avucuma batıyordu ama asıl sorun evin içiydi. Bomboştu. Durup kaldırımın karşısındaki mağazaya baktım. Camın arkasında dizilmiş koltuklar, lambalar, yataklar... İçeri girer girmez ağır ahşap kokusu yüzüme çarptı. Bir çalışan hemen yanıma geldi.
"Hoş geldiniz efendim, yardımcı olabilir miyim?"
"En hızlı teslim edilen ne varsa onu istiyorum."
Adam bir kaç saniye duraksadı. "Nasıl yani?"
"Yatak olur, masa olur... Ne varsa." Sesim çok sabırsız çıkıyordu. "Bugün gelsin yeter."
Adam afallayıp başını salladı. "Depoda hazır ürünler var. Akşama kurulum yapabiliriz."
"İyi."
Adam bana bir kaç mobilya tanıttı ama ben adamı dinlemiyordum bile. Sade olması yeterliydi. Bir kaç mobilya baktıktan sonra mağazadan çıktım. Giyecekleri alışveriş merkezinden alıp evdeki boş kolilerin üstüne bıraktım. Dolap gelince yerleştireceğim için geçici bir süreliğine oraya bırakmıştım. Mobilyalar bu akşam yerleştireleceği için rahattım. Ben bunları düşünürken aklıma dün Auren'in bana verdiği kafesinin kartını hatırladım. Kafeye gitmem için vermişti. Gitmem de bir sakınca yoktu. Kartı cebimden çıkarıp adrese baktım. Yolda gördüğüm taksiyi durdurdum ve adresi tarif ettim. Taksi kafede durduğunda parayı verip arabadan indim. Kafeye girdiğimde bütün insanlar ayaklanmıştı. Ne olduğunu anlamadığım için etrafa baktım. Bir adam Auren'e bağırıyordu. Adam. Auren'e. Bağırıyordu.
"Kahveyi üstüme dök diye mi geldim ben buraya!"
"Yalnız hiç bir insana böyle bağıramazsınız. Kuru temizleme parasını ödeyeceğimi söyledim değil mi? Şimdi gider misiniz? Şu an hiç vaktim yok."
"Sen bana paragöz mü diyorsun lan?!"
Adam Auren'e vurmak için elini kaldırdığında adamın elini havada yakaladım. Nedense çok sinirlenmiştim. "Kızı rahat bırak." Bileğini sıktım. Adamın kızgın bakışları beni buldu. "Ne oldu? Dövecek misin beni?!" Bileğini çekmeye çalıştı ama çekemedi. "Gerekirse evet." Yumruğumu adamın yüzüne geçirdigimde adam bir kaç adım geriledi. Eli yüzündeydi. "Şimdi," dedim ve sinirden tuttuğum nefesimi verdim. "Çık." Adam bir şey demedi ama çıkarken kapıyı sertçe kapattı. Auren'e döndüm. "Sağol." dedi. Güldüm. "Sağolayım." O da gülümsedi. "Bu arada sen iyisin değil mi?" diye sordum bir anda. Başını salladı. Rahatlamıştım. Biraz durdu. "Sen niye gelmiştin?" Cebimden kafenin kartını çıkarttım. "Sen çağırmadın mı?" Güldü. "Tamamen aklımdan çıkmış. Sen bir yere otur, ben geliyorum." Kafamı salladım ve boş masalardan birine oturdum. Az önce yaşanan olay bana Auren'in güvenini kazanmak için büyük bir fırsat olmuştu. Aslında sevinmem gerekiyordu ama nedense bu benim içimi biraz huzursuz etmişti. Nedenini anlamadım ama aldırış etmedim.
"Bu kolay olacak."
1 saat sonra
Kafeden çıkmış, eve gitmek için taksiye binmiştim. Auren'e eve mobilyaların yerleştireleceğini söyleyerek kafeden çıkmıştım. Şuan arkadaş olma planım gayet iyi gidiyordu. Hiç bir sorun yoktu. "Sandığımdan kolaymış."
"Efendim?" Taksi şoförü yüzüme bakmadan konuşmuştu. Duyacağını sanmamıştım. "Bir şey yok." diyerek geçiştirdim. Nasıl bir şey yoktu? Çok şey vardı. Halledilmesi gereken çok şey vardı. Aklımda kalan bir sürü soru işareti vardı. Kafamın içinde bir sürü şey vardı. Taksi evin önünde durdu.
***
"Bunu nereye bırakalım abi?" Kafamla odayı gösterdim. "Şu odaya bırakın." dedim. Yerleştirme bitmişti. Adamlar evden çıkıyordu. Hepsi gidince derin bir nefes aldım. "Ev sorununu hallettik. Şimdi asıl sorunla ilgilenme vakti..." Kapı çaldı. Kapıya doğru ilerleyip kapı deliğinden kimin geldiğine baktım. Auren'di. Geleceğini söylememişti. Dudağımın kenarı kıvrıldı. "Plan işliyor, Kael. Her şey kontrolün altında."
Bölüm etkileşimi
