6. bölüm / 6
Yaz Kış AşkBölüm 6: Çarpışan Arabalar
Bölümler 6Şu an: Bölüm 6: Çarpışan Arabalar
Mert kendisine şaşkınlıkla bakan Defne ve Rana'yı görünce kahkaha attı. Çarpışan arabayla yanlarına yaklaşırken Selin'in kendisine çarpmasıyla sarsıldı. Sarsıntıyı çok umursamayıp tam konuşmaya başlayacakken Rana ondan önce davrandı:
"Senin ne işin var burada?"
Mert yüzüne en ukala gülümsemesini yerleştirerek:
"Arkadaşın üstüme kustuğu için benden özür diledi. Bende eğer bu randevuya sizi de davet ederse onunla barışacağımı söyledim o da kabul etti sağolsun. Başka sorunuz yoksa arkadaşından az önceki çarpmasının intikamını almam gerek."
Rana Mert'e göz devirdi. Şu gizli adamın Mert olduğundan şüphelenmese bir saniye bile orada durmazdı. Hala kendi halinde çarpışan arabayla öylece eğlenen Selin'e sinirle bakarak:
"Yok. Bir tane de benim için çarp."
"Emrin olur asi kız."
Defne kardeşinin ne yapmaya çalıştığını anlamıştı. Çünkü o hesap ödeme muhabbetinden sonra garsondan fiziksel tarif almışlardı ve gene neredeyse Mertle aynı tarife sahipti ki kardeşi de Mertten şüphelendiğini anlatmıştı kendisine. Bir tek detay ikisini de şüpheye düşürüyordu: Orta yaşlı adam. Defne bu detay olmasa da Mertten şüphelenmezdi çünkü Mert'in bu kadar takip işine gireceğini düşünmüyordu. O bir oyuncuydu dolayısıyla herkes gibi elini kolunu sallaya sallaya her yere girip çıkamazdı peşinde mutlaka magazin olurdu. Gene de bir ihtimal onlarla uğraşması için bir adam tutmuş olabilirdi sonuçta böyle büyük oyunlar oynayan biri her şeyi yapardı.
Rana Mert ve Selin'in çarpışan arabada birbirlerine çarpma yarışını başta sinirli sinirli izlerken, git gide bundan zevk almaya başlamıştı. Mert Rana'ya söz verdiği gibi Seline iki kere çarpmış, daha sonra da öyle güzel kaçmıştı ki Selin bir türlü Mert'e çarpamamıştı sinirle Mert'e yaklaşmaya çalışırken, kendisi duvara çarpıp sarsılıyordu. Mert de bu duruma kahkahalarla gülüp ara da da Rana'ya göz kırpıyordu. Rana Mert kendisine bakınca ona öldürücü bakışlar atıyor, Mert bakışlarını başka yöne çevirdiğinde ise bu kaosu gülerek seyrediyordu.
Sonunda Mert ve Selin onları izlemekte olan Rana ile Defne'nin yanına geldiğinde Rana Selinin omzuna hafifçe vurarak:
"Senin bu oyuncu bozuntusuyla ne işin var? Hadi ikiniz birlikte vakit geçiriyorsunuz beni ve ablamı niye çağırıyorsun kızım sen?"
Mert Rana'nın kendisine oyuncu bozuntusu demesine bozularak:
"Ben de buradayım yalnız."
Rana göz devirerek Mert'e döndü:
"Sana ayrı uyuz oluyorum zaten. Bunu zaten biliyorsundur diye Selinle özel konuşma gereği duymadım."
Selin gene de arkadaşı ile özel konuşmanın daha sağlıklı olacağını düşünerek, Rana'nın tüm itirazlarına rağmen arkadaşının koluna girerek onu Mert ve Defne den daha uzak bir köşeye çekti. Oradaki bir banka oturup olanları anlatmaya başladı.
Mert ve Defne ikisinin didişerek yanlarından ayrılmasını gülerek izledi. Sonra Mert merakla Defne'ye dönüp:
"Kardeşin hep böyle midir? Kindar ve öfkeli?"
Defne Rana'yı herkesten iyi tanıdığı için çok düşünmeden gülerek cevapladı:
"Hep böyle değil aslında ama birinden soğudu mu tam soğur. Bir daha da o kişiye karşı normal biri gibi davranması çok zor. Az önce de gördüğün gibi inanılmaz derece de sivri dilli. Ben asla onun gibi ağır sözler söyleyemem ama o sevmediği kişiye karşı tüm öfkesini kusar. Sevdiklerine karşı çok tatlı ama sevmedikleri için pençelerini çıkarmaktan hiç çekinmez."
Mert Defne'nin söylediklerini dikkatle dinlemiş, Defne'ye belli etmese de morali biraz bozulmuştu çünkü Rana'nın Kuzey'e bakışı ile kendisine bakışı çok farklıydı. Çünkü Defne'nin de dediği gibi Kuzey sevdiği kişiydi ona karşı tatlıydı ama kendisine karşı adeta dişi kaplan kesiliyordu. Mert Rana'yı asla tavlayamayacağını düşündüğünde içinde bir yer cız etti. Bu kadar üzülmesine anlam vermeyerek dışarı her zamanki gibi en neşeli maskesini takınarak Defne'ye sordu:
"Selin ile Rana üniversite de tanışmışlar ama Rana ona Kuzeyden hiç bahsetmemiş neden sence? Bunlar ne zamandır tanışıyorlar?"
Defne cevap vermeden önce kelimelerini özenle seçti. Bu kez kısa ve net bir cevap verecekti çünkü o da Rana gibi Mertten şüphelenmeye başlamıştı. Sorgular bir bakışla:
"Onlar çocukluk arkadaşı da sen neden Rana'nın hayatıyla bu kadar çok ilgileniyorsun? İşin falan yok mu senin?"
Mert bu soruya otuz iki diş gülerek rahat bir tavırda cevap verdi:
"Menajerim bana gelen işleri beğenmiyor. Benim öyle her işte oynamayacağımı bildiği için çoğunu bana göstermeden reddediyor. Bende artık sadece beni parlatacak projelerde yer alıyorum. O yüzden şu sıralar şöhret dünyasından çok sizin gibi normal insanlarla ilgileniyorum. Hem Rana da Selinde oyuncu olmak istiyor benim size zarardan çok yararım dokunur."
Mert bunu söyledikten sonra Defne'nin tepkisine baktı. Defne anlamlı anlamlı başını sallıyor, ona hak veriyordu. Bu cevabı Defne'yi ikna etmeye yetti düşünerek, Defne'yle arasında mesafe bırakmaya özen gösterecek şekilde ona yaklaştı ve gülerek:
"Sende abim hakkında istediğin soruyu sorabilirsin bana. Biz bir takım olabiliriz."
Defne kendisiyle saygılı bir mesafede durmaya özen gösteren Mert'in konuyu Barış'a getirmesiyle utanıp, geri çekilmişti. Gene istemsiz kıpkırmızı kesilmişti. Tam Mert'e cevap verecekken Rana ile Selin yanlarına geldi. Defne içinden derin bir nefes aldı.
Selin Rana'nın koluna girip: "Barıştık ama değil mi?" diye sormuş, Rana da: "Bilmiyorum düşünmem lazım." diye cevap vermişti. Mert mahcup bir tavırla:
"Aa ama yapmayın kızlar hepinizin burada olmasını ben istedim. Şimdi moralleri toparlayın, benim için kavga etm-"
"Senin için kavga ettiğimiz falan yok."
"Lafımı bölme asi kız. Şimdi kavga da küslükte yok burada hep birlikte eğleneceğiz tamam mı? İlk hangi alete binelim. Ne istersiniz?"
Mert sorusunu sorduktan sonra Rana'nın yüzünde garip bir ifade belirdi. Gözleri kısıldı, dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. Defne bu bakışı tanıyordu; kardeşi bir plan yaparken hep böyle görünürdü.
"Ben dönme dolaba binmek istiyorum," dedi Rana.
Selin şaşkınlıkla döndü: "Sen dönme dolaplardan nefret etmiyor muydun?"
Rana omuz silkti. "Dönme dolaplara bir şans daha vermeye karar verdim."
Rana bunu söyledikten sonra Mert'e baktı. Mert Rana'nın bu kadar çabuk ortama ayak uydurması karşısında şaşkındı ama Rana'nın bakışından sonra bu sözü kendi üstüne alınmıştı. Mert dönme dolabın metafor olduğunu Rana'nın aslında kendisine yeni bir şans vereceğini düşünmüştü. Rana'nın da istediği buydu. Mert her zamanki egosuyla ondan hoşlandığını sanarken, Rana Mert'in ağzını arayacaktı.
Mert ukala gülümsemesiyle: "Tamam, dönme dolap. Kim kiminle binecek?"
Rana planına sadık kalarak, herkesin donup kalacağı o cümleyi söyledi:
"Ben Mert'le binmek istiyorum."
Sessizlik. Selin'in ağzı açık kaldı. Mert gülüyor ve amacına ulaştığını düşünüyordu. Defne ise kardeşinin amacını herkesten önce anlamış hatta diğerlerine çaktırmadan kardeşine göz kırpmıştı. Rana ablasına tatlı tatlı gülümsedi. Mert keyifle:
"Benimle mi? Yanlış mı duydum? Yoksa bu bir rüya mı?"
Rana göz devirdi. "Hayır gerçek Mert. Seni daha yakından tanımak istiyorum."
Mert Rana'ya biraz daha yaklaştı: "Bu bir çıkma teklifiyse kabul ediyorum asi kız."
Rana Mert'in koluna sert bir şekilde vurarak: "Biraz daha konuşursan vazgeçicem."
Mert gülerek kolunu silkeledi. Rana'nın vuruşu onda pek bir etki yapmamıştı. Rana'ya eliyle "Önden buyur." hareketi yaptı. Rana hışımla Mert'in önüne geçti. Defne ile Selinde bu ikiliye gülmeden edemedi.
Görevli onları dönme dolaba yönlendirdi. Kabinler ikişerliydi. Selin ve Defne öndeki kabine bindi. Mert ve Rana arkadaki kabine.
Kabin yükselmeye başladığında Rana pencereden dışarı bakıyordu, Mert ise onu izliyordu. Rana'nın yüzünde o her zamanki sivri ifade yoktu; daha sakin, daha düşünceli görünüyordu. Rana sonunda doğru soruyu bularak:
"Hiç birini takip ettin mi?"
Mert bu soru karşısında şaşırmıştı ama çok çaktırmadan gülerek cevap verdi:
"Hayır. Sen?"
Rana Mert'in kendisini takip etmediğini biliyordu zaten. Muhtemelen arkadaşlarından birini ayarlamış olabilirdi. Amacı Mert'in tepkisini ölçmekti. Zekice kendi uydurduğu hikayeye uygun bir cevapla planını uygulamaya devam etti:
"Ettim. Hoşlandığım biri vardı lisede bana pek pas vermiyordu bende onu daha yakından tanımak için takip etmiştim ve çocuk lunaparkta sevgilisiyle buluşmuştu. O hayal kırıklığıyla daha fazla orada durmak istemedim tam gidecekken Kuzeyle karşılaştık. Kuzey'e durumu fark ettirmemek için kaldım ve o çocukla sevgilisinin arkasından dönme dolaba bindik. O ikisini ön kabinde sarmaş dolaş gördüğümden beri dönme dolaplardan nefret ediyordum ama şimdi düşününce haksızlık etmişim gibi. Güzel bir şeymiş aslında."
Mert Rana'nın bu kadar detaylı bir şekilde kendisine bir şeyler anlattığına inanmamıştı. Rana'nın kesinlikle başka bir amacı vardı ve bunun için Mert'e uydurma hikaye anlatıyordu. Bundan bu kadar emin olmasının sebebi Selin'in Ranalar gelmeden önce dönme dolap görünce Mert'e: "Rana dönme dolapları çok sıkıcı ve gereksiz buluyormuş biliyor musun? Bu yüzden onlardan nefret ediyormuş." demesiydi. Böyle dramatik bir hikayeyi kesinlikle kendisinden önce Selin'e anlatacağından emindi. Selin de Mert'e sadece doğruları söyleyeceğine söz vermişti ki şüphe edilecek bir kızda değildi zaten. O yüzden Mert bu hikayeye inanmamış ve saçma bulmuştu. Lakayt bir tavırla: "Eee niye anlattın şimdi bunu?" diye sordu.
Rana Mert'in bu soruyu soracağını tahmin ediyordu. Gülerek:
"Hiç. Dönme dolaptayız ya çağrışım yaptı herhalde."
Mert de Rana gibi gülümseyerek karşılık verdi:
"Hani amacın beni yakından tanımaktı. Daha çok kendini tanıtır gibisin?"
Rana Mert'in bu sorusuyla karşısındaki kişinin de en az kendisi kadar zeki olduğunu anlamıştı. Artık bundan sonra daha fazla açık vermemek için daha doğru ve daha rahat konuşmalıydı. Hızlıca Mert'e daha da yaklaşarak:
"İkimizde karşılıklı birbirimizi tanıyalım istedim. Birazda çenem düştü kabul ediyorum. Rahatsız olduysan söyle daha da çok konuşayım malum seni sinir etmek benim yeni hobim oldu artık."
Mert Rana'nın son söylediği cümleye adeta kahkaha attı. Gülerken farkında olmadan Rana'ya haddinden fazla yaklaşmıştı. Rana hemen kendini geri çekti sonra Mert gülmesini zorla durdurmaya çalışarak:
"Böyle bir hobin olduğunu bilmiyordum ama seni mutlu edecekse sana sinirlenmiş gibi yapabilirim malum karşında yılların oyuncusu duruyor."
Rana Mert'in bu gereksiz özgüvenine gülerek:
"Sanırsın yılların yeşilçam oyuncususun. Alt tarafı birkaç senedir ünlüsün diye havalanma bu kadar. Hem sahte sinirlendiğinde anlaşılır illa ki gerçeği kadar zevk vermez."
Mert Rana’nın bu cümlesiyle birden sessizleşmişti. Ne güldü, ne de bir cevap verdi. Sadece camdan dışarıyı izlemeye koyuldu. Rana Mert’in kendisine numara yaptığını ve birazdan az önceki gibi güleceğini düşünüyordu ancak Mert’in gözlerine baktığında gördüğü kırgınlık adeta içini acıttı. Öyle ki o an Mert’e karşı nefretini bile unuttu. Mert’e biraz daha yaklaşarak:
“Ne oldu? Seni gerçekten kıracak bir şey mi söyledim?”
Mert aynı perişan süratla Ranayla göz teması kurmamaya özen göstererek:
“Hayır. Sadece gerçekleri yüzüme çarptın aynı o seminerdeki gibi. Belki de gerçekten çok abartıyorum. Etrafımda pek arkadaşımda yok zaten belki de kendimi bu kadar çok sevmekten, herkesten farklıymışım gibi görmekten vazgeçmeliyim.”
Rana ne diyeceğini bilmiyordu çünkü Mert gerçekten üzgün gözüküyordu. Bir süre bir şey demedi sonra normalde Mert’e karşı asla yapmayacağı bir şeyi yaptı:
“Özür dilerim. Bazen fazla abartıyorum o kadar da kibirli değilsin. Yüklenme kendine.”
Rana Mert’in buna bile tepki vermemesine şaşırıp, anlam veremediği bir vicdan azabıyla ne yapacağına karar veremezken Mert’in bir anda gene hunharca kahkaha atmasıyla önce şok oldu sonra da eskisinden bile daha çok Mert’ten nefret etmeye başladı. En çok da kendine kızıyordu Mert’e kurduğu tuzağa kendisi düşmüştü. Tam şoku atlatıp Mert’e sinirlenecekken, dönme dolabın durmasıyla hiçbir şey demeden kabinden hışımla çıktı.
Defne kardeşinin öyle kimseye bir şey demeden çekip gitmesine şaşırarak kardeşinin peşinden koştu. Mert ve Selinde onları izlemeye koyuldu. Selin en yakın arkadaşının öyle üzgün ve sinirli gitmesine üzülse de gene de Mertle kalmayı tercih etmişti çünkü ikisi parti gecesinden beri arkadaştı ve aralarında bir çıkar ilişkisi de vardı: Mert Selin’in Rana hakkında bir şeyler anlatmasına karşılık, Selini de kendisinin olduğu oyunculuk sektörüne sokacağına söz vermişti. Üstelik dün ünlü yapımcı Asım Beyle bile kendisini tanıştırmıştı. Bu yüzden bu fırsatı elinin tersiyle itemezdi. Ranaya bunların hiçbirini anlatmamış ve geçiştirmişti ama Mert’e Rana ile ilgili bildiği her şeyi anlatmıştı.
Rana lunaparktan gitmekle gitmemek arasında gidip geliyordu. Mert ve Selinden uzakta ablasıyla beraber hiçbir şey konuşmadan bir ileri iki geri gidip geliyorlardı. Sonunda Defne bu sessizliğe dayanamadı ve sordu: “Ne oldu Mertle dönme dolaptayken? Yüzün kireç gibiydi çıktığında. Öfkeden hala daha burnundan soluyorsun. Kötü bir şey mi dedi?”
Rana öfkesini mümkün olduğunca ablasından uzak tutmaya çalışarak:
“Daha da kötüsü oldu abla. Kendi kurduğum tuzağa kendim düştüm. Az önce o ukala adamdan özür diledim ya inanabiliyor musun ben yaptım bunu.”
Defne Rana’nın bu itirafından sonra gülmeden edemedi. Rana’nın o öfkeli bakışlarını gördükçe daha da çok gülesi geliyordu ancak Rana’nın öfkesinin son raddinde olduğunu ve kendisine karşıda mesafe koyacağını bakışlarından hissettiğinde gülüşünü sildi ve abla moduyla:
“Tamam olan olmuş ama bu ilk turdu. Bir sonraki turda da sen onu yeneceksin hatta bunu beraber yapıcaz şimdi ikimiz birlikte ikisinin yanına gidicez ve buradan sıkıldığımızı, birlikte başka bir yere gitmek istediğimizi söyliycez. Onlarla başka mekanda yüzleşeceğiz. Mert ne kadar masum değilse senin biricik arkadaşın Selinde en az onun kadar sinsi dikkat et ona da çok bir şey anlatma. Bu Mert benle bile ittifak kurmaya çalıştı. Sana kafayı takmış bu çocuk.”
Rana başını sallayarak onayladı. O da Selin’e eskisi kadar güvenmiyordu. Bunca yıl sonra bir tane düzgün arkadaşı olmuştu o da Selindi ama o bile arkasından iş çeviriyordu. Onun yanında doğduğundan beri tek olan kişi biricik ablasıydı. Ablasını şefkatle kendisine bakan gözlerine bakarken gözü doldu ve ablasına sıkı sıkı sarıldı. Ablası da bu ani sarılmaya şaşırsa da o da sıkı sıkı sarılarak karşılık verdi ve kardeşinin yanaklarından öptü.
Defne ve Rana ayrılıp onları izleyen Mert ve Selinin yanına döndüklerinde ilk konuşan Defne oldu: “Mert lunaparkı ayarladığın için teşekkür ederiz ama artık büyüdüğümüz için eskisi kadar sarmıyor burası. Birlikte konuşabileceğimiz, kutu oyunu oynayabileceğimiz sıcak tatlı bir kafeye gitmeye ne dersiniz?” Selin Mert’e baktı. Mert onaylayınca o da onayladı. Tam gideceklerken Mert Defne ve Rana’nın önüne geçti ve onları durdu. Defne ve Rana’nın şaşkın bakışları arasında Mert lafa büyük bir coşkuyla girdi:
“Ama önce aramıza birazdan katılacak çok değerli birini beklememiz gerek.”
Defne merakla sordu: “Kimi?”
Mert gene aynı ciddiyetle cevapladı: “Senin de en az benim kadar değer verdiğin birini.”
Defne’nin kaşları havaya kalktı şimdi Mert de Rana da Selinde kendisine bakıyordu. Defne’nin aklında tek bir isim vardı: Barış Akdeniz. Ama o buraya ne ara gelecekti ki? En son dün gece konuşmuşlardı. Pazar günü ancak geleceğini düşünüyordu bugün Cumaydı. Vakit öğlene geliyordu Barış konuşmalarından hemen sonra uçağa atlasa ancak gelebilirdi. Üstelik yorgun olurdu. Belki de Mertle başka bir ortak tanıdıkları gelecekti Emre mesela? Belki de onu kast etmişti Mert. Defne Emre’nin gelebilecek olmasına daha çok ihtimal veriyordu.
Mert ve Rana Defne’nin suskunluğunda gene kendi aralarında tartışacak bir şey bulmuştu. İkisi birbirine laf dalaşı yaparken Selin arayı bulmaya çalışıyordu ama nafile ikisi de birbirleriyle kedi köpek gibi tartışmaya başlamıştı. Defne ise orada yok gibiydi. Barış’ı yeniden görmenin ihtimali bile onu oradan soyutlamaya yetmişti. Tam o anda lunaparkın önünde bir araba durdu ve içinden son derece şık bit takımla orta yaşlı bir adam çıktı.
Arabanın içinden Barış’ın çıkmasını bekleyen Defne gördüğü manzara karşında hem şok olmuş hem de hayal kırıklığına uğramıştı. Karşısında kendilerine doğru gelmekte olan adam: yaklaşık iki yıldır görmedikleri babalarıydı. Rana da en az kendisi kadar şok içindeydi ama o ablasından çok daha farklı bir şey düşünüyordu şimdi: Yemek hesaplarını ödeyen gizemli adam tıpkı babaları gibi tarif edilmişti. Gizemli adam babaları mıydı?
