10. bölüm · Yaz Akşamları, Teoden
Nereye gitsem oradasın
Deniz'in anlatımıyla...
Sabaha kadar gözüme tek bir damla uyku girmedi, sadece onu düşündüm. Annem olacak kadın odama daldı.
"İzinsiz odaya girilir mi? Kaç yaşına gelmişsin bunu da sana ben mi öğreteceğim?" dedim oflayarak.
Alaycı bir tavırla sırıttı, Teoman’ın ki gibi değildi ama. Yüzündeki sırıtış bir an da silindi. "Kalk hazırlan hadi, gidiyoruz." dedi etrafa bakınarak. Cevap bile vermedim.
"İki dakikaya hazır ol!"
Ayağa kalktım istemsizce, yerimden bile kımıldamadığım için her yerim tutulmuştu. Elimi enseme attım.
Daha sonra gözlerimi karşımdaki aynaya çevirdim. Gözlerimin altı mosmordu, her zamanki gibi.
Ama bu sefer ağlamaktanda gözlerim kıpkırmızı olmuştu.
Mecbur kalmak hiç istemezdim.
Fakat belki de gereken budur? Teoman'ı unutursam hayatım daha iyi olur? Bavulumu alıp, hazırlanmaya başladım. Kaçmak istiyordum. Yetti artık. Ama elim kolum bağlı gibiydi, yapamadım.
Telefonumu elime aldım, tekrar o yazıya gitti elim. Teoman.
Hiç çevrimiçi olmamıştı, hâlâ aynı duruyordu. Son görülme dün 13:08. Oflayarak, bıraktım telefonu. Oyalanmayıp, bavulu hazırlamaya devam ettim.
O vakit gelmişti, Bodrum'dan ayrılıyordum. Teoman'ı bırakıp gidiyordum.
"Deniz içerideki bavulları getir. " dedi babam taksici ile konuşurken. Taksiyle uçağa gidecektik. Yolumuz Antalya.
Başımı sallayıp, bavulları almaya gittim. Son kez odama girdim, masanın üstünde unuttuğum kolyeyi gördüm. Hızlıca aldım kolyeyi elime.
"Bunu nasıl unuturum!" dedim. Kolyeyi cebime atıp, fazlasıyla ağır olan bavulları elime aldım. Yüzümdeki ifade değişmemişti. Aynı mutsuzluk.
Bavulları bagaja koyup, isteksiz bir şekilde taksiye bindim. Kırgınım kendime. Keşke yapmasaydım bazı şeyleri diye.
Teoman'a meğerse hiç empati kurmamışım. Herkese karşı empati kurardım. Lakin Teoman'a kurmamıştım. "Neden?" diye düşündüm.
Müzik dinlemek hep iyi gelirdi bana. Kulaklığımı takıp, başımı buz gibi olan cama yasladım. Gözlerimi kapayıp, bu kabustan uyanmak istedim. Gözlerimi kapayıp tekrar açtığımda belki bu kabustan uyanırım?
Havaalanına geldiğimizi fark edip gözlerimi açtım. Bu bir kabus değildi. Maalesef. Kabuslar korkunçtur lakin gerçeği daha korkunçtur.
Taksiden hızlıca indim, hava almam gerekiyordu. Havayı içime çektim, belki iyi gelirdi.
Uçağın gelmesine yaklaşık 15 dakika vardı. Aceleyle, uçağa girdik. Bavullarımızı koyduğumuzdan emin olup, koltuklarımıza oturduk.
Annem ve babam ayrı yerde, ben ise Ali ile yan ayan oturuyordum. Ali çocukluğundan beri gökyüzünü izlemeyi çok severdi. Aynı ablası. Bu yüzden cam kenarına oturmasına izin verdim.
O dışarıyı izlerken, bende etrafıma bakındım. Daha sonra her an görmek istediğim o yüzü gördüm. Çok tanıdık ve çok güzel...
Teoman...
Gördüklerim ile birlikte şok geçirdim resmen. Gözlerimi ovuşturdum, beni sırıtarak izliyordu. O alaycı tavırla sırıtmasını çok özlemişim. Gerçekten oradaydı.
Fark etmeden ağzım açık kalmıştı. Annem beni görüp, "Kız ne oldu neye bakıyorsun öyle?" dedi fısıldayarak.
"Bir şey yok." diyebildim sadece. Annem bakışlarını babama çevirip sohbet etmeye başlayınca rahatladım.
Teoman, göz kırparak parmağını dudağına bastırdı; aramızda ilk sır kurulmuştu. Gülümsedim, gözlerinin içine bakarak. Çok uzağımda değildi, bakış açımın içine giriyordu. Rahatlıkla ona bakabilirdim.
Telefonumu heyecanla elime aldım, ve Teoman'a yazdım.
Deniz:
Bakıyorum da,
nereye gitsem oradasın?
Diye yazdım sessiz bir şekilde gülerek.
Teoman:
Bakıyorum da,
bundan memnun gibisin?
Bu çocuk ne yapsa beni etkiliyor. Bu yanıt daha fazla sırıtmama neden oldu.
Deniz:
Memnunum evet.
Teoman:
Heyecanlandırıyorsun beni.
Deniz:
Heyecanın zararı olmaz canım benim.
Sırıtarak bana baktı.
Teoman:
Biz baya iyi ilerliyoruz.
Canımdan devam!
Deniz:
Sınırlarını aşma bence.
Teoman:
Uf tamam ya,
hemen soğuk yapma Deniz Kızı.
Deniz:
Yapmıyorum adi herif!
Teoman:
Özledim.
Deniz:
Neyi?
Teoman:
Adi herif demeni.
Deniz:
Adi herif!
Görüldü.
Deniz:
Birde görüldü atıyor ya?
Bak yanına gelirim.
Yaz hemen.
Teoman:
Sakın ol ya.
Tamam özür dilerim.
Gelsene yanıma ya.
Lütfen
Deniz:
Gelmiyorum.
Teoman:
Ben mi geliyim?
Deniz:
Yanım dolu:)
