9. bölüm · Yaz Akşamları, Teoden

Biz hiç beceremedik

sky '

Deniz'in anlatımıyla...

Ne diyeceğimi bilememiştim açıkçası. Bana ilk defa biri böyle demişti. Ne diyeceğimi bilemem normal. Her ilkimi neden onunla yaşıyordum?

Ona karşı hâlâ bir nefret vardı içimde. Fakat derinliklerinde de bir sevgi besliyordum ona karşı. Ah neler diyorum ben! Ama onunla sevgili olacak kadar kendimi yakın hissetmiyorum.

"Ne?" diyebildim sadece.

Omuz silkmek ile yetindi, "Bilmiyorum, sana karşı bir hislerim olabiliri—" derken lafını kestim. "Sakın," dedim gözlerimi kaçırırken.

Geri adım attım, bana olan yakınlığı dikkatimi dağıtıyordu. "Bunları duymaya hazır değilim." dedim zar zor.

Burnunu çekti, ağlamaya meyilliydi. Gözleri az önceki gibi kıpkırmızıydı. Onu ağlarken görmek beni nedense üzmüştü.

"Peki," demek ile yetindi. Cebini eline attı. Elini cebinden çıkardığında uğruna sevmediğim biriyle sevgili olduğum kolye çıktı. Avucundaki kolyeyi bana uzattı. Gözlerimin içine bakamıyordu, odağı kolyedeydi.

"Al. Galiba hikayemiz başlamadan sona erdi. Sahte sevgili rolünden çıkabilirsin Deniz Kızı." dedi.

Ardından, bu seferde diğer cebine soktu elini. Bu sefer ne çıkaracağını bilmiyordum. Bir not kağıdı çıktı, ne çok büyük ne de çok küçüktü.

"Bunu okursun, yolculukta." dedi boğuk çıkmıştı sesi. Başım ile onayladım, kağıdı elinden aldım. Aldığım gibi çıktı sahadan. Ne yazıyordu acaba? Hemen okusam mı diye düşündüm. Bence zamanı değil.

Teoman'ı böyle görmeyi hiç düşünmezdim. Aklımın ucundan bile geçmezdi. "En azından kısa sürdü, üzülmeye değmez Deniz." diye söylendim kendi kendime. Bir yere çömelip, not kağıdını yavaşça açtım.

"Selam Deniz Kızı,
bu notu okuduğunda, seninle yollarımız ayrılmış olur belki?

Eğer ayrılmazsa vermem zaten.

Şunu bilmeni istiyorum, seni hiçbir zaman 'sahte sevgili' rolünde görmedim. Bana ne yaptın bilmiyorum. Ama beni etkiledin. Aşık ettin. Bu notu nasıl yazdığımı bile bilmiyorum, ama yazdırttın. Hiç yapmayacağım şeyleri yaptırdın. Bir gün ayrılacağımızı tahmin ediyorum aslında. Kim ister ki benim gibi zorba birisiyle sevgili olmayı?

Senin istemeyeceğini adım gibi biliyorum zaten. Ama belki bir şansımız olur belki diye düşünüyorum bazen. Merak etme senin istemediğini biliyorum.

Ama sadece düşünüyorum, elimde olan bir şey değil. Sahte sevgili rolünü Sıla içinde istemedim. Biraz olsun yanında olmak istedim.

Kolyeni de karşılaştığımızda düşürdün. İstemsizce aldım elime. En güzel yaz akşamları seninle geçiyormuş meğer. Niye bu kadar geç girdin hayatıma Deniz Kızı?"
Teoman.

İstemsizce hıçkırıklara boğuldum, meğer ne kadar düşünceliymiş bu çocuk. Nasıl bunları yazmış hayrete düşüyordum. Elimi dudaklarıma götürdüm, ağlamamak için zor tuttum kendimi. Sakın ağlama Deniz sakın!

Bütün duyguları aynı anda yaşıyordum âdeta. Sinir, nefret, pişmanlık ve sevgi.

Onu seviyordum,
Hem de ondan nefret ediyordum.
Kendime sinir oluyordum.
Ve pişmanlık duyuyordum.

Kağıdı buruşturup yere fırlattım. Elimi saçlarımın arasından geçirdim. Gözlerimden yaşlar, sicim gibi akıyordu. Ağlıyordum. Neden?

Bir yandan annem olacak kadın beni arıyor, bir taraftan ben kendimi durduramıyordum. Neden durduramıyorum kendimi? "Nefret ediyorum senden Teoman."

Bana nasıl kendini aşık etti bu lanet olası adam. Ben nasıl düştüm bu tuzağa. Bir hata işledim, nefret ettiğim kişiye aşık oldum.

Tekrarlamam gerekiyor! Deliriyordum galiba. Benim ne yapıp edip Bodrum'da kalmam için. Koşturarak eve gittim. O kadar hızlı koşuyordum ki nefes alışverişlerim düzensizleşti.

"Koş Deniz koş, hiç bir şey düşünme. Sadece koş."

Kapının önüne geldiğimde, zile tekrar tekrar bastım. Annem kapıyı açıp, bana oldukça sinirli bir şekilde baktı. "Ne yapıyorsun be!" dedi. "Konuşmamız gerek." dedim. Gözlerime odaklandı, "Ağladın mı sen?" dedi. Oflayarak içeri girdim.

Tekrardan ağlayamazdım.

Salona bile geçmedim, hemen konuşmam gerekiyordu. "Anne, bak ciddiyim." dedim. "Benim Bodrum'da kalmam lazım.

Siz giderseniz gidin, en azından bir yurtta kalırım ne yapıp edip kalırım burada!" dedim hışımla. Arkamdan babamın bizi dinlediğini hissedebiliyordum.

Alaycı bir tavırla beni dinliyordu, pek umurunda değildi açıkçası.

"Oldu Deniz Hanım, sonra arkamdan konuşsunlar. 'Nuray'ın deli kızı yurtta kalıyormuş.' diye. Benimle geleceksin, bana yardım edeceksin anlıyor musun!" dedi dişlerinin arasından.

"Bunu o küçük aklına sok." dedi ve işaret parmağının ucunu alnıma sertçe bastırdı. Ve arkasına bile bakmadan yanımdan ayrıldı.

Bazen "YETER!" diye bağırmak istiyordum. Her şey üstüme üstüme geliyordu, bunalmıştım artık. Derin bir nefes aldım, göz yaşlarımı tutmak adına tavana baktım.

Nafile.

Gözümden bir yaş süzülürken elimin tersiyle sildim. "Yarın yola çıkıyoruz Deniz." dedi babam salondan.

Cevapsız kalmayı tercih ettim. Belki bugün yaşananlar bir rüyadır? Lütfen rüya olsun. Lütfen.

Odama girdim çaresizce, yapacağım bir şey yoktu. Tek yapabildiğim şey ağlamak. Şaka gibi ya! Teoman'ı bırakıp gidiyordum. Gitmek istemiyorum fakat elimden gelen hiçbir şey yok!

Yavaşça yatağıma uzandım, uyumak için değildi. Cebimden telefonumu çıkartıp, eski mesajlarımızı okumaya başladım.

Aynı lise dizilerinde aşk acısı çeken başrol kız gibiydim. Okudukça acı bir gülümseme yayıldı yüzüme.

Bekledim yazmasını. Yazmadı. "Tekrar yaz lütfen. Eskisi gibi yaz bana." dedim kendi kendime. Ofladım, yazmadı. Ekranda, en son görülme bugün 13:08 yazıyordu. Saat şuan 23:37di. Çevrimiçi yazsını görürsem çıldırırdım herhalde.

Nasıl buldunuzz. Yorumlarınızı bekliyorummm