19. bölüm · Yaz Akşamları, Teoden
Bu bizim gerçeğimiz
Deniz'in anlatımıyla...
Teoman'ın göğsüne yaslanmış olarak uyandım. O uyku hayatımın en huzurlu uykusuydu.
Onun yanındayken kendimi huzurlu, mutlu hissediyordum.
İlk defa böyle duygular besledim birine karşı.
Başımı yavaşça kaldırdım. Onu uyandırmamak için elimden geleni yaptım.
Gözlerimi araladım. Onu kollarımın arasında uyurken görmeyi hiç düşünmemiştim.
Sapsarı saçları dağılmış gözüküyordu.
Bu haliyle bile yakışıklıydı.
Onun bu şapşal hali sırıtmama neden oldu.
Eli dün gece gibi belimdeydi, kıpırdatmamıştı. Elimi Onun yanağına dokundurdum. Baş parmağımı hafifçe yanağında gezirdim.
Bugün karne günüydü.
Belkide son kez o sınıfa girecektim; Teomanla kaderimizin birleştiği sınıf.
Burada uzun süre kalamayabilirdim. Yurt bulamadığım sürece.
Teoman'ın evinde kalmazdım, doğru olmazdı benim için.
Duvarda asılı olan; altın çerçeveli, oldukça şık olan saate baktım.
Yeni uyandığımdan dolayı ilk başta saatin kaç olduğunu anlayamadım.
Gözlerimi ovuşturdum, gözlerimi tekrar açtığımda okula yetişmek için son 15 dakikamızın kaldığını fark ettim.
Hızlıca içine gömülmüş olduğum koltuktan fırladım. Teoman benim bu anı kalkmışım ile uyanmıştı. Gözlerini fal taşı gibi açıp, "Ne oluyor ya?" diye haykırdı.
Koşturarak Teoman'ın odasına girdim, "Geç kalıyoruz Teoman! Karne günü var unuttun mu?" diye
İstemsizce yerinden kalktı, yüzünü sıvazladı. "Ya en güzel anlarımızın içine ediyor!" diye söylendi.
Bavulumdan üstüme uygun kıyafetler ararken, "Sen giyin bir şeyler." dedim.
Kapının önünde durdu, kollarını göğsünde birleştirdi. "Burada mı giyineyim Denizcim?" dedi sırıtarak.
"İğrençsin şuan." dedim gözlerimi devirerek.
Dudağının kenarını ısırdı, "Denemeden bilemezsin." dedi eğlenerek.
Kıyafetler bulup, odadan süzüldüm. Lavaboya doğru yöneldim.
"Ben burada giyinirim, sende hızlı ol!"
"Tamam Deniz'im." dedi.
Üstümü giyindikten sonra son kez aynaya baktım.
Bence gayet güzel olmuştum. Sade ve şık.
Lavaboda çıktıktan sonra, duvara yaslanmış sakince beni bekleyen Teoman'ı gördüm.
Üstündeki beyaz gömlek vücut hatlarını belli ediyor, mavi pantolonu ise onun olmazsa olmazıydı. Bu hali beni cezbediyordu.
Elimi saçlarımın arasından geçirerek, "Hadi gidelim," dedim.
Beni dikkatlice süzdü, gözlerindeki ışıltıyı tekrar görmüştüm.
Yutkundu, "Deniz Kızı..." dedi.
"Efendim Mr. Hırt?" dedim alaycı bir tavırla.
Ofladı, "Ben burada romantik olmaya çalışıyorum, sen benimle dalga geçiyorsun. Böyle olmaz ki Denizcim!" dedi aramızdaki mesafeyi kapatarak.
Yanağıma yetişmek için yavaşça eğildi.
Dudağını yanağımda gezdirirken, gözlerimi yumdum.
Anın tadını çıkarmak istedim fakat geç kalmak istemiyordum.
"Geç kalıyoruz..." dedim fısıldayarak.
"Bir şey olmaz." diye mırıldandı.
"Teoman," dedim ciddi bir ses tonuyla.
Başını kaldırdı, dudaklarını büzerek bana baktı. Bu haliyle oldukça tatlı duruyordu. Aynı bir çocuk gibiydi.
"Hadi gidelim büzme dudaklarını." dedim üzülerek.
Dudağının kenarı kıvrıldı, "Telafisini isterim." dedi çapkınca.
Gülerek gözlerimi devirdim, çok beklerdi.
Babamın 16. yaş doğum günümde aldığı, bordo renginde olan çantamı koluma taktım. Kombimin eksik parçasıydı âdeta.
"Hadi acele et biraz!" dedim. Kolunu omzuma attı, "Hadi gidelim güzelim," dedi. Sesi melodi gibi duyuluyordu âdeta. Ya da sadede bana öyle duyuluyordu.
Bu evinin aslında okula oldukça yakın olduğunu fark edince yürümeye başladık. 5 dakika içerisinde okula varabilmiştik.
Okula el ele girdiğimizi gören öğrenciler, bizi her zamanki gibi şaşkınlıkla izliyorlardı.
Aldırış etmedim, benim için önemli olan sadece Teoman'dı. Kimin ne düşündüğü umrumda bile olmuyordu.
Yüzümdeki tebessümü silmeden sınıfa girdik. Sınıfa girdiğimde an Sıla'nın gözleri beni buldu.
Dudağının kenarı sinsice yukarı kıvrıldı, oturduğu yerden yavaşça kalktı.
"Burada kimler varmış!" dedi alaycı bir tavırla.
Elimi Teoman'ın elinden çektim. Kollarımı göğsümde birleştirdim. "Ne oldu kıskandın mı Sılacım?" dedim samimiyetsiz bir gülümseme ile.
Aşağılayıcı bir tavırla sırıttı, başını yavaşça iki yana salladı. "Ah Denizcim, rol yapmayı bırak artık. Hepimiz Teoman ile sahte sevgili olduğunuzu biliyor."
Sıla'nın son kelimesi sınıfta bomba etkisi yarattı. Uğultular bir an da bıçak gibi kesildi, herkesin odağı bize döndü.
Aynı onun gibi aşağılayıcı bir tavırla sırıttım. "Hayal gücüne hayranım Sıla. Ama şunu bilki kıskançlığın sana zarar veriyor." dedim. Sözümü bitirmemiştim.
"Hayalperest olmaya başlamışsın. Bu huyunu bırak bence. Seni düşündüğümden söylüyorum. Yanlış anlama bebeğim." dedim, sesimi herkesin duyacağı kadar yükselterek.
Bakışları buz gibi soğudu âdeta. Sarsıldı fakat kimseye belli etmemeye çalışıyordu. Bir adım daha attı. "Hayal falan kurduğum yok Deniz, Teoman senin gibi birisiyle sevgili olacaksın birisi değil. Bence sen bunların hayalini kurma." dedi, sesinden titriyordu.
Tam lafa girecekken Teoman belimden tutup, beni kendine çekti.
"Sıla sen bunları ne cüretle söyleyebiliyorum anlayamıyorum. Sana yüz vermediğim için mi bunları söylüyorsun? Benim kiminle olacağım sana mı kalmış?" dedi umursamaz bir tavırla.
Sılayı pek umursamıyordu. Fakat konu bana gelince ağzını tutamadı.
Sıla’nın yüzündeki o sinsi tebessüm hafifçe sarsıldı. Teoman’dan böyle net bir tepki beklemediği belliydi.
"Teoman, ben sadece..." dedi kekeledi Sıla. "Gerçekleri söylüyorum herkes arkanızdan konuşuyor!" dedi.
"O zaman o konuşanlara söyle," dedi Teoman, sesini daha da alçaltıp tehditkar bir ton katarak. "Bu bizim gerçeğimiz, onların dedikodularından daha gerçek. Bir daha kine sevgilime laf yetiştirme. İlk önce bir kendine bak." dedi.
Sınıf şok olmuş bir şekilde bizi dikkatle izliyorlardı.
Bu kadarını bende beklemiyordum.
En arka sıraya geçtik, Sıla'nın sinirden yanakları kızarmaya başlayınca sırıttım.
Teoman yavaşça kulağıma fısıldadı; "Nasıldım Deniz Kızı?" diye sordu. Dudaklarımı birbirine bastırdım, "Oldukça havalı." dedim kıkırdayarak.
Sıraya yaslandı,"Teoman Akkaya olmak böyle bir şey. Yakında belki Deniz Akkaya'yı da görürüz." dedi sırıtarak.
