21. bölüm · Yaz Akşamları, Teoden

Mecburiyet

sky '

21.Bölüm: Mecburiyet
"Hayatta bazı şeylere mecbur kalırsın; ruhun şiddetli rüzgarlar ile boğuşurken, dışarıdan bakıldığında sakin bir deniz gibi görülmek zorunda kalırsın..."

İlahi Bakış Açısı

Teoman, telefonun çalmasıyla birlikte uyandı. Deniz telefonun susmamasına rağmen uyanmamıştı. Teoman Deniz'i uyandırmamaya dikkat ederek yataktan kalktı.

"Kim bu saatte arar ya?" diye söylendi, bu saate uyanmayı sevmediğinden dolayı.

Ekrana baktığında "Annem" yazısını gördü.

Yeşil butona dokunup, telefonu kulağına götürdü.

"Efendim anne?" dedi Deniz'e bakarken, sesi oldukça kısıktı.

Şebnem oldukça ciddi bir ses tonuyla, "Neredesin ve kiminlesin?" diye sordu.

Bu sorulardan bıkmıştı, her kendi evine gittiğinde bu soruları duymaya maruz kalıyordu.

Şebnem onu gerçek annesiymiş gibi oldukça iyi tanıyordu. Oğlunun ne yapacağını tahmin edebilecek kapasitedeydi. Kendini, Teoman'ın annesi rolüne büründürmüştü.

Derin bir iç çekti, "Cevabımı alamadım küçük çapkın." dedi.

"Benim evdeyim." dedi umursamaz bir tavırla.

"Kiminle?"

Ofladı, "Anne, bildiğini biliyorum." dedi.

"Denizle mi?" diye sordu, anında bilmişti.

Başını salladı, "Evet." dedi.

"Baban seni kahvaltıya çağırıyor, hemen gel. Önemli. O kızı getirme ama sakın." dedi ve kapattı.

Oflayarak telefonu cebine koydu. Pijamalarıyla uyumamıştı, günlük kıyafetleriyle uyuyakalmıştı. Bu nedenle hazırlanmaya gerek duymadı.

Deniz yavaşça gözlerini araladı, karşısında Teoman'ı görünce sırıttı.

"Erkencisin."

Teoman sesi duyunca irkildi, arkasını döndü.

Gülümseyerek omuz silkti.

"Olabilir güzelim, iyi uyudun mu?" diye sordu.

Yavaş adımlarla yatağa yaklaştı. Deniz'in yüzünü daha net görmek için eğildi.

Başını salladı usulca, "Çok güzel uyudum. Bu sefer rüya bile gördüm." dedi, o güzel gülümsemesi yüzüne yayılırken.

Merakla, "Ne gördün bu sefer?" diye sordu Teoman.

"Bizi... Mutluyduk merak etme."

Teoman'ın gülümsemesi gittikçe büyüyordu. Deniz'in kahve rengindeki saçlarını hafifçe okşadı.

"Güzelim annem beni çağırıyor. Sen burada kal. Ben döneceği tamam mı? Sonra detayla anlatırsın bana." dedi.

Başını salladı Deniz tekrardan.

Teoman odadan süzüldü.

Evden olacaklardan habersiz ayrıldı. İçine bir kurt düşmüştü. Annesi onu her böyle aradığında sonu hiç iyi bitmiyordu.

Sokakları arşınladı, en sonunda eve vardığında yakasını düzeltip kapıyı tıklattı.

Şebnem, Teoman'ı kapıda bekliyormuş gibi aniden kapıda belirdi.

Boğazını temizledi, "Hoş geldin Teoman, geç içeri." dedi, gözleriyle içeriyi göstererek.

Onaylar anlamda başını öne eğdi. İçeri adım attığın o korkunç bakışlar üzerine geldi.

"Merhaba baba." dedi.

"Geç otur karşıma." sesinden bile ciddiyeti anlaşılıyordu.

Masaya doğru ilerledi, sandalyeyi çekip oturdu.

Masaya odaklandı, Hakan'ın yüzüne bakacak cesareti yoktu.

Boğazını temizledi, "Dinliyorum babacığım." dedi.

Hakan yemeğini zevkle yerken, "Yarın yurtdışına gidiyorsun. Artık orada okuyacaksın." dedi kararlı bir ses tonuyla.

Teoman duraksadı, gözlerini Hakan'a çevirdi.

"Nasıl?" diye sordu.

"Öyle, bunu uygun gördük senin için."

Dişlerini sıktı, "Öyle bir şey olamaz." dedi. İlk defa Hakan'a karşı gelmişti. Cesaret bu olsa gerek.

Bakışlarını Teoman'a dikti, "Nasıl olamaz. Babana karşı mı geliyorsun sen?" diye sordu.

Başını kararla salladı, "Benim hayatım burada." dedi.

Alayla sırıttı Hakan.

"Deniz'den bahsediyorsun sanırım. Annesi sende kaldığını öğrendi, Deniz'i almaya yola koyuldu bile."

Teoman donup kalmıştı.

Artık hayatı mahvolmuştu bile. Planı kurmuşlardı.

Ne zaman Deniz ile mutlu olacaklardı?

Gözlerini kaçırdı, bakmak dahil istemiyordu baba olduğunu iddia eden adama.

"Bana bak!" diye haykırdı.

Tekrar baktı nefret dolu gözleriyle.

Ağzını peçetesiyle temizledi, "Bavulun hazır, odanda. Bugün uçağın var. Kaçırma sakın." dedi ve ayağa kalktı.

Teoman gözleri dolmuş bir şekilde Şebnem'e baktı.

"Hiç mi sevmediniz beni? Mutlu olmamı bile mi istemiyorsunuz?" diye haykırdı.

İçindeki nefret dolup taşmıştı. İçindeki ateş, söndürülemez hale gelmişti.

"Ne benden istediğiniz ya!" diyerek masa örtüsünü çekti. Bütün yemekler yere dökülürken, Şebnem tepkisiz kaldı.

"Bu bir kabus olmalı." diye mırıldandı Teoman.

Başını olumsuz anlamda salladı Şebnem, "Değil, o kız ile mutlu olamazsın. O kız sana uygun değil. Anla bunu." dedi sakinliğini koruyarak.

Gözünden bir yaş süzüldü Teoman'ın. "O sizin gibi değil, beni mutlu ediyor. Ve en önemlisi ben onu seviyorum!" dedi.

"Her şey sevmek ile olmuyor Teoman."

İnanmak istemiyordu Şebnem'in dediklerine.

İşaret parmağıyla Teoman'ın odasını gösterdi. "Gir bavulunu al. Yoksa o Deniz denen kızı bir daha görmezsin. İstesen bile."

Tehdit etmeye başlamıştı bile.

İstemsizce odasına gitti. Hayatı şimdiden kararmıştı.

Deniz'e ne diyecekti?

Ona tekrardan sarılıp, öpebilecek miydi?

Onunla daha gerçekleştiremediği hayalleri vardı. Hepsi bir cümle ile yıkıldı. Odasına girip, kapıyı hışımla kapattı.

"Özür dilerim Deniz Kızım..."