7. bölüm / 8
Yasak Sınır- BÖLÜM 7 - SIRRIN İLK ÇATLAĞI
Bölümler 8Şu an: - BÖLÜM 7 - SIRRIN İLK ÇATLAĞI
- 1 - BÖLÜM 1 -308 kelime
- 2 - BÖLÜM 2 - AYNI MASADA359 kelime
- 3 - BÖLÜM 3 - KÜTÜPHANEDE BAŞ BAŞA295 kelime
- 4 - BÖLÜM 4 - BUNU KİMSE BİLMEMELİ296 kelime
- 5 - BÖLÜM 5 -YASAK BİR HİS396 kelime
- 6 - BÖLÜM 6 - BENİ SEÇ512 kelime
- 7 - BÖLÜM 7 - SIRRIN İLK ÇATLAĞI936 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 - BÖLÜM 8 - KISKANÇLIĞIN ARDINDAKİ GERÇEK872 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Asher, Jack'in elini bırakmak istemiyordu.
Bunu kendine itiraf etmek bile başlı başına bir sorundu. Birkaç hafta önce Jack Draven'ın yanına yaklaşmamak için okulun diğer ucundan dolaşan kendisiydi. Şimdi ise boş bir sınıfta onunla el ele duruyor, kalbinin hızla atmasını engellemeye çalışıyordu.
Üstelik Jack de elini bırakmak için acele etmiyordu.
"Sanırım artık gitmeliyiz," diye mırıldandı Asher.
Jack kaşını kaldırdı.
"Neden?"
"Çünkü birazdan biri gelecek."
"Kim?"
"Bilmiyorum, Jack! Bir öğretmen olabilir, bir öğrenci olabilir. Hatta müdür bile olabilir!"
Jack'in dudaklarının kenarı kıvrıldı.
"Müdürün bizi el ele görmesi gerçekten günümün en güzel anı olurdu."
Asher gözlerini devirdi.
"Seninle konuşmak neden bu kadar zor?"
"Çünkü beni çok seviyorsun."
"Demek ki hâlâ bir saniyem var."
Asher cevap vermek üzereydi ki koridordan ayak sesleri duyuldu.
İkisi aynı anda kapıya döndü.
Jack hemen Asher'ın elini bıraktı. Asher da birkaç adım uzaklaşıp pencerenin önündeki sıraya yaslandı. Kapı açıldığında ikisi de birbirine bakmıyordu.
İçeri giren kişi Ethan'dı.
Asher'ın yüzündeki renk bir anda değişti.
Ethan önce Asher'a, sonra Jack'e baktı. Ardından kapıyı arkasından kapattı.
"Demek buradaydınız."
Jack kollarını göğsünde birleştirdi.
"Bir sorun mu var?"
Ethan soruyu görmezden geldi. Bakışlarını Asher'a çevirdi.
"Seninle konuşmamız gerekiyor."
Asher boğazının düğümlendiğini hissetti.
"Ne hakkında?"
Ethan birkaç saniye sustu. Sanki söyleyeceği şeyi zihninde tartıyordu.
"Sizin hakkınızda."
Jack'in yüzündeki ifade sertleşti.
"Ne gördün?"
Ethan gözlerini Jack'e çevirdi.
"El eleydiniz."
Odadaki sessizlik bir anda ağırlaştı.
Asher, Jack'in yüzüne bakmamaya çalışıyordu. Birkaç dakika önce her şey ne kadar kolay görünmüştü. Şimdiyse küçücük bir sır, ikisinin de kontrol edemediği bir şeye dönüşmüştü.
Jack pencerenin yanından ayrıldı.
"Dinle, Ethan. Bunu kimseye anlatmayacaksın."
Ethan kaşlarını çattı.
"Bana emir mi veriyorsun?"
"Hayır. Sana bir şeyin özel olduğunu söylüyorum."
"Özel mi?" Ethan acı bir kahkaha attı. "Siz ikiniz okulda birbirinizi gördüğünüz anda kavga ediyorsunuz. Geçen hafta Jack, Asher'ın bütün notlarını yere düşürdü. Asher da Jack'in çantasını sınıfın öbür ucuna fırlattı. Şimdi de burada el ele duruyorsunuz. Bunun ne olduğunu anlamamı mı bekliyorsunuz?"
Asher başını kaldırdı.
"O olayda Jack benim notlarımı bilerek düşürmüştü!"
"Sen de benim çantamı fırlatmıştın," dedi Jack.
"Çünkü sen—"
"İşte!" Ethan ellerini iki yana açtı. "Yine başladınız."
Asher sustu.
Ethan'ın yüzündeki öfke yavaş yavaş kayboldu. Yerini anlam veremediği bir ifadeye bıraktı.
"Bakın, sizi yargılamak istemiyorum. Ama biriniz diğerini gerçekten seviyorsa neden hâlâ bütün okula düşmanmış gibi davranıyorsunuz?"
Asher bu soruya cevap veremedi.
Çünkü kendisi de aynı şeyi düşünüyordu.
Jack bir süre Ethan'ı inceledikten sonra konuştu.
"Henüz kimsenin bilmesini istemiyoruz."
Ethan başını salladı.
"Peki. Söylemeyeceğim."
Asher şaşkınlıkla ona baktı.
"Gerçekten mi?"
Ethan çıktıktan sonra Asher olduğu yerde kaldı.
Jack yanına geldi.
"İyi misin?"
Asher ona döndü.
"Hayır."
Jack'in gülümsemesi silindi.
"Tamam. Ne yapmamı istersin?"
Bu soru Asher'ı hazırlıksız yakaladı.
Jack normalde onunla dalga geçer, sorularını cevapsız bırakır veya kendince komik bir şey söylerdi. Şimdiyse gerçekten cevap bekliyordu.
Asher bir sıraya oturdu.
"Ya herkes öğrenirse?"
Jack de karşısındaki sıraya oturdu.
"O zaman öğrenirler."
"Bu hiç yardımcı olmuyor."
"Biliyorum."
Asher ellerini birbirine kenetledi.
"Senin için kolay. Herkes seni seviyor. İnsanlar seni gördüklerinde ne kadar harika olduğunu konuşuyorlar. Benim hakkımda konuşurlarsa ne diyeceklerini bile tahmin edebiliyorum."
Jack'in yüzü ciddileşti.
"Asher, senden hoşlanmamın sebebi başkalarının senin hakkında ne düşündüğü değil. Hatta bazen o kadar inatçısın ki neden senden hoşlandığımı kendim bile anlamıyorum."
Asher istemsizce güldü.
"Romantik olmaya çalışırken bile hakaret ediyorsun."
"Benim özel yeteneğim."
Jack elini uzattı. Asher birkaç saniye tereddüt ettikten sonra onun elini tuttu.
"Ama bir şey söyleyeceğim," dedi Jack. "Seni saklamak istemiyorum."
Asher'ın gülümsemesi kayboldu.
"Ne demek bu?"
"Şu an kimseye anlatmak istemiyorsun. Buna saygı duyuyorum. Ben de herkesin ilişkimiz hakkında konuşmasını istemiyorum. Ama sırf korktuğumuz için birbirimize yabancıymışız gibi davranmak istemiyorum."
Asher uzun süre düşündü.
"Ben de istemiyorum."
"Öyleyse bir orta yol bulacağız."
Asher başını salladı.
Tam o sırada okulun zil sesi duyuldu.
İkisi de aynı anda ayağa kalktı.
Jack kapıya yönelirken arkasına döndü.
"Bu arada, Ethan senden hoşlanıyor olabilir."
Asher'ın gözleri büyüdü.
"NE?"
Jack kahkaha attı.
"Şaka yapıyorum."
"Jack Draven, seni gerçekten—"
Asher'ın cümlesi yarıda kaldı. Çünkü Jack ona dönmüş, yüzünde daha önce görmediği kadar içten bir gülümsemeyle bakıyordu.
"Sonra görüşürüz, küçük omega."
"Öyle deme!"
"Tamam, Asher."
Jack çıktı.
Asher birkaç saniye kapıya baktıktan sonra kendi kendine gülümsedi.
Her şey yoluna girebilirdi.
En azından öyle umuyordu.
"Okulun kuruluş yıl dönümü için bu yıl özel bir etkinlik düzenlenecek. Her sınıftan öğrenciler ikili gruplar hâlinde bir sunum hazırlayacak. Grupları ben belirleyeceğim."
Asher defterini açtı.
Tek istediği şey, Jack'le aynı gruba düşmemekti.
Çünkü Jack'le bir sunum hazırlamak, bir yangını söndürmek için üzerine benzin dökmekten farksızdı.
Öğretmen isimleri okumaya başladı.
"Lucas ve Noah."
İki öğrenci başını salladı.
"Emily ve Sophie."
Asher kalemini çevirdi.
"Jack Draven ve..."
Öğretmen listeye baktı.
"Asher Everly."
Asher'ın kalemi elinden düştü.
Sınıfın birkaç köşesinden gülüşmeler yükseldi.
"Öğretmenim, bunu bilerek mi yaptınız?" diye sordu Asher.
Öğretmen gözlüğünü düzeltti.
Öğretmen gözlüğünü düzeltti.
"Bir sorunun mu var, Asher?"
"Hayır, öğretmenim."
Arka sıradan Jack'in sesi geldi.
"Benim de yok. Asher'la çalışmak için sabırsızlanıyorum."
Asher arkasına döndü.
Jack ona öyle masum bir ifadeyle bakıyordu ki Asher'ın onu boğmak istemesi neredeyse anlaşılır bir tepkiydi.
Ders bittiğinde Jack, Asher'ın sırasına geldi.
"Partnerim."
"Konuşma."
"Birlikte çok güzel şeyler başaracağız."
"Seninle aynı sunumu hazırlamaktansa tek başıma bütün okulun önünde şarkı söylerim."
Jack eğilip sesini alçalttı.
"İstersen sunumdan sonra sana özel bir teşekkür konuşması yaparım."
Asher'ın yüzü kızardı.
"Senin sorunun ne?"
Jack gülümsedi.
"Şu an mı? Hiçbir şey."
Asher çantasını omzuna astı.
Asher çantasını omzuna astı.
"Yarın kütüphanede buluşuyoruz. Saat dört. Geç kalırsan seni beklemem."
Jack başını salladı.
"Emredersiniz, ortak."
Asher sınıftan çıktı.
Jack arkasından bakarken yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.
Çünkü telefonuna yeni bir mesaj gelmişti.
Bilinmeyen bir numaradan.
Mesajda yalnızca tek bir cümle yazıyordu:
"Jack ve Asher hakkında konuşmamız gerekiyor. Her şeyi biliyorum."
Jack'in parmakları telefonun etrafında sıkılaştı.
Ethan'ın kimseye söylemeyeceğine söz verdiğini biliyordu.
Peki, öyleyse bu mesajı kim göndermişti?
Ve en önemlisi...
Gerçekten ne biliyordu?
Bölüm etkileşimi
