5. Bölüm : Kimsesizlerin Kimsesizi

Vaveyla Yazarı: Bir okur bir yazar Okuryazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 5. Bölüm : Kimsesizlerin Kimsesizi

5. Bölüm: Kimsesizlerin Kimsezisi

"Yosun" dedi yanına gelen çocuklardan biri.

Küçücük Yosun önündeki çantasına sarıldı. "Hayır, oyuncaklarımı paylaşmıyorum . Hepsi benim ve abimin. "

"Tamam paylaşma zaten" dedi gülen çocuklar. "Gözümüz yok oyuncaklarında." Ama vardı hepsinin gözü. Yosun ve Yaman'ın kendi oyuncakları vardı diğer çocuklardan farklı. Yetimhanede olunca lükstü. Önceden bir aileleri olması bile.

"O zaman ne istiyorsunuz? Ben hani artık sizle değil oyuncaklarımla oynayacaktım."

Öne bir çocuk ani cesaretle atladı. "Oyun için çağırmıyoruz." Ama devamını getirmedi.

Ama Yosun meraktan oyuncaklarını bıraktı. "Neden çağırıyosunuz o zaman?"

Çocuklar bir süre söylesek mi diye şüphe ettiler. Sonra biri "Ne olacaksa olsun"diyetek Yosun'a döndü." Annen geldi. Odada gel gör onu."

Yosun elindeki oyuncakları fırlattı. "Annem mi?"diye hızla ayağa kalkarken düştü. Ama sonra hemen ayağa fırladı. "Nerede nerede? Çok özledim annem nerde?"

Çocuk önden gidip yön gösterdi. Yosun heyecanla zıplaya zıplaya arkasından gitti. "Annem beni özlemiştir ki. Annem beni alırsa oyuncakları bırakırım. Annem ."

Kollarıyla kendi kendini sardı. Kendince annesine sarılıyor grupla ilerleyen çocukların arkasında gidiyordu.

Çocuklar sonunda bir odanın önünde durdu. Aslında boş bir personel odasıydı. Onlar iki yana geçerken Yosun kapının önünde kalmıştı. "Burda mı annem?"

Çocuklar sonunda cesaretlenmiş baş sallamıştı. Yosun gülümsedi. "Anne"diye seslenirken kapı koluna asıldı. Ama açılan kapının açtığı boşluğa bir süre baktı. "Hani annem?"

"Burda işte"dedi kız. Sonra kapıdan içeriye başını uzattı. "Hoşgeldin Elif teyze"

Yosun yine baktı. "Hani yok. Anne. "Tekrar tekrar odaya baktı.

Yoktu. Çocuklar topluca "orada işte" demeye başlamıştı.

Yosun ağlamaya başladı. "Ben göremiyorum. Anne." Eliyle önünü yokladı. "Anne "dedi ağlayarak. Annesi kıyamaz yanına gelirdi. Ama hala gelmemişti. Diğerleri burada diyordu. "Anne niye yoksun?"

"Sen bize oyuncaklarını paylaşmıyorsun Yosun. Anneler kötü kızları sevmez. Biz senle paylaşıyoruz. İyiyiz diye görüyoruz biz."

Aslında çocukların amacı Yosun'un oyuncaklarıyla oynamaktı. O gruptakiler kendini bildi bileli burada aile sıcaklığını hiç tatmamıştı. Kendine ait oyuncakları yoktu ve Yosun'unkilere bakıp hiç yaşamadıkları hayatın özlemini çekiyorlardı.

"Annem gelsin bütün oyuncaklarımı veririm. Anne. "Seslendi nerde olduğunu bilmediği annesine. "Sen gelsen bütün oyuncaklarımı veririm. "

Yosun odada elini sağa sola savurup onu dokunmaya çalıştı. Bulamadıkça daha da ağladı. Salya sümük ağlarken teselli edilmeye ihtiyacı vardı. Çocuklar etmedi. Ağlayan sonunda susmak zorunda kalırdı onlar için.

Okuldan yeni gelmiş Yaman çocukların odasına Yosun'un olması gerektiği tarafa baktı. Oyuncakları atılmıştı. "Yosun"derken etrafa bakmıştı.

Yosun'dan hep oyuncağını isteyen çocuklar da yoktu. Belki Yosun oyuncakları atılınca köşeye saklanmıştı. "Yosun" derken odada saklanabileceği yerlere baktı. Ama her zaman bulduğu gibi bulamadı.

Bu sefer endişelenmişti. "Yosun." Yaman salonda ilerlerken yankılanan ses tanıdıktı. "Yosun"dedi tekrar. Yaklaştıkça Yosun'un sesi netleşiyır , yaman'ın adımları hızlanıyordu.

Çocuk topluluğu bir kapının önündeydi. Yosun kesinlikle içindeydi. "Anne, baba"diye bağıra bağıra ağlarken çocuklar sadece bakıyordu. Normalleştirmişlerdi ağlayarak uyuyakalmayı.

"Yosun"diye kendinden yaşça küçük herkesi itti. Yosun yere kıvrılmış ağlıyordu." Yosun"diyerek yanına eğildi.

"Abi"dedi Yosun zorla. "Annem beni sevmiyormuş." Arkasına döndü. "Sende mi beni sevmiyorsun?"

Yaman Yosun'u kucağına aldı. "Seviyorum en çok ben seviyorum."

"Annem beni sevmiyormuş. "Yosun yine abisinden uzaklaşnaya çalıştı.

Yaman kaşlarını çattı. "Kim demiş onu? Annem hani en çok seni severdi. Kıskanırdım hani ben"

"Gelmiş ama kendini bana göstermiyor." İlk defa gözlerini açtı. Odaya baktı. "Ben göremiyorum"

Yaman anlamamış gibi odaya baktı. "Kim dedi bunu sana?" Yosun'un parmağı kapıyı gösterince çocukların çoğu geriye çekildi.

Yaman çocuklara baktı. Sakin kalmaya çalıştı. "Onlar kendi ailelerini görmüştür Yosun. Herkes kendi ailesini görür. Sende bizim annemizi görürsün ya rüyanda. "

Yosun başını kaldırdı. "Gerçekten mi?" Yaman başını sallayınca abisine saldırdı. "Onlar da annesini özlüyormuş. Onlarında babası oyuncak vermemiş mi?""

Yaman baş salladı. "Vermiş vermiş. Ama onlar ne verdiklerini görmüyor. Bak senin Yosun gözlerinde babamdan"

Yosun göz kırpıştırdı. "Onu da mı babam verdi?" Yaman baş sallayıp Yosun'u kucağında sallamaya başladı. Yosun çok geçmeden gözlerini yumdu. Uyumuştu.

Zorlanarak kaldırdı. Uyandırmamak için yavaş hareketkerle başını omzuna yasladı. Kapıdan çıkarken tek biri kalmıştı çocuklardan.

Çekingen bir şekilde Yaman'ın koluna dokundu. "Abi. Özür dileriz. Biz sadece oyuncakları paylaşnasını istedik. Bizim oyuncaklarımız yok sanıyorduk. Koştuğumuz ayaklarımızı bile ailemizden almışız. Bir daha yapmayız söz."

Yaman biraz düşünüp baş salladı. Yosun'u daha da göğsüne bastırıp yataklara doğru ilerledi. Yosun'u indirdiğinde belinin ağrıdığını farketti. Biraz ovuşturup yatağa oturdu.

Ne yapacağını düşündü bir süre. Yosun'u sadece bırakıp gitmek az geliyordu. Babaları hiç öyle yapmazdı. Yosun'un saçma sorularını cevaplar söylediği kelimeleri anlamaya çalışır onunla konuşurdu.

Aklına anne babalarının günlüğü geldi. Köşeye attığı çantasından çıkarıp tekrar Yosun'un yatağına koştu. İlk sayfayı açtı. Kapakta ilk sayfadan çok sonra yazılmış bir yazı vardı . Sesli okudu.

"Çocuklarımız;prensesin saçlarını kullanıp kahramanlık taslayan prensleri, kendini göstermek için mucize arayan külkedilerini, kafesini evleri sananları, her şeyi bir dilekle düzeltebileceğini sananları okuyarak değil anne babalarını daha iyi tanıyarak büyüyecekler."

Altına biraz boşluk bırakılmış başka biri yazıya geçmişti. Onu da sesli okudu.

"Daha doğmamış Yaman oğluma sevgilerimizle..." Sonra alttaki yazıyı gördi. "Seni de unutmamışlar."dedi Yosun'a. Aynı yazıyla daha sonradan yazılmıştı.

"Evimin neşesi olacak Yosun prensesime..."

Defteri kapattı." Sana her gün bir sayfa okurum tamam mı? Babam gibi anlatırım annem gibi severim. "Uzun süre Yosun'a baktı.

Günler geçecek ama o yine her gün 1 sayfa okuyacaktı. Yosun bazen tekrar okutacak bazen bir sayfa daha isteyecekti. Yaman hep okuyacaktı. Kızacaklardı ama yine birbirlerinin yanında. Üzüleceklerdi ama birbirlerinin kucağunda yaş dökerek.

Yaman ve Yosun hep kardeş olacak kardeş kakacaktı.

---

Sinem ve Selim kardeşler vardı. Hayatı yetimhane duvarından ve onun sınırlarından başka bir yer bir kişi bir hayat tanımayan kardeşler. Nerden geldiler bilinmezdi. Kimler kimlerdenler? Çoğu kişi kimsesiz der geçerdi.

Caner Sağlam geçmemişti. Yetimhane kapısından girmiş etrafa bakmış ve o ikizleri görmüştü. Oraya neden geldiği bilinmezdi. Belki içindeki boşluğu kapatacaktı belki kimsesizliği unutmamak için tekrar görecekti belki de bir şey arıyordu.

Diğer çocuklarla değil de birbirinin yanında iki çocuk dikkatini çekti. Önce birbirleriyle konuştular. Sonra yerdeki dallarla yapraklarla biraz da parmaklarını kullanarak kendilerine oyuncaklar oyunlar yaptılar.

Bir yerde anlaşamadılar birbirleriyle. İkisi de sessizce uzaklaştı ayrı köşelere çekildi. İkisi de bağırıp diğerini kırmak istemiyordu.

Ama ayrı da kalamadılar. Erkek olan uzaklaşırken düşmüştü. Kız hemen farketmiş koşarak yanına gitmişti. Kalkmasına yardım etti. Yine birbirlerine sarıldılar birbirne sığındılar

İkili tekrar kendi köşesine çekilince onlarına gitti konuştu onlarla Caner. İkizlermiş Sinan ve Sinem.

Kimsesizlerdi İkizler. Kimsesizdi Caner. Caner biri olamadan kimse olarak kaldı iki kimsesizin.

Sinan hemen üstüne yeni gömleğini çekti. Caner almıştı bunu. Gülümsedi. Sonumda gelmişti. Bir an umutları kırılmıştı. Doğuştan terkedilmişlerdi ama içlerindeki kuyu derinleşmişti sanki.

Görevli "Birazdan müdür odasına"demişti. Caner uzun zamandan sonra gelmişti. Belki de yine dışarı çıkaracaktı. Özlemişti.

Ayna karşısında kıvırrcık saçlarını eliyle düzeltmeye çalıştı. Bir el koluna dokundu. "Efendim taha"dedi yanındaki küçük bedene.

"Yine mi gelmiş abi?"dedi taha hevesle. Sadece sinan ve sinem değil herkes heyecanlanmıştı çünkü caner asla boş gelmez çocukları sevindirirdi.

"Evet derken gülümseyip aynaya baktı. Yakasını düzeltti. "Gelmez diyordunuz ne oldu?" dedi gururla.

"Ben gelmez demedim ki" dedi taha masumca. Biraz alttan alta sinan'a baktı. "Bizim içinde bir şeyler yapmış mıdır?"

Sizi de düşünmüştür "dedi sinan kendinden emin bir şekilde. "Caner abim çok iyi biridir hep sizi de düşünmüyor mu?" Taha gülümsedi onu düşünen biri de vardı gerçekten.

Sinan oflayıp gömleği düzeltmeyi bıraktı. arkalara döndü. "Hadi ya. Geç gideceğiz senin yüzünden. Caner abi onu özlemediğimizi sanacak"

Yatakların arkasından kızıl bir kafa göründü. "Geldim geldim. Biraz özendim. Çok özlemişim Caner abiyi. "Görünmeye başladığında Sinan ona döndü.

"Hadi gidelim"diyerek kapıyı gösterdi. Sinem ise başını iki yana sallayıp kardeşinin yanına gitti.

"Üstünü düzeltseydin bari"diyerek yakasını düzeltti. "Heyecanlı mısın?"

Sinan başını aşağı yukarı hızla salladı. "Nerede ne yapıyor çok merak ediyorumdum. Yeni bir şey dedi Selin hoca. Sence nedir?"

"Yeni bir süreç"dedi sinem. Yakayla işini bitirdiğinde ellerine yapıştı. " Yeni bir başlangıç. Belki yeni bir arkadaşı olmuştur. Belki onu da getirmiştir."

"Çok merak ettim şimdi. Sence anlatır mı bize her şeyi?" Sinan ablasına meraklı gözlerle bakıyordu. Ofladı sinem.

"Ne bileyim ya sinan. Acele edelim de öğrenelim."

Müdür kapısı önünde geldiklerinde birbirlerine baktılar. İkisi de birbirini rahatlamak için gülümsedi. Kenetlenmiş ellerini sıktılar ikisi de. Ayakları geri geriye gidiyor elleri kalkmıyordu. En sonunda sinem kapıyı çalıp girdi.

İkisi de ilk Caner abilerinin oturduğu yere baktılar ama boştu. Ellerini daha çok sıkıp müdürün önünde oturan kişilere baktılar.

Herkes kapıya dönmüş el ele giren ikizleri izliyordu. Gelen misafirlerinden kız olan onları görünce gülümsemişti. Erkek olansa dikkatle ikisine bakıyordu kenetledikleri ellerinden gözlerini ayırmadı.

Bir süre aralarında sessiz bir bakışma geçti. Ta ki müdür selin hanım "Hoşgeldiniz çocuklar. Yaman bey ve Yosun hanım sizin için geldi" diyene kadar.

Sinem iyice sessizleşip bir adım geriye gitti. Sinan ise elini sıkı sıkı tuttu. "Caner abi gelmedi mi?"

Sessizlikte Yosun abisine bakmıştı. Cevabı da ondan bekliyordu. Müdür de bunun özel bir mesele olduğunu düşünmüş olacak ki izleyiciydi.

Yaman sonunda dikleşti. Kelimelerini seçmeye çalıştı. Buraya gelmeden aklında çok fazla konuşma fikri vardı ama artık yoktu. En sonunda konuştu. "Caner'in arkadaşıyım. "

İkizler rahatlamak yerine daha da gerildi. Birbirlerine yaklaştı. Bu sefer sinem cesaretini topladı. "Caner abi nerede?"

Uzun süre cevap gelmedi. Çünkü Yaman'ın buna karşı bir cevabı yoktu. Ya da var mıydı?

Müdür ayağa kalktı. "Sizi yalnız bırakayım"diyerek çıkışa iletlemişti ki sinem eteklerinden tuttu.

Tek kelime

"Gitme"

Müdür selin hafifçe eğildi. "Sizin konuşacaklarınız var sinem. Güvenmesem bırakır mıyım sizi?"

Sinem sessiz kalırken selin baş salladı güven vermek adına. Çıkınca odada bir süreliğine sessizlik oldu. En son Yosun sessizliği bozdu.

"Gelin oturun. Size anlatacaklarımız var."

Sinem ve sinan birbirlerine baktı ama hareket etmediler.

Sinan bir adım öne geldi. "Siz kimsiniz?"

Yosun Yaman'a baktı. Yaman'ın omuzları düşmüştü. Sonunda konuştu.

"Şüphenizde haklısınız. Tanımıyorsunuz bizi. Ama bizi dinleyin biraz. İstediğinizi sorun."

Sinem ve sinan birbirlerine baktı tekrar. En sonunda oturmaya karar verdiler. İki kardeş iki kardeşin karşısına geçti.

"Caner abiyi tanıyoruz dedin" dedi sinan gözlerini Yaman'a kilitleyip.

Yaman cebinden iki fotoğraf çıkarıp onlara uzattı. Biri Caner'im evinden aldıklarıydı. Diğeri ise Caner'in dolabından çıkan tim fotoğrafıydı.

"Dediğim gibi Caner'in arkadaşıyım. Ben Yaman Karaca. Bu da benim kardeşim Yosun. Sizinle tanışmaya geldik. "

Sinan elindeki resimleri şüpheyle alsa da bakınca heyecanına engel olamadı. "Caner abi asker mi gerçekten? "

Sinem elinden fotoğrafı çekti. "Caner abiye bak sen." Sonra Yaman'a döndü. "Senin de mi komutanındı?"

Yaman bir şey söylemeden Yosun "Evet "deyiverdi. Çünkü Caner bu çocukların kahramanıydı. Kahraman olarak kalmasını istiyordu. Yaman'da karşı çıkmadı zaten. Çocuklar en fazla birkaç yıla omuzlarındaki yıldızların anlamını öğtenecek neden böyle dediklerini anlayacaklardı.

Sinan ve sinem fotoğraflara bakmaya devam etti. Sinan fotoğraf üzerinden yaman'ı gösterdi. "Bu sen misin?" Yaman başını sallayarak onaylayınca fotoğrafa döndü tekrar. "Asker üniformasında daha farklı duruyorsun." Yaman'a gülümseyerek baktı. "Keşke asker üniformasıyla hepiniz gelseydiniz..."

Yaman bir süre sustu. Gözleri boşluğa gitti. "Keşke " dedi o da.

"Bu da Caner abi. Gülmeye ikna ettiyseniz sizi gerçekten seviyordu." Sinem Caner'i gösteriyordu. "Diğerleri kim? "

"Oradaki ablanız Amine." diye cevapladı Yosun. Benimde ablam sayılır. Yaman abinize kızarsam onun yanına giderim. "Çocukların yüzünde bir gülme oluşunca göz kırptı.

"Benle Amine arasındaki Arif. "Yaman öne eğilip gösterdi. "En iyi arkadaşım."

"Bu kim?" derken sinem caner'in yanımdaki genci gösterdi. "Caner abi çok seviyor olmalı baksana. Nasıl da elini omzuna atmış."

"O da Mete dedi yaman hafif bir tebessümle. "Timin en genci. Caner abiniz çok seviyordu Mete'yi. "

İkizler geçmiş ekini dikkate almadan bakmaya devam ediyorlardı. Sinan konuştu. "Sende kardeşini çok seviyorsun değil mi? "

"En çok ben severim"dedi Yaman tereddütsüzce.

Çocuklar gülüştü. Sinan öne çıktı. "Hayır ben severim en çok kardeşimi."

"Allah Allah "dedi Yaman. "Öyle mi? "

Sinan ciddiyetle baş salladı. "Ben onu asla yalnız bırakmam. Ona asla bağırmam. Derslerim iyi değil ama ona da yardım ederim"

Yaman başına elini attı. "Aferin sana" derken saçlarını karıştırdı. "Yine iyisin. Sen kazandın. "

"Caner abi nerde peki?"diyerek kaçınılmaz olanı sordu Sinem.

Yaman cevap veremedi. Yosun konuşamadı. Ama çocuklar anlamıştı.

Çocuklara 'başınız sağ olsun 'deseler anlamazlardı. 'Öldü 'deseniz 'vuruldu' deseniz anlamazlardı. 'Gelmeyecek' deseniz de anlayamazlardı. Ama sessiz kalınca anlamışlardı.

Bazı cevaplar sessizlikle verilirdi.

"Yoksa Caner abi bir daha gelmeyecek mi?"diye en can alıcı soruyu en kısık sesle sordu Sinan.

Yaman dürüstçe başını iki yana salladı. "Gelemeyecek. "İkizlere baktı. "Ama Caner abiniz her şeyini size bırakmış. Evrakları avukata verdim. 18'inizi geçince bütün mal varlığı sizindir. "

İkizler bu sözleri de anlamamıştı. Şoktalardı. Sonunda Sinem'in gözünden yaşlar süzülmeye başladı. "Bir daha kimse bizi ziyaret etmeyecek mi? Caner abi gelmeyecek mi?"

Sinan hala elinde olan fotoğraftaki Caner'e baktı. "O da mı bıraktı bizi?"

"Hayır" dedi Yosun. "Hiç bırakmış olur mu sizi? Sizi çok seviyor. "

"Hani nerde o zaman? "diye bağırdı Sinan. "Bıraktı bizi işte gelmeyecek bir daha. "

Kardeşinin ağlamasına kıyamayıp ona sarılmaya çalıştı ama sinem onu itti. "Caner abi bizi bırakmaz. Gelmediyse vardır nedeni. Gelecek."

Umutla Yosun'a baktı. Yosun ne kadar onaylamak istese de başını yere eğdi.

"Bak gelmeyecek işte."dedi Sinan kırgınca. Aslında sinirli değil kırgındı. "Ben onu artık sevmiyorum. Sizi de sevmiyorum. Sinem gidyoruz. Gelmeyeceğiz bir daha. Bir daha ziyaretçi istemeyeceğiz. Kimse sevmiyor bizi."

"Sinan" dedi Sinem yapma der gibi.

Sinan elindeki fotoğraflara baktı. Sonunda onunda gözünden bir damla yaş geldi. Silmeye çalıştı. "Hani bizim kimsesizimiz olacaktın."

Fotoğrafı yırtmaya meyledince yaman öne atılıp ellerini tuttu göğsüne yasladı küçük bedeni. "Sinan sakin oğlum. Pişman olacağın şeyler yapma. "

Sinan debelenmeye çalıştı. "Sevmiyor bizi. Bırakmazdı." Ağlamalarının arasında sesi boğuk çıkıyordu. Elindeki fotoğrafları bırakıp sadece ağlamaya başladı.

Yaman ona sarıldı. "Sinan. Sinan bak bana." Sinan inatla bakmıyordu. Yaman sandalyeye oturup onu da dizine oturttu. "Bak abine sinan."

Sinan'ın omuzlarından biraz geriye çekip yüzüne eğildi. Sonunda Sinan ona bakmıştı. "Çok güzel"dedi yaman kendi kendine. "Bak abine aferin."

Sinan bir süre Yaman'ın yüzüne baktı. En sonunda tekrar yaşlara gömülüp Yaman'a sarıldı. Başını göğsüne yasladı. "Gitmedi de abi. Biz onsuz ne yaparız? Bıraktı mı bizi gerçekten?"

"Sinan sizi bıraksaydı bizi göndermezdi buraya. Sizi düşündüğü sevdiği için geldik biz. Mektuplarınızın her birini evinde saklıyor. O eve geçince görürsünüz siz. Sizin için o kadar şey planlamış. Neden biliyor musun?"

Sinan a baktı. Sinan başını iki yana salkayınca devam etti.

"Sizi seviyor değer veriyor. Ben olmasam da mutlu olsunlar diyor. Bak ben onun sayesinde buradayım. Sen de onu seviyorsun. Sevmeseydin ağlar mıydın?"

Sinan başını iki yana salladı." Elinde olsa gitmezdi değil mi?"

"Sadece sizin için gitmezdi "diye anında cevapladı yaman. "O gitti diye yalnız da kalmayacaksınız. Yosun ve ben her zaman yanınızda olacağız ne zaman çağırsanız geleceğiz."

"Söz mü?"

"Söz abim söz."

Sinan güvenle Yaman'a sarıldı. Sinem'de Yosun'un kucağındaydı artık. Yosun ona usulca bir şeyler fısıldıyor onu rahatlatıyordu.

"Yaman abi" dedi sinem. Yaman mırıltıyla onaylayınca devam etti. "Sende caner abiyi özledin mi? Sen de ona kızmış mıydın Sinan gibi?"

Yaman iç çekti." Ben ona değil kendime kızdım onla gitmedim onun yerine gitmedim diye." Yosun'un gözleri abisine döndü.

"Ama gitseydin Yosun abla yalnız kalırdı?" Sinem sorar gibi konuşmuştu. Yosun bunu duyunca istemeden gözlerini Sinem'in arkasına sakladı.

"Onun için gitmedim zaten."

Sinem anlamış gibi baş sallarken Yosun Yaman'a baktı. Yaman dürüsttü.

"Yaman abi sizde bizim gibi misiniz?" diye sordu Sinan.

Yaman gülümsedi." Evet. Biz de anne babasız sadece birbirimizle büyüdük. Çok sevdik birbirimizi ellerimizi bırakmadık. Kardeşler ellerini bırakmaz abiler korur ablalar sahip çıkar."

"Birbirimize söz verelim mi?" dedi Sinem hevesle.

Yosun "Ne sözü? "diyince anında cevap verdi.

"Kardeş sözü. Hep kardeş kalacağımıza abilerin koruyacağına ablaların sahip çıkacağına söz verelim."

Onay beklemeden bir elini Yosun'a uzattı. "Ablalar el ele." Sinan'a uzattı. "Kardeşler el ele. "Yaman ve Yosun sorgulamadan el ele tutuştu.

"Abilerde el ele" diyince bu sefer Yaman ve Sinan el ele tutuştu. "Söz verin hadi diyince herkes bir ağızdan söz verdi.

"Hep kardeş kalacağımıza abilerin koruyacağına ablaların sahip çıkacağına söz veriyorum."

***

Minikler sevgi evi ve yetimhanesi önündeydi Selim Sarca. Tek kolunu dışarı çıkarmış güneş gözlüğünü başının üzerine itmişti.

Konferans her zaman olduğu gibi sıkıcı ve boştu. Yosun'un neden her yıl katılmadığını anlıyordu. Belirlenmiş sözler,çoğu boş olan vaatler birkaç yalan veinsaların duymak istediği kelimelerden fazla değildi. Yosun'un olmaması da canını sıkmamış değildi.

Neyse ki bitmişti. Yosun'un içinde olduğu binanın önündeydi. Sadece izlemeye gelmişti çünkü Yaman yanındaydı. Selim'in ise yeni bir planı vardı. Hem Yaman hem de kayıp dosya için.

Çalan telefonu zafer umuduyla açtı. "Sıkıldım bu oyundan Tahir. İyi bir haber ver."

Karşı taraf bir süre sessiz kaldı. "Bulamadık " dedi tüm gerçekliğiyle.

Selim elini yumruk yaptı." Nerde bu dosya?"

"Bir ipucu bulmuş olabiliriz."

Selim gevşeyerek arkasına yaslandı. "Dinliyorum"

"Operasyon sırasında asıl saldıracağımuz tim..."

Selim anlamıştı hangi timden bahsettiğini. Yaman'ın timinden haberleri yokken onların pusu kurdukları timdi. Ama saldıracak timi öğrendiklerşnde hemen yer değiştirmişlerdi.

"Evet "dedi anladığını belirtmek için.

"O tim pusu alanını temizlemiş."

"Yani" dedi sadede gel der gibi.

"O tim dosyanın dosya olmadığını en azından onlar için anlamı olmayan bir kısmını almış olabilir"

"Bu mümkün mü?"

Mümkün efendim" diye onayladı." Hala bize karşı kullanmadılar. Eğer onlardaysa ya değerini anlamamışlar ya da hala çözememişlerdir. Bir ipucu bulabilirsek imha sürecini başlatabiliriz."

"Dönünce Gizem'e söylerim bulur o timi. İçerdeki adama da kontrol ettiririz. "

"Nerdesiniz?"diye sordu.

Selim'in odağı ise artık binadan çıkan lardeşlerdi. Yosun açık kumral saçlarını açmış abisinin koluna girmiş bir şeyler anlatıyordu. Yaman'da dediklerine bazen tepki gösteriyor bazen kısa şeyler ekliyordu.

"Karaca'nın yanında"diye kendi kendini yanıtladı Tahir.