1. bölüm / 6
YAŞA DEMİŞTİNİZ1. Bölüm:Ölümden beter
Bölümler 6Şu an: 1. Bölüm:Ölümden beter
YAŞA DEMİŞTİNİZ
1. Bölüm:Ölümden Beter
Sadece bir kurtulan mıydı?
Hayır. Ortaya çıkmaması gereken ne varsa ondaydı. Belki kendisi bile farkında değildi. Belki SARCA'ları ifşa edecek dosyanın onda olmasınında.
İşte bu yüzden ölmeliydi. Bu yüzden kurtulmamalıydı. O tepede ne yaşandı bilmiyordu. 4 kişide ölmüştü. Ve evet kısaca Sarca operasyonu dedikleri DOSYA 11 OPERASYONU'nda gerçekten 4 kişi kaybedilmişti.
Asteğmen Arif Durukan
Astsubay Başçavuş Caner Sağlam
Sağlık Astsubayı Amine Taner
Uzman Onbaşı Mete Tuncer
Ancak o gece de olup tepede olmayan biri de vardı. Ya o kendini tepeden atmış ya da atılmıştı Yaman KARACA.
Teğmen Yaman KARACA.
Kendilerine BİTİRİŞ TİMİ diyen timin komutanı.
Elini bir kez hızla masaya vurdu.
Hesaba katılmayan o komutan o kurtulan.
Elini son kez hızla masaya vurdu.
Ölmeliydi.
Teğmen Yaman ölmeliydi. Hem de Selim SARCA tarafından, bizzat Selim'in elinden. Onun silahıyla alnının ortasından girecek kurşunla.
Hakim olarak kararını, hükmünü vermişti. Tokmağı olan yumruğunu masaya vurmuştu Selim. Cellat olarak öldürmeye gidecekti Selim.
Takım elbisesinin yakasını düzeltti. Kendi emriyle , ölümün kıyısında da olsa yine kendi mallarının güvenliği için vurulmuş askeri ziyaret etmekte sakınca olmazdı. Ne kadar vurma emrini o Tahir'e verse de.
Telefonundan bir numarayı aradı."Hastanede işi olan adam bul bana. Tefeci uyuşturucu kaçakçı. Adli sicili de olsun."
Karşıdan cevap olarak sadece " 5 dakikaya size ulaşır" geldi genç adamdan. Oysa 5 dakika geçmeden çaldı telefonu çaldı.
"Sizi almaya geliyorum."
Cevap vermeden telefonu sakince indirdi. Aynadan bakmaya devam etti. Bağlanmış kravatı iliklenmiş takımı...
Kusursuzdu. İş yemeğine çıkar gibi.
'Yazık ' diye düşündü. Yaman Karaca'yla konuşup hesabı ödettikten sonra öldürmek isterdi. Şu an komada olmasaydı tabi.
Ama mükemmel planlar harcananlara bakmazdı. Şu ana kadar her şeyi mükemmel yaprığı için yakalanmamıştı. Şu andan sonrada mükemmel olacaktı.
Dışarı çıktı, kapının önündeki araca bindi. Tipi bile 'Tehlikeliyim' diyen şoför hastaneye sürmeye başladı.
Ne kadar evde temizlemiş olsa da yine içi rahat etmemiş belindeki gümüş işlemeli tabancayı almıştı. Cebinden çıkardığı beyaz mendille silmeye başladı.
"Tamamen nezaketten soruyorum" dedi işine daha fazla odaklanmışken. "Ne işiniz var hastanede .Sağlığınız sıhhatiniz yerindedir inşallah."
Adam yarım ağız güldü. "Harbi deliymiş bu"dedi muhtemelen duyduğunu bilmeden. "İyidir çok şükür" diye devam etti." Ufak bir borç meselesi var sadece. Bizde normal diyelim. İnşallah sizin sağlığınız da yerindedir"
"Ya"dedi Selim zerre ilgisini çekmemişken." Neden zaten ölümün kıyısında olan biri fazladan iki nefes için borca girer ki?"
"Kendi için girmemiş yav. Abisi için girmiş" dedi tipi gibi şivesi de kayarken." Bu da öğrenciymiş. Geçimi yokmuş."
Selim dudak büktü. "Abisi için mi?" Kendi kendine güldü. Küçümsercesine devam etti. "O kadar mı önemliymiş abisi, hani şu an nerde?"
"Valla o beni ilgilendirmiyor. Verecekse alırız. Vermezse de pişman ettiririz o kadar."
Selim cevap vermedi. Abisi onu bu yollara kadar sürüklemiş bedeli masun ödüyordu. Abisi ya dayak yemiş ya da kafası güzelken bir araca girmişti kesin.
"Bedelleri masumlar öder"diye mırıldandı.
Araba en karanlık köşede durunca silahını takıp indi. Arkada kalan adama bakmadı. Ceketinin önünü eliyle silkip temizledi. Siyah tercih etmişti. Sadece yas gibi gözükmesi için değil kanı gizlemesi için.
Ona söylenen odaya ilerledi. Kapının önünde durup kapı numarasından emin oldu.
0404
Bu kaderin cilvesi değil onun seçimiydi. Saate baktı.
04.03
Ona yapacağı tek kıyağı yapıp arkadaşlarıyla aynı saatte öldürecekti. Tam 12 gün sonra. Ama kapıyı uyandırmak istemiyor gibi açtığında durdu.
Çünkü başında biri varde ve o...Ağlıyor muydu? Üstünde hemşire önlüğü varken?
Onu farketmemişti. "Merak etme beni sen. Her şey sen iyi ol diye zaten." Kaşları havalanırken sessizce yaslandı. Yaman Karaca yı araştırmalıydı da. Şu ana kadar güvenlik önlemlerini azaltması yetmişti oysa merakını gidermeye.
"İyi olacaksın , yaşayacaksın. Oradan çıktıysan yaşamak için çıktın. Keşke yanımda da kalsaydın. Dursaysın dağ gibi. Ne dağlar yıkılsa sen yıkılmasaydın. Şimdi görseydin kardeşinin halini. Bilmiyor musun abi kardeşin sensiz doğru bile olamaz"
Selim'in kaşları daha da kalktı. Yaman'ın kardeşi vardı. Sarca'lar yüzünden kaldığı yetimhanede yalnız değildi. Daha önce öğrenmeliydi bunu.
Monitörle bakışırken o hemşire önlüğü içindeki simayı görmek için başını içeri uzattı. Önce sadece fotoğraflarda gördüğü Yaman'a baktı.
Bir kişi fotoğrafıyla ne kadar farklı olabilirse o kadar farklıydı. Sakal bırakmıştı. Sadece sakal mıydı onu değiştiren bilmiyordu ama karşında sadece monitörlerle nefes alan cesede baktı. Canı sıkıldı. Bunu öldürse Yaman Karaca'yı öldürmüş olmayacaktı.
Daha fazla dayanamayıp yatağın sol yanına oturmuş yarım simaya baktı. Loş ışıkta açık kumral saçı sıkı örgülerle omzunun iki yanına bırakılmıştı. Kırmızı gözlerinin içine tezat oluştıracak yeşil hareleri gerçekten kendine bağlamıştı.
Bir adım geri çekildi. Ne oluyordu? Etkilenmiş miydi? Kesinlikle. Ağlamasına rağmen yaşam gibi bakan o gözler...
"Abi"diyince istemsizce öne eğildi. " Seni seviyorum ve her zaman seveceğim. Senin suçun yok. Tamam mı? Sen bunları hak etmedin. Seni kendimden de mahrum bırakacağım için özür dilerim. Ama bu sefer kendin için abi. Benim için değil. Ben olmasam da timin olmasa da. Sen kendin için yaşa. Bizim emanetimiz olarak yaşa. " Ayağa kalktı. Gözlerini sildi."Elveda"
Bu kız ölecek gibi konuşuyordu. Az önce abisine veda etmişti. Merakını yuttu.
Kız hızla kapıdan çıkarken kapının yanındaki onu farketmemişti. Arkasından bir süre baktı. Az önce ağlayan oydu ama yanaklarındaki yaş kurumuştu. Abisinin yanağını okşayan titreyen elleri titremiyordu. Abisinin yanında rüzgarla savrulmuş gibiyken şimdi dik durmuştu.
***
Yosun'un adımlarında terddüt yoktu. Oysa yolu taşlı sonu ölümdü. Abisini yalnız bırakacağı gerçekliğiyle tereddütlerini susturmuştu.
Bir Yosun kalmıştı Yaman'la. Bu 'mış' bir masalın son cümlesi olmalıydı. Masallar iyi bitmeliydi çünkü. Onların birlikte olduğu masal şu andan başlayarak ebediyen bitmişti. Son iyi 'mış' burada kaldı.
Nereye gittiğini bilmiyordu. Ama bulurlardı onu. Her nerede olsa öğrenirlerdi. Şu an abisinden olabildiğince uzaklaşmalıydı. Elveda dediği abisine.
İzin vermedi yine tuzlularına. Tatlıları ,gülümsemeleri, bitmişken izin vermezdi ağlamaya. Gülmek varken ağkamak yanaşmazdı o Yosun gözlere. Abisinin sesi hatırlayamadığı anne-babasının sözleri...
Hemşire odasından eşyalarını almalıydı. Sonra uzaklaşacaktı. Ama uzaklaşamadı. Kendi irafesiyle bir adım daha atamadı. Ne çığlık döküldü kapatılan dudaklarında ne eli havalandı.
Yapıştığı duvarda dudaklarına kapanmış el üstüne yaslanan bedenle donakaldı. İğrenç nefesi yüzüne fazla yakındı. Hayırsız yüzünde hayırsız bir ifade vardı. Saçı sakalına karışmış hiçbir yeri insana bakılır gibi bakılmamıştı.
" Sen kimsin kadın beni oyalıyorsun lan?"
Yosun kıpırdanmaya çalıştı. Adam üstüne daha da ağırlığını verince sesli bir nefes vardı. Nefesi gerçekten iğrençti. Şu an onu süzen bakışları gibi.
"Ağzını açıyorum bağırırsan gebertirim"
Yosun tepki vermedi. Adam ağzını temkinle açınca temiz nefes almaya çalıştı. Adam bir adım bile uzaklaşamamış onu acil çıkışın yanındaki kuytuya çekmişti.
"Şimdi paranı verecek misin benim yöntemlerimle kazanacak mısın?"
Yosun sesini sabit tutmaya çalıştı. "Neymiş senin yöntemlerin?"
Adamın gözleri tekrar onu süzdü. Bu sefer sırıttı. "Sence?"
Yosun dişlerini sıktı. "Ölürüm daha iyi. Asla olmaz. Satılık değilim senin gibi"
Adam tek elle boğazına yapışıp yüzünün dibine girdi. "Geberseydin lan o zaman. Bıraksaydın o abin geberseydi. "
Yosun boğazındaki eli itmeye çalıştı. "Bırak"dedi boğuk çıkan sesi.
"Ne oldu az önce ölseydim diyordun satılık diyordun. "
"Cehenneme kadar yolun var "dedi son kalan nefesiyle.
"Öyle mi senin buraya kadar nefesin varmış"derken daha da yüklendi.
Yosun gözşerini sıktı. Ne kadar çabalasa da gözleri boşaldı. Boğazına dizilen nefeslere değil az sonra çuval gübi devrilecek bedenşne değil 'benim yüzümden benim için öldü' diye yaşamı kendine tekrar tekrar ve tekrar zehir edecek abisine.
Bedeni yana doğru devrildi ama beklediği gibi yere düşmedi. Sıcak bir kucak onu yere bırakmıştı. Yumruk sesi geldi ama kendi yüzüne patlamamıştı.
Ciğerlerine gidecek oksijenin yolu açılmış öksürmeye başlamıştı. Yine de gözlerini araladı. Bir yumruk daha yemişti adam. Kahramanına bakmak için bakışlarını kaldırdı.
Siyah takım elbisesinde bir beden vardı. Saçları küllü kumraldı. Son yumruğuyla adam burnunu tutarak yere düşmüştü. Sırtını duvara yaslamış gözlerini yummuştu.
Yosun öksürmeyi bıraktı. Artık sadece göğsü hızla inip kalkıyordu. Yanaklarında hala kurumayan yaşlar varken yenileri de aktı. Durduramadı kendini. Yaşıyordu ve ağlıyordu. Hıçkurıklarla.
Adamın bakışları ona döndü. Bal gibi bakan bakışları. Bal bakışları. Yanına çöküp bedenini kaldırdı." İyi misin?" Hafifçe yanaklarına dokundu.
Yosun cevap veremeyip daha da ağladı. Başı kahramanının göğsüne düşerken kendini durdurmadı. Elini göğsüne bastırıp ağlamasını durdurnaya çalıştı.
Adam yaşlarını okşar gibi sildi. "Geçti yosun gözlüm. Geçti iyi olacaksın." Arkada kalan adama baktı. "Ben ödeyeceğim ne kadarsa. Şimdi burdan def ol"
Yosun bunu duyunca daha da ağiadı. Omuzlarını okşadı. Bir kere başından öptüğünü bile hissetmişti Yosun. "Bırak kendini yosun gözlüm. Geçti iyi olacaksın. Gözlerini açtığında her şey düzelecek"
Yosun dediğini yaptı. Yumdu gözlerini. O yaşşarını silerken ağlayabileceği kadar ağladı. Belki de ağkarken uyuyakaldı. Kahramanının kucağında.
***
Yaman'ın başına tetiği çekilmiş silah vardı ama sıkılmamıştı. "Yaman Yaman Yaman" diye tekrar etti başındaki selim.
"Ben başına yasladığım silahı eline vereceğim. Sağa sola zarar vereceksin. Ama o silahı kendi başına doğrultacağın zanan boş bulacaksın. O zaman anlayacaksın aslında yaşamadığını. Kardeşinin vaat ettiği yaşam sana haram kılındı Yaman. Ama ben sana ölümü de haram kılacağım. Yaşayamıyorsun ya Yaman. Ben seni ölğmden beter yaşatacağım. Yaşayacaksın ama ne böyle ceset gibi ne adam gibi. Ölümden beter."
Selim kendi kendine baş salladı." Ölümden beter"
