4.Bölüm : Tek Fotoğraf

Vaveyla Yazarı: Bir okur bir yazar Okuryazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 4.Bölüm : Tek Fotoğraf

4. Bölüm:Tek fotoğraf

"Sonunda" derken ellerini iki yana açmış derslikten ilk çıkan olmultu Yosun. Haftanın bir günü olan o işkence bitmişti. Artık gelecek haftadaki Yosun düşünürdü kalanını.

Arkasında çıkan öğrenci sürüsüne bakıp Doğa'yı bekledi. Sakince etrafa bakan Doğa'yla gözleri kesişince ikisi de gülümsedi. Yan yana gelince "özgürüz"dediler aynı abda.

"Kafeye gidip saatlerce oturma"dedi Yosun parmağını ona doğrultmuşken.

Doğa onaylar nitelikte devamını getirdi." Son olayları konuşma"

Yosun devam etti. "Art arda tatlı denemeleri."

"Kız kıza bir gün." Sonraki her kelimesinin üstüne bastı." Sessizce. Yalnız. Olaysız. Mümkünse hem Yaman'sız hem Selim'siz."

Yosun sırıtırken baş salladı. Şu an onun planlaması ve amacı da buydu. "O zaman her zaman gittiğimiz kafeye" diyerek Doğa'yı yanına aldı. "Hiç bir yere takılmadan"

Ama arkafan aynı sınıfta oldukları Özlem'in sesi yükselmişti. "Kızlar konferans salonu o tarafta değil."

Yosun sabır diledi. Gözlerini gökyüzüne sabitleyip bir kaç saniye daha sabır diledi. Bu anlarda fazla Yaman'a benziyordu.
"Sanki bilmiyorum 4 yıllık okulumda konferans salonunun yerini"

Doğa yatıştırıcı bir sesle" sakin"diyip arkasını döndü. "Biliyoruz Özlem. Ama bizim işimiz yok. Katılmayacağız"

Doğa'nın bu açıklaması yetebilecekken Özlem daha da irdeledi. "Nasıl katılmayacaksınız ya? Koskoca Selim Sarca geliyor. Kontenjan bile açıyor her yıl bu üniversite için. Katılın bence"

Göz devirdi Yosun. Hala sabırlıydı. İçinden verdi cevabı. 'Sanki Selim ayağına geliyor.' Ama yine Doğa'nın cevap vermesini bekledi.

"Özlem katılmıyoruz kızım işte. Zorlama. Tıklım tıklımdır orası. Bir de ful kızlar. "

Yosun'un gözü önüne Selim'in önünde cilveleşecek kişilerin tam listesi geldi. Selim ise hiçbirine bakmayacaktı hiçbirine.

"Adam model gibi ya."derken kendi kendine hülyalara dalmıştı Özlem. "Çok iyi kalpli. Babasının okuduğu bu ünivetsitede her yıl öğrencilere özel kontenjan açması"

Yosun yine cevap vermemeyi tercih etti. Doğa ise içlice ofladı. "İyi izlemeler o zaman sana."

"Teşekkürler size de iyi eğlenceler"

Yosun el salladı ona. "Hadi güle güle o zaman"Arkasını dönerken "Görüşmeyelim" diye mırıldandı.

Doğa kahkahayla güldü. "Kıskanıyor musun"

"Abim olarak evet. Abim okuldan almaya geldiğinde bana nasıl tavır aldı görmedin mi? Abim olduğunu öğrendiğinden beri bir yakınlaşmalar."

Doğa başını salladı. "Acaba Selim'i de tanıdığını öğrense ne yapar?"

"Ayy öğrenmesin mümkünse. Değilse de öğrenmesin. Şu an tek isteğim seninle bir gün"

"Ya. Sen beni mi özledin? Yerim."

"Özlenmeyecek insan mısın be Doğa'm. "Doğa ona bir öpücük yolladı. O da aynı şekilde karşılık verdi.

Üniversite alanından çıkarken bir kaç araba üniversite binasının önünde durmuştu. Birinin penceresi açıldı. "Kızlar"dedi güneş gözlüğünü indiren Selim.

Arabadan inip gözlüğünü kafasının üstüne itti. "Nasılsınız? "

Yosun gülümsedi. "İyiyiz Selim abi. Sabah bir karakolu ziyaret ettik rutin şekikde. Şimdi Doğa'yla arayı kapatıyoruz"

Selim güldü." Yaman formunda desene. Ama anlaşılan sorun çözülmüş?"

Yosun kıkırdayıp onaylar gibi baş salladı. "Sorun yok"diyerek baş parmağıyla işaret parmağını birleştirdi.

Selim arabaya yaslanıp ellerini cebine koydu. Normalde rahat olmak için sportif giyinirdi ama takımı da çok iyi taşıyordu."Siz katılmayacaksınız o zaman."

Yosun baş salladı. Ellerini iki yana açtı. "Size iyi eğlenceler o zaman."

Yosun kıkırdadı." Sana da iyi sıkılmalar Selim abi. Sıkıcı olmalı." Doğa koluna vurmuştu.

Selim dudaklarını birbirine bastırdı. "Eğlenceli olacağını sanmıyorum ama size katılabilitim ardından."

Doğa kulağına eğilmişti. "Abi deme lazım olur"

Yosun'un yüzü düştü. Doğa'nın koluna vurdu. Selim Yosun'a bakarken gülümseyip gözlerini kıstı. Yosun 'ne diyosun'der gibi dudaklarını oynattı.

Sonra Selim kendini topladı. "Tamam canım istemezseniz gelmem"

Yosun yandan Doğa'ya baktı. "İstememek değilde abi bir sonrakine. Hem sen yorgun olursun"

"Sözünü aldım ama." Göz kırptı. "Hem gerçekten yorgun olurum." Yosun'un burnunu iki parmağı arasına aldı.

Yosun güldü. Doğa'ysa başını iki yana salladı." Bütün abilerin böyle olduğuna inanmıyorum"

"Dünyama hoş geldin "derken burnunu tutmuştu Yosun. "Hep bir ilgi hep bir kıskançlık. "

"Sizde rahatsız değilsiniz hanfendi derken parmağını 'seni gidi seni' der gibi sallıyordu Selim.

"Valla değilim. Kırk abim olsa kabülüm."

"Ben varken kırk abi mi? Ayıp ettin Yosun."

Yosun kahkaha attı. "Abim olsaydı..."boğazını temizleyip sesini Yaman'a benzetmeye çalıştı."kimmiş o kırk abi bir neyine yetmiyor' derdi"

Doğa onaylar gibi baş sallafı. "Fazlası yok eksiği var." Sesini kalınlaştırdı. "Sıkarız evvelAllah kırkınında topuğuna. "

Selim'de gülmeye başladı. "Siz var ya siz..."ikisine de parmağını salladı. "Bizi toprağa sokar çıkarırsınız"

"Ya Selim abi"diye kızdı Yosun. "Tövbe de"

Selim gülümserken baş salladı. "Tövbe tövbe. Hadi tuttum sizi de" diyerek dikleşti. Yosun'un koluna vurup Doğa'ya baş salladı. Doğa aynı şekilde karşılık verdi.

"Görüşürüz Selim abi"Doğa sadece elini salladı.

" Eyvallah" dedi Selim." Görüşürüz sonra"

Yosun bir süre Selim'in arkasından el salladı. Selim arkasına dönünce Doğa'nın koluna vurdu. Doğa ona dönüp bir adım geriledi. Zira devamı da vardı.

"Ne oluyor kız?"

"Abi deme lazım olur'ha . Sen dur dur." Tehditkar biçimde parmağını salladı. "Seni fesat seni"

"Ne fesatlığımızı gördün be? Masumum ben." Ellerini masumum der gibi kaldırdı. "Gitmiyor muyuz kafeye? Çok kırılırım"

"Gidiyoruz tabi. Düş önüme ."

Doğa elini alnına götürdü. "Emredersiniz Yaman Yosun komutanım" Sonra yanına geçti." Böyle anlarda abine fazla benzisyorsun biliyor musun?"

"Doğa" dedi ters ters. Doğa'ysa kocaman bir kahkahayla yetindi.

***

Elindeki adresle geldiği adresi son kez kontrol etti. Yanlış adrese gelip bir yabancı olarak yanlış anlaşılamazdı. Ve evet burasıydı.

Aslında evin dış görünüşü tam Caner'likti. Öyle ki ilk geçişte görmemişti bile. 1 kapı nosu atladığını farkedip geri dönmüştü.

Anahtarı çıkarırken aklından farklı senaryolar geçti. Anahtarın değişmiş olması da olasıydı. Sonuçta bu anahtar aylar belki yıllar öncesine aitti.

Caner Bitiriş'te Yaman'dan bile eskiydi sonuçta. 'Bitiriş TİMİ'yazısını o asmıştı. Biliyordu o yazının sonunda söküleceğini.

İçerisi düşündüğü gibi olmayabilirdi. Duvarlarda fotoğraflar dolapta tabaklar varsa..,

Bir aile anlamına geliyordu bunlar. Bitmiş yok olmuş da olsa geçmişe ait bir aile.

Tereddütsüz kapıyı açtı. Düşündüğü gibiydi. Gri duvarlar tek koltuk... Televizyon bile yoktu. Bu daha çok canını sıktı. Hala yaşayacak bir hayatı vardı.

İçeride etrafına baka baka girdi. Evdeki tek renk oydu. Ne fotoğrqf ne arma ne de Caner'de bol bol olan hediyeler. Başını kendi kendine salladı.

"Demek evdeki tek renk sendin Caner"

Mutfağa ilerleyip biraz etrafa baktı. Caner o anahtarı koyduysa bir nedeni olmalıydı. Mutfaktaki dolaplara baktı. Bir tabak bir kaşık vardı. Her şeyden bir tane vardı. Dolapta olan yemek bile tek porsiyondu.

Caner bir kişiydi. Caner yalnız oturuyordu. Caner tek kişiydi bu evde. Acaba yaşamda da tek kişi miydi?

"Tek misin yoksa tekin mi var Caner? "

Tek sevdiği, tek değerlisi ya da başkası. Ne saklıyordu Caner?

Mutfaktan bir şey çıkmayacağını anlamıştı. Son odaya ilerledi yatak odasına.

Tek kişilik karyola. Komodin ve gardılop. Değişen bir şey yoktu. Yine renksizdi. Yatağa üstten vaktı. Daha önce yatılmamış gibiydi.

Komodini usulca açtı. Bir kitap vardı. O da teki olamazdı. Okuma gözlüğü ve baş ucu lambası. Yine bir şey yoktu.

Bu sefer gardıloba baktı. Yine siyah yine askeri giysi. Hala renksizdi. Alttaki çekmeceyi açtı. Bir kutu vardı. Kaşları usulca havalanırken yere diz çöktü.

Yerde olan bir kaç zarf vardı. Kapı önünden atılmış günler geçtikçe rüzgarla evin farklı yerlerindelerdi.

Onlara bakmadan kutuyu açtı. Ağzından bir nefes verirken ifadesi tamamen dağıldı. Titrek nefesler verirken giydiği tişörtün yakasını genişletmeye çalışıyordu.

İşte bulmuştu o teki. Bulmuştu Caner'in neden onu buraya gönderdiğini. Caner'in de arkasında bıraktığımbir şeyler vardı.

Evdeki tek renk önündeki tek fotoğraftı. Caner 'Minikler Sevgi Evi ve Yetimhanesi' önündeydi. İki yanında çocuk vardı. Caner sağ yanındaki kızıl kızın saçlarına doğru eğilmiş öpüyordu.

Diğer yanındaki kızıl saçlı çocuğun ensesine elini atmıştı. Çocukların ikisi de gülerken Caner'in yüzü anlaşılan yüzüne gelen saçlardan gıdıklanıyordu.

Parmağı fotoğrafa değdi. Burukça gülümsedi. Oysa yüzünde hala o acı vardı. Uzun süre fotoğrafa baktı öylece.

"Kardeşler "diye mırıldandı. 10 yaşlarındalardı muhtemelen. Evet tipleri benziyordu ama ondan anlamamıştı. Gülüşleri aynıydı. Kardeşlerin sadece kan bağı olmazdı sevinçlerinden hayatına her şey de bağlılardı. Yosun'dan biliyordu.

Arkasını çevirdi. Artık titrek nefesleri de kesildi. Yutkunamadı. Tam olarak şu yazıyordu.

'Bir zamanlar Yaman ve Yosun...
Sadece kardeş değil candaş...
Ölüm olamaz sadece yaşam...'

Elindeki fotoğrafı kutuya usulca koyup yere çöktü. Otururken yüzünü avuçlayıp saçlarını geri çekiştirdi.

Eli boş olmasın diye kenardaki zarfı aldı. Sadece bu adres yazıyordu. Ne Caner'in adı ne gönderenin.

Zarfı açtı. Güzel küçük inci gibi yazıydı başlardaki. Okumaya başladı.

'Caner abi;
Sen yazıdan tanırsın ama ben yine de söyleyeyim. Sinem ben. Seni çok özledik. Görev için dua istemiştin ya sürekli ediyoruz Sinan'la. Seni şimdiden özledik. Merak etme Sinan'a ders çalıştırıyorum. Özellikle yazı. 'Bu yazıyı Caner abi nasıl okusun?'diyince hemen çalışıyor. Sen yokken Sinan bana emanet'

Alttaki daha eğri yazı muhtemelen Sinan'ın yazısıydı.

'Seni özledim Caner abi. Sen yoksun diye Sinem'le kavganın tadı yok. Hep dövüyor ders için. Sana değer ama"

Tarih ,operasyondan 2 gün önce ama gittiklerinden 5 gün sonraydı.

Mektubun yazılarını okşadı. Yerdeki inci yazılı mektupları topladı. Operasyon günüyle aynı tarihte olana ister istemez durdu. Alıp onu okudu. Daha kısaydı.

'Caner abi,
Hala yoksun. Hani demiştin ya istediğiniz zaman atın. Biz atıyoruz ama sen alıyor musun? Bizi unutmadın değil mi? Mektuplarını götüren hoca hep evde olmadığını söylüyor merak ediyoruz. Bizi unutma. Kimsemiz yok sen varsın. Yoksan kimse oluruz'

Yüreğine oturdu. Bilmiyordu Sinem, o saatkerde şwhidlik mertebesi veriliyordu. İsimleri hiç bir yerde yayınlanmadığına göre hala haberleri de yoktu.

Mektupları toplamaya devam etti. Neredeyse her gün atmışlardı. Ana kapıya yaklaştıkça yani mektupların tarihleri yakınlaştıkça azalıyordu.

Bazılarında Sinan'ın yazısı vardı. Ama kapıya en yakın olanı ne Sinem'e ne Sinan'a aitti. Kaşlarını çatıp onu açtı.

'Caner bey,
İkizler her gün her gün sizi sorup sizi arıyorlar. Onlara her 'evde yok' dediğimizde yüzleri daha da düştü. Yemeden içmeden kesildiler bazı günler. Motivasyonları gitgide azalıyor. İster istemez 2. Kere terk edilmiş gibi hissediyorlar. Bizde sizin adınıza bir mesaj vermek zorunda kaldık. Onlara yeni bir süreçte olduğunuzu lakin onları unutmadığınızı en kısa sürede dönüş yapıp telafi edeceğimizi söyledik. Eğer bu mektupları okursanız bu yetimler için dönmenizi rica ederiz. Zira bazen kimsesizler tek kimseye koşulsuz bağlanur. Eminim siz de onlara bağlanmışsınızdır. Yakın zamanda görüşmek dileğiyle...'

Elindeki mektuba zarar vermemek için yoğun çaba sarfetti. En sonunda hepsini tarihlere göre sıraladı.

"Sizlere söz onların hepsini önce kendim okuacağım. Sonra Caner sana okuyacağım. "

Sanki kendisi koymuş gibi fotoğrafı kaldırıp orada olan mektupların üstüne koydu. Ama orada olan mektupkar hariç bir şey buldu. Vasiyetti.

Resmi paragraflar vardı. En altta da Caner. 'Bu ev dahil bütün mal varlığım 18'ini geçince Sinem ve Sinan ikiz kardeşlerine bırakılmıştır. Caner SAĞLAM'

Yaman kutuyu bırakmadı. Her şeyi olduğu gibi koydu. Tek bir şeyi koymadı.

Tek rengi. Tek fotoğrafı.

***

Yaman küçücük göğsünün üstünde kocaman bir yük vardı. Oysa göğsüne yaslı kafa küçücüktü. Sarı bukleleri omzunun arkasına itti.

"Abi"dedi yanındaki çantanın koluyla oynadığı için dalgın,öndeki abla yüzünden kısık çıkan sesiyle.

Önde anne/babalarından sonra gördüğü ilk yetişkin abla ilk defa konuşan Yosun'a baktı. Yaman ise o önüne dönene kadar cecap vermedi.

"Efendim Yosun" dedi hala saçlarıyla oynarken.

"Anne yok beni taşımıyo'. Baba yok çantaları taşımıyo'. Nerde ki?"

Yaman bir süre cevap vermedi. 'Gelmeyecekler artık'demişlerdi. Yaman gelmemeyi bilmezdi. Sadece gidip gelmeyi bilirdi.

"Bilmiyorum"dedi dürüstçe.

"Baba olsaydı anlatırdı. "Yosun çantasıyla oynamaya devam ediyor ama başını abisinin göğsünden ayırmıyordu.

Yaman ona baş salladı. "Evet babam olsa anlatır sana da bana da."

"Babam beni daha çok seviyor"Gülümsedi Yosun. "Sende kıskan." Ama başını kaldırmadı. Sonra yüzünü abisinin başına iyice yanaştırdı. "Hani tanımadıklarımızla gitmicektik ki"

Yaman buna cevap vermedi. Haklıydı. Hep derlerdi anne babaları. Bırak tanımadığının yanına gitmeyi evden çıkarken haber vermelerini söyler her zaman biri yanlarında gelirdi.

Yaman zaten dışarı çıkmayı sevmezdi. Yosun'la evde kalırdı. 2 yaşındaki Yosun deli dolu ama fazla minikti.

"Abi" dedi Yosun. Hala cevap bekliyordu. Yaman'ın cevap vermeyeceğini anladığında kıpırdandı. "Abi"

"Annemiz izin vermiş Yosun. "Yosun öylece baktı abisine. Yaman dışarı bakmaya devam etti.

Araba bir bahçeye girip gitgide yavaşladı. Yaman yazıyı okudu.

'Sosyal Hizmetler Geçici Bakım Evi'

Geçici diyordu. O zaman buradan gideceklerdi. Rahatladı. Ama ev diyordu. Ev orası değildi.

Öndeki abla arabadan çıkıp kapılarının önüne geldi,kapıyı açtı. "Geldik. Şimdilik burada kalacaksınız." Sonra Yosun'u kucağına çağırdı. Yosun ona"Hayır" diyip başını çevirdi. Yaman ın kollarına daha da sıkı sarıldı.

"Ben hallederim" dedi Yaman.

Kadın baş sallayıp bu sefer çantaları almak için uzandı. Yosun tekrar "Hayır"dedi. Kadın Yosun'a bakarken Yosun kararlıydı.

Yaman yine "Ben hallederim" dedi. Kadın önce anlamamış gibi baktı ama Yaman gerçekten de çözecekti. Yosun'un kulağına eğildi. "Şimdi seni indireceğim sonra hemen kucağıma alacağım olur mu?"

Yosun onaylayınce onu arabadan indirip yere bıraktı. Kadın hala onları izliyordu. Yaman kendi çantasının bir kolunu soluna Yosun'un çantasının bir kolunu sağına taktı.

Sonra arabadan inip Yosun'u kucağına çağırdı. Yosun "Abim halleder" diyerek kucağına çıktı. Yaman ağırlıkla zorla doğruldu.

Önünde tanımadığı bir yer vardı ve orada kalacaktı. Annesi babası yanında yoktu. Kucağında Yosun vardı. Yeterdi ona. Yosun'a sımsıkı sarılarak bilinmezliğe Yosun'un tek bildiği olarak adım attı.