YARIM KALAN kitap kapağı

3. bölüm / 13

YARIM KALAN

3. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Hasan Mantarcı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: 3. Bölüm

Doğduğumuz gün atarız ilk adımı hayat setine
Başrolü de biz oluruz filmin seyircisi de
Bazılarımız kendi filmini yazmak ister
Bir çoğumuzsa bırakırız akışı senaristimize
Çocukken bütün günlerimizi süsler büyüme hayali
Büyüyünce de nem olur gözlerimizde çocuk kalma hasreti
Çare yok
Kendi ömrümüze seyirci eder
Hayatın orta yerinden geçen film şeridi
İnsan kamera arkasından bakabilmeli hayata
Rol arkadaşını seçebilmeli
Ve geçebilmeli yönetmen koltuğuna
Her saniyesini sevgiyle yaşamalı kısa filminin
Hayatı fark etmek yerine reklam aralarında

Köyde her evin önünde taş ocakları olurdu. Sağı, solu ve arkasında dikdörtgene benzer ve ancak iki kişinin kaldırabileceği taşlardan oluşan ocaklar. Ocağın genişliğine ve yüksekliğine bakılınca bunlara tencere, tava ya da çaydanlık koyulması için yapılmadığı hemen anlaşılırdı. Büyük kazanlar için yapılmıştı bu ocaklar. Belli ki su kaynatmak için yapılmışlardı.

Tıpkı köyün doğu yakasında bulunan, suyu yazın soğuk kışın ılık akan büyük çeşmenin yanındaki ocaklar gibi. Çeşme namını köydeki diğer çeşmelerden daha büyük olmasından almıştı. Ne de olsa en büyük oydu. Çırçır çeşmesi ya da karaağaç fıskiyesi onun yanında neydi ki. İki oluğunu birden dolu dolu akıttı mı hiçbir çeşme yanaşamazdı onun yanına.

Büyük çeşmenin yanında sıralı üç tane büyük taş ocak vardı. Bunlar büyük kazanlarda bulgur kaynatmak için kullanılırdı. Kaynayan bulgura hedik denir, hedik kaynatma işi de bol su gerektirirdi. Bu yüzdendir çeşmenin yanında kurulmuştur bu ocaklar bilmem kaç senedir. Köyde kimse de bilmez kim yapmış ne zaman yapmış. Ama hedik zamanını birbirlerine haber verir sırayla kaynatırlardı hediklerini bu taş ocaklarda.

Alıç odunu çokça tercih edilirdi hedik işinde. İki kütük atınca saatlerce sönmezdi ateşi. Dumanı da çok olurdu alıç odununun. Göğe yükselen duman köyün her yerinden görülürdü. İşi olan olmayan herkes büyük çeşmeye gelir, kazanların başına toplanır, hedik yerdi. Hedikler iyice pişip demini alınca çuvallara çekilir, oradan da harmanlara götürülüp mavi yeşil çadırların üstüne serilirdi kurusun diye. Başına da bir çocuk dikilirdi bekçi niyetine kuşlar yemesin diye.

Köyde birde banyo suyu kaynatmak için taş ocaklar vardı. Bu ocaklar ayıp olmasın diye mi bilinmez damların içine yapılmıştı. Zaten dumanı da bulgur ocağı dumanı gibi çıkmaz, sadece hane halkı tarafından görülürdü. Kapıların önlerindeki ocaklarda da alıç odunu yakılırdı. Fakat bu ocağın dumanı daha bir kara çıkar, köyün her yerinden görülür, işi olan olmayan herkes yine kazanın başına toplanırdı. Bir evin önünde ocak yanmışsa herkes orada bir cenaze olduğunu anlar, hep birlikte cenaze hazırlıklarına başlarlardı. Osman yanına birkaç genç alır mezarlığa giderdi – zira mezarın tesviyesini en iyi o yapardı. Dursun çarşıya kefen biçtirmeye gider, Alim mezar tahtalarını hazırlardı. Kazanın başında aileden biri, bir de cenaze kadınsa Adile, erkekse Halis bulunurdu – zira cenazeye yetecek suyu en iyi onlar bilirdi.

Ademin amcası sabah erkenden çarşıya gitmişti. Öyle ya doğumdan sonra gelen giden olurdu, hazırlık yapmak gerek. Çok oyalanmadan eksiklerini görüp yola düştü. Arada bir dönüp arkasına bakıyor, gelen bir vasıta var mı diye kontrol ediyordu. Bir vasıta bulabilirse en azından sağır taşlara kadar gider, Hamdi, Hanifeyle beraber hastahaneden dönmeden evde olabilirdi. “İki gidecekler üç gelecekler” diye mırıldandı. Farkında olmadan gülerek geriye dönüp bir daha baktı. Yalmanlı Dursun otuzbeşlik traktörle ardına kadar gelmiş ama o fark edememişti.

“Hayrıdır Mehmet ağa para mı buldun ?”
“Parayı kim kaybetmişte biz bulalım. Aklıma bir şey geldi de ona güldüm.”
“De haydi akşam oldu.”
Sağır taşlara kadar güle eğlene geldiler. Oradan köye yarım saatlik yürüme yoluydu. Sağır taşlardan nasıl çıktı, belin düzünü de ne ara geçti, cami önüne nasıl geldi farkına bile varmadı. Gelene kadar acaba kız mı olacak erkek mi diye düşünüyordu. Sonrada sağlıklı olsun da ikisi de baş üstüne deyip iki gidecekler üç gelecekler diye tekrar etti. Kendi çocuğu olunca da bu kadar heyecanlanmış ama belli edememişti. Kara Mehmet çocuğuna düşkün derler sonra. Hep içinde kalmıştı ya bu neyse. Ama şimdi belli de ediyordu. Varsın desinler Kara Mehmet yeğenine düşkün diye. İlk defa amca oluyordu sonuçta. İki gidecekler üç gelecekler.

Köyden yükselen duman Bayramlıdan görülüyordu aslında. Ama o ne Bayramlıda fark etti kara dumanı ne de Aşağı Ağılda. Ancak eve iki yüz metre kala bahçelerin yanına gelince fark etti.

“Bizim evin önünde bir ocak yanıyor ama hayır ola inşallah,” diye söylendi kendi kendine.
Hayır olmadığını köydeki herkes gibi o da çok iyi biliyordu. Evin önüne gelince kazanların yanına heybesini bıraktı. Evin önünde bir değil iki kazan kaynıyordu. Bir kazanın başında eşi Ayşe, diğer kazanın başında oğlu Ahmet duruyordu. Hem Adile oradaydı hem de Halis. Zira iki cenazeye yetecek suyu en iyi onlar bilirdi. Hanife doğumdan çıkamamış, hemşire eşinizi kaybettik demiş. Hamdi gerisini dinlemeden koşup atmış kendini pencereden.

Bir sene hiç kimseyle konuşmadı Mehmet. Sadece uyudu, uyandı ve iş yaptı. Artık dünyada değilmiş gibi davranıyordu. Yastığına muska da koydular, evliya bahçesindeki ağaca çaput da bağlayıp çözdüler ama onun dilini çözemediler. Huylu oldu artık, onmaz bir daha dediler. Kardeşiyle yengesinin ölümünü kaldıramadı bu da ölür bir iki yıla dediler. Bir daha da önünden geçmediler.

Bir gece karnındaki sancıyla uyandı Mehmet. Sanırım ölmek böyle oluyor diye düşündü. Bir iki saat bekledi ölmeyi ama ölemedi. Kendini dışarı atıp yaş toprağa yüzüstü yattı. Fayda etmedi. Taş ısıttı koydu fayda etmedi. Isırgan suyu içti daha da arttı sancısı. Bir hafta karın ağrısı çekti. Başında kuran okudular salavat getirdiler helallik istediler. Bir gece iyice fenalaştı. Komşular sabaha çıkmaz dediler. Alıç odunlarını, kazanı, suyu hazırladılar beklemeye başladılar. Sabaha karşı Mehmet bir bebek ağlaması duydu. Gaipten mi işitiyorum diye yokladı kendini. Yok yok bildiğin bebek ağlıyordu evde. Kalktı Ayşe’nin yanına gitti. Karnı ağrımıyordu artık. Ayşe Mehmet’in geldiğini görünce doğruldu şaşkın şakın yüzüne baktı.
“Ayşe bu kim?”
“Adem. Yeğenin.”
Mehmet’in gönlü ışıdı birden. Yaklaştı yanaklarından öptü, bağrına bastı.

Demek iki kişi gitmişler ama bir kişi dönmüşlerdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

82okunma 27beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18