29. bölüm · YARALI YEMİN
5. BÖLÜM
GÖKÇE'NİN AĞZINDAN:
Perdenin ardından hafif yüzüme güneş vurmasıyla gözlerimi yavaş yavaş açtım. Gözlerimi kırpıştırıp etrafa baktığımda Göktuğ koltukta yatmıştı. Alp neredeydi? Dün gece yanımdaydı? Sağ elimin üzerinde ağırlık hissedince elimin üzerindeki ağırlığa baktım.
Elimin üzerinde Alpin eli vardı. Eli silah tutmaktan nasır oluşmuş. Nasır Akif Albayda'da vardı. Alpin elinin içinde elim küçücük kalıyordu. Alp kafasını yatağa yaslamış, yerde uyuyordu.
Kıyamam kesin boynu tutulmuştur. Göktuğ burada olmasaydı yanımda yatardı ve boynuda tutulmazdı.
Sende dünden razısın Gökçis Alp ile yatmaya
Off içses seninle hiç uğraşamam. Elimin üzerindeki ağırlık hafif hafif kıpırdayınca Alpin uyandığını anladım. Kafasını kaldırdığında boynuna ağrı girince kısık bir inilti çıktı ağzından.
Elimi kaldırıp Alpin boynuna uzattığında Alp bir hamle ile kolumu tuttu. Yüzüme döndüğünde beni görünce elini kolundan çekti.
Normal Gökçiş. Adam asker en ufak şeyde düşman zannediyor.
İçses çok haklı sonuçta Alp bir askerdi. Böyle davranmasını garip karşılamadım. " Günaydın Alp." Yatakta yatmaktan bıktım ya kaç saattir şurada yatıyorum. Yattığım yerden oturuş pozisyonuna geçtim.
" Günaydın güzelim." Elini boynuna atmış ovuşturuyordu. " Boynun mu tutuldu?" Boynunu ovuştururken bana kafa salladı. " Ama ben sana dedim niye yatmadın yanımda." Ona kızar gibi söyledim ama o bu tepkime güldü.
Komik Bir şey mi var Alp Bey ya. Biz burda onu düşünelim o gelsin gülsün. Ne hava hoş ya. Hala ona kızgın kızgın baktığımda kahkahası arttı ve bir anda boynuna ağrı girmesiyle yüzünü buruşturdu.
Pikeyi üzerimden atıp ayaklarımı yere indirdim. Elimi Alpin boynuna uzatıp hafif hafif masajlar yapıyordum. Masaj ona iyi gelirdi. Yaptığıma ilk önce şaşırdı sonra eski haline dönüp yavaş yavaş kafasını oynattı.
Diğer elimide kaldırıp boynunun diğer tarafına uzatarak orayada masaj yapıyordum. Yaptığım masajlar iyi geliyordu yüzüne baktığımda ağrısı hafiflemişti. Biraz daha masaj yaptığımda arkamdan " Napıyorsunuz lan siz ?!?!?" Diyen ses ile irkildim. Ağzımdan sesizce " hıh." Korkuttu bu salak beni ya. Baş parmağımı üst damağıma vurdum.
Göktuğ ayağa kalkıp yanımıza geldiğinde bize garip, anlamaz bir şekilde baktı. " Napıyorsunuz siz? Sen niye yerdesin ve senin ellerin Alpin boynunda?"
Kafamı ona çevirip " Birşey olduğu yok. Alp yerde uyumuş. Uyuduğu için boynuna masaj yapıyordum bu kadar." Dedim. Bir şey diyecekken kapı açıldığında üçümüzde kapıya döndük.
İçeri giren Laçinden başkası değildi. İkimizde birbirimizi görünce yüzümüzde gülümseme oluştu. Doktor Civanım beni muayene etmişti ya.
Laçin arkasından kapıyı kapatırken ayağa kalktıp ve Laçine doğru hızlı büyük adımlar atarak yürüdüm. Kollarımı Laçine açtığımda karşılıklı sarıldık." Doktor civanım, seni çok özlemişim."
Arkamda iki tane şaşkın şaşkın bakan adamlar vardı. Benim dediğim isme şaşırmışlardı muhtemelen.
"Bende seni özledim Öğretmen Hanım." Son kez sıkıca sarıldıktan sonra ayrıldık. Laçin yanımdan geçip yatağın başındaki masanın üzerindeki dosyayı aldı ve açtı." Ee, nasılsın bakalım benim biricik hastam?" Dedi. Biz Laçinle birbirimize sürekli böyle küçük küçük lakaplar takardık. " İyiyim. Ne zaman çıkıcam buradan çok sıkıldım?"
Alp ve Göktugu unutmuştum. Onlara dönüp Elimi alnıma vurdum." Ayy sizi Laçin ile tanıştırmayı unuttum. Laçin çocukluk arkadaşım Göktuğda abim. Alp'de..."
Alpe ne diyeceğimi bilmediğim için sustum. O sırada Alp yerden kalkmış, benim neden sustuğumu biliyordu. Laçin dosyaya son kez bakıp bize döndü. " Evet ben Gökçe'nin çocukluk arkadaşıyım sende abisisi seninle tanışmıştık zaten Alparslan." Dedi.
Laçin bu sefer bana döndü " Tahlillerin iyi bu yüzden hastaneden taburcu olabilirsin." Dedi ve yanımdan geçip gitmeden önce Göktuğa anlamlı bir bakış atmayıda unutmayarak çıktı.
Abime dönüp " Ee, ben ne giycem?" Dedim. Göktuğ sonunda Laçinin çıktığı kapıdan gözlerini çekebilmişti. Gözlerini bana çevirip " Ben eve gideyim sana kıyafet alıp geleyim." Diyerekten odadan çıktı.
Alp yanıma geldi kafamı ona çevirdiğimde kafamı kaldırmak zorunda kaldım. " Çıplak ayakla niye geziyorsun üşütüceksin?" Dedi elini belime görüp yatağa ilerletti.
Yatağın yanına geldiğimde oturdum ve ayaklarımı pikenin altına soktum. " Birincisi bu havada üşümem imkansız ikincisi'de sen niye yerde yattın o zaman?" Dedim. Önümde eğildi ve ellerini bacaklarımın üzerine koydu. İki eli bacaklarımın üzerinde olaması bana garip düşünceler geliyordu.
Ne kadar sapıksın sen Gökce ya?
Ben sapık değilim aklıma geliyor bir kere.
" Birincisi sen her şekilde üşüyebilirsin çünkü bünyen zayıf ikincisi ben yerlerde, taşlarda yatmaya alışkınım."
Gözlerimizin sanki derinine bakıyorduk. Alpin gözlerinde bana olan aşkı, vatan sevgisi, Efe'nin intikanı vardı. Efeyi hatırlayınca içimde birşey oturdu. Boğazım adeta düğümlendi. Konussan belki ağlıyabilirdim o derece.
Alp yüzümün düştüğünü fark edip ellerini yanaklarımın üzerine koydu. " Neden yüzün düştü bakalım hı?" Dedi. " Neden bilmiyorum ama aklıma Efe geldi bir anda." Ege'nin ismini duymasıyla ellerini yumruk yapmak istemesi ama yüzümü tuttuğu için yapmadı.
Onun içindede ne geçtiğini biliyorum. Alpin gözlerine bir şey daha gördüm. Efe'nin ve diğer şehitlerin yattıklerı yerlerde rahat uyuması için verdiği mücadeleler vardı. Onu hiç kimseyi anladığım gibi onu daha çok anlıyorum.
" Belkide şuan yanımızda olduğu için aklına gelmiştir. Ne dersin yanımızda ikimizi izleyip gülümsüyordur, bizimle gurur duyuyordu değil mi?"
Gözlerim dolu dolu kafamı aşağı yukarı salladım. " Evet, Efe şuan yanımızda ve bize gülümseyerek bakıyor, bizimlede gurur duyuyordur." Gözümden bir yaş düstüğünde Alp baş parmağı ile göz yaşımı sildi.
Aklıma bir anda askeriyede Alpi bir kız ile gördüğüm an geldi. O kız kim olduğunu bilmiyorum ama şuan tam bu zamanda sormam gerekiyordu.
" Alp." Sesim mırıltı çıktı. " Efendim güzelim?" Dedi. " Seni geçen gün bir kadın askerle görmüştüm o kadın kimdi?" Meraklı görünmemeye çalışıyorum ama Alp anlamıştı.
Bu soruyu soracağımı yüz ifadesinden okudum." O kadın benim time yeni atanmış askerim. Görev ile ilgili bilgiler veriyordu."
Göreve mi? Göreve mi gideceklerdi?
Aklımda takılan soruyu anlayıp " Görev seninle alakalıydı." Benimle ne alaka diye düşündüğümde kapı çalması ile Alpden ayrıldım. Alp'de ayağa kalkmıştı. İçeri Göktuğ elinde poşet vardı.
" Ak bakalım bunları hızlıca giy eve gidelim."dedi. Elindeki poşeti alıp ayağa kalktım. Odada bulunan banyoya ilerleyecekken Alp " Gökçe bende kalıcak." Dedi bana 'kalmak ister misin?' Diye baktı gözümü 'olur.' şeklinde kırptım.
" Niye sende kalıyormuş dün seni arıyan kadının yanına gitsene." Kadın mı ne kadını ? " Kadın dediğin benim kız kardeşimdi Göktuğ. Kardeşim buraya geldiği için acelece gittim tek başına sıkılmasın diye Gökçe bizde kalsın diye dedim."
Doğru Gizem gelmişti ben unutmuşum ya. Benim B12 ilacı almam gerekiyo yoksa ben çok unutacağım." Tamam Göktuğ, kız yozgatlardan kalkıp gelmiş buraya sıkılmasın hem bana da bakarlar onlar merak etmeyin." Son sözü söyleyip banyoya girdim.
Üzerimdeki hastane kıyafetini çıkarıp bir kenara koydum. Poşetteki kıyafetleri çıkardım. Bir tişört ve mavi şort vardı. İlk önce şort sonrada tişörtü giydim poşetin içinde ayakkabım ve çorap vardı. Çorabı giyip ayakkabıyıda bağladım. Yüzümü aynaya çevirdiğimde sağ kaşım dikişli, yüzümün bazı yerleri morarmıştı.
Musluğu açıp avucuma su doldurup yavaş, nazikçe yüzümü yıkadım. Elimi ve yüzümü kurulayıp hastane kıyafetini alarak odadan çıktım. Odada Göktuğ vardı. Alp neredeydi?
"Alp nerede Göktuğ ?" Göktuğ Alpin ismini benden duyması sabır çekmesi bir oldu. " Çıkış işlemlerini yapmaya gitti. Sende hazırlandığına göre gidebiliriz." Dedi.
Bir dakikada benim telefonum neredeydi. Göktuğa dönüp " Benim telefonum nerede?" Elini cebine sokup telefonumu çıkardı. Bana uzattığında elinden aldım.
Telefonum canım telefonum benim ya seni çok özlemişim var ya anlatamam. Göktug kapıyı açıp ilk önce ben sonrada kendisi çıkarak kapıyı kapattı. Hastanenin çıkışana doğru ilerlediğimizde Alp orada bekliyordu.
Dısarı çıktığımızda derin derin nefes aldım. Hastanelerden her zaman nefret etmişimdir. Kokusunu bile sevmiyorum. Şimdi dışarda temiz temiz doganın kokusunu almak varken ne yapayım hastanenin ilaclı kokusunu.
Arabaya ilerleyip arka koltuğa oturdum. Ne olsa Göktuğ benim büyüğümdü. Arka kapıyı açmak Alpin hoşuna gitmedi ama Göktugun hoşuna gitmişti. Arkaya oturup kapıyı kapattım.
Alp ağzının içinden bir şeyler homurduyo ama ne dediğini anlıyamıyorum.
Seni kıskandı Gökçiş daha ne olsun.
İkiside binince Alp kemerini hızlıca taktı ve anahtarı kontağa soktu. Elimdeki telefonu acıp mesajlar var mı diye bakayım dedim WhatsApp dan 14 mesaj vardı ve hepside Sedefdendi. Birde bir grup açmışlar geubat Sedef, ben, Asena,Aylin Gizem ve Bende kayıtlı olmayan biri vardı.
İlk önce Sedefin mesajına girdim.
Sedef🌸: Gökçe!! İyi misin?
Hastanedeymişsin? Ne oldu neden hastanedesin?
Cevap ver şu mesajlara Gökçe
Gökçe: İyiyim birşey yok.
Ufacık kaza oldu sadece başka bir şey yok.
Sedef çevrim içi oldu ve yazıyordu.
Sedef🌸: Ayy sen benim yüreğime mi indireceksin ya? Niye söylemiyorsun? Hem nasıl oldu bu ufacık kaza?
Gökçe: Dün akşam Alp misafirliğe gelmişti. Yemekten sonra Alp ile bahçeye çıktık ve ikimizde aşk itirafı yaotıgımız sırada Göktuğ bizi duydu ve bir anda Alpe daldı. Göktugu Alpin üzerinden almaya çalıştıgım sırada kolunu benden çekip beni itti bende geriye doğru sendeleyip kafamı taşa vurdum bu kadar.
Sedef🌸: Ohaa İnanmıyorum ya Göktug'dan hiç beklemezdim diycemde daha tanımıyorum ama olsun. Kusura bakma ama abin tam bir şerefsiz.
Sedefin attığı mesaja güldüğümde Alp dikiz aynasından bana bakması ile göz göze geldik. İkimizde konuşmasak bile birbirimizin gözlerinden her şeyi anlıyor, öyle konuşuyorduk.
Göktuğ havayı dağıtmak için " Öhö öhö." Demesi ile ikimizde bakışlarımızı çektik. Tekrar telefona döndügümde Sedef'den mesaj vardı.
Sedef🌸: Hastanede mısın yoksa eve mi geçtin?
Gökçe: Alpin evine geçmeden önce Akif Albayın evine ugrayıp bir kaç kıyafet ve Göktugu bırakıcaz.
Sedef🌸: Ay sen birde Alpin evinde mi kalıcaksın? Ee, Göktuğ ne dedi peki bu duruma?
Gökçe: Dün Gizem geldi buraya Alp de apar topar hastaneden çıkmış buda sevgilinin yanına gitti diye anlamış. O yüzden biraz sinirlendi.
Sedef🌸: Anladım.
Gökçe: Grupta bende kayıtlı olmayan biri var o kim?
Sedef🌸: Sen tanımıyor musun? O Sümeyye. Serdarların timine yeni atandı.
Demek dün Alpin yanında Sümeyye vardı. Sümeyye benim hakkımda ne dedi acaba Alpe çok merak ediyorum.
Gökçe: Sen ne zaman tanıştın ya.
Sedef🌸: Aylinlerle konustuğum zaman tanışmıştım.
Kafamı kaldırıp baktığımda eve gelmiştik.
Gökçe: Ben gidiyorum eve geldik bir kaç birşey alıp Alpe gideceğim görüsürüz.💙
Diyerek telefonu kapattım. Bildirim gelince baktığımda Sedefdendi.
Sedef kişisi mesajınızı ♥️ koydu.
Araba durunca açıp indim. Evin kapısına ilerlediğimde daha kapıyı çalmadan açıldı. Karşımda Zeynep Abla vardı. Zeynep Abla beni kollarının arasına alıp sıkıca sarıldı.
Göktuğ " Anne kızı bırakda bir kaç kıyafetini alsın." Dedi. Zeynep Abla omzumdan kafasını çekip bana kaşlarını çatarak baktı.
" Neden? Nereye gidiyorsun?" Tekrar onlardan gitmemden korkuyordu. Ellerimi tuttum " Bir kaç gün Alp'de kalıcam kardeşi geldi hem o sıkılmasın diye hemde değisiklik olsun diye."dedim. Anneme Alpi görmek için gidiyorum anne diyemezdim.
Zeynep Abla bir bana birde Alpe baktı tekrar bana baktı ve gülümsedi " Tamam kızım." Dedi. Zeynep Abladan ayrılıp eve girdim. Arkamdan Zeynep Abla,Göktuğ ve Alp girdi. Alpe döndüğümde 'Seni burada bekliyorum.' dedi.
Kafamı sallayıp merdivenden çıktım. Merdivenin sol tarafında kalan odama doğru ilerledim. Kapıyı acıp girdiğimde içerde bebeklik esyalarım duruyordu. Onları çok sevdim eğer ilerde kızım olursa ona bunları giydirmak istiyorum.
Bunları ben giyemedim ama benim yerime o giymeliydi. Masanın yanında çanta vardı. Cantayı elime alıp actım. Dolaba doğru ilerledim kapagını açtım. İçinden bir kaç gündelik kıyafet, pijama, çorap ve iç çamaşırı aldım.
Ne olur ne olmaz diye fazla fazla aldım. Aldıklarımı çantanın içine yerleştirdim ve bir kaç tanede makyaj malzemesi, bakım eşyalardan ve şarj aletini koyup çantayı kapattım.
Acık kapıdan çıktım merdivene ilerledim. Merdivenden indiğimde Alp olduğu yerde beni bekliyordu. Beni görünce bana doğru ilerleyip elimdeki çantayı aldı. Zeynep Abla muhtemelen mutfakta yemek yapıyordu.
" Biz gidiyoruz Zeynep Abla." Diye seslendim. Evden çıktım ve arkamdanda kapıyı kapattım. Arabanın yolcu koltuğunun kapısını açıp oturdum. Kapıyıda kapattıktan sonra kemeri takmayıda unutmadık.
Alp'de soför koltuğuna oturup arabayı çalıştırdı ve gaza bastı. İlk defa Alpin evine gidecegim heyecanlıydım. Umarım kalbimin sesi duyulmuyordur. Eğer duyuluyorsa rezil oldum.
Gizemide çok özledim. Bu sene mezun olucaktı neden geldi ki acaba? Gidince ögrenecektik sonuçta.
✨✨✨
Bir apartmanın önüne geldiğimizde Alp arabı park ederek istop etti. Kemeri çözüp kapıyı açtım. Arabadan indiğimde kapıyıda kapattım. Alp arka koltuktan cantamı alarak arabayı kilitledi.
Etrafa baktığımda bir kaç kadın evlerinin balkonunda bana özellikle kıyafetime bakıyorlardı. Bir kadın " Hiç terbiye kalmamış şimdiki gençlerde." Dedi.
Bunlar şimdi ki gençlerden ne istiyor ya hiç kimsenin kıyafetine karışamazlardı öyke bir hakkı yoklardı. Kadınlar bana bakıp birbirlerine birşeyler söylüyordu.
Ee yeter ya benimde sabrım taştı artık. " Teyze siz aranızda benim hakkımda mı konuşuyorsunuz?" Alp bana dönüp 'yapma.' diyordu. Artık yeter ya bıraksınlar bizi.
" Evet senin hakkında konuşuyoruz. Ne biçim giymişsin pardon giyinmemişsin." Aralarında kahkaha atarak gülüyorlardı.
Yavaştan benim gözlerim seğiriyordu. Ben sinirli olduğumda her yeri yakıyordum. Ama hala bana gülmeleri sabrımın son taşan damlası oldu. Alp yanıma gelip kulagıme eğildi." Boşver onları. Onlar herkese öyle diyorlar bırak."
" Teyze sizene benim kıyafetimden size mi sorucam nasıl giyinip giyinmeyeceğimi? Siz ilk önce kendinize bakın sonrada baskalarını eleştirin." Dedim. Arakamızı dönüp gidecekken teyze " Aa, terapiyesiz, ahlaksız, namuzsuz seni. Bu gençlerde hiç ahlak terbiye kalmamıs yahu."
Arkama geri dönüp teyzeye doğru adıp atıcakken Alp kolunu belime sardı beni geri çekmeye çalışıyordu. " Sizene ya sizene. Size mi kaldı benim namusum, ahlakım, terbiyem ya. Yeter rahat bırakın artık gençleri bizi ya. Hiç kimse sizin istediğiniz giyinmek zorunda değil bu dünyada. Oturduğunuz yerden insanların kıyafetlerine göre eleştiremezsiniz sizin böyle bir hakkınız yok." Bağırarak konuşmam ile herkes balkonlara, camlara çıkıp bizi izliyorlardı.
Anca izlerlerdi. Oturdukları yerlerden anca konuşurlardı. Alp kolumdan tutup apartmana ilerletti. Kadın hala bağırarak konuşuyordu. Tekrar geri dönecekken Alp beni sıkıca tuttu." Tamam, bırak şunu boş yapıyor işte." Sakin olmam gerekiyo artık Alp beni merdivenleri ilerletip çıktık.
1. Kata geldiğimizde sol tarafa beni ilerletti ve kapının önüne geldiğimizde kapıya vurdu. 1-2 dk sonra kapı acıldı ve içeriden Gizem çıktı. Bana şaskın saskın bakıyordu. Daha demin ki kavgayı izlemiş olmalı.
Şaşkınlığını üzerinden atıp yüzümüze gülümsedi. " Hoşgeldiniz." Kapının önünden çekilip içeri görmemizi bekledi. Ayakkabımı çıkarıp içeri girdim arkamdanda Alp girdi. Gizem kapıyı kapattı ve bana kollarını açtı. Sarıldıktan sonra Alp " Bu kadar sarılma yeter Gökçe yorulmuştur dinlenmesi gerekiyor." Dedi.
Gizem benden ayrılıp yüzüme baktı." Olanları duydum çok geçmiş olsun Gökçe." Ellerini tuttum " Sağ ol Gizem." Dedim.
Alp bana döndü. " Siz içeri gidip oturun ben Gökcenin ilaçlarını alıp geleyim." Gizemle kafamızı sallayıp Gizem beni oturma odasına yönlendirdi. Kapı acılıp kapandıgında Alpin çıktıgını anladım.
Gizem beni koltuğa oturtup yanıma oturdu. " Aşağıda ne oldu? Senin sesini duyunca balkona çıktım kadın sana Bir şey mi dedi?" Dedi." Evet salak kadın neymiş ben çok acık giyiniyormuşum pardon giyinmiyormuşum onane ya Alp beni tutmasaydı bir tane yapıştıracaktım o olacaktı." Dedim.
Burnundan tütüyordum. Hala sinirliyim. " Oha ya nerdeyiz biz eski çaglarda falan mı? Çok saçmaya " dedi.
Gizem ayağa kalktığında bende kalkıcakken omuzlarımdan tutup oturttu. " Sen otur hastasın. Ben sana çorba yapayım iyi gelir." Diyerekten yanımdan uzaklaştı.
Şimdiden sıkıldım. Yapacak da hiçbirsey yok. Kapı çalamsı ile Gizeme seslendim." Ben bakarım." Ayağa kalkıp kapıya doğru ilerledim. Kapıyı actığımda Alp gelmişti elindede eczane poşeti vardı.
Alp bana kaşlarını çatıp " Sen niye kalktın hastasın sen? Gizem niye bakmadı?" Dedi. Ayakkabılarını çıkarıp içeri girdi.
" Hasta olabilirim ama yatalakda değilim Alp ve Gizem çorba yaparken kapıyada biri bakması gerekiyordu onuda ben üstlendim."
" Allah korusun güzelim ya yatalak da ne demek bir daha öyleşeyler söyleme " elimden tutup oturma odasına peşinden ilerledim. İkimizde koltuğa oturduğunuz da Gizem bize mutfaktan bakıp " Ne ara geldin sen ya?" Diyerek mutfağa geri girdi.
Alp poşetten ilaçları ve ince bir flaster ( tıbbi bant) vardı. Alp bana dönüp kaşımdaki bantı yavaş yavaş canımı acıtmadan çıkardı.
Eski bantı orta sehpanın üzerine koydu. Eline gazlı bez alıp üzerine Tentürdiyot döktü. Bana dönüp " Biraz yakabilir." Diye fısıldadı. Gözlerimi kapatıp kaşımdaki dikişin çevresini büyük bir dikkatle, canımı acıtmayacak şekilde hafif hafif tutuyordu.
Kaşım hafiften yanmaya basladığında ağzımdan " Ah." Diye inleme çıktı. Alp kaşıma doğru üfleyince yanma azalmıştı. Gazlı bezide orta sehpanın üzerine koydu. Bir kaç saniye tentirdüyotun kurumasını bekledik. Kuruduktan sonra küçük bir steril gazlı bezi alıp kaşımdaki dikişin üzerine dikkatlice flaster keserek yapıştırdı.
Uzun bir tane ilacı açıp parmağına sıktı. İlaç olan parmağını yüzüme doğru uzatıp yüzmdeki morlukların üzerine yavaşça sürdü. İlaç soğuktu ama idare ederdi. Yanımıza Gizem tepsi ile geldi. Elindeki tepsiyi sehpaya koyup yan koltuğa oturdu.
Pansuman bitince ilaçları poşte koydu ve çıkardığı flaster ve gazlı bezi alıp gitti. Gizem kucagıma tepsi koydu. " Hepsini bitiriceksin ona göre." Ona gülümsedim ama yemek istemiyorum. Aç değilim.
" Yemeyeceğim Gizem. Aç değilim." Yanımıza Alp geldi. " Ne demek yemeyeceğim sabahtan beri bir şey yemedim Gökçe. " Yemek istemiyordum miğdem almıyordu.
" Yemek istemiyorum işte Alp." Dedim." Yemek zorundasın Gökçe." Tabaktaki kasığı alıp biraz çorba doldurdu. Kaşıktaki çorbaya üfleyip bana uzattı.
Gözleri ile kaşığı işaret etti. Off layıp zor da olsa kaşıktaki çorbayı içtim." Oflama." Dedi. Gizem bizi sessizce izliyordu. Kardeşinin yanındada niye böyle yapıyorsa.
Kaşıga tekrara çorba doldurup bana uzattı. Çorba acıydı." Çorba çok acı." Dilim yandı ya bu nasıl acılık. Alp tepsideki suyu bana uzattıgında elinden alıp içtim. Gizem bize döndü." Şey... Biraz acı koydum iyi gelir diye ama..." Alp ona ters ters bakınca susup geriye yaslandı.
Kaşıktaki corbanın üzerine ekmek koparıp koydu tekrar bana uzattı " Tamam şimdi yakmaz." Dedi. Kaşıktaki corbayı ictim. Alp tabaktaki tüm çorbayı icirdikten sonra suyu bana uzattı. Suyu içip tepsiye koydum. Alp kucagımdaki tepsiyi alıp sehpaya geri koydu.
Ayağa kalktıgında elini tuttum." Nereye?" Dedim. " Sana yastık ve pike getiricem biraz dinlenmen gerek." Diyerekten içeri gitti. Sedef Alpin gittiği yere kontrol edip bana döndü.
Noluyo buna geldiler mi anlamadım ki?
Gizem sessizce " Gökçe abinle aranızda bir şey var mı ? Yani itiraf falan ettiniz mi?" Neden sorduğunu anlamadım ama. Onun gibi sessiz konuşuyordum." Evet yani birbirimize itiraf ettik aşık olduğumuzu ama abin daha bana teklif yapmadı ki." Yüzünde gülümseme olduğunu fark edip kaşlarımı çattım.
Noluyo şuan ya Gizem bana niye sordu anlamıyorum.
" Gizem sen buraya niye geldin?" Kuşkulanıyordum nedense. Gözlerini benden kaçırdığını gözümden kaçmadı." Şey..." Sadece şey dedi. Gerisi yok.
Bana güvenebilirdi. Bu yaşıma kadar hiç kimseye birinin sırrını söylemedim söylememde.
" Bana güvenebileceğini biliyorsun değil mi?" Kafasını salladı. Kapıya doğ
