47. bölüm · YARALI YEMİN

23.BÖLÜM

HiraNur Taflan

GÖKÇE'NİN AĞZINDAN:

Düğünden sonra balayına gidecektik. Saat 11 gibiydi. 11:56 'da uçağımız vardı. Bizi uğurlamak için bizimle beraber geleceklerdi. Annemler bir iki gün burada kalıcaklar ondan sonra Hakkariye geri döneceklerdi. Sedef, Aylin, Asena, Sümeyye, Laçin, Gizem, Serdar, Emir, Oğuzhan ve Tarığ'ın izinleri bitmek üzere olduğu için onlarda eşyalarını almışlardı.

Bavullarımızı almış havaalanına gelmiştik. Havaalanına giriş yaptık. Her yerde oturan insanlar, uçaklarını bekliyenler, ailelerine sarılanlat, oturunlar vardı. Rüya etrafı inceliyordu. Kızlar yanıma geldiler. Hepsine teker teker sarıldım.

" Siz balayına gideceksiniz değil mi?" Dedi Asena. " Evet balayına gideceğiz ama nereye gideceğimizi bilmiyorum." Dedim. Aylin kaşlarını çatarak bana baktı." Ne demek bilmiyorum." Dedi Aylin. " Bilmiyorum işte kocam ayarladı balayı tatilini bana'da söylemedi sadece sürpriz dedi." Dedim.

Sedef dirseği ile Sümeyye'nin koluna vurdu." Görüyor musun Sümeyye? Şimdiden kocam demeye bile başladı." Dedi Sedef. Sedefe döndüm. " Ne bekliyorsun Sedef kocama kayınpederim mi dememi bekliyorsun." Dedim.

" Ay ay kocasını' da savunurmuş." Dedi Sedef. Aklı sıra benimle uğraşıyordu. " Şimdi siz oraya gidince birşeyler yaşarsınız değil mi?" Dedi Sedef sırıtarak. Ne saçmalıyor bu? Anlamadım.

Ay aşko neyi anlamadın. Diyor ki sevişecek misiniz? Diyor.

Ay tövbe tövbe sende bozuldun iyice içses. " Salak saçma konuşmasana Sedef. Hem bizene ne yaşayacaklarından." Dedi Sümeyye. " Sizede birşey denmiyor ki." Dedi.

" Nasıl hissediyorsun heyecan var mı?" Dedi Aylin. Çok heyecanlıyım. Sanki kalbim yerinden çıkacakmıs gibiydi." Hemde nasıl Aylin. Çok heyecanlıyım." Dedim. " Ay yenge ne telaş yaptın. Telaş yapmana gerek yok." Dedi Gizem.

" Aynen öyle Gizem haklı. Herşeyi atlattınız. Sen artık Gökçe Yıldırım değil Gökçe Akkayaysın." Dedi Laçin.

" Yeni soyadın ile gurur duy yenge. " Dedi Gizem. Ona güldüm." Bu dediğini abim duymasın yoksa sana ters bakışlarını atabilir." Dedim. Bu dediğime hepimiz güldük.

" Abla biz nereye gidiyoruz?" Diye sordu Rüya. Yavaştan uykusu geliyordu. Asena Rüyayı kucağına aldı. Alması ile Rüya kafasını ablasının omzuna tasladı. " Evimize gidiyoruz." Dedi Asena.

" Gökçe Abla nereye gidiyor o zaman?" Dedi Rüya. Rüyaya yaklaştım." Ben eşim ile tatile gidiyorum ablacım." Dedim gülümsedim. " Ne zaman geri geleceksiniz?" Yavaştan gözleri kapanıyordu. " Bilmem ama çok uzun durmayız." Dedim.

Kocam ve arkadaşları yanımıza geldi. Kocam elini belime koyup kendine doğru çekti. " Ne yapıyorsun burada?" Dedi kocam. " Hiç öyle sohbet muhabbet ediyorduk." Dedim.

Alp kafamdan öpüp kolları ile beni sardı. Gerçekten birşeyler yaşayacak mıydık. Bilmiyorum. Ben hiç birşey bilmiyordum zaten.

" Kocacım nereye gidiyoruz?" Dedim. Çok merak ediyordum." Çok mu merak ettin nereye gideceğimizi." Dedi. "Bir dakika sen kocacım mı dedin?" Dedi kocam.

" Çok merak ediyorum ve evet sana kocacım dedim. Kocam değil misin istediğimi derim sana." Dedim. Alp gülümsedi. Yanağımdan uzun bir süre öptü." Doğru sen benim karımsın hem Allah katında hemde kanun önünde karımsın." Dedi.
" Nereye gittiğimizi söylemedin?" Dedim." Eskişehir'e gidiyoruz. Senin memleketine."

Senin memleketine...
Balayını yapmaya benim memleketimi seçmişti. Hiç bilmediğim, hiç gitmediğim gerçek memleketimdi Eskişehir.

" Neden Eskişehir 'de balayı yapıyoruz?" Diye sordum." Düğünü, kınayı, dini nikahı benim memleketim de yaptık. Bari balayı tatilimizi senin memleketinde yapalım." Dedi.

" Çok seviyorum seni." Dedim gülerek. " Bende seni seviyorum karıcım." Dedi kocam.

Alp bileğindeki saate baktı." Bizim uçak saati yaklaşıyor gitmemiz gerekiyor." Dedi. Kafamı salladım. Herkes ile vedaşıp kendi uçağımıza doğru ilerledik. Sıraya girdik. Bavullarımızı vermiştik. Son kontroller yapıldıktan sonra sırayla uçağa ilerledik.

Alp elimden tutarak beni yönlendiriyordu. Uçağın merdivenlerinden çıktık. Koltuklarımızı bulup yerimize geçtik. Memleketime gideceğim için heyecanlıyım.

✨✨✨

1 saat 30 dakika sonra gelmiştik. Uçağın içerisinde ışıklar yandı. Herkes koltuklarından kalkıp tek tek uçaktan indiler. Sıra bize geldiğinde bavullarımızı alarak uçaktan indik.

Havaalanına giriş yaptık. Saat gece yarısına yaklaşmasına rağmen hava soğuktu. Allah'tan hava soğuk olur diye üzerime hırka geçirmiştim.

Havaalanına girdik. Bazı kişiler aileleri ile kavuşmuş, ailesiyle vedalaşıyordu. Bebekler sessiz sakince uyuyordu. Alp telefonundan taksi çağırdı. Beş - on dakika sonra taksi gelirmiş. Bavullarımızı alarak havaalanından çıktık. Beş dakika sonra önümüze taksi durdu.

Adam arabadan inip yanımıza geldi. " Hoşgeldiniz." Dedi adam. " Hoşbulduk." Dedi Alp. Adam ile birlikte bavulları bagaja koydular. Alp arka kapıyı açtı ilk önce ben sonra kendisi binerek kapıyı kapattı.

Adam dikiz aynasından bize baktı." Nereye gidiyoruz?" Dedi adam. Alp otelin ismini söyledi. Adam kafasını salladı. Arabayı çalıştırarak otele sürdü.

Çok uykum vardı. Gözlerim kendiliğinden kapanıyordu. Kafamı Alp'in omzuna yasladım. Elini arkamdan sokup elini belime koydu. " Uykun mu geldi?" Diye sordu. Sadece kafamı sallamakla yetindim.

" Otele gidince uyursun." Dedi. Gözlerim yorgunluktan kapanmıştı ama bilincim açıktı. 10-15 dakika sonra taksi durdu. Alp adama parasını uzattığını hissettim. Kapı açıldığında gözlerimi araladım. Arabadan indik. Bagajdan bavulları alıp otele ilerledik.

Otele girdik. Resepsiyona ilerledik. Resepsiyonda çalışan kadın bizi görünce kafasını kaldırdı. " Hoşgeldiniz." Dedi. "Hoşbulduk." Dedik.

" Ben bir oda ayarlamıştım." Dedi Alp. Kadın" kimliklerini alabilir miyim?" Dedi. Kimlikleri çıkarıp kadına uzattık. Kimlikleri alarak bilgisayardan birşeyler yaptı." Evet odanız görünüyor ama evli olmadığınız için sizi aynı odaya alamıyorum." Dedi kadın bize dönerek.

" Hanımefendi biz bugün düğümüz vardı evliyiz." Dedi Alp. Kadın " Aile cüzdanınızı görebilir miyim?" Dedi. Çantamı açıp defteri çıkardım. Defteri kadına uzattığımda alıp bakmaya başladı.

Beş dakika sonra kadın kimliklerini, aile cüzdanını ve oda kartını uzattı." Bu odanızın anahtarı 218 no 4. Kat odanız iyi akşamlar." Dedi kadın.

" Teşekkür ederiz iyi akşamlar." Dedim. Kartı alıp asansöre ilerledik. Alp bavullardan bir tanesini almama izin vermemişti. Asansöre ilerleyip tuşa bastım.

Asansör giriş kata geldiğinde kapıları açıldı. İlk önce ben, sonra Alp asansöre girdi. 4.katın tuşuna bastım. Kapılar kapanarak yukarı doğru çıkmaya başladı.

Asansör 4. Katta durdu. Kapılar açıldı. Asansörden çıkıp sağa doğru döndüm. Odayı bulunca kartı okuttum. Kapının kolunu aşağı eğip kapıyı açtım. Alp bavullarla odaya girdi.

Kapıyı kapattığım sırada Alp ellerindeki bavulları kenara koydu. Büyük bir odaydı. Odada çift kişilik yatak, televizyon,dolap, banyo, bir tane tekli ve çiftli koltuk bulunuyordu.

Şimdi ne yapacaktık? Valizimi açıp içinden pijama alayım derken pijamalarım yoktu. Gecelikler vardı. Rabia anne, Gizem ve Günes ile çarşıya gittiğimiz gün aldığımız geceliklerdi. Ama ben pijamalarımı koyduğumu hatırlıyorum.

Bir dakika ben valizimi hazırladığım gün yanımda Gizem vardı. Annem beni cağırınca odadan çıkmıştım. O sırada pijamalarımı alıp gecelikleri koymuştu.

Gizem seni bir yakalayayım bak sana ne yapıyorum.

Kırmızı, V yakalı, V yakasında dantel olan askıları arkada çarpı şeklinde olan geceliği elime aldım. Tarağımı, bakım çantamı ve makyaj çantamı aldım.

Bavulu kapatıp ayağa kalktım. Alp yatakta oturmuştu. " Ben üzerimi değiştiriyorum sende değiş istersen." Dedim. Arkamı dönüp banyoya ilerleyecekken Alp kolumdan tutup kendine çekti.

Kolumdan çekmesi ile kucağına düşmüştüm. Kucağından yan oturmuş duruyordum. Alp'in bir eli yüzümde diğer eli bacaklarımın üzerindeydi. " Alp ne yapıyorsun?" Sesim içimemi kaçtı. Neredesin sesim.

" Ne yapıyorum karıcım?" Dedi soruyor muydu yoksa benim bu durumundan keyif mi alıyordu? Yüzüne baktığımda soruyor gibiydi.

" Bende sana soruyorum. Bırak beni." Kucağından kalkmaya çalıştım ama beni daha sıkı tuttu. Belinden tutarak kasıklarına kadar çekti. Altımda büyük birşey hissediyorum. O şey bana temas ediyordu. Sanki bu şey şişmiş gibiydi.

Aboov kaç gökçiş. O şey sana çok sert şekilde girecek.

Tövbe tövbe Allahım düşündüklerimi sil nolursun. Ben değil bu içimdeki söylüyor.

" Alp beni bırakır mısın?" Utancımı bastırmaya çalışıyorum ama olmuyordu. " Rahat değil misin?" Diye sordu. Sence rahat gibi mi duruyorum. Hiç rahat değilim. Sıcak basıyordu beni ve vücudumu.

" Alp bırak beni de üzerimi değiştireyim." Kucağından kalkmaya çalıştım izin vermedi. Telefonum çaldı.

Kim arıyorsa Allah razı olsun. Kucağından hızlıca kalktım. Çantamın içinde bulunan telefonumu çıkardım. Arayan annemdi. Ah doğru anneme mesaj atacaktım. Nasıl aklımdan çıkabildi ki.

Aramayı açıp kulağıma yasladım. " Alo efendim anne." Dedim. Karşı taraftan konuşma sesleri geliyordu. " Vardınız mı kızım?" Dedi annem.

" Vardık anne. Birşey mi oldu?" Alpin bakışları üzerimde olduğunu hissediyorum. Bakışları adeta beni delip geçiyordu.

" Yok birşey olmadı sadece sizi merak ettim. Neyse görüşürüz iyi geceler." Dedi annem.

" İyi geceler anne." Dedim. Telefonu kulağımdan çekip aramayı kapattım. Telefonu masanın üzerine koydum.

Alpe döndüm bana bakmaya devam ediyordu." Niye bana bakıyorsun?" Dedim. " Bakamaz mıyım karım?" Dedi Alp. " Bakarsın'da ne bilim yani." Bakışlarımı yere çevirdim. Alp ayağa kalkacakken bana geleceğini anlayarak eşyalarımı alıp banyoya koşup içeri girdim.

Arkamdan kapıyı kapatıp kilitledim. Alp kapıya vurdu yavaşça." Benden neden kaçtın Gökçe?" Sesinde sadece sorgu vardı. Neden kaçtığımı merak ediyordu.

" Senden kaçtığım yok ki nerenden uydurdun." Salağa yatıyordum umarım anlamamıştır. " Gökçe karıcım benden neden kaçtın? Yoksa istemiyor musun?" Diye sordu.

Neyi istemiyordum ki ben? Anlamadım.

" Neyi istemiyorum anlamadım?" Diye sordum. Kapının arkasından nefes verdiğini anladım." İlişkiye girmek istemiyor musun?"

İlişki ne be bizim zaten ilişkimiz var. Hatta evliyiz yani ne ilişkisi? Salaksın Gökçiş.

" Kocam bizim zaten ilişkimiz var neyin ilişkisine girelim ki?" Ben mi safım yoksa başka birşey mi oluyordu?

" O ilişkiden bahsetmiyorum." Dedi Alp. Başka nasıl ilişki var?

"Açık açık konuşur musun?" Şuan sinirlenleniyordu. Ama bana zarar da vermek istemiyordu.

" Sevişmek diyorum. İki kişinin yaptığı zevk aldığı şeyden bahsediyorum. Anladın mı?"

Çok terbiyesizce konuşuyordu. Ne demek istediğini anlayabildim. Anlamasaydın keşke Gökçiş ya. Sende hiç birşeyden anlamıyorsun bu salaklığın nereden geliyor?

Sende kes bi sesini içses ya. Ne boş boş konuşuyorsun. " Yapmak istiyor musun Gökçe? Seni zorlamıyorum. Kendi kararlarını kendin seç." Dedi Alp. Sonra da kapının önünden uzaklaştığını anladım.

Derin nefes verdim. Bu şeyi yaşamayı istiyor muyum? Bilmiyorum. Düşündükçe yanaklarım kızardı.

Kapının arkasından çekilip üzerimi çıkardım. Almış olduğum geceliği üzerimi giydim. Geceliğe dokunduğumda garip hissettiriyordu. Gecelik kalçamın iki karış aşağısında bitmişti. Aynadan kendime baktığımda benim beyaz tenime oldukça yakışmıştı.

Saçımı açtım. Sıkı topladığım için saç diplerim çok acıyordu. Tarağı alıp saçlarımı taradım. Saçımı taradıktan sonra lavabonun üzerine koydum. Bavuldan aldığım bakım çantamı açtım.

Yüzüme serum sürdüm. Elim ile yüzüme yedirdim. Yüzüme maske yaptım. Beş on dakika sonra maskenin süresi dolunca yüzümden çıkardım.

Makyaj çantamı alıp yüzüme maskara, allık ve hafif kırmızlık veren rujumu sürdüm. Makyajım tamamlandığında kullandıklarımı yerine koyup kapattım.

Aynadan son kez kendime baktığımda güzel duruyordum. Sanırım istiyordum. Alpi istiyordum. Ama bir yandan da korkuyordum.

Bu bizim ilk defa cinsel ilişkimiz olacaktı. Kıyafetlerimi makineye attım. Tarağımı, makyaj ve bakım çantamı alıp kapının kilidini açtım.

Kapıyı açtım. Sağa sola baktım Alp görünür de yoktu. Elimdekileri valize geri koydum. Odanın içine girdiğimde odada Alp yoktu. Nereye gitti beş dakika da?

Balkona çıktığımda koltukta oturuyordu. Dirseklerini dizlerine yaslamış, yüzünü elleri ile kapatmıştı. Benim geldiğimi fark ettiğinde ilk önce beni süzdü. Ağzı aralanmış bana bakıyordu.

Daha çok yiyecekmiş gibi bakıyor ama bilemedim Gökçiş.

Ayağa kalkıp önüme kadar geldi. Bir eli ile kolumu tuttu. Diğer elini belime koydu. Beni içeri itiyordu. " Ne yapıyorsun?" Dedi. Beni içeri itmeye devam ediyordu. Hatta içeri sokmuştu bile beni.

" Ne yapmışım. Seni merak ettim sadece. Asıl sen ne yapıyorsun?" Dedim. Beni yatağa oturtup balkonun kapısını kapatıp perdeyi çekti.

" Ne mi yapıyorum. Bu halde mi dışarı çıkıyorsun?" Diyerek yanıma gelip oturdu. " Ne varmış halimde?" Dedim. " Ne mi var? Üzerinde gecelik var farkında mısın?" Dedi.

" Farkındayım. Sende balkona çıkmasaydın. Çıkmasaydın bende çıkmazdım." Dedim. Önüme döndüm. Yere baktım. Alp elini kaldırıp çeneme koydu. Kafamı kendisine çevirdi.

" Sen neden hazırlandın? Gecelikde giymezdin sen?" Dedi Alp. Sinir tepeme çıktığını hissettim. Elimi yumruk yapıp koluna geçirdim." Sen bir odunsun. Mağaradan yeni çıkmış ayı." Yanından kalkıp gidecekken izin vermedi." Ne oldu ya? Ne de dedim şimdi?" Dedi masum duruyordu. Ama ben onun için hazırlandığımı anlamadı.

" Sen hiç birşey demedin. Bende duymadım." Kolumu elinden çekip oturduğum yerden kalktım. " Nereye gidiyorsun?" Diye sordu. " Yatmaya gidiyorum. Nereye gideceğim." Dedim. Yatağın diğer tarafına geçip örtüyü kaldırdım.
Odun ya alt tarafı onun için süslenip püslenmiştim. Yaptığıma pişman oldum.

Yatağa oturup örtünün içine girdim. Alpe sırtımı döndüm. Diğer tarafta çökme oluştu. Örtü kaldırılmış örtünün altına girdi. Alp elini belime koyup kendine doğru çekti beni.

Ona bakmayı cüret etmedim. Gözlerimi kapattım. Gözlerimi kapatınca uykum geri geldi. Alp kafasını boyun girintime koymuştu.

" Bana küstün mü?" Gözümü açtım. Gözümün kenarından baktığımda çenesini omzuma yaslamış yüzüme bakıyordu.

" Değilim." Dedim ama ona bakmıyordum. " Bana küsmüşsün gibime geldi. " Dedi. " Küssem neden soruyorsun?" Dedim ters ters.

" Ne yaptığımı bilmiyorum ama özür dilerim karıcım." Dedi. Hemen sakinleşemezdim. " Tamam." Dedim.

" Tamam mı?" Dedi. " Ne dememi bekliyorsun? Hem uykum var benim." Dedim. " Tamam uyuyalım o zaman yavrum." Beni sıkıca sardı. Sarılarak uyuduk.

✨✨✨

Saat dokuz'da uyandım. Odanın içine güneş vuruyordu. Gözlerimi araladım. Kafamı eğdiğim'de Alp'in kolu belim'deydi. Sıkıca tutuyordu beni. Alp'e döndüm.

Yüz üstü yatıyordu. Üzeri çıplaktı. Dün gece üzerinde tişört vardı ama şimdi yoktu. Büyük ihtimalle gece yarısı uyandığında üzerinden çıkarmıştı.

Elimi omzuna koyup silkeledim." Alp hadi kalk sabah oldu." Dedim. Yattığım yerden dikeldim. Kafasını bana doğru çevirdi. Yüzünde izler vardı.

" Günaydın." Dedim gülümseyerek. " Günaydın karıcım." Dedi. Üzerimden örtüyü kenara attım. Yataktan kalktığımda Alp yatmaya devam ediyordu.

" Hadi kalk hazırlanıp aşağı inelim." Dedim. Elini alnına götürdü." Emredersiniz Komutanım." Dedi. Ona gülerek bavulların oraya ilerledim. Bunları da bir gün boşaltmamız gerekiyordu. Bavulumu açıp içinden elbise, ayakkabı, takılarımı, makyaj çantamı aldım. Banyo'nun kapısını açıp banyoya girdim.

Üzerimdeki geceliği çıkardım. Aldığım elbiseyi giydim. Beyaz bir elbiseydi. Boyundan bağlamalı, V yakası,bel kısmı vücuda oturmuş, kat kat eteği, eteğin bir tarafı daha uzun bırakılmıştı.
Çanta olarak Krem renginde yan tarafında pembe-beyaz çiçek bulunuyordu. Krem renginde sandalet gitmiştim.

Saçlarımı kendi halimde bırakmıştım. Bir tek saçımı taramıştım. Banyodan çıktığım. Kapıdan içeri girdiğinde gözlerim istemsizce Alp'in üzerinde durdu.

Üzerinde siyah, kısa kollu, yakalı bir gömlek vardı. Gömleğin sade kesimi ve koyu rengi ona bambaşka bir hava katmıştı. Düğmeleri düzgünce iliklenmişti; kollarını hareket ettirdikçe kumaş hafifçe kıpırdıyordu. Altındaki krem rengi, bol kesimli keten pantolon ise siyah gömleğin sertliğini yumuşatıyor, ona daha sıcak ve rahat bir görünüm veriyordu. Belindeki bağcıklar bile üzerindeki o özensizmiş gibi görünen ama aslında fazlasıyla yakışan hâli tamamlıyordu.

Bir süre hiçbir şey söylemeden onu izledim. Belki de kıyafetinin güzelliğinden değildi gözlerimi ondan alamayışım. Ne giyerse giysin, benim gözümde hep aynı adamdı. Sevdiğim, yanında kendimi güvende hissettiğim ve her baktığımda kalbimin bir yerinde küçük bir kıpırtı bırakan adam...

Bakışlarım yüzüne çıktığında göz göze geldik. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Yakalandığımı fark edince bakışlarımı kaçırmak istedim ama bu kez gülümsememi engelleyemedim.

"Ne bakıyorsun öyle, karıcım?" diye sordu. Omuzlarımı hafifçe kaldırdım. "Hiç..." Ama ikimiz de bunun hiç olmadığını biliyorduk.

Çünkü bazen insan sevdiği kişiye bakarken söyleyecek hiçbir kelime bulamazdı. Benim de o an yapabildiğim tek şey, karşımdaki adama biraz daha uzun bakıp onu ne kadar sevdiğimi sessizce hatırlamaktı.

Ben Alp'e baktıkça, onun yalnızca eşim olmadığını bir kez daha anlıyordum. O, hayatımın en güzel tesadüfü, kalbimin en tanıdık hâliydi.

" Hadi çıkmıyor muyuz?" Diye sordu. Daldığım yerden kendime geldim. " Çıkalım." Dedim. Alp yanıma gelip elimi tuttu. Beraber odadan çıkıp asansöre ilerledik. Asansör ile birlikte yemek bölümüne indik.

Tabaklarımıza yiyebileceklerimi aldık. Yerimizi alıp boş masa bulup oturduk. Alp ile havadan sudan sohbet ederek kahvaltımızı yaptık.

" Hadi gidelim." Diyerek ayağa kalktı. Bende ayağa kalktım ama nereye gidecektik." Nereye gideceğiz?" Diye sordum.

"Tarihi odunpazarı evlerine gidiyoruz." Dedi Alp.

✨✨✨
Alpin dediği yere geldiğimizde sarı, turuncu, kırmızı, mavi, yeşil, Pembe ve Beyaz tonlarında evler bulunuyordu. Evlerin çoğun da ahşap detaylar, çıkmalar ve geleneksel osmanlı evlerine özgü mimari özellikleri vardı.

Rengarenk evlerin sıralandığı dar sokakta Alpin elini tutarak yürüyordum. Evlerin pencelerinden sarkan çiçekler sokağa ayrı bir güzellik katıyordu.

Odunpazarı'nın dar sokaklarında yürürken girdiğimiz küçük dükkânın sahibi bizi öyle içten karşıladı ki, kendimizi yabancı bir şehirde değil de yıllardır bildiğimiz bir yerde gibi hissettik. Nereden geldiğimizi sorduğunda Trabzon'dan geldiğimizi söyledik. Balayımız için Eskişehir'e geldiğimizi öğrenince yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi ve bizi içtenlikle tebrik etti.

Tarihi Odunpazarı evlerinden çıktıktan sonra doktorlar caddesine gittik. Cadde geniş ve hareketli bir yer gibiydi. Caddenin ortasından tramvay geçiyordu. Dışardan bakıldığında biraz İstanbulu andırıyordu.

Alp ile bir kafeye girdik. Masaya oturduğumuz da bir tane çocuk siparişlerimizi almaya geldi. Alp çay ben ise soğuk limonata sipariş etmiştim.

" Sende garip isimli içecek sipariş etmedin." Dedi Alp bıkkınlıkla. Kaşlarımı çattım." Kim garip isimli içecek sipariş etti ki?" Kıskançlık vardı hissediyorum.

" Gizem ve laçin ile evlenme teklifi için yüzük bakmaya gittiğimiz gün kafeye gitmiştik. Ben çay ikisi maça Latte sipariş vermişti. " Dediğine güldüm." Olabilir herkesin zevki farklıdır." Dedim.

" Öyle ama tadına baktığımda iğrençti. Nasıl sevebiliyorlar anlamıyorum." Dedi. Bende macha Latte sevmiyorum sadece Latte seviyordum.

" Öyke valla tadı yok gibi birşey. Onun yerine limonata, çay daha iyi." Dedim. Alp gülümseyerek bana katılmıs gibiydi. " Bende o öyle dedim hep onları mı içeceğiz dediler." Dedi.

"Boşver kocacım herkes ne içiyorlarsa içsinler." Dedim. " Senin kocan diyen dillerini yerim." Dedi. Alpin eline vurdum." Ne diyorsun ya herkesin içinde."

" Ne demişim doğru demedim mi?" Dedi. " Hayır demedim." Dedim. Biz böyle kavga ederken garson yanımıza gelmişti. Önümüze çayı ve soğuk limonatayı koydu. " Afiyet olsun." Diyerek yanımızdan uzaklaştı.

Alp ile biraz daha kafede kaldıktan sonra oradan da çıkmıştık. Bir kaç yere daha gittikten sonra otele geri döndük. Denize girmeyi karar vermiştik. Üzerime lacivert ve beyaz detaylara sahip üçgen kesimli bir bikini üstü giydim. Lacivert kumaşın kenarlarını çevreleyen beyaz tığ işi detaylar, sade bikiniye daha hoş ve yazlık bir hava katıyordu. Boynumdan ve sırtımdan bağlanan ince ipleri özenle bağladıktan sonra altına açık mavi, yüksek belli kot şortumu geçirdim. Şortun paçaları kıvrılmış ve kenarları hafif püsküllüydü; üzerindeki küçük eskitilmiş detaylar da kombine daha rahat ve tatil havası veriyordu.

Plaj çantanın içine güneş kremimi, havlular, güneş gözlüğümü, küçük tarağımı, ıslak mendil, peçete, kartlık koydum. Herşey hazır olduğunda banyodan çıktım. Alp de hazırlanmış oturuyordu." Ben hazırım gidebiliriz." Dedim.

Alp kafasını kaldırıp bana baktı. Üzerimi süzdü. Ayağa kalkıp yanıma geldi." Hayatım bunlar biraz kısa değil mi?" Dedi. " Hayır değil. Hem denize giderken ne gitmemi bekliyorsun ki." Dedim.

" Bilmem yani..." Dedi sadece. Elini tutup kapıya doğru ilerledim." Boşver sen benim kıyafetimi hadi gidelim de şezlong kapabilelim." Dedim. Alp arkamdan gülerek geliyordu.

" Niye gülüyorsun ya?" Dedim. Gülmeye devam ediyordu. " Şuan çocuk gibisin farkında mısın?" Dedi. " Ben çocuk falan değilim. Hem çocuksam neden benimle evlendin?" Dedim.

" Seni seviyorum çünkü." Dedi. " Ya ben gerçekten çocuk olsaydım böyle 10-15 yaşlarında olsaydım. Yine benimle evlenir miydin yada kızını evlendirir miydin?" Diye sorduğum sırada kaşlarını hemen çattı." Höst o kadar da değil. Kızımı o yaşta hiç kimseyle evlendirmem. " Dedi. Plaja yaklaştık mı hiç bir fikrim yok.

" Peki diyelim kızın var ve her hangi biri kızını görüyor sana diyor ki' Bu kızın evlilik yaşına gelmiş benim oğlana alalım mı? Ne dersin?' derse ne yaparsın?" Dedim. Gittikçe kızarıyor gibiydi.

"Onu alır Öyle bir döverim ki bir daha öyle konuşamaz. Ne demek kızımın evlilik yaşı gelmiş ona mı kaldı kızım." Dedi.

" Çok iddialı konuşuyorsun Alparslan Bey." Dedim gülümseyerek. Gerçekten çok iyi cevaplar veriyordu. " Yani biraz öyle ama ilerde kızım olacağı için önceden önlem almalıyım." Dedi.

" Kızın mı? Çocuk düşünüyor musun?" Dedim. " Yani düşünüyorum. İki tane çocuğumuz olsa fena olmaz." Dedi.

" Demek iki tane ha. Ne olsun isterdin cinsiyetlerini?" Diye sordum bu sefer. " Bir kız bir erkek olsun isterdim. İkisininde eşit şekilde seveceğim. İkisinede eşit şekilde ilgi göstereceğim." Dedi. Şuan anlıyorum ki Alp çok iyi baba olacaktı. Buna eminim.

✨✨✨
Bir haftadır Eskişehir'de gezmedik yer bırakmamıştık. Bu akşam Hakkariye geri dönüyorduk. Alpi çağırmışlardı. O yüzden erken yola çıkmıştık. Bu bir hafta'da bir iki kez cinsel ilişkiye girmiş olabilirdik. Ama ben hap almıştım çünkü şuan çocuk için çok fazla erkendi. Alp'den izinsiz yapmadım tabikide.

O da istemesede şuan çok erkendi. Belki bir kaç ay geçtikten sonra olabilirdi.

--------------------------------

Gökçe'nin giydiği elbise

Alpi'in giydiği kombin

Gökçe'nin denize giderken giydiği