34. bölüm · YARALI YEMİN
10.BÖLÜM
AYLİN'İN AĞZINDAN:
Dün ki piknik çok güzel geçmiş ve korkulu geçmişti. Gökçe bilerek bana çilekli pasta vermemişti. Gözlerinden, davranışlarından ve onu tanıdığım için böyle birşey yapmayacağını'da biliyorum. Benim nefes alamadığımı, kıpkırmızı olduğumu gördüğünde ki tepkisi çok korkunç gelmişti gözüme.
Bir kenara geçip yaptığı şey için pişmanlık duyuyordu. Zaten Gökçe'nin tüm hayatı boktandı. Dün ki şeyden yine kendini suçlamıştı. Görmüş, üzülmüştüm ona.
Kendime az da olsa geldiğimde ilk Gökçe'yi düşünmüştüm çünkü benim yüzümdendi. Ben ona çileğe alerjim olduğunu söyleseydim böyle birşey olmazdı.
Düşüncelerimi biri bana dokunması ile bozulmuştu. Kafamı kaldırıp baktığımda Emirdi. İlk aşkım.
Evet Emir benim ilk aşkımdı. Onunla lise birde tanışmıştık. Müdür Bey ile birlikte bizim sınıfa girmişlerdi. Takmamıştım kimin geldiğini ama gözüm ona değince hiç gözümü çekememiştim.
Dağılmış sarı saçları, mavi gözleri her yere bakıyor bana bakmıyordu. Ya bilerek bakmıyordu yada beni görmemişti. Sessiz biri gibi duruyordu. Meryem Hoca boş bir yere geçip otur demişti. Nasıl şans geldiyse benim yanım boştu ama belkide benim yanıma oturmak istemezdi.
Çünkü ben o kadar güzel değildim ama kendisi çok yakışıklıydı. Arkaya doğru adımlamış yan sıraya oturur diye düşündüm ama yanılmışım. Benim yanıma oturmuştu. Benim.
Hiç beklemiyordum benim yanıma oturmasını. Adını çok merak ediyordum. Sorsam mı diye çekinmiştim ama ne olabilir ki diye düşünmüş ve adını sormuştum.
Emir ile sürekli yan yanaydık. Nereye gidersek beraberdik. Sohbetleri sarıyordu halada sarıyordu.
Bir gün Emire aşık olduğumu anlamıştım ama nasıl söyleyeceğimi, nasıl tepki vereceğini, benimle dalga mı geçeceğini bilmiyordum. Tam söyleyecekken vazgeçtim. Beni reddeder ve arkadaşlığımız bozulur diye vazgeçtim.
Benim tek arkadaşım Emirdi. Birlikte MSÜ sınavına girdiğimizde orada Asena ile tanışmıştık. Okulun bahçesinde tek başına oturuyordu. Yalnız kalmasın diye Emir ile yanına gitmiştik. Emir ile çok konuşmuyordu ama benimle konuşuyordu.
Yine bir gün okulun bahçesinde oturuyordum. Yanımda Emir yoktu. Bir yere gitmiş, beni burada bekle demişti. Emiri beklediğim sırada yanıma Asena gelmişti.
Birbirimizle küçük küçük sohbetler ediyorken o bankta Asenanın yaşadığı şeyleri öğrenmiştim. Ona çok üzülmüştüm ama ağlıyamazdık çünkü biz asker olacaktık. Askerler ağlamaz, ciddi dururlardı.
Emir yine daldığım yerden çıkardı." Kime sesleniyorum Aylin?" Dediğinde bakışlarımı en sevdiğim olan gözlerine çevirdim.
Maviydi gözleri. Emirin gözlerini gökyüzüne benzetirim çünkü gökyüzü gibi parlak, güzeldi.
"Efendim Emir birşey mi oldu?" Yana kaydım onada yer açtım.
Askeriye'nin bahçesinde oturuyordum. Yine görev yoktu. Görev gelmesini çok istiyorum. Silah tutmayı bile özledim.
" Olmadı da hayrola sen kolay kolay dalmazsın ne oldu sana?" Yer açtığım yere oturdu. " Dün yaşanan şeyi düşünüyordum. Gökçe'yi herşekilde gördüm ama dün ki daha başka." Sesim kısık çıkmıştı.
Gözlerimi en sevdiğim gözlerden ayırmadım. O da benim gözlerime bakıyordu. " Evet bende fark ettim. Çok üzgündü. Biliyorum ki bilerek yapmadı yapmazda."
" Yapmaz zaten Gökçe öyle bir kız değil." Bana dikkatli bakması utandırmıştı. Bu aralar nedense sanki bana fazla dikkatli bakıyordu yada ben hayal kuruyorum.
Gözlerimi kaçırıp önüme çevirdim. Askeriyenin bahçesinde askerler arkadaşlarıyla yürüyor, yetişmeye çalışıyorlardı.
Uzakta sarışın bir kız Emiri kesiyordu. Emire öyle bakıyordu ki gözlerinde ateş çıkacak gibiydi.
Hiç kimse benim hoşlandığım Adama böyle bakamazdı. Peki Emir biliyor mu hoşlandığından? Hayır.
Hala ondan hoşlanıyorum ve 9 yıl geçti ve hala ona söylemedim. Kız ile göz göze geldik. İkimizde birbirimizi parçalayacakmış gibi bakıyorduk. Ne o gözünü çekiyor, ne de ben çekiyorum.
Emir çenemden tutup kendine çevirdi. " Nereye bakıyorsun iki saattir?" Dedi.
" Şu kız sabahtan beri sana dik dik bakıyor?" Kıskandığımı belli etmemeye çalıştım. Gösterdiğim kıza kafasını çevirip baktı. Hayırdır? Niye bakıyorsun ya? Gösterdim diye niye bakıyorsun?
Kafasını bana doğru geri çevirdi. Çevirmeseydin kardeşim Allahalla. " Ee, baksın öyle çok bakan var." Öyle mi Beyfendi. Demek size çok kişi bakıyor.
Dediklerine bir anda sinirlendim. " Baksın öyle mi? Hiç mi rahatsız olmuyorsun ya sen?" Çıkışımı hiç beklemiyor gibiydi. Yüzünde şaşkınlık vardı. Anca şaşkınlıkla bakardı zaten.
" Niye bu kadar sinirlendin anlamadım şuan?" Yüzüne tekrar baktım ama anladı mı anlamadı mı onu bek anlayamadım.
" Sinirlenmedim sadece sordum." Yerse. Yanaklarıma baktığında sırıtmaya başladı. Ah siktir...
Yalan söyleyince yanaklarım, burnumun ucu kızarıyordu. Bu da hoşuna gitmişti.
"Ne sırıtıyorsun sen ya?" Sırıtmaya devam etti. " Hiiç niye sırıtacağım ki." Uzakta uzata söylüyordu kelimelerini.
Bana biraz yaklaşınca kalbimin atışı hızlandı, sanki yerinden çıkacakmış gibiydi." Sen beni mi kıskandın?" Demesi ile geriye doğru çekilip yüzüne baktım. Ciddi mi diye ama yüzündeki sırıtış artmıştı.
" Seni niye kıskanayım ya ne saçma sapan sorular soruyorsun?" Dedim." Ne dedim ya alt tarafı bir soru sordum." Dedi. Resmen benimle dalga geçiyordu. Gerçekten onu kıskandığımı öğrense yüzüme bile bakmazdı. İkimizin üzerini bir gölge düşmesi ile kafamızı kaldırıp baktık.
Gelen kişi iki saattir onunla bakıştığım kızdı. Aynı rütbedeydik. Tüm dikkatini Emire vermiş bakıyordu.
" Merhaba, tanışalım mı? Ben Ayza. Senin adın ne?" Dedi İsmi önemli değil. Emire elini uzatmıştı tabikide tutmamıştı elini. Tutmasın bir zahmet. Kız elini tutmayacağını anlayınca bozulmuş bir şekilde elini indirdi.
" Adını sormuştum ama?" Yine ismi önemli değil. Hiç bir zaman da olmayacak.
Emir konuşacakken ona müsade etmeden ben konuştum." İsmini söylemiyorsa istemiyordur anlamıyor musun?" İsimsiz bakışlarını bana çevirdi. Tepeden tırnağa kadar beni süzdü. Yüzünde iğrenir gibi bakış vardı. " Sana sormadım tatlım. Ona sordum." Bakışlarını tekrar Emire çevirdi.
Emir konuşmuyor, bizi dinliyordu. " Umrumda mı kime sorduğun. Seninle konuşmuyor anlamıyormusun? Heralde sende anlama kıtlığı var."
Kızın bakışları yine bana döndü. Bu sefer sinirliydi. Ay çokta götümeydi.
" Asıl sende mi anlama kıtlığı var. Seninle konuşmuyorum herşeye burnunu sokma." Dedi. Yukardan bana bakıyordu ama ben oturuyordum. Ayağa kalktığımda Emirde kalktı. Kolumu tutup " Sakin Olur musun Asena?" Dedi kısık.
Kızın boyu benden kısaydı. 1.70 vardı. Benim boyum ise 1.80'di. Üstten bakma sırası bana geçti. Ben ona üstten bakıyordum. Yanımda cüce gibi duruyordu.
" Sanamı soracağım burnumu nereye sokup sokmayacağımı?" Dedim. Bana bir adım attığında bende atacaktım ki Emir tarafından geri çekildim.
" Evet bana soracaksın tatlım. Ne o korktun mu? Ayy kıyamam bu tatlış korkmuş." Dedi. Sinirden zıvana çıkıyordum şuan.
Bana ikinci kez tatlım diyordu ve ben tatlım kelimesinden nefret ederim.
Sinir tam tepemde bana el sallıyordu. Ama bir şey yapamam yoksa mesleğimden olurdum.
" Bana bir daha tatlım deme. Eğer dersen bak bakalım sana ne yapıyorum." İkimizde birbirimize girecek gibiydik.
" Demezsem ne olur? Ne yapabilirsin ki? Tatlım." Emir kıza döndü. " Buradan gider misiniz?" Dedi. Kız Emire döndü yüzünde gülümseme ve sahte şaşırma oldu.
" Aa, ben niye gidiyorum. Bu kendini bilmiş gitmeli bence." Bana kendini bilmiş mi dedi yoksa ben mi yanlış duydum? Lütfen doğru duyduğumu söyleyin.
Kızın arkasından birinin sesi geldi." Kesin kavgayı." Üçümüzde sesin geldiği yere çevirdik. Asenaydı. Asena yanımıza adımlayarak geldi.
Emire bir bakış attı ve o bakışta ' Sakın beni bölme seni parçalarım.' diyordu. Emir Asenanın üstüydü ama Emir böyle bir durumda asla Asena'ya ne saygısızlık yapar nede birşey dediğini ne gördüm ne duymuştum.
Kız Asenanın rütbesine ve Emirin rütbesine baktı. İkiside üstü olduğunu fark edince tırsmaya başlamıştı. Asena kıza döndü." Sen kimsin de benim silah arkadaşıma istemediği şeyi söylersin he."
Kızın dili tutulmuş konuşmuyordu. Daha demin bana gelince saydırıyordu. Asena " Konuşsana dilini mi yuttun? Daha demin silah arkadaşıma söylediklerini banada söyle."
" S-Siz beni yanlış anladınız." Kız devam edecekken Asena eliyle durdurdu. " Kes sesini. Silah arkadaşlarıma istediğini diyemezsin anladın mı? Bir tanesi üstün diğeri aynır rütbede olabilirsiniz. Ama bir daha seni silah arkaşıma istediği hitapla konuşursan senin askerliğini yok ettiririm. Albayın yanına gider yaptığın herşeyi Albaya söylerim o da senin ne gerekiyorsa cezanı verir. Anladın mı?" Dedi
Kız titreyerek " Anladım... Komutanım." Diyerek yanımızdan uzaklaştı. Asena Emire döndü. " Sen niye birşey demiyorsun? Bu salak Ayline saydırıyor." Dedi. Emir konuşacakken ben önce konuştum. " Onun bir suçu yok ben konuşturmadım onu." Dedi.
Asena derin nefes aldı ama sakinleşemeyeceğini anladı." Siz nasıl tür manyaksınız anlamıyorum ki." Diyerek yanımızdan uzaklaştı.
Ben Emire döndüğümde Emir zaten bana bakıyordu. Yüzünde yine gevşek gevşek gülümseme vardı.
" Niye gülüyorsun Emir? Komik birşey mi var?" Dedim.
" Daha demin beni savundun hemde bir kızdan." Sanki hiç yapmadığım bir şeydi. Ben kavgaya bulaştığımda Emir beni savunurdu, Emir bir kavgaya bulaştığında ben onu savunurdum.
"Sanki hiç yapmadığım birşey." Dedim. " Ama bu farklıydı. Sanki beni kıskanmış gibiydin." Dediği gibi kafamı ona çevirdim.
O kadar çok mu belli oluyordu kıskandığım? Off salak neden belli ediyorsun ki yanlış anlayacak.
" Yok öyle birşey. " Gözlerine bakmıyordum. Önüme kafasını getirdiğinde onun yüzünü görüyordum.
"Yalan söylediğini ikimizde biliyoruz." Dedi. O na hiç birşey söyleyemezdim bu yüzden yanından geçerek gittim. Arkamdan geliyordu. Hızlı adımlarla askeriyeye girdim. Merdivenlerden çıktım ve bizim tim odasına gidecekken Emir bileğimden tutup bir yere doğru ilerledi.
Bileğimi elinden çekmeye çalışıyorum ama çok sıkı tutuyordu. Bizi temizlik ürünleri olan odaya soktu. Arkadan kapıyı kapatıp kilitledi. Anahtarı alıp cebine koydu. Beni kapıya yasladı ve bana üstten üstten bakıyordu.
Her nefes alışımızı hissediyorduk. İkimizde konuşmuyor, sadece gözlerimize bakıyorduk. " Beni niye buraya getirdin?" Dedim sessizliği bozarak. " Sen neden benden kaçıyordun?" Dedi.
İlk defa bu kadar dip dibeydik. Burunlarımız değiyor, dudaklarımızın arasında az mesafe vardı. " Sorularımın cevaplarını alabilmek için buraya getirdim." Dedi Emir sorumu cevaplamıştı.
" Sorularının cevabını almak için illa dibime mi girmen gerekiyor?" Dedim. Emir gözlerime bakmaya devam ediyor, ben ise heyecanlanacağımı bildiğim için gözlerine bakmak yerine göğsüne bakıyorum.
" Aynen öyle dibine girmek istedim girdim. Beyenemedin mi?" Şaşkınlıktan ağzım açıldı. Emir elini kaldırıp ağzımı kapattı. " Kapat ağzını sinek girer." Dedi.
Bu durum'da sinirlensem mi?, şaşırsam mı? Bilmiyorum. " Ne soracaksan Sor."
Oda karanlıktı sadece küçük bir camın ardından gelen güneşin ışığı Emirin sırtına vuruyordu. " Benden neden kaçtın gök güzeli."
Gök güzeli mi? Ben güzel değilim ki. Ben hiç bir zaman kendimi güzel görmemiştim.
" Senden kaçmıyorum ve bana göz güzelim deme güzel değilim ben." Emir bana biraz daha yaklaştığında vücutlarımız birbirine temas ediyordu. Heyecandan şuraya bir yere bayılabilirim.
İkinci defa Emirin yanında bu kadar heyecanlanıyordum. İlki Emir bize ait olan tim odamızda kovaladığında üzerime düştüğü yerde bunun gibi heyecanlanmıştım.
" Sen çok güzelsin. Eşsiz bir güzelliğin var senin. Kendine haksızlık etme." Bakışlarımı ona çevirdim. Bana bakmayı sürdürüyordu.
" Benden kaçıyorsun Aylin. Neden? Neden kaçıyorsun?" Seni deliler gibi sevdiğim için sığır. Hiç kimseyi senin sevdiğim gibi sevmiyorum ama sen beni hiç bir zaman görmedin.
Sorusunun cevabını söyleyemedim dilim el vermiyordu. Gözlerimin dolduğunu hissediyorum ama akmamaları gerekiyordu.
Emirin söylediği şey ile yutkunamadım. " Aylin bana aşık mısın?" Dedi. Gözlerime bakarak.
"Aşıksan değilsen bana gerçeği söyle bunu bilmek benim hakkım."
İç sesim bağırarak, ağlayarak söylememi istiyordu ama yapamam. Ona söylersem beni istemezdi, aramız bozulurdu.
Kapının arkasında askerlerin postarının sesi geliyor, bir yere gidiyorlardı. Odadaki deterjan kokusu odayı sarmıştı.
Gözümden yaş aktığını fark ettim. Tutamamıştım göz yaşımı. Bir tane daha aktı ve bir tane daha. Emir akan tüm yaşlarımı parmağın ucu ile siliyordu.
Söylemen gerekiyor Aylin. Bir gün öğrenicek aşık olduğunu. En azından baskasından değil senden öğrensin aşık olduğunu.
" Emir ben..." Devamı yoktu. Çıkmıyordu. Emir kafasını salladı " Evet sen."
" Emir ben seni seviyorum." Diye bağırdım. " Hiç kimseyi sevmediğim gibi seviyorum. Ama sen körsün gözünün önünde olan hiç birşeyi görmüyorsun." Bağırmaktan boğazım ağrımıştı.
Ellerimi yumruk yaptım Emirin göğüsünü yumrukluyorsun. " Sen beni hiç bir zaman görmedin. Ben hep seni uzakta gördüm öyle sevdim. Dokuz yıl oldu ama senden vazgeçemiyorum oldu mu? Aldın mı cevabını." Gözlerimde yaşlar birer birer akıyor, Emirin göğsüne vurmaya devam ediyorum.
Hiçbirsey yapmıyordu. Sadece beni dinliyordu. Ellerini kaldırıp ellerimi tuttu. Ellerimi ellerinden çekmeye çalıştım ama izin vermedi. " Bir tek sen mi sevdim ha Aylin. Ben sanki seni sevmemişim gibi davranıyorsun." Demesi ile ellerim havada kaldı.
Emirde beni seviyormuş. O zaman neden söylemedi. Biz boş boşuna mı bu kadar zaman beklemiştik.
" Niye söylemedin?" Dedim. " Korktum. Seni kaybetmekten korktum. Ya sen sen neden söylemedin?" Dedi.
" Arkadaşlığımız biter, benimle dalga geçersin diye söylemedim."
"Ben ne zaman seninle dalga geçtim Aylin. Bana bunu söyle?"
Hiç bir zaman geçmemişti ama herkes değişiyor ve bu yüzden dalga geçebilirdi.
Emir ellerimi bırakıp yanaklarımdaki yaşları sildi. Ağlamaktan burnum akıyordu. Her ağladığımda akmak zorunda mısınız?
Bir elini çeneme koydu ve yukarı doğru kaldırdı kafamı." Bir daha sakın ağlama. Ağlamak sana hiç yakışmıyor. Sana gülmek yakışıyor."
Yine iltifatlarına birşey diyemedim. Ben böyleydim. Güzel iltifatlara hiç birşey diyemiyorum.
" O zaman ne olucak şimdi?" Soru sordum. Emir yüzüme gelen saçımı kulağımın arkasına koydu. " Sevgili olucağız." Dedi. Sevgili.
Uzun zamandır beklediğim şeyi yirmi üç yaşımda gerçekleşiyordu. Emir geriye doğru bir adım atıcakken kovaya takılıp geriye doğru düştü.
Ağzımdan " Emir!!" Kaçtı. Kıçının üzerine düşmüştü. Yanına gelip eğildim. " İyi misin?" Yüzüne bakarak. Bana çok güzel bakışlarından sundu.
" İyiyim ben." Hala bana bakıyordu salak şey. Sana bakmayacakta kime bakacak. Doğru. Hele birine baksın gözlerini oyup eline vermiyormuyum.
Ayağa kalktım ve Emire elimi uzattım. Elimi tuttu ve kaldırmaya çalıştım kendisininde çabalarıyla kalktı.
Artık bu odadan çıkmamız gerekiyor yoksa temizlikçilerden gelebilirlerdi. Emire arkam dönük kapıya bakıyordum. " Emir hadi çıkalım. Biri gelebilir." Dedim. Emir cevap vermeyince arkama döndüğümde Emir kollarını bağlamış, omzunu temizlik malzemelerin olduğu dolaba yaslamış bana bakıyordu.
" Ne yapıyorsun Emir Allah aşkına." Dedim. Biri gören olucaktı. " Hiç güzelim güzelliğini izliyorum sadece." Yine birşey diyemedim. Ne diyeceğim ki.
" Hadi çıkalım şurdan biraz daha durursam bayılacağım." Oda hep deterjan kokuyordu. Biraz daha durursam zehirlenebilirdik.
Emir omzunu raftan çekip önümde durdu. Emir, alnını alnıma yasladı.
"Dokuz yıldır seni seviyorum. Dokuz yıldır her gün söylemek isteyip söyleyemedim. Bir daha tek bir gün bile kaybetmek istemiyorum." dedi.
Dudaklarının kenarında küçük bir tebessüm oluştu. "Aylin... Benim sevgilim olur musun?"
Yine gözlerim dolmuştu. Gözyaşlarımın arasından gülümseyerek başını salladı.
"Olurum." Dedim. Emir elimi kavradı. Sıkıca tuttu. Bende elini sıkıca tuttum. Emir cebine koyduğu anahtarı çıkardı ve kapının deliğine sokup kapıyı açtı.
Odaya girdiğimizde sevgili değildik şimdi çıkarken sevgiliydik. Askeriyede olduğumuz için ellerimizi çektik.
Bize ait timin odasına giderken karşıdan Serdar abi, Sedef, Alparslan ve Gökçe geliyordu. Tarık ve Sümeyye yoktu.
Yanımıza geldiklerinde daha demin el ele tutuşumuzu görmüşlerdi. Serdar abi gülümsedi." Oo, bakıyorumda bizim arkadaş sandığımız çift sevgili olmuş." Dediğinde hepimiz güldük.
Bizde öyle sanıyorduk. Gökçe " Senin adına çok sevindim." Dedi. Gökçeye gülümsedim. " Teşekkür ederim Gökçe." Dedi.
Sedef" Hiç beklemiyordum sizin sevgili olacağınızı." Dediğinde dördü kafasını salladı. Emir " Bizde öyle sanıyorduk yenge ama öyle degilmiş." Dedi. Alparslan abi" Ne zaman oldu bu ?" Dedi.
Emir " şimdi oldu abi." Dedi. Yine Hayırlı olsun dediler.
Bize ait olan odanın içinde konuşma sesleri duyunca kapıya yaklaştım. Emir " Ne oluyor güzelim? Neden kapıyı dinliyorsun?" Dedi. Onlara döndüm." Odada birileri var konuşuyorlar." Dedim. Serdar Abi "Sümeyye, Tarık, Oğuzhan ve Asena vardır içeride." Dedi.
Ama bu kapının önünde geçerken hiç kimse görmedi ve geçmemişti." Ama abi hiç kimsenin girmediğini gördüm. Sümeyye ve Tarık askeriyede değiller ki." Dedim. Kapıya yaklaşıp dinlemeye başladık.
İçeride Asena ve Oğuzhanın sesi geliyordu. " Asena ve Oğuzhan ne alaka?" Dedi Gökçe.
Kapıya biraz daha yaklaştım. Oğuzhan " Yeter Asena. Sıkıldım." Dedi. Neyden sıkılmıştı ki?
Asena" Ne yapmak istiyorsun Oğuz. Ne diyeceksin insanlara bunu hiç düşündün mü?" Dedi.
Ne oluyor bu aşağılık yerde. " Birşey deriz en azından ama böyle gizli gizli buluşmalardan, senin elini tutamak beni ne kadar zorluyor biliyor musun sen?"
" Asıl sen biliyor musun? Ben daha kardeşimi oradan nasıl kurtaracağımı düşünürken sen bizi düşünüyorsun?"
Düşündüğüm şey mi oluyordu şuan? Asena ve Oğuzhan sevgili miydi? Kafamı kaldırıp baktığımda herkes şaşkındı.
Biraz daha kapıya yaslanayım derken kapı içeriye doğru açıldı ve yere düştüm. Asena ve Oğuzhanın bakışları bana sonrada arkamda kimlere döndü.
Yüzlerinde şaşkınlık, korku vardı. Ayağa kalkmadan " Siz? Sevgili misiniz?" Dedim.
GÖKÇE 'NİN AĞZINDAN:
Asena ve Oğuzhan sevgili miydi pek anlamadım ama konuşmalarından sevgili oldukları çıkıyordu. Aylin'in yanına gidip ayağa kaldırdım.
Asena şaşkınlıkla konuşmaya çalışıyordu. "Şey... Biz..." Dedi. Sonra Oğuzhan derin bir nefes alıp konuya girdi. "Evet. Sevgiliyiz." Asena hemen Oğuzhan'a dönüp: "Oğuz..."dedi. Oğuzhan ise sakin duruyordu.
Bu kadar sakinlik biraz fazla değil miydi? Hepimiz odada arkamızdan kapıyı kapattık başkaları duymasın diye.
Oğuzhan yine aynı sakinlikle "Artık saklamanın bir anlamı kalmadı. Zaten öğrendiler." Kısa bir sessizlik oldu. Bu sessizliği Serdar bozdu.
"Ne zamandır sevgilisiniz?" Serdarın ardından Sedef şaşkınlıkla "Bir dakika... Siz gerçekten sevgili misiniz?" Asena da başını eğip: "Yaklaşık... birkaç aydır."
Birkaç aydır sevgiliydiler ve bize söylememişlerdi. Dün ki bakışlarından anlamalıydım.
Alparslan tepkisiz duruyordu. "Neden bize açıklamadınız? Neden gizlemeyi tercih ettiniz?" Dedi.
Asena "Kimsenin dikkatini üzerimize çekmek istemedik. Hem görevlerimiz vardı hem de benim ailemle ilgili meseleler... Böyle bir zamanda ilişkimizi konuşmanın doğru olmadığını düşündük." Dedi.
Emir önce şaşkınlığını atlatıp gülümsedi. "Vay be... Biz dokuz yıl sakladık, siz de aylarca saklamışsınız. Demek timde gizli sevgili modası varmış."
Aylin hemen Asena'nın yanına geçti. Yüzünde hayal kırıklığı bulunuyordu. "Bana bile söylemedin ya... En çok buna kırıldım." Asena suçlu hissettiğini görebiliyordum.
"Sana söylemek istedim Aylin. O kadar çok istedim ki... Ama bir kişiye söylesem herkes öğrenirdi diye korktum." Oğuzhan araya girdi.
"Suç Asena'nın değil. Gizli tutmayı ben istedim. Eğer kızacaksanız bana kızın." Dedi. Serdar ortamı yumuşatmak amacıyla "Kimse kimseye kızmıyor. Şaşırdık sadece."
Alparslan komutan gibi arkamda konuşuyordu.
"Özel hayatınız sizi ilgilendirir. Ama tim içinde birbirimize güvenmek zorundayız. Bundan sonra bizden sır saklamayın." Dedi.
Asena'nın yanına yaklaşıp sarıldım. "Ben senin mutlu olmanı istiyorum. Hepsi bu." Dedim. Asena da sarıldı. Aylin bu kırgınlığa dayanamayarak oda geldi. Sedef" Ama siz sarılıyorsunuz beni almıyorsunuz?" Diyerek o da sarıldı. Alp, Serdar ve Emir Oğuzhan'ın yanına gitti ve onada sarıldılar.
Emir "Mutlu ol oğlum. Allah tamamına erdirsin. Ama bir daha böyle büyük bir sırrı bizden saklarsan cezanı ben veririm." Demesi ile odada kahkahalarımız yankılandı.
Serdar "Şu timde sevgilisi olmayan bir tek Tarık ve Sümeyye kaldı. Onlarda yakında olur gibiler."dedi.
Bakalım onlarda ne zaman sevgili olacaklar. Üçümüz Asenada ayrıldık. Aylin kırgınlığını belli edip sonra gülümsedi. "Bir daha benden sır saklarsan affetmem ama. En yakın arkadaşım sensin."
Asena gülümsedi " Sizden başka birşey asla saklamam." Dedi.
Hep beraber odada bulunan masaya oturduk. Sedef merakla öne eğildi. "Ee? Nasıl sevgili oldunuz peki?"
Asena ile Oğuzhan kısa bir süre birbirlerine baktılar. İlk konuşan Asena oldu.
"O gün kardeşim aramıştı..." dedi sesi hafif titreyerek. "Yine ağlıyordu. Onu oradan çıkaramadığım için kendimi suçluyordum. Konuşma bittikten sonra tim odasına geldim. Kimse yok sanıyordum."
Oğuzhan hafifçe gülümsedi. "Varmışım." Dedi. Asena da gülümsedi. "Hiçbir şey söylemeden yanıma geldi. 'İyi misin?' diye sordu. Cevap veremedim. Sonra ilk defa... birinin yanında güçlü görünmeye çalışmayı bıraktım."
Oğuzhan sözünü devam ettirdi. "Saatlerce konuştuk. Bana yıllardır içine attığı her şeyi anlattı. Ben de onu sadece dinledim. O gün anladım... onu kaybetmek istemediğimi." Asena gözlerini Oğuzhan'a çevirdi. "Ben de onun yanındayken ilk defa kendimi yalnız hissetmedim." Oğuzhan hafifçe omuz silkti. "Sonra dayanamadım."
"Ne dedin?" diye sordu Emir merakla. Oğuzhan gülümsedi. "Elini tuttum ve 'Ben sana âşık oldum galiba.' dedim." Asena'nın yanakları hafifçe kızardığını gördüm.
"Ben de... 'Galiba değil, ben de sana âşığım.' dedim." Sedef iki elini ağzına götürdü. "Ay çok tatlı ya!" Emir kahkaha attı. "Şuna bak. Sessiz sessiz aşk yaşamışlar." Dedi. Hiç beklemiyordum Asena ve Oğuzhan.
Dışardan hiç konuşmuyorlar gibi duruyorlar ama aslında sevgiliymişler.
Bir süre daha sohbet ettikten sonra telefonum çalması ile Alp bana dönü." Kim arıyor?" Dedi. Çantamdan telefonumu çıkarıp baktığımda Asena için ev baktığım adam arıyordu.
" Bir arkadaş arıyor canım." Dedim. Kafasını salladı ve dönen sohbeti dinledi. Asena'ya kaş göz yaptım benimle gelmesi için. Beni anlayıp ayağa kalktı. Birlikte odada bulunan çalışma odası gibi bir yere geldik. Çalan telefonu açıp hoparlöre aldım.
" Merhaba, kusuruma bakmayın işim vardı o yüzden geç baktım." Dedim. Adam " Yok sorun değil kızım." Dedi." Ev için mi aramıştınız amcacım?" Dedim.
Asena sessizce dinliyordu. " Evet kızım ev satılık. Ne zaman istersen gelip bakabilirsiniz eve."
Asena'ya döndüğümde tamam şeklinde kafasını salladı. Telefona geri döndüm." Tamam amcacım yarın biz gelir kontrol ederiz evi. İyi günler." Diyerek aramayı sonlandırdım.
Asena'ya döndüm." Bak senin ev işinde oldu." Dedim. Asena bu durumdan mutluydu. Ellerimi tuttu " Sana ne kadar minettarım bilemem Gökçe. Çok teşekkür ederim bana yardım ettiğin için." Dedi
Bende elini tuttum." Hiç önemli değil sen benim iyi gündede kötü gündede arkadaşımsın." Dedim ve yine bir sarılma oldu.
