YALANDAN HAYAT kitap kapağı

1. bölüm / 6

YALANDAN HAYAT

BÖLÜM 1 SAVCI

Vaveyla Yazarı: Meri Bookblog

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 1 SAVCI

Bu anlatıcaklarımı dinlemiş, izlemiş ve hatta okumuş olabilirsiniz. Hikâyem bazı hikayelerle benzerlik taşıyabilir, yer yer bana hak verebilir veya benden nefret edebilirsiniz. Gözleriniz dolabilir, acıyabilir, üzülebilirsiniz.

Sadece bilmenizi istediğim bir şey var, farklı bir yolu olsaydı inanın denerdim.

Unutmadan şunu da söylemem lazım, benim hayatım hiç yazılmaması gereken bir hikayeydi. Kalemim yer yer sağlam olsa da bir yerden sonra kopukluklar başladı. İsterseniz size hikayenin başlangıç yerine götüreyim.

GÜNÜMÜZ

'Yıl 2001, yaz yağmurunun kısa sürüp arkasından güneşin çıktığı mahallemde, derme çatma bir gecekondunun içinde büyümeye çalışan beş kardeşten en küçüğüydüm ben.
Babam genelde eve sarhoş, sinirli gelirdi. O eve geldiği zaman çoğunlukla uyuyor numarası yapar ya da evin bir köşesinde saklanırdım. Çoğunlukla hayata olan öfkesini, parasızlığın getirmiş olduğu acizliği çevresindeki kişilerden, ailesinden çıkarırdı. Tabi ne kadar aile denilirse bizde o kadar aileydik işte.

Annem ona biçilen kadere boyun eğmiş birisiydi, hem zaten boyun eğmeyip ne yapıcaktı ki. Yanlış anlamayın öyle severek falan evlenip bu hayatı seçmedi zorla evlendirildi. Sevgili dedem neredeyse ona benzeyen bir damat seçip annemi gelin diye bu yıkık dökük eve göndermiş işte. Büyüdü artık evlensin diye değil evden bir boğaz eksilsinde nasıl eksilirse eksilsin diyerek göndermişler annemi. Yüzünde çektiği acıların çizgileri, gözlerinde hiç var olmamış olan hayat ışığıyla ve sürekli dayak yediği için dağılan saçlarıyla, evin genelde pencereye bakan koltuğunda otururdu.
Hiçbir zaman sofrada birlikte oturup sakince yemek yiyemezdik. Her zaman kavga çıkaracak bir sebep bulurdu babam. Yok yemeğin tuzu az, neden hep aynı yemekler pişiyor, niye sofrada bir yemek yok... Bir şekilde öfkesini etrafına bir zehirmis gibi akıtırdı.

En büyük ablamı hiç tanımadım sadece ismini biliyorum. Adı Yağmur'muş ve gözleri de çok güzel bir maviymiş. Annem onu bir yetiştirme yurdunun kapısına bırakmak zorunda kalmış henüz üç yaşında bir bebekken. Tanımadım ama içimden hep şanslıymış diye geçiriyordum. Küçükken duyduğuma göre yetiştirme yurtlarında kendine ait yatağı varmış, oyuncakları varmış, sürekli sıcak yemek çıkarmış diye duymuştum. Hem belki kendine ait çorapları da vardır diye düşünürdüm. Küçüklük işte o zamanlar benim hiç yoktu da. '

Gözlerimden akan yaşımı silip, boğazımı temizleyip anlatmaya devam ettim.

'Yağmur'un bir küçüğü olan abim Ali. Evde yaşayan kardeşlerimin en büyüğü. Erkek çocuk işe yarar bir şekilde diyip yurt kapısına terk etmemişler. Çocukluğundan beri ağır işlerde çaldırdı. Eve hep yorgun argın gelir ama bir şekilde beni güldürür bana küçük şekerlerden alırdı. Mutlu olurdum.'

Gözlerimi beyaz soğuk masadan ayırıp pencereye diktim. Dışarıda fırtına çıkmaya başlamıştı.

'Ali'nin bir küçüğü Yeliz ablam. Koyu kumral saçları her zaman örülü olurdu. Hayatımda gördüğüm en güzel saçlara sahipti. Annemin yetersiz kaldığı işlerde hep o koşardı. Hatta annem dayak yemesin diye birkaç kez dayak yemişliği bile vardır. Okula hep gitmek isterdi, ikinci sınıfı okumuştu ama devam etme şansı hiç olmamıştı. dışarıya atılmış bir şiir kitabı bulmuş o kitabın içerisindeki tüm şiirleri ezberlemiş defalarca kez okumuştu. Bazen sırf belki tekrardan kitap bulurum diye sokaklarda gezer çöpleri karıştırırdı. Çünkü o şiir kitabı sahip olduğu tek kitaptı.
Bir gün evden temelli gitti. Evin kapısından gelinlikle çıkarken gözlerindeki hayal kırıklığını, acıyı çok net hatırlıyorum. Gitmeden önce saçlarımı okşadı, gözlerinden birkaç damla yaş aktı. Bana şunları söylemişti

'Neslihan bana söz ver. Kurtarıcaksın kendini bu hayattan tamam mı söz ver bana?'

'Söz veriyorum abla.'

Sonra sarıldık bir daha hiç göremedim yüzünü.'

Gözlerimi pencereden çekip karşımda oturan adama baktım, bütün dikkatiyle beni dinliyordu.

'Yeliz'in bir küçüğü de Ahmet abimdi. Ali abim gibi onu da okula değil işe gönderirlerdi. İnşaatta çalışırdı, bir gün inşaatta kaza geçirdiği haberi geldi. Babam iyi mi yerine işte çalışabilir mi diye sormuştu kapıdaki adama. Durumunun ağır olduğu söylemişti kapıdaki adam, kurtulsa bile sakat kalırmış. Babamın söylediği tek şey ölürse haber verin sakatsa evime göndermeyin demek olmuştu. Haberi gelmişti, kimsesizler mezarlığına gömülmüştü nüfusta doğru düzgün kaydı bile çıkmamıştı. Ali ve Yeliz hariç hiçbirimiz nüfusa kayıtlı değildik. İlk oyuncağımı o almıştı bana. Barbie'ydi saçları yoluk yoluktu bir bacağı yoktu ama ilk oyuncağımdı, her gördüğümde mutlu olurdum.'

Yüzümde kısa da olsa bir tebessüm yayıldı.

'Ve ben Neslihan Atay. Babam hep benden daha çok nefret ederdi sebebini o zamanlar anlamazdım. Sanırım fazladan bir boğazdım onun için. Bir kere ayağım halıya takıldı suyu yere döktüm diye beni kömürlüğe kilitlemişti. Kedileri sevdiğimi ilk o kömürlükte fark etmiştim. Siyahlı beyazlı bir kediydi iki gün boyunca yanımdan hiç ayrılmadı. Kucağımda oturdu hep. Birbirimizi ısıttık. Bir yemeğim olursa azıcık bir parçasını da onunla paylaşırdım. Bir gün babam eve geldi, kalk gidiyoruz dedi. Anneme baktım pencereden dışarı bakıyordu. Seslendim cevap vermedi mecburen gittim. Son kez arkama baktım, anneme baktım. Ağlıyordu o yaşta küçücük kalbime bir ağrı çöktü. Sonra çocukların bahçesinde oyunlar oynadığı bir yere geldik. Meğerse yetiştirme yurduymuş . Beni orada bıraktı gitti, belki ablamla karşılaşırım diye içimde bir umut vardı. Herkese sordum ama bulamadım.
Sonra yıllarım o yurdun odalarında, koridorlarında geçti. 18 yaşıma gelince ortada kaldım. Tüm hikaye aslında buradan itibaren başlıyor.' dedim çatallaşan sesimle.

'Ara vermek ister misiniz Neslihan Hanım?'

'Evet olur, Savcım.'

Masanın üzerinde duran telefonuna dokundu ses kaydını kapattı.

İkimizde ayağı kalkmak üzereyken pencereden içeriye birkaç aracın far ışıkları süzüldü. Savcı hızlıca silahını çıkardı.
Beni arkasına aldı tebirli adımlarla etrafına dikkatlice bakıyordu.

'Kalabalık ve silahlılar.' dedi fısıltıyla.

'Savcım?'

'Dinliyorum.'

'Son olarak söylemek istediğim bir şey var.'

Kafasını bana doğru çevirdi.

'Bir ihanet borcum vardı.'

Sakladığım bıçağı sırtına geçirdim.

'Ödeştik.'

Sakince yere çöktü bense elimde bıçakla ayakta kaldım.

Yaklaşan adım seslerini duyuyordum, sonunda bulunduğumuz odanın kapısı açıldı.

İçeriye ilk eli silahlı adamlar girdi. Yerde neredeyse baygın yatan savcıyı alıp çıktılar. Bir sandalyenin üzerine çöktüm neredeyse iki gündür hiç uyumuyordum. Odanın kapısı bir kez daha açıldı, gözlerim en az benim ki kadar koyu olan kahverengi gözlerle karşılaştı.

'Bundan sonra ne olucak?'

'Kıyamet kopucak.' dedi usulca

En son hatırladığım arabanın arka koltuğunda yavaş yavaş uyku beni kollarına almadan önce dikiz aynasında evin alevler içerisinde kaldığıydı.

2 HAFTA SONRA

Aynanın karşısında giydiğim uzun siyah elbisemi kontrol ettim. Üzerine bir deri ceket atıp odamdan çıktım. Merdivenlerden hızlıca inerken gözüm haber kanalına takıldı.

' Bu ülkenin savcısı bile kara para aklayacaksa biz kime güveneceğiz.'

'İstanbul Cumhuriyet Savcısı'nın evine dün gece operasyon gerçekleştirildi. Çok sayıda nakit para ve silah bulunan evin bahçesinde bir ceset çıkarıldığı gelen bilgiler arasında. Cesetin kimliği yapılan adli tıp raporuyla ortaya çıkacak.'

Evin kapısını çekip arabama atladım. Bana gönderilen adrese sonunda vardım İstanbul'un dışında kalıyordu. Eski püskü bir fabrikaydı. Akciğerlerime ne kadar nefes çekebiliyorsam çektim ve içeriye girdim. Büyük kocaman yuvarlak bir masa etrafında da bir sürü sandalye vardı. Bana ayrılana oturdum.

'Seni görmek ne güzel Neslihan. Ve ah... Çağatay hoşgeldin lütfen otur. Demek iki eski düşman bir arada. Size şunu söylemek isterim ki başkan yaptıklarınızdan çok memnun. Aramıza tekrardan hoşgeldiniz. Cemiyetimiz size minnettar.'

Sadece Çağatay'a baktım. Büyük bir savaşın ilk fitilini biz ateşlemiştik ve alevlerin yavaş yavaş etrafımızı sardığının da farkındaydık ama biz hiçbir şey olmamış gibi kadehimizi tokuşturup, kan kadar kırmızı şarabımızdan bir yudum aldık.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

480okunma 76beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.