8. bölüm · WORLD OF ELEMENTS REZ AND TEZ

SİRKTE EĞLENCELİ SAATLER

Süleyman Genc

BOLÜM 8. SİRKTE EĞLENCELİ SAATLER
Kutudan bir el çıkmış ve örtüyü çekip atmış, bir kafes içinde vahşi bir lav köpeği ile lazer ulusundan Denkilon Benz karşı karşıya duruyormuş. Lav köpeği, Denkilon Benz'in yüksek, gösterişli sesiyle anons edildiğinde, kalabalığın içinde iç çekmeler korku hissi yükseldi. Lav köpeği, Denkiden 2.5 metre daha uzundu; ağzı ve dişleri neredeyse 30 ila 40 santimetre uzunluğundaydı. Bu yaratık, korkutucu bir güçle Denkilon'un kafasını tek bir ısırıkla kopartıp atabilecek şekilde büyük bir ağzı vardı. Seyirciler, bu vahşi yaratığın serüvenini merakla izliyorlardı. Her biri, beklemekten heyecan içinde gerginleşmişti. Denkilon Benz, duruşuyla sahnenin hakimi olmuştu:
Denkilon benz “Ben Lazer İmparatorluğu'ndan Denkilon; bu vahşi yaratığın yapacaklarını sakın evde denemeyin, gerçi isteseniz de deneyemezsiniz, hahahhaha!”
derken gülümsemeyi ve kahkaha atmayı ihmal etmedi. Lav köpeği ufak bir ses çıkardı:
Lavköpeği.
AVVVFAAAAAAAA
Lav köpeği, gür bir kükreyişle havayı doldururken, ağzından lav püskürttü, bu sırada kafesin altında bir delik açıldı seyirciler çok tedirgin olmuştu. Tüm gözler, ve seyirciler ne olacağını görmek için odaklanmıştı ve bazı seyirciler korkuyla geri çekildi. Denkilon Benz, paniği yatıştırmak için bağırdı:
Denkilon benz“Korkmayın! Sadece küçük bir köz parçası! Korkacak bir şey yok, hahahhaha. Ben buradayken hiçbir şey olmaz; evet, gel bakalım köpek!” Lav köpeği, bu emri duyduktan sonra hemen Denkilon’un yanına gitti. Denkilon eline delikli bir halka alıp içine su bastırmış ve Lav köpeğine bu halkadan atlama komutunu vermiş.Lav köpeği su akan halkanın içinden atladığı gibi kafesin içi buharla dolmuş. Vücut sıcaklığı oldukça yüksek olan lav köpeği, izleyicilerin perişan bir şekilde ne olduğunu görmekte zorlandığı bir atmosfer oluşturmuştu. Buhar dağılırken, seyirciler ne göreceklerini merak ederek bekliyordu. Ve işte o an! Lav köpeği, Denkilon’un ayaklarının dibinde sırt üstü uzanmış bir şekilde duruyordu, artık masum bir tavırla, sahnenin yıldızı haline gelmişti. Denkilon Benz, coşkulu bir şekilde:
Denkilin benz“Aferin benim oğluma! Şimdi ağzını kocaman aç bakalım!”
diyerek, gösterisini devam ettirdi. Lav köpeği hemen ağzını açmış sabırla bekliyordu. Denkilon, cesaretini toplayarak lav köpeğinin ağzına kafasını soktu ve seyircilere gülümseyerek poz verdi. Bu, kalabalığın coşkusunu artırdı ve seyirciler ayağa kalkarak Denkilon’u büyük bir coşku ile alkışlamaya başladı. Denkilon Benz, şovun henüz bitmediğini belirtmek için:
Denkilin benz “Daha bitti mi? Tabii ki bitmedi, kafesi açın!”
Dedi ve kafesi açtılar. Tüm gözler, Denkilon ve lav köpeği üzerinde yoğunlaşırken, Denkilon lav köpeğinin üstüne çıkmış ve seyircilere selam verip kulisten ayrılırken, arkasında neşeli bir atmosfer bırakmayı başarmıştı. Ancak gidişleri esnasında, Denkilon’un kıçının alev almasıyla birlikte sahnede kestane kızartması yapmış, bu durum izleyicilere hem eğlenceli hem de tuhaf bir anı olarak kalmıştı. Denkilon'nun tassakları kızarmıştı.
Beriyy Gon “Evet, biraz korku, biraz heyecan; nasıldı, eğlendiniz mi? Ben bile gerildim, bu Denkilon bu sporu yapıyor! Şimdi sıradaki gösterimiz gelsin mi? Heyecan var mı?”
Seyirciler", heyecanla: “Gelsin!”
Diye bağırdı. Beriyy Gon, merak uyandıran bir tonla,
Beriyy Gon“Gelenlere pek şaşırmayacaksınız, ama eğlenceli olacak! Karşınızda, 5 lastik palyanço!”
Diyerek sahneye 5 tane palyonço giriş yaptı. Bir palyançonun elinde tek tekerlekli bir sirk bisikleti vardı; oldukça uzun bir demirin üstünde, minicik bir koltuk ve tekerleğin yanında bir pedal bulunuyordu. Diğer palyançolar ise top atış topu sürükleyerek sahneye geliyorlardı; biri oldukça büyük bir topun içindeydi ve içeri girecek kadar büyüktü, diğer üçü de ellerinde hiçbir şey tutmadan sırayla gelerek gösterinin enerjisini artırıyordu. Sahne arkasındaki hazırlıklar tam anlamıyla yapılmıştı: Her yer platformlarla dolmuştu, yalnızca 5 palyançonun yerini alması bekleniyordu. Hepsi yerlerini aldıktan sonra gösteriye başlamışlardı. Bisiklet kullanan palyanço, bacaklarını 10 metre uzatıp pedal çevirmeye başladı; o sırada eline bir labut alarak havada çevirmeye girişti. Geride kalan iki palyanço, yüksek platformlara tırmanmış ve ortada bir askıya tutunmuştu. Bir palyanço, kendini serbest bırakarak iki elinde bir demir sopayı tutup kendini salıncak oluşturdu. Eğlence devam ederken, :
Hiçlikin iç sesi “Sıkılmaya başladım!”
derken, izleyicinin içindeki heyecan kaybolmaya başlamıştı. Beriyy Gön, kalabalığın enerjisinin düştüğünü hissederek,
Beriyy Gon“Galiba aranızda sıkılan insanlar var. Daha heyecanlı yerler başlamadı! Aramızda çok genç bir palyaço var, sadece 1600 yaşında. keskin nişancı, Monkeydi Duff!”
Diyerek palyanço Monkeydi’yi tanıttı. Monkeydi Duff, kendine güvenle: tabak fırlatma makinesini kullanan palyoncaya ateş etmesini işaret etti
Monkeydi Duff“Ben metelantın kralı olacak adamım; yolla gelsin!”
Diyerek bir tabak fırlatma makinesi ile yukarı doğru tabak fırlatmaları. İle yani duffun herhangi bir silah ya da alet kullanmadan havada bu tabakları vurmaya çalışması, seyirciler arasında büyük bir heyecan yarattı.
Monkeydi Duff “Lastik, lastik, pistol!”
diyerek tabakları tam ortadan vurarak paramparça etti; ardı ardına daha fazla tabak fırlatmayı sürdürdüler. Monkeydi Duff, heyecanını artırarak:
Monkeydi Duff “Lastik, lastik, mitralyoz!”
Diye bağırdı ve tüm tabakları havada yok etti. Bu heyecan dolu anları sahnede izleyen Hiçlik, sıkıntıdan patlayıp oradan ayrılmayı düşündü. Ve Hızla, sirkten uzaklaşan Hiçlik, aklına başka bir düşünce geldi:
Hiçlik “Olamaz! Buralarda çok zaman kaybettim; acaba Metelant iyi mi?”
Merakla Metelant’ın yanına doğru uzaya ışık hızında gitti; fakat etrafında hiçbir ses yoktu. Hızla ilerledi ve her yerine bakmaya başladı, ama Metelant’tan hiç ses çıkmadığını gördü. Korkutucu bir düşünce zihninden geçti; Metelant’ın ölmüş olabileceğini düşündü ve derin bir üzüntüyle doldu. Ancak o an bir anlayış ışığı yandı: Hızla Metelant’ın içine girip saydam bir görüntü aldı ve onun derinliklerine yani metalantın içine doğru ilerledi. Metelant’ın merkezinde, çekirdeğe benzer bir yapı gördü. O çekirdeğin etrafında renkli kürecikler vardı, her biri farklı bir elementi simgeliyordu. Kalp gibi atan çekirdek, Aslında Metelantın kalbiydi
DUMP DUMP DUMP
Diye ses çıkararak, Hiçlik’in kafasında daha da derinleşen düşüncelere yol açıyordu. Hiçlik, endişe içinde:
Hiçlik“Metelant, benle neden konuşmuyorsun? Bana küstün mü?”
Diye sordu. O sırada, bilinmeyen bir ses yankılanarak:
Bilinmeyen Ses“Sana gönderdiğim ışık süzmesini takip et!”
Dedi. Hiçlik, şaşkın bir şekilde:
Hiçlik “Sen de kimsin?”
Diye tekrar sordu.
Bilinmeyen Ses“Soru sorma, gel yüzyüze konuşalım.”
Diyerek Hiçlik’in merakını artırdı.
BÖLÜM SONU......
Okuyucu"Takıldığım bir yer var; 1600 yıl nasıl en genç oluyor? Lan, o nasıl bir yaş, amk?"
Yazar"Böyle bir soru bekliyordum; benim evrenim, benim kurallarım! "
Okuyucu" Senin bir mantıksızlığın var mı, bence var! 1600 yıl ne amk?"
Yazar" Tamam tamam, açıklayayım. Burada hikayemi genişletmek için birçok hikaye katmak amacıyla böyle bir şey düşündüm. Yani 1600 yıl normal yıl ama bedenlere göre değil. Bedenler her 100 yılda bir 1 yaş büyüyor. Yani 1600 yıl normal yıl ama beden yaşı 16 yapıyor, anladın mı? "
Okuyucu"Garip ve düz mantık peki. Sana bir soru; 9999 kaç beden yılı yapıyor? "
Yazar" Çok basit, 99 beden yılı yapıyor. 100 yaşa 1 yıl kalmış."
Okuyucu"Ne alem adamsın, hiç düşünmeden cevapladın; iyisin! İyii.
DEVAM EDECEK........
DEVAM EDİCEK