MUSİBETE MÜBTELA 🤯

Vaveyla Yazarı: Enes Özdemir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: MUSİBETE MÜBTELA 🤯

Polis ne dediyse Rasim Beyi ikna edemez. Gizlice onu takip eder. Rasim Bey, konağın bahçesine kadar gelmiştir. Oraya kadar Rasim Bey'i takip eden polis, Silahını çıkarır ve sessizce "bana başka çare bırakmadın" diyerek, yavaşça arkasından yaklaşır ve Rasim Beyin ensesinin köküne, silahıyla vurur. Rasim Bey, hiçbir şeyin farkında değildir. Kafasına aldığı bu silah darbesiyle yere düşer ve oracıkta, baygın halde kalakalır. Gözünü açtığında yanında polis yoktur. Zaten arkası dönük olduğu için, kimin yaptığını da görmemiştir. Ayağa kalkar ve yerde polisin silahını bulur. Belki lazım olur deyip, yanına alır ve konağın kapısına yaklaşır. Zile basar, kimse açmaz sonra, sokakta kaldığı zaman ki hayatından, yaşadığı bir tecrübe aklına gelir. Ayakkabısının bir yerinde, küçük bir delik vardır. Oradan ince, sert ve küçük bir demir parçası çıkarır. Onunla kapıyı açmaya çalışır. Bir müddet açmaya uğraşır ama gerek kalmaz. Çünkü kapı içeriden, birisi tarafından açılır. Rasim Bey, gözlerine inanamaz. Babası tam karşısındadır. Babası "oğlum" diyerek, güler yüzle, Rasim'e elini uzatır. Rasim de elini uzatır ve "Babacığım" der. Büyük bir özlem ve pişmanlıkla, babasına sarılmak ister. Ama babası onu tuttuğu elinden, içeri çeker ve yere atar. Rasim Bey, önce önemsemez, şaka yaptığını düşünür. Ama babası hiç gülmüyor, aksine çok öfkeli bir şekilde ona bakıyor. Sanki bir anda o gitmiş, yerine bir başkası geçmiştir. Rasim, babasını tanır. Bu onun gözleri değildir. Bunu anlayınca; "sen babam değilsin, sen kimsin?" diye sorar. Bir anda babasının yüzü kararır ve kendisinin o kara kopyasına dönüşür. Bir anda Rasim'e saldırır. Rasim belinden, hemen, polisin tabancasını çıkarır. Ama daha ateş edemeden, kopyası dalmıştır. Bir müddet yerde boğuşurlar. Sonra iki kez silah patlar. O kara kopyası, kara bir duman olur. Uçar ve kaybolur. Fakat Rasim Beyde Bacağından vurulmuştur. Bir anda, aniden, bir zelzele başlar. Rasim Bey, bu bacakla yerinden bile oynayamaz. Ve konak üstüne yıkılır. Rasim Bey, yine hortlayarak, bir kara kabustan daha uyanır. Yavaş yavaş kendine gelir. Önce kulağına bir ses gelir.

-Eğer fark etseydin, vuracaktım seni. Heh! Bir söz dinlemiyorsun ki, sen de baban gibi, burnunun dikine git.

Sonra bir telefon sesi duyar. Rasim Bey, gözlerini açar ve bakar ki, hala konağın kapısında, yerde yatıyor ve onu bayıltan o polis ise, arkasını dönmüş, telefonla konuşuyor. Rasim Bey, bu fırsatı değerlendirir. Yattığı yerden, polisin eklem yerine, tekmeyi vurur. Neye uğradığına şaşıran polis yere düşerken, Rasim hızlı bir hareketle, suratına, olağanca kuvvetiyle bir yumruk vurur ve ayağa kalkar. Polis silahını doğrultur. Rasim Bey, refleksiyle, polisin elindeki silaha, bir tekme çakar. Silah uzağa düşer. Şimdi sıra Rasim Beydedir. Düşen silahı gidip alır ve polise doğrultarak, neden böyle bir şey yaptığını sorar. Fakat polis, çorabından bir hançer çıkarır ve kendi boğazını keser. Bu vahşete tanık olan Rasim Bey, neredeyse kusacak gibi olur, kendini zor tutar. Sonra toparlanır ve polisin üstünü arar, belki bir ipucu bulurum umuduyla. Uyandığında kimle konuştuğunu öğrenmek için, telefonunu alır ve telefonda bir mesaj bulur. Mesajda şöyle yazıyor:

-Deve hendeği geçti, bedevi çölü terk etsin.

Bu şifreli mesajı Rasim Bey, hemen çözmüş ve orada kast edilen devenin kendisi olduğunu hemen anlamıştır. Ama bedevinin ki olduğu hakkında hiçbir fikri yoktur. Sonra Rasim Bey, telefonu polisin yanına atar ve konağın kapısına gelir. Konağın kapısı yine açıktır. Rasim Bey, içeri girer. Fakat içeri girer girmez, aynı rüyasında olduğu gibi, bir zelzele başlar. Ama Rasim Bey, geri dönmez kararlıdır. Bu sırrı çözecektir. Bir ipucu bulmadan geri dönmeye hiç niyeti yoktur. Yoluna devam eder. Üst kata doğru çıkar. Zelzele daha da artmış ve konak daha da sallanmaya başlamış. Rasim Bey, tüm odalara bakmış, bir tek kendi odası kalmıştır. Bir adam Rasim Beyin odasının kapısının arkasında, Bir adam saklanmış onu bekliyor. Rasim Bey, onu kapının aralığından fark eder ve hızlı bir şekilde, kapıyı açarak ona vurur. Adam sersemler ve Rasim Bey onu yakasından tutar. Benim evimde ne arıyorsun, senin derdin ne diye çıkışır. O esnada hala devam etmekte olan zelzelenin şiddeti iyice artmış ve duvarlar dökülmeye başlamış. Sarsılmanın etkisiyle, ikisi de önce biraz savrulur, daha sonra ise yere düşerler. Adam hemen kaçar ve kaçarken de bir kaset düşürür. Rasim Bey, kaseti hemen alır ve cebine koyar. O da kaçmak ister ama önce bir düşünür:

-Eğer o adam gibi, ben de kaçsam, daha kapıya varmadan, konak üstüme çöker ve ölürüm. Çünkü sarsıntının şiddeti gerçekten çok yüksek, başka bir çare düşünmeliyim.

Sarsıntı daha da artar ve kapının tarafı yıkılır. Oradan kaçamayacağını anlayan Rasim Bey, son çare, odanın penceresinden atlar ve konak yıkılır. Kaçan adam ölmüştür. Rasim Bey ise ölmemiştir fakat vücudunun alt kısımları, enkaz altında kaldığı için, bacağından olmuştur. Rasim Bey, artık tekerlekli sandalyededir.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.