4. bölüm / 8
VEFASIZLIĞIN BÖYLESİ 👻ARTIK UYANMA VAKTİ !? 😴
Bölümler 8Şu an: ARTIK UYANMA VAKTİ !? 😴
- 1 KARA SUURET 👻1.236 kelime
- 2 TALİHSİZ KONAK 🏡758 kelime
- 3 BENİ SEN ÖLDÜRDÜN! ☠596 kelime
- 4 ARTIK UYANMA VAKTİ !? 😴798 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 MUSİBETE MÜBTELA 🤯733 kelime
- 6 AÇIĞA ÇIKAN BÜYÜK SIR 🌘381 kelime
- 7 VEFASIZLIĞA BOĞULAN YUVA 😱561 kelime
- 8 DEVAMI GELSİN Mİ? 😜6 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Rasim Bey, uyandığında, kendini hastanede bulur. Zamanında babasından çok iyilik görmüş bir hayırsever, onu hastaneye getirmiştir ve bütün hastane masraflarını o karşılar. Rasim Bey, onunla konuşur.
-Beni neden kurtardın?
-Sen onun oğlusun. Baban zamanında bana çok yardım etti. Elimden tuttu.
-Ama o yardım etti. Elinden ben tutmadım. Hem ben ona hiç layık olmadım.
-Seni bilmem. Hakkında son zamanlarda çok olumsuz şeyler duydum. Zaten seni düşündüğümden değil, sen babana yaptıklarını fazlasıyla hak ettin. En zor zamanında onu yalnız bıraktın. Ama ben seni, babana vefasızlık yapmayacağım diye kurtardım. Gel gör ki, ben yine ona hayat borcumu ödeyemem. Yetersiz kalır.
-(Rasim Bey, merakla atılarak) Peki babam! O şuan nerede? Ne halde?
-Sen konağa gittiğin o son günden beri, ortalarda yok.
Rasim Bey, bunu duyunca babasının o son sözleri, kulaklarında çınlar:
-Beni sen öldürdün, sen benim oğlum filan değilsin, seni sevmiyorum. Zaten ne seni, ne de anneni hiç sevmemiştim.
Bir yandan babasının bu sözlerini düşünürken, bir yandan gözlerinden inci gibi yaşlar akmaya başlar. Adam Rasim'in bu halini görünce, her halde aklı başına geldi, babasının değerini anladı, diye düşünür ve sevinir. Rasim Bey, yine merakla
-Nasıl olur? Bu güne kadar konaktaydı da, benim geldiğim gün kayboldu öyle mi?
-Evet.
-O gece ne olmuş olabilir ki? Sadece evde olduğumu, duvarda kanlı yazılar gördüğümü ve bir karartının üzerime doğru geldiğini hatırlıyorum. Sonra babamı gördüm. Bana bir şeyler söyledi. Daha başka bir şey hatırlayamıyorum.
-Hatırlasan iyi olur. Az sonra polisler gelecek, onlara tüm bildiklerini anlat. Belki bir işe yarar.
-Tamam. Teşekkür ederim. Beni kurtardığınız için gerçekten minnettarım.
-Böyle konuşmaya hiç lüzum yok. Kim olsa aynı şeyi yapardı.
-Hayır, yapmazdı. Benim gibi bir sokak serserisine kim yardım etmek istesin ki? Sizde babamı sevdiğiniz için yardım ettiniz, yalan mı?
-Ama bu yörede babanızı sevmeyen kimse yok, değil mi?
-Galiba haklısınız. Onu sadece hayırsız oğlu sevmedi.
Bu muhabbetten sonra polisler gelir ve Rasim Bey, tüm bildiklerini polislere anlatır. Daha sonra yorgun düşen Rasim Bey, hatırlayamadığım önemli bir şey var mı acaba? Diye düşünürken uyuya kalır. Yine, kapıyı çarpıp gittiği o günün sabahında, uyanmadan önce görmüş olduğu, kabusun aynısını görür. Yine rüyasında canı sıkılır, orayı burayı açmaya çalışır, her yerde kendisinin kara kopyasıyla karşı karşıya kalır. Derken, konağın kapısına kadar, o rüyanın aynısını yine görür. Kapıya gelir ve kulpunu tutar. Yine tarifsiz bir duygu, mütiş bir korku yaşar ve kapının kulpunu nihayet indirir. Fakat bu sefer rüya burada bitmez. Kapıyı korkuyla açar. Yine kendisinin kopyasını göreceğini sanmaktadır. Ama ne onu görür ne de başka bir şey. "Peki o zaman zili kim çaldı" Diye düşünür. Tam dışarı çıkacağı sırada ayağına bir şey takılır. Bakar ki, babası kanlar içinde, yerde yatıyor. Heyecanla ne oldu sana baba? Diye sorar. Babası konuşmak ister ama konuşamaz. Sonra konağın içerisinden büyük bir gürültü kopar. İçeri bakan Rasim Bey, çok şaşırır. Çünkü kara kopyalarını görür. Kimileri merdivenlerden iner, kimileri kapılardan çıkar, kimileri ise konağın üstünden, direk aşağı atlarlar. Toplanırlar, bir ordu gibi bir araya gelirler, Hepsi birden üzerine doğru gelmektedir. Babası nihayet zorla konuşur. "Bana yardım et!" diyebilir ancak. Rasim Bey, yine ne yapacağını bilemez. Kararsız kalmıştır. Sanki bir uçurumun kenarındadır ve babası düşmek üzeredir. Ama üzerinde bulunmuş olduğu kaya çatlıyor! Eğer onu kurtarmakla vakit kaybederse, ikisi de ölecek. Bu riski göze alamaz. Konağın kapısını kilitleyip, kaçar. Koşar koşar. Sonra arkasına dönüp bakar. Babası elini uzatarak, adeta bana yardım et oğlum diye feryat eder. Bir yandan da kara kopyaları, konağın kapısını kırmaya çalışırlar. Rasim Bey, bakar ki, kıramıyorlar, cesaretlenir ve bir-iki adım atar. Ama sonra konağın kapısı kırılır ve kara kopyaları, babasını kollarından tutup, konağın içerisine doğru sürüklerler. Hepsi arkasını dönüp giderken, kopyalarından biri, aniden, arkasını döner ve Rasim'e o ateşli gözleriyle bakar. Rasim, o korkunç bakışın, ürkütücü tesiriyle, bu kabustan da uyanır.
Rasim Bey, uyandığında, kendisiyle ilgilenen adamında, kendisi gibi uyuduğunu görür. Hemen yataktan doğrulur ve adamı uyandırır. Ona sorar:
-Polisler konağa gitti mi? Bir şey bulabildiler mi?
-Bilmiyorum, bir bilgim yok.
Rasim Bey, serumu filan çıkarıp, yataktan fırlar ve odadan çıkar. Kapıda polis memurunu görünce aynı şeyi ona da sorar:
-Konağa baktınız mı?
-Evet baktık, ama bizi ona ulaştıracak hiçbir delile sahip olamadık.
-Hiç mi bir şey bulamadınız, nereye gittiği filan hakkında?
-Nereye gittiği hakkında bir şey öğrenemedik.
-Hayır! Babam bir yere gitmedi. O hala o konakta, biliyorum. Kamera kayıtlarına bakmadınız mı?
-Birileri bizi engellemeye çalışıyor. Kamera kayıtlarını alıp, kaçmışlar.
-Bu nasıl olur? Bir an önce gitmeliyim.
-Dur! Bu hasta halinle nereye gidiyorsun?
-Bırak beni. Hemen konağa gitmeliyim.
Polis ne dediyse Rasim Beyi ikna edemez. Rasim Bey, yine kendi bildiğini okur. Üzerinde hastanede giydirdikleri mavi bir elbise, Başı sarılı halde, konağın yolunu tutar. Poliste gizlice onu takip eder. Rasim Bey, konağın bahçesine kadar gelmiştir ve kapıya yaklaşır. Poliste oraya kadar onu takip etmiştir. Silahını çıkarır ve sessizce "bana başka çare bırakmadın" diyerek, yavaşça arkasından yaklaşır. Rasim Bey, hiçbir şeyin farkında değildir. Sonra polis yaklaşır ve Rasim Beyin ensesinin köküne, silahıyla vurur. Rasim Bey, yere düşer...
Bölüm etkileşimi
