8. bölüm · Valthera YEDİ KITANIN SAVAŞI
BÖLÜM 7 Geri sayım
Valthera Takvimi: 2 Eylül 2156
Konum: Göktura Millî Savunma Üniversitesi
Kürşat’ın üniversitedeki üçüncü günüydü.
Harp Akademisinde ona verilen emirleri doğru uygulaması öğretilmişti. Burada ise bir emrin neden verildiğini, kimi koruduğunu ve hangi sonuçlara yol açacağını sorgulaması beklenecekti.
İlk dersin adı “Sınır Krizleri ve Harekât Yönetimi”ydi.
Sınıfın ortasındaki holografik masada Göktura ile Norvak arasındaki kuzey sınırı uzanıyordu. Masanın başında duran Tuğgeneral Altan Börü, öğrencileri sessizce inceledi.
Tuğgeneral Altan Börü - Karşınızdaki devlet sınırınıza yüz bin asker yığdı. Bunun bir tatbikat olduğunu söylüyor. Siz ne yaparsınız?
Öğrencilerden biri elini kaldırdı.
Harbiyeli Tolga - Birliklerimizi sınıra göndeririz komutanım.
Tuğgeneral Altan Börü - O zaman dünya gerilimi yükselten tarafın siz olduğunuzu söyler.
Başka bir öğrenci konuştu.
Harbiyeli Selin - Diplomatik nota veririz.
Tuğgeneral Altan Börü - Nota, sınırı geçen bir tankı durdurur mu?
Sınıf sessizleşti.
Tuğgeneralin bakışları Kürşat’a çevrildi.
Tuğgeneral Altan Börü - Akademi birincisi... Sen ne düşünüyorsun?
Kürşat birkaç saniye haritaya baktı.
Kürşat - Önce bunun gerçekten tatbikat olup olmadığını anlamaya çalışırım komutanım.
Tuğgeneral Altan Börü - Nasıl?
Kürşat - Bir tatbikatın başlangıç ve bitiş tarihi, belirlenmiş hedefleri ve gözlemcilere açık bir planı olur. Norvak bunların hiçbirini tam olarak açıklamadı. Üstelik birlikleri savunma hattında değil, sınır geçişlerinin karşısında bekliyor.
Tuğgeneral Altan Börü - Sonucun?
Kürşat - Bize saldıracaklarından emin değilim. Ama saldırmak isterlerse hazır olmak istediklerinden eminim.
Tuğgeneral cevap vermedi.
Tam o anda sınıfın kapısı açıldı. İçeri giren görevli subay, tuğgeneralin kulağına birkaç kelime fısıldadı.
Altan Börü’nün yüzündeki ifade değişti.
Tuğgeneral Altan Börü - Ders sona ermiştir. Herkes yurtlarına dönsün. Üniversite sınırları dışına çıkmak yasaktır.
Mert, öğrenciler sınıftan ayrılırken Kürşat’a yaklaştı.
Mert - Daha ders başlayalı yirmi dakika olmuştu.
Kürşat pencereden havalanan savaş uçaklarına baktı.
Kürşat - Demek ki sınav sınıfta değilmiş.
Aynı dakikalarda...
Göktura Kağanlığı Kuzey Sınırı
Gözcü Noktası K-17
Saat 09.26’da Norvak’a ait üç zırhlı keşif aracı, sınır çizgisini geçerek Göktura topraklarına girdi.
Araçlar ateş açmadı.
Fakat durmadı da.
Sınırın yaklaşık iki kilometre içerisinde ilerlemeye devam ettiler.
Gözcü kulesindeki Teğmen Umay telsize uzandı.
Teğmen Umay - Merkez, üç Norvak zırhlısı sınırı geçti. İhlal doğrulandı.
Hudut Merkezi - Ateş açmayın. Görsel temasınızı koruyun.
Teğmen Umay - İlerlemeye devam ediyorlar.
Hudut Merkezi - Uyarı gönderin.
Norvak araçlarına Göktura ve Norvak dillerinde çağrı yapıldı.
“Göktura Kağanlığı sınırlarını ihlal ettiniz. Derhâl durun ve geri dönün.”
Cevap gelmedi.
Göktura birlikleri mevzilere girdi. Tanksavar sistemleri hedeflere çevrildi ancak hiçbir askere ateş izni verilmedi.
Dakikalar ağır ağır geçti.
Üç Norvak aracı, Göktura’nın haberleşme kulesine yaklaşmadan hemen önce durdu. Döner başlıklı elektronik sistemlerini çalıştırarak çevreyi taradılar.
Ardından geldikleri yöne dönüp sınırın ötesine çekildiler.
İhlal toplam on bir dakika sürmüştü.
Tek bir mermi atılmamıştı.
Fakat Göktura’nın radar frekansları, birliklerin tepki süreleri ve bölgedeki savunma mevzileri Norvak tarafından ölçülmüştü.
Saat 10.04’te Norvak Savunma Bakanlığı ilk açıklamasını yaptı:
“Kuzey Kalkanı-56 tatbikatına katılan üç keşif aracı, yoğun elektronik karıştırma nedeniyle kısa süreli yön hatası yaşamıştır. Gerçekleşen olay kasıtsızdır.”
Göktura Dışişleri Bakanlığı, ihlali kınayan diplomatik bir nota yayımladı.
Dünya basını ise olayı “tatbikat kazası” olarak duyurdu.
Göktura Genelkurmay Karargâhında hiç kimse bu açıklamaya inanmadı.
Orgeneral Alp Tunga, ihlalin uydu kayıtlarını tekrar izledi. Araçlar sınırı geçtikten sonra kararsız biçimde dolaşmamış, doğrudan haberleşme kulesine yönelmişti.
İstihbarat Başkanı Korgeneral Kaan Yıldırım - On bir dakika boyunca savunma tepkimizi ölçtüler.
Orgeneral Alp Tunga - Ve tek kurşun atmadan istediklerini aldılar.
Korgeneral Kaan Yıldırım - Karşılık verecek miyiz?
Orgeneral Alp Tunga görüntüyü durdurdu.
Ekranda Norvak araçlarından biri, kulesini Göktura mevzilerine çevirmiş hâlde görünüyordu.
Orgeneral Alp Tunga - Vereceğiz.
Korgeneral Kaan Yıldırım - Askerî karşılık mı?
Orgeneral Alp Tunga - Hayır. Henüz değil.
Harita üzerinde Norvak’ın tatbikat bölgesini işaretledi.
Orgeneral Alp Tunga - Onlar bizim ne kadar sürede uyandığımızı öğrendi.
Şimdi biz de geceleri ne sakladıklarını öğreneceğiz.
Aynı akşam üniversitedeki öğrencilere sınır ihlali hakkında kısa bir bilgilendirme yapıldı. Olayın kontrol altında olduğu ve savaşa işaret etmediği özellikle vurgulandı.
Mert yatağına otururken haber ekranını kapattı.
Mert - On bir dakika için bütün ülke ayağa kalktı.
Kürşat önündeki sınır haritasına bakmayı sürdürdü.
Mert - Sence gerçekten yollarını mı kaybettiler?
Kürşat, Norvak araçlarının izlediği güzergâhı parmağıyla takip etti.
Kürşat - Yolunu kaybeden biri nereye gittiğini bilmez.
Onlar doğrudan haberleşme kulesine gitmiş.
Mert - O zaman neden saldırmadılar?
Kürşat haritayı kapattı.
Kürşat - Çünkü saldırmak için gelmediler.
Bir dahaki gelişlerinde neyle karşılaşacaklarını öğrenmek için geldiler.
O gece Norvak tatbikat bölgesindeki ışıklar sabaha kadar sönmedi.
Yeni tanklar sınıra getirildi.
Füze bataryaları mevzilendi.
Sahra hastanelerine ek sağlık birlikleri ulaştı.
Dünya yaşananları hâlâ bir tatbikatın parçası olarak görüyordu.
Fakat Göktura sınırında görev yapan askerler gerçeği anlamıştı:
Norvak yanlışlıkla sınırı geçmemişti.
Kapının kilitli olup olmadığını kontrol etmişti.
Valthera Takvimi: 3 Eylül 2156
Saat 01.15
Konum: Göktura Kuzey Hudut Komutanlığı
Norvak’ın sınır ihlalinin üzerinden yalnızca on altı saat geçmişti.
Dünya basını olayı “yönünü kaybeden üç askerî araç” şeklinde yorumlamış, Norvak yönetimi özür dilemeden yaptığı açıklamayla konuyu kapatmaya çalışmıştı.
Fakat Göktura kapanmasına izin vermedi.
Gece yarısından sonra havalanan iki yüksek irtifa keşif İHA’sı, sınırı geçmeden Norvak bölgesini görüntülemeye başladı.
Ekranlarda ilk olarak yüzlerce tank görüldü.
Ardından topçu bataryaları...
Yakıt istasyonları...
Mobil ameliyathaneler...
Seyyar köprü sistemleri...
Ve cephe hattına taşınan gerçek mühimmatlar...
Hava İstihbarat Binbaşısı Leyla görüntüleri büyüttü.
Binbaşı Leyla - Komutanım, tatbikat mühimmatlarının yerine gerçek savaş başlıkları yerleştiriliyor.
Korgeneral Börü Han - Kesin mi?
Binbaşı Leyla - Füze kodları doğrulandı. Bunlar eğitim başlığı değil.
Kurmay Albay Demir - Belki tatbikatın son aşamasında gerçek atış yapacaklardır.
Korgeneral Börü Han başını iki yana salladı.
Korgeneral Börü Han - Gerçek atış yapacak devlet, sahra hastanelerindeki kan stoklarını üç katına çıkarmaz.
Yeni bir uydu görüntüsü açıldı.
Norvak birlikleri, üç ayrı taarruz koridoruna bölünmüştü. Ancak en yoğun hareketlilik, önceki gün sınırın ihlal edildiği K-17 bölgesinde değildi.
Daha batıdaki Karayel Geçidi’nde toplanıyordu.
Binbaşı Leyla - K-17’de dikkatimizi çektiler.
Korgeneral Börü Han - Çünkü asıl geçişi oradan planlamıyorlar.
Haritanın üzerinde Karayel Geçidi’ni işaretledi.
Korgeneral Börü Han - Birinci Hudut Ordusuna haber verin. Açık birlik kaydırması yapılmayacak. Fakat ihtiyat kuvvetleri bu bölgeye yaklaştırılsın.
Kurmay Albay Demir - Norvak fark ederse?
Korgeneral Börü Han - Fark etmemesini sağlayın.
Aynı sabah...
Göktura Millî Savunma Üniversitesi
Öğrencilerin önüne yeni bir harekât senaryosu konuldu.
Devletlerin isimleri kaldırılmıştı. Ancak sınırın biçimi, dağ geçitleri ve yollar Kürşat’a fazlasıyla tanıdık geliyordu.
Tuğgeneral Altan Börü - Düşman, doğu sınır kapısında keşif faaliyeti gerçekleştirdi. Elinizde yalnızca üç tugay var. Savunmayı nereye kurarsınız?
Öğrencilerin çoğu, birliklerini ihlalin yaşandığı noktaya yerleştirdi.
Kürşat ise bir tugayı orada bırakıp diğer ikisini batıdaki dar geçide kaydırdı.
Tuğgeneral Altan Börü - Neden ihlalin gerçekleştiği bölgeyi zayıflattın?
Kürşat - Çünkü karşı taraf orayı görmemizi istedi komutanım.
Tuğgeneral Altan Börü - Ya yanılıyorsan?
Kürşat kısa süre düşündü.
Kürşat - O zaman kaybederim.
Fakat bir komutan, yanılmaktan korktuğu için düşmanın gösterdiği yere bakarsa zaten onun planına hizmet eder.
Tuğgeneral haritayı büyüttü.
Kürşat’ın kuvvetlerini yerleştirdiği bölgede tek bir isim yazıyordu:
Karayel Geçidi.
Altan Börü birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Çünkü Kürşat, gizli istihbarat görüntülerini görmeden Genelkurmayın vardığı sonuca ulaşmıştı.
Tuğgeneral Altan Börü - Savunma planın kabul edildi.
Kürşat - Sağ olun komutanım.
Tuğgeneral Altan Börü - Teşekkür etme. Bu yalnızca bir masa.
Gerçek savaşta doğru karar verdiğini, ancak insanların eve döndüğünde anlarsın.
Ders sona erdiğinde Kürşat sınıftan çıktı.
Koridorun sonunda sivil kıyafetli bir adam onu izliyordu.
Kürşat adamla kısa süreliğine göz göze geldi.
Yabancı hemen arkasını dönerek kalabalığın arasına karıştı.
Mert - Bir şey mi oldu?
Kürşat boş koridora baktı.
Kürşat - Bilmiyorum.
Ancak dört yıl önce akademinin duvarlarına cihaz yerleştiren görünmeyen yapı, artık üniversitenin koridorlarına kadar ulaşmıştı.
Ve Kürşat’ın dosyasına o gün yeni bir not eklendi:
“Yalnızca gözlemlemiyor. Öngörüyor.”
Sonraki yirmi dokuz gün boyunca sınırdaki ihlaller çoğaldı.
Norvak savaş uçakları Göktura hava sahasına birkaç saniyeliğine girdi.
“Rota hatası” denildi.
Bir keşif İHA’sı Göktura sınırının on yedi kilometre içerisinde düşürüldü.
“Kontrol kaybı” denildi.
Norvak topçusundan atılan iki eğitim mühimmatı sınırın Göktura tarafına düştü.
“Teknik arıza” denildi.
Elektronik karıştırma sistemleri üç Göktura radarını geçici olarak devre dışı bıraktı.
“Tatbikatın öngörülmeyen etkisi” denildi.
Her olayın ardından Norvak açıklama yaptı.
Her açıklamanın ardından dünya basını birkaç saat konuştu.
Sonra başka bir gündeme geçti.
İhlaller tekrarlandıkça insanların tepkisi azaldı. Bir ay önce savaş sebebi sayılabilecek hareketler, artık haber bültenlerinin son dakikalarında gösteriliyordu.
Fakat Göktura ordusu hiçbirini unutmadı.
Her sınır ihlali kaydedildi.
Her radar sinyali çözümlendi.
Her Norvak birliğinin hareketi haritaya işlendi.
Valthera Takvimi: 2 Ekim 2156
Saat 18.00
Norvak Savunma Bakanlığı, Kuzey Kalkanı-56 tatbikatının başarıyla tamamlandığını açıkladı.
Uluslararası gözlemciler bölgeden ayrıldı.
Dünya piyasaları yükseldi.
Haber kanalları savaş ihtimalinin azaldığını duyurdu.
Orhun’da insanlar rahat bir nefes aldı.
Göktura Millî Savunma Üniversitesindeki öğrenciler de akşam yemeğinde açıklamayı izliyordu.
Mert - Bitti işte.
Emir - Demek gerçekten tatbikatmış.
Kürşat cevap vermedi.
Ekranda Norvak Savunma Bakanı konuşurken arkasında tatbikat alanına ait görüntüler gösteriliyordu. Askerler sıralanmış, komutanlar birbirlerini tebrik ediyordu.
Fakat Kürşat başka bir ayrıntıya bakıyordu.
Görüntünün arkasında bekleyen zırhlı araçların motorları hâlâ çalışıyordu.
Kürşat - Hayır.
Mert - Ne hayır?
Kürşat - Tatbikat bitmiş olabilir.
Ama askerler geri dönmüyor.
Aynı dakikalarda Göktura Genelkurmayına yeni uydu görüntüleri ulaştı.
Norvak birlikleri kışlalarına çekilmemişti.
Tanklar hâlâ sınırdaydı.
Füze bataryaları hâlâ Göktura’yı hedefliyordu.
Sahra hastaneleri sökülmemişti.
Üstelik tatbikat boyunca geride tutulan iki yüz bin kişilik yeni bir kuvvet, demiryollarıyla cephe hattına taşınmaya başlamıştı.
Orgeneral Alp Tunga görüntülere baktı.
Orgeneral Alp Tunga - Tatbikat sona erdiğine göre bunların burada kalması için artık hiçbir gerekçeleri yok.
Korgeneral Kaan Yıldırım - Belki geri çekilmeleri birkaç gün sürecektir.
Orgeneral Alp Tunga - Hayır.
Ekranı büyüttü.
Norvak tanklarının üzerindeki beyaz tatbikat işaretleri siliniyor, yerlerine kırmızı muharebe işaretleri çiziliyordu.
Orgeneral Alp Tunga - Onlar geri çekilmiyor.
Hazırlıklarını tamamlıyorlar.
Saat 23.48’de Göktura Elektronik İstihbarat Merkezi, Norvak askerî ağından yalnızca dört saniye süren şifreli bir mesaj yakaladı.
Mesajın büyük bölümü çözülemedi.
Ancak iki kelime açıkça duyulmuştu:
“Şafak Hattı.”
Bunun altında tek bir zaman kodu vardı:
72:00:00
Görevli subay, ekranda geriye doğru saymaya başlayan rakamlara baktı.
Yetmiş iki saat...
Korgeneral Kaan Yıldırım - Bu bir saldırı emri mi?
Orgeneral Alp Tunga bir süre cevap vermedi.
Ardından bütün salona döndü.
Orgeneral Alp Tunga - Kuzey ordularını tam muharebe hazırlığına geçirin.
Hava savunma ağını açın.
Sınır şehirlerindeki tahliye planlarını sessizce başlatın.
Görev Subayı - Seferberlik ilan edilecek mi komutanım?
Orgeneral Alp Tunga - Henüz değil.
Görev Subayı - Peki halka ne söyleyeceğiz?
Orgeneral Alp Tunga, geri sayımın sürdüğü ekrana baktı.
Yetmiş bir saat...
Elli dokuz dakika...
Kırk sekiz saniye...
Orgeneral Alp Tunga - Şimdilik hiçbir şey.
O gece Göktura halkı, savaş ihtimalinin sona erdiğine inanarak uyudu.
Üniversitedeki öğrenciler odalarına çekildi.
Kürşat ise penceresinden kuzeye doğru ilerleyen askerî uçakların ışıklarını izledi.
Tatbikat bitmişti.
Fakat ordular dağılmamıştı.
Silahlar susuyordu.
Fakat geri sayım başlamıştı.
Ve Valthera’da barışın...
Yalnızca yetmiş iki saati kalmış olabilirdi.
