20. bölüm · Unuttuğumuzu Sandık
iyice sakar oldun sen
Şehre girer girmez ekip dağıldı ama çok uzun sürmedi. Birkaç saat sonra hepsi tekrar buluştu yanlarında tim de vardı.
“Bugün izinliyiz,” dedi nisa sevinçle “Hastane yok, görev yok. Direkt takılma günü.”
“Sonunda,” diye iç çekti Asel.
Aras hafifçe gülümsedi:
“Sen dinlenmeyi unutmuşsun zaten.”
Asel kaşlarını kaldırdı:
“Sen de fazla konuşmaya başlamışsın.”
kerem araya girdi
“Kesin bunlar köyde anlaşmış.”
Herkes gülmeye başladı. Asel hemen başka yöne baktı, Aras da hafifçe kafasını eğip gülümsedi. İkisi de bir şey demedi ama aynı anda susmaları bile dikkat çekmişti.
İlk durak küçük bir kafeydi. Herkes bir şeyler söyledi, masa doldu.
Asel içeceğini almaya çalışırken bardak hafifçe kaydı. Aras refleksle elini uzattı, bardağı tuttu.
Eller yine değdi.
Bu sefer ikisi de çekmedi hemen.
Sadece bir an baktılar birbirlerine.
Sonra Asel hafifçe gülümsedi:
“Bugün kaçıncı kurtarışın?”
Aras omzunu silkti:
“Saymıyorum.”
Eray seslendi ( timden biriydi )
“Aras abi korumaya aldı seni galiba.”
“Almadı,” dedi Asel hızlıca.
Aras aynı anda: “Almadım.”
Bir saniye duraksama… sonra herkes kahkaha attı.
Kafeden sonra sahile indiler. Rüzgâr hafifti, hava güzeldi.
Ekipten biri top getirmişti, bir anda oyun başladı. Koşuşturmaca, bağırışlar, gülüşmeler…
Asel koşarken dengesini kaybetti, ayağı kaydı.
Bu sefer Aras gerçekten refleksle tuttu onu.
Ama bırakmadı hemen.
Asel de çekilmedi.
İkisi bir an öyle kaldı.
“Düşüyordun,iyice sakar oldun sen” dedi Aras, sesi daha ciddi.
“Fark ettim,” dedi Asel, nefes nefese ama gülümseyerek.
Aras hafifçe başını salladı ama bu sefer gözlerini kaçırmadı.
Akşamüstüne doğru herkes yoruldu. Sahilde oturmuşlardı.
Ekip kendi içinde konuşuyor, şakalaşıyordu ama Asel biraz kenarda oturmuştu.
Aras sessizce yanına geldi.
“Yorgun musun?”
“Aslında biraz,” dedi Asel. “Ama iyi geldi.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Rüzgâr saçlarını hafifçe dağıttı. Aras bir an bakakaldı, sonra fark edip gözlerini kaçırdı.
“Asel…” dedi, bu sefer daha net.
Asel ona döndü.
Aras birkaç saniye düşündü, sonra direkt söyledi:
“Dün geceyi unutmaya çalışmıyorum.”
Asel’in kalbi hızlandı ama bu sefer kaçmadı.
“Ben de,” dedi sessizce.
İkisi de sustu. Ama bu sessizlik artık kaçış değildi.
Ekipten biri uzaktan bağırdı:
“Hadi ama! Fotoğraf çekileceğiz!”
Asel hafifçe gülümsedi, ayağa kalktı.
Aras da kalktı, yan yana yürüdüler.
Fotoğraf çekilirken herkes birbirine girmişti. İten, çeken, gülen…
Bir anda biri Asel’i öne itti.
Asel geriye doğru sendeledi… direkt Aras’a çarptı.
Aras refleksle tuttu.
Bu sefer mesafe gerçekten yoktu.
İkisi de bir an dondu.
“Çekiyorum!” diye bağırdı biri.
Tam o an… ikisi de istemsizce gülümsedi.
Fotoğraf çekildi.
Ama o karede sadece ekip değil…
ikisinin arasındaki değişen şey de vardı.
