15. bölüm · Unuttuğumuzu Sandık

Bir Sokak İki Kalp

esra Özel

Parktan ayrıldıklarında hava tamamen kararmıştı. Grup hâlâ gülerek konuşuyor, Nisa bir sonraki planı anlatıyordu. Yol ayrımına geldiklerinde herkes farklı yönlere dağılmaya başladı.
“Ben buradan gidiyorum!” dedi Mert el sallayarak.
Elif de ardından ayrıldı.
Nisa tam Asel’i kolundan çekecekken telefonuna bakıp irkildi.
“Benim ev sahibi yine mesaj atmış… koşmam lazım!”
Asel bir şey söyleyemeden Nisa hızla uzaklaştı.
Bir anda sokakta sadece iki kişi kalmıştı.
Asel ve Aras.
Şehire geceye çökerken sokak lambalarının sarı ışıkları yere vuruyordu. Uzaktan araba sesleri geliyordu ama bulundukları sokak beklenmedik şekilde sakindi.
“Sanırım ilk defa gerçekten yalnız kaldık,” dedi Aras hafif bir gülümsemeyle.
Asel başını salladı.
“Evet… genelde etrafımız hep kalabalık.”
Bir süre yan yana yürüdüler. Sessizlik rahatsız edici değildi; aksine ikisinin de acele etmediği bir andı.
“Yarın yine hastane mi?” diye sordu Aras.
“Aslında…” dedi Asel, “yarın şehirde değilim.”
Aras ona döndü.
“Neredesin?”
“Haftada bir gün köylere gidiyorum,” dedi Asel. “Sağlık ocağı olmayan yerlere. Küçük bir ekip oluyoruz. Kontroller, yaşlı hastalar, çocuk aşıları… biraz uzun sürüyor ama seviyorum.”
Aras’ın yüzünde şaşkınlıkla karışık bir saygı ifadesi oluştu.
“Zor oluyordur.”
“Oluyor,” dedi Asel gülerek. “Ama insanlar kapıya çayla çıkıyor. Bazen bütün yorgunluk gidiyor.”
Bir an durduktan sonra ekledi:
“Şehirden uzaklaşmak iyi geliyor.”
Yürüyüşleri yavaşladı. Yolun sonunda Asel’in apartmanı görünüyordu.
Aras kısa bir sessizlikten sonra sordu:
“yarın erken gidiceksin o zaman”
“Evet. Sabah erken çıkıyoruz.”
Aras birkaç saniye düşündü.
“Ben de gelebilir miyim?”
Asel şaşırdı.
“Sen mi? Köy görevine?”
“İzinliyim birkaç gün,” dedi Aras omuz silkerek. “Hem… sahada doktorların nasıl çalıştığını görmek isterim. Belki işe yararım.”
Asel istemsizce güldü.
“Yüzbaşı olarak mı, gönüllü şoför olarak mı?”
“Gerekirse çanta taşırım,” dedi Aras ciddi bir ifadeyle.
İkisi de güldü.
Kapının önüne geldiklerinde kısa bir sessizlik oldu. Söylenecek çok şey vardı ama ikisi de acele etmiyordu.
“Sabah altıda çıkıyoruz hastane önünde buluşucaz ” dedi Asel. “Erken kalkabiliyor musun?”
Aras hafifçe kaş kaldırdı.
“Mesleğimi unutuyorsun galiba.”
Asel başını salladı, gülümsedi.
“Tamam o zaman… yarın görüşürüz.”
Kapıya yönelirken içinden garip bir huzur geçti. Bu davet plansızdı ama yanlış da hissettirmiyordu.
Aras arkasından seslendi:
“Asel.”
Döndü.
“Dut ağacından sonra en iyi fikrin bu olabilir.”
Asel gülerek içeri girdi.
O gece uyumadan önce düşündüğü son şey şuydu:
Bazı insanlar hayatına geri dönmezdi.
Sadece bu kez yanında yürümeye başlardı.