16. bölüm · Unuttuğumuzu Sandık

iyi bitmesin zaten

esra Özel

Sabah henüz hava aydınlanmamıştı.
Asel alarm çalmadan birkaç dakika önce gözlerini açtı. Kısa bir an tavana baktı. İçinde garip bir heyecan vardı; alışık olduğu bir görev günüydü ama bu sefer farklıydı.
Hazırlanıp dışarı çıktığında hava serindi. Sokaklar neredeyse boştu. Hastanenin önüne geldiğinde Aras’ın çoktan orada olduğunu gördü.
Aras arabaya yaslanmış, elinde kahveyle bekliyordu.
“Asker disiplini,” dedi Asel yaklaşırken hafifçe gülümseyerek.
Aras omuz silkti.
“Geç kalırsam ayıp olurdu.”
Asel başını salladı.
“Şaşırtıyorsun.”
Kısa bir sessizlik oldu. Sonra birlikte ekibin yanına yürüdüler. Minibüsün yanında iki hemşire ve bir şoför hazırlık yapıyordu.
“Yeni gönüllümüz bu mu?” dedi hemşirelerden biri gülerek.
“Aslında kendini davet etti,” dedi Asel.
Aras elini kaldırdı.
“Geri gönderme şansınız hâlâ var.”
Herkes hafifçe güldü. O anki sıcaklık, sabahın soğuğunu kırmıştı.
Yola çıktıklarında şehir yavaş yavaş arkalarında kaldı. Binalar azaldı, yerini tarlalar ve uzun yollar aldı. Aras camdan dışarı bakıyordu.
“Daha önce hiç gelmedin mi böyle bir yere?” diye sordu Asel.
“bazen asker olduğumu unuttugunu düşünüyorum küçük hanım” dedi Aras.
Asel ona baktı ama bir şey demedi.
Yaklaşık iki saat sonra köye vardılar. Minibüs durduğunda birkaç çocuk meraklı gözlerle etraflarını sarmaya başladı.
Asel hemen ciddileşti.
“Hadi,” dedi ekibe, “başlayalım.”
Aras bir an durdu, sonra çantasını alıp onun peşinden gitti.
Günün nasıl geçtiğini anlamadı.
Aşılar, kontroller, yaşlılarla sohbetler… Bir noktada bir teyzenin elini tutarken buldu kendini. Kadın gülümseyerek ona teşekkür ediyordu.
Öğleye doğru Asel’i uzaktan izledi. Çocuklarla konuşurken yüzü bambaşka oluyordu. Daha yumuşak, daha… gerçek.
Asel başını kaldırıp onu izlediğini fark etti.
“Ne?” dedi yanına gelince.
Aras hafifçe gülümsedi.
“İşe yarıyorum galiba.”
Asel kısa bir an ona baktı.
“Evet,” dedi. “Beklediğimden fazla.”
Aralarında küçük ama yoğun bir sessizlik oluştu.
Uzakta bir çocuk Asel’e seslendi.
Asel dönmeden önce Aras’a baktı.
“Daha bitmedi,” dedi.
Aras başını salladı.
“İyi. Bitmesin zaten.” dedi ve göz kırptı