10. bölüm / 29
unknown user // teoden8
Bölümler 29Şu an: 8
- 1 1197 kelime
- 2 2150 kelime
- 3 3228 kelime
- 4 4286 kelime
- 5 5489 kelime
- 6 6272 kelime
- 7 7680 kelime
- 8 8539 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9989 kelime
- 10 10358 kelime
- 11 111.393 kelime
- 12 12480 kelime
- 13 13483 kelime
- 14 14592 kelime
- 15 15621 kelime
- 16 16549 kelime
- 17 17761 kelime
- 18 18785 kelime
- 19 19359 kelime
- 20 201.093 kelime
- 21 21689 kelime
- 22 221.131 kelime
- 23 23927 kelime
- 24 24845 kelime
- 25 251.028 kelime
- 26 261.483 kelime
- 27 271.127 kelime
- 28 28700 kelime
- 29 291.126 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Deniz kızı." diye seslendi eli cebinde, kızın başında dikilirken.
deniz gözlerini devirerek kafasını yukarıya doğru kaldırdı. doğrudan teoman'ın gözlerinin içine bakıyordu. normalde böyle yapmazdı, bir kez bakıp önüne dönerdi. ama şimdi gözlerini bir an bile çekmiyordu. teoman buna şaşırdı.
"Sen iyi misin?" diye sordu kendini tutamayarak.
"Ne var yine, ne dikildin başıma?" diye tersledi deniz onu, bu onu durdurmadı. kızın yanına oturdu bir çırpıda. kızın dizinde duran deftere kaydı gözü, bir şeyler karalıyordu yine.
henüz ne çizdiğini tam anlamamıştı ama bir at olduğunu biliyordu. bir çırpıda defteri kaptı teoman, onun işi deniz'i çıldırtmaktı. deniz defterine uzanıp almayı denerken teoman kızın iki elinin ona yaklaşmasını engellerken bir yandan da defteri daha uzağa çekmişti.
"Versene defterimi! allahın belası!" deniz artık teoman'a vurmaktan çekinmiyordu. teoman aniden ona döndüğünde birden fazla yakın oldukları gerçeği çarptı yüzlerine.
deniz'in sinirden inip kalkan göğsü, hırsla teoman'a attığı bakışlar ezip geçmişti onu. defter umurunda değildi artık.
ondan beklenmeyecek sakinlikte geri uzattı defteri. deniz şaşkınlıkla ona bakıyordu. o an esen hafif rüzgar deniz'in elindeki defterden birkaç sayfa uçuşturdu. teoman kapıldığı deniz büyüsünden kurtuldu ve uçan sayfaları toplamak için yere çömeldi. kağıtları toplarken deniz kızı ona kızmayı ihmal etmedi.
"Bırak ben hallederim." teoman'ın elindeki kağıtları hızlıca aldı. teoman öylece ona bakıyordu. deniz bu durgunluğuna anlam veremedi ama o zaten teoman'a anlam vermeye çalışmıyordu.
"Deniz, noluyor?" yine gelmişti kahramanı, teoman ne zaman kurtulacaktı bu çocuktan, deniz'in yanına geldiğinde aras diplerinde mi bitecekti. sinirle baktı aras'a ama bir şey demedi. şimdi deniz'in daha çok ilgisini çekmişti teoman. o hiç böyle susacak biri değildi ama susmuştu. teoman kalktı ve öylece onlara bakıp omuz silkti.
"Bugün değil aras'cım." dedi ve deniz'e döndü, "kendine iyi bak deniz kızı." yanlarından uzaklaşırken deniz öylece teoman'ı izliyordu. onda çözemediği bir gariplik vardı.
*****
kingtiey:
kendimi bok gibi hissediyorum
belki de bütün bu şeyler
ondan vazgeçmem içindir
denden:
ne oldu
kingtiey:
gözünde hiçbir değerim yok
böyle mal gibi ondan ilgi bekliyorum
umurunda bile değilim
artık canımı sıkmayı geçti
sinir oluyorum
denden:
tamam bi sakin ol
ne oldu
anlat bana
kingtiey:
ne zaman yanına gitsem
veya denk gelsek
o it hemen yanımızda bitiyor
artık cidden ağzını yüzünü kıracağım
denden:
öncelikle sakin ol
biliyosun ki
kingtiey:
şiddet ile hiçbir şeyi çözemem
aklıma bu dediğini getirdim
zaten hiçbir şey yapmadım
gittim sadece
sonra da sana yazdım iştr
denden:
/benim dediğim şeyleri bu kadar önemsiyo musun
aferin sana
bak ne kadar ılımlı biri oldun
kingtiey:
keşke yanımda olsaydın|
evet sayende denden
bazen keşke aynı okulda olsaydık diyorum
en azından yanımda arkadaşım olurdu
denden:
öyle deme
/ben zaten hep senin yanındayım
yalnız hissetme hep bi mesaj uzağındayım
kingtiey:
biliyorum
teşekkür ederim
iyiki varsın denden
denden:
sende canım
kingtiey:
canın mıyım gerçekten
denden:
cıvıma hemen
kingtiey:
tamam tamam
şimdi derse kaçıyorum
of fen dersini hiç sevmiyorum
deniz mesajı görünce şaşkınlığını gizleyemedi. aynı dersi görüyorlardı. bir an tete'nin kurduğu cümle aklına geldi. aynı okullarda değillerdi belki ama aynı dersi görüyorlardı. belki de bu kaderin bi cilvesiydi. belki de artık ona kendine dair daha fazla bilgi verebilirdi, ne olacaktı ki zaten adı hariç her şeyi anlatabilirdi. aylardır konuştuğu kişiye adını da söyleyebilirdi.
onu tutan hiçbir şey yoktu, ki zaten nasıl biri olduğunu merak ediyordu. nihayet bir karar verebilmişti deniz, aras'tan zaten çoktan uzaklaşmaya başlamıştı. tete onun ilgisini üzerine çekmişti ve beden ona bir şans vermesindi ki?
Bölüm etkileşimi
