25. bölüm · Umut'un şarkısı

Alkışların ardından

Lunette ~

Grubun dünya turu…

Yıllar sonra bile dönüp bakıldığında sadece bir başarı değil, aynı zamanda bir sınav olarak hatırlanacaktı.

Her sahne, her şehir, her alkış, onlara hem güç hem de yorgunluk katmıştı. Seyahatler arasında geçen uzun uçuşlar, gece geç saatlerde yapılan röportajlar, uykusuz kalan gözler… Ama yine de, sahneye her çıktıklarında içlerinden biri gülümsediğinde diğerleri de parlıyordu.

Ve tüm bu yoğunluk içinde Leo ile Umut arasındaki gerginlik, zaman zaman kaybolmuş gibi görünse de hiçbir zaman tamamen dağılmamıştı. Bakışlar kaçarken, kelimeler susarken, içten içe büyüyen bir şey vardı aralarında. Belki kırgınlık, belki de adı hâlâ konmamış bir bağ…

(Dünya Turunun Son Günü – Tokyo)

Son konseri verdikten sonra kulise döndüklerinde herkes farklı bir ruh halindeydi. Jade hemen ceketini çıkarıp koltuklara uzandı, Noah başını telefonuna gömdü, Leo sessizce gitarını kılıfına yerleştirdi. Umut ise aynada kendine baktı uzun uzun. Sahne ışıkları henüz yüzünde parlıyordu ama gözlerinde belli belirsiz bir yorgunluk vardı.
Jade esnedi:

“Mini ara. Bu kelimeyi hayatımda ilk kez bu kadar sevdim.”

Noah gülümsedi:

“Hepimiz bir süreliğine… normal insanlar gibi davranacağız.”

Leo hiçbir şey demedi. Gözleri kısa bir an Umut’a kaydı. Umut da fark etmişti bunu ama tepki vermedi.