5. bölüm / 6
UĞURLU IŞIĞIMSENDEN KORKUYORUM
Bölümler 6Şu an: SENDEN KORKUYORUM
5.BÖLÜM
Odaya vuran güneşi hissedebiliyordum. Bugün çok rahat uyumuştum, olduğundan da fazla rahat uyumuştum. Arkadamdan saçıma vuran sıcak bir hava vardı. Arkama döndüğümde donup kaldım. Keşke dönmeseydim. Uğur tam arkamda uyuyordu!!!
Ben Uğurla beraber mi yattım?
Uğurun bir eli belimin altındaydı. Arkama tam döndüğümde nefesi yüzüme vuruyordu. Saçlarım onu yüzüne gelmişti, ama sanki saçlarımın kokusundan nefes alıyormuş gibi gözüküyor. Etrafa baktığımda burası benim odam değildi! Yavaşça yataktan kalkmaya başlayınca Uğur beni kendine daha fazla çekti. Yüzlerimiz birbirine çok yakındı. Yavaşça maviliklerini açmaya başladı. "Yatağıma girip nereye kaçıyorsun?" Dediğinde buz kesmiştim.
Ben nasıl girdim bu yatağa ya?
Hemen onun kollarında kurtulup yatağın en uzak kısmına gittim. "Ne bilim ben nasıl yatağına girdiğimi, gözlerimi açtığımda burdaydım." Şaşkınlıkla ona etrafa bakıyordum. Uğur yataktan dikleşip sırtını yatak başlığına yasladı. "Hayaletlermi getirdi seni buraya Işıl" dedi, uyandığında farklı bir yakışıklığı vardı koca ayağın. "Olabilir belki" Dediğimde boş ifade ile bana bakıyordu.
Ben buraya nasıl geldim? Düşün Işıl.
Hatırladım ben buraya uyur gezerlikle gelmiş olabilirim. Uğura dönüp "Benim uyur gezerliğim var ondan farktmeden gelmiş olabilirim." Uyur gezerliğin olacağı günün ben taaa. Neyse hemen yataktan çıkıp kendi odama gitmeye başladım. Odama girdiğim gibi kendimi yatağa attım, nasıl ya ben Uğurun odasına girerim. O kadar oda varken niye Uğur?
Ama uyurken bile çok yakışıklıydı. Ona sarılasım geldi ama o an aceleyle ne yapçağımı bilemedim. Kapı çaldı "Işıl hanım uyanık mısınız?" Bu kim be, kendimi düzelttim "Buyur" Dedim. Odaya bir kadın girmişti, elinde dizimin üstüne gelen askılı bir mavi elbise vardı. "Uğur bey bunu sizin için gönderdi." Deyip yatağıma koyup çıktı.
Elbisenin üstünde küçük mavi çiçekler vardı. Elbiseyi alıp hemen giydim, tam oturdu üstüme. Aynadan kendime baktığımda çok yakışmıştı, kadının yanında getirdiği beyaz renkli spor ayakkabıyıda giyip odadan çıktım. Merdivenlerden indiğimde Uğur ile Duru kapıda duruyorlardı. Uğur her zamanki gibi lacivert renkli takım elbisesiyledi. Durunun ise kahverengi askılı mini bir elbise giymişti, altında ise elbisesine uygun kahverengi topuklu ayakkabısı vardı.
Benmi bunların arasında bebek gibi kaldım tek. Yanlarına geldiğimde Uğur'a hiç bakmıyordum. Duru yanağımdan bir makas alıp "Tam oyuncak bebeklere benzemişsin kız." Dediğinde, sinirli bakışlarımı Uğur'a çevirdim. Dudağının bir köşesi kıvrılmış bana bakıyordu. Onun yüzünden bebeğe döndüm zaten. "Nereye gidiyorsunuz?" Dedim, Uğur sorumu cevaplayarak "Gidiyorsunuz değil, gidiyoruz. Seni ile Duru'yu alışverişe götürcem" bu koca ayak niye geliyor, biz giderdik Duru ile.
Başımı aşağı yukarı sallayıp onayladım. Evden çıkıp arabalar doğru yürüyorduk. Bu BMW M4 G28 siyah rengi olan arabamı. Ohaa en sevdiğim araba şu an karşımda duruyor. Arabalarla aram çok iyidir, küçüklükten beri hayranım arabalara. Ben bir BMW aşığımdır. Arabanın yanına geldiğimizde Duru arkaya binmişti, benle onla birlikte arkaya binmişti. Uğur arabaya bindiğinde kafasını arkaya çevirip bana bakıyordu. Ne bakıyor bu bana yine?
"Öne gel Işıl, yanım boş olduğunu görürseler nişanlın elden gider." Alsın götürsünler seni çok meraklıyım sanki ona. "Hiç de birşey olmaz, arabaya baktıklarında beni görürseler senin çocuğun zannedip geri giderler zaten." Dedim, ona gülümseyerek, Duru'nun gülme sesi geldi. "Hem benim yaşım tutmuyor öne binmeyi, polisler filan görüpte ceza yazmasın güzel arabaya."
Uğur önüne dönüp arabayı sürmeye başladı. Bir süre sonra trafikte kaldık. Trafikte bir kadın çiçekler satıyordu. Mavi güllerde var! Mavi güller zor bulunurdu ve şu an ablanın elinde var. Çiçekçi abla her arabaya soruyordu çiçek istiyormusunuz diye. Sıra bizim arabaya geliyordu, Uğurun camı açık olduğu için çiçekçi abla başını camdan geçirip ilk bize sonra Uğura baktı.
Uğura bakıp gülümsedi "Evladım çocuklarının annesine bir mavi gül alsana, son bir tane kaldı aynı senin gözlerin rengi gibi maşallah." Dediğinde dayanamayıp kahkaha attım. Duru ile birlikte gülmeye başladık, teyze bize mala bakar gibi baktığı için Duru ile gülmemizi durdurduk. Uğur cebinden bir miktar para çıkarıp teyzeye verdi. "Üstü kalsın teyze." Deyip mavi gülü aldı.
"Ay Işıl seninde hislerin nasıl kuvvetli tek de oturttun." Deyip gülmesine devam etti, "Gördünmü teyze nin bize nasıl baktığını, ben düşmanıma bile böyle bakmam." Dedim, düşmanıma öyle bakmam daha beter bakardım ama teyzenin bir bakışı var anlatılmaz. "Bende kadının yerinde olsam anıra anıra gülün iki insana pardon hayvana bakardım." Bu şimdi bize hayvanmı dedi. Duru ile ayna anda "Hayvan mı dedin sen bize!" Dedik.
Uğur hiç havasını bozmadan bizi takmıyordu. Hayvan dedi bana koca ayak çıldırcam. Sanki kendisi kral beyefendinin. O beklesinin onu perişan edeceğim. Uğurun elinde hala mavi gül duruyordu, uzanıp elinden alıp yerime geri oturdum. "Geri ver sana almadım o gülü" he canım he benim mavi güllerini sevdiğimi biliyor bana değilde kime verecek. "Hayır benim oldu artık, benim mavi güllere zaafım var." Dedim ve gülü kokladım. Uğur bi an arabayı sağa çekip arkasına döndü "Sana almadım diyorsam almadım, tek sen mavi gülü sevmiyorsun bu dünyada! Ver şunu sana almadım." Deyip elimden çiçeği aldı.
Donup kaldım öylece. Uğur bana az önce bağırdımı. Evet bağırdı koca ayak az önce bana. Bu iki oldu ilk bana hayvan dedi ikincisi ise bana bağırdı! Onu buna çok fena ödeticeğim. Uğur arabayı sürmeye devam etti, Duru kulağıma eğilip "Onu boşver bugün harelde sol tarafında uyanmış." Dedi, bende sözüne cevap verip "Hayır, o bugün benim yanımda uyandı" Dediğimde Uğur arabayı fren yapıp Duru ile koltuğa yapıştık. Arkadan arabaların korna sesleri geliyordu. "Ne pıyorsun be, askala tahtalı köye gidiyorduk." Dedim ama gerçekten gidiyorduk yani o nasıl frendi.
Kafamı çok fena vurmuştum, aynadan kendime baktığıma kafam domates gibi kırmızı olmuştu.
Kafam domatese dönmüştü!!!
Uğur arkaya dönüp tam bana birşey diyecekken gözü kırmızı olan kafama döndü. Maviliklerinde pişmanlık vardı, yumuşama başladı ama üzgündü. Duru bana bakarak "Domatese dönmüşsün, anlın Kırk kırmızı olmuş Işıl." Dedi, sesinde hep üzgünlük hep gülme sesi çıkıyordu. Uğur arabadan inip benim kapımı açtı. Üzerime eğilip maviliklerini anlıma dikti. Arabadan acil durum çantasını çıkarıp, eline kremi sürüp tam anlıma sürecekken "Dokunma bana!" Dedim öylece kaldı "Ben yaparım sen arabayı sür." Dedim ve elindeki acil durum çantasını aldım.
Eli öylece havada kaldı. Sonra kapımı kapatım kendi koltuğuna oturup arabayı sürmeye başladı. Duru elimden çantayı alıp yarama krem sürdü. Yol boyunca ne birbirimize baktık ne de konuştuk.
Avm geldiğimizde arabalardan indik. Uğura hiç bakmıyordum bile, oda zaten bana bakacak yüzü yoktu. Ama bakıyordu demek ki bakacak yüzü varmış. Avm baktığımda kocaman dı, çok iyi duruyordu, ta ki Avm'nin ismine bakana kadar. İsmi TUNÇ lar Avm'siydi, yani Uğurların Avm'siydi. Duru koluma girerek "Anlın biraz normalleşmiş." Deyip, yürümeye başladık.
İçeri girdiğimizde güvenlikler Uğura ve bize selam verdiler. Uğur bize bir kart verip "İstediğinizi alın, işiniz bittiğinde beni arayın ben buralardayım." Deyip gitti. Çok şükür Duru ile beraber kalmıştık. Etrafa baktığımda normal Avm'ler gibi değildi, burda bütün zengin insalar vardı. Hepsinin elinde lüks kutular ve poşetler vardı. Kendileri de lüksler gibi giyinmişler di. Hepsinin yanında koruma vardı. Harelde hepsi, mafya yada mafya karılarıdır.
Duru ile yürüyen merdivenlerden çıkmaya başladık. Bir mağazaya girdik, yeni sezon çıkan kıyafetler vardı. Bir ceket elime deydi, siyah deri ceketti aynadan kendime tuttuğumda beğenmiştim ta ki fiyatına bakana kadar. 50.000 TL mi! Dilenci mi kandırıyorlar, zaten dilencinin parası o kadar olsa sanki alacak bunu. Hemen ceketi yerine bırakçaktımki kulağıma Uğurun sesi geldi " İstediğinizi alabilirsiniz, işiniz bittiğinde beni arayın ben buralardayım." Dediği geldi. O istedi, bütün sinirimi pahalı elbiseler alarak geçirecektim. Sanki burda ucuz birşey var.
Niye bize kart verdi şimdi bu? Zaten onun Avm si değilmi? Neyse bedava istediğini al işte kızım. Elime geleni, beğendiğim her kıyafeti. aldım. Duru ya baktığımda benim 2 katım elbise almıştı. Elbiselerden yüzü gözükmüyordu kızın. Beraber kasaya gelip elbiseleri bıraktık "Bunları eve gönderin." Dedi Duru ve kol kola mağazadan çıkıp ayakkabıcıya geldik. Mağazaya girdiğimizde gibi ayrı yerlere ayrıldık. Bir topuklu beğendiğimde inadına her renginden aldım. Ayakkabılarıda kasaya bırakıp mağazadan çıktık.
Bir takıcıya girdik bir sürü kolyeler yüzükler pahalı mücecherler vardı. Ben takı sevmeyen kadınlardanım. Duru ise eline geleni alıyordu canım. Öyle bakım derken gözüme saatler çarptı. Baya güzel duruyorlardı. Gözüme mavi renkli saat çarptı. Aynı Uğurun gözlerinin rengi gibiydi, çalışana sorup onu paket yapmasını istedim. Onu eve göndermiycektim kendi ellerimle tutup verecektim ona. Takıları eve göndermedik ellerimizde tuttuk. Kollarımız boş olmasın diye eve göndermedik. Duru ile içecek alıp yürümeye başladık.
Karşıda bir erkek bir kıza bağırıyordu. Hem de nasıl bağırıyordu, sesi yankılanıyor du. "Bak kızım beni cinnete getirme o yedi sülaleni" deyip küfürleri savurmaya başladı. Terbiyesize bak hayatımda duymadığım küfürleri bir cümleye ekledi piç. Bi anda kıza bir tokat yapıştırıp kızı yere düşürdü. Ama nasıl tokat atmaktı lan o . Buna birisi adam etmeliydi. Duru ile birbirimize bakıp ne yapçağımızı anladık.
Onların yanlarına doğru yürümeye başladık. Duru "Hey gel de bize de vurmaya çalış yaban domuzu." Dediğinde kahkaha attım "Yaban domuzu mu yakıştıramadım, bence orusbu daha çok yakışır." Dediğimde Duru ile gülmeye başladık. Onların yanına geldiğimizde Duru hemen kıza baktı. Ben ise erkeğin karşısına dikildim. Ona küfür ettim diye Kırk kırmızı olmuştu.
"Şurdan çekil yoksa sana elimin ter-" sözünü bitirmeden ona yumruğu yapıştırdım. 3 yıllık boksör eğitimim vardı, dövüş konusunda baya iyiyimdir. Vurduğum gibi yere yapıştı öküz. Ayağa kalktığında dengesini düzeltti. Bana yumruk atçakken tam eğilip karın boşluğuna vurdum. Arkaya doğru sovruldu. "Kalk lan yerden gücünü görüm, yoksa senin yedi sülaleni" onun kıza ettiği tüm küfürleri onun suratına söyledim.
Cebinden bir bıçak çıkarıp bana doğruttu "Senin mezarını buraya kazmadan gitmeyeceğim." Korkaçağımı zannetti harelde. Bıçağı ile bana doğru koşmaya başladı, bıçağı bana doğru vurcakken bıçağı olan kolunu tutup yumruk attım. Burnundan kanlar akıyordu, yere düştüğünde bıçak da yere düştü. Onun arkasına geçip beni görmemesini sağladım ayağa kaltığında arkaya döndüğünde, kafasına dönen tekme atıp yere düşürdüm.
Hemen Duru'ların yanına gittim. Kıza öyle bir vurduki suratında parmak izleri vardı. Duru ona su verip biraz kendine getirmişti. Duru bağırarak "Işıl arkana bak" Dediğimde adam elindeki bıçakla bana doğru geliyordu. Bıçağı tam bana geçircekken biri onun kolundan tuttu. Uğur gelmişti, Uğur adamın kolunu tutuyordu. Adama bir yumruk yapıştırıp yere düşürdü, adamı yerde yumruklamaya başladı. Adamın kemik kırılma sesi geliyordu. Hemen Uğurun yanına gidip koluna yapışım "Uğur bırak adamı öldüreceksin!" Dediğimde beni duymuyordu bile. "Uğurum bırak hadi eve gidelim, bana yayla çorbası yaparsın hem." Dediğimde eli havada durmuştu.
Bana dönüp baktı. Ona Uğurum Dedim diye şok olmuştu. Adamı yere bırakıp bana baktı. Bakışları yumuşamıştı, ama nefes alıp vermesi hızlıydı. Ona aldığım saat yere düşmüştü, onu alıp yerden onun yanına geldim. İnşallah saat kırılmamıştır, çünkü saat kutusu elimdeyken yumruk atmıştım. Uğurun kanlı ellerini tutup onla yürümeye başladım, benim de elim kanlıydı. Duruda abisinin diğer koluna girip bana yardım etti. Diğer kız ise Durunun yanındaydı, iyiki Duru onu tek bırakmamıştı orda.
Dışarı çıkana kadar Uğur sadece bana bakıyordu, önüne bile bakmıyordu sadece bana. Arada ona bakıp gülümsüyordum, gülümsediğimde daha çok eriyordu sanki. Etrafa baktığımda dışarıda oturaklar vardı, "Duru siz eczane ye gidip pansuman eşyalarını alıp gelin." Dedim, kızlar birlikte gittiler. Uğurla birlikte kalmıştım, bunun krizi mi vardı sakınleşemiyorda koca ayak.
Boş bir banka oturduk. Beyefendi hala bana bakıyordu, dayanamayıp bende ona baktım. Bakmaz olaydım, mavilikleri çok masum tatlı bakıyordu. Büyülenip gitmemek için kendimi zor tutuyordum. Beyefendiye kalsa sabaha kadar beni izliyecek. Boş da olan elimi kaldırıp onun kafasını tuttup önüne çevirdim. Elimi indirdiğim gibi yine bana çevirdi bakışlarını. La havle, yine kafasını çevirdiğimde yine bana döndü. Dayanamayıp "Dönsene önüne, benmi senin önünün." Dinleyen yok sanki duvara konuşuyorum ben.
"Seni izlemek beni rahatlatıyor be kızım, biraz bekle de seni izlim." Sesli yutkundum, beni izlemek onu rahatlatıyor muydu. Öyle bir bakıyorki sanki yüzümün her detayını ezberlemek istiyor. Gözleri bi an ellerime kaydı, elim kanlı olduğunu gördü. Kendi elinden bulaştı zannetti ama diğer elimde kanlıydı. Hemen iki elimide tutup, ellerime baktı. Sinirden boynundaki damarları gözüküyordu. Bi an ayağa kalktı, tam zamanında onu tutup geri oturttum. " O yapmadı, ben yaptım. Yani onu döverken elim yaralandı."
Şaşkın ifade ile bana bakıyordu, "Sen mi dövdün? İnanmam kanıt lazım bana. Onu dövmeden yüzünü kan içindeydi, sen yapmış olamazsın." Koca ayak bana inanmıyor ya? Sinirlenip elimi çektim. "Git bak kamera kayıtlarından görürsün kimin dövdüğünü." Cebindeki telefonu çıkarıp, birşeylere girip kamera videolarını açtı. Cidden inanmıyordu bana. Videoyu izlerken gülmeye başladı. Ona küfür ettiğim kısmamı gülüyor koca ayak piskopat bu bence.
Adamı dövdüğüm sahneler gelince sanki futbol izliyor gibi, vur be hadi aferin. Diyordu, şaşkınlıkla ona bakıyordum. Video bittiğin bana baktı, yüzünde gururlanma vardı. "Çok iyi dövmüşsün aferin sana, ama bir dakine kimseyi dövmüyorsun." Kaşlarımı çatıp "Sen de dövmiyeceksin yoksa piskopata benziyorsun, senden korktum bir an." Hayır, dilimi ısırsaydım da söylemeseydim.
Ondan korktuğumu söyledim.
"Bir adama senden korkuyorum dersen, o adam paramparça olur. Hemde o sözü sevdiği birinden duyarsa."
Hayır Uğuru üzmüştüm!!!
Dur bir dakika o sevdiğim mi dedi?
Uğur yoksa benden mi hoşlanıyor!!!
Bölüm etkileşimi
