3. bölüm / 6
UĞURLU IŞIĞIMHIRSIZ VAR!!!
Bölümler 6Şu an: HIRSIZ VAR!!!
3.BÖLÜM
Gülümsemem ile birlikte donup kalmıştı. Uğur benim saçlarımdan öpüyordu şu an. Ellerim Uğurun hala kolundaydı, ben ise kameraya gülümsüyordum. Öpüşü sıcak ve yumuşak şekildeydi. Saçımdaki sıcaklık gidip soğukluk geldi. Uğur saçlarımın öpmesini bırakıp kafasını geri çekti.
"Bunu ben çektiğime inanamıyorum, çok iyi çekmişim ya." Diyen Boranın sesini duydum. Hızlıca yanıma gelip bize çektiği fotoğrafı gösterdi. Fotoğrafı gördüğümde sesli bir şekilde yutkundum.
Benim ellerim Uğurun kolunda kameraya gülümsüyordum. Uğur ise gözü kapalı benim saçlarımdan öpüyordu. Öperken kendinden geçmiş gibiydi. Kokumla birlikte sahroş olmuş gibi gözüküyordu. Bi an karnımdan guruldanma sesi geldi. Donup kalmıştım. Açlıktan karnım gururlandı, benden sonda Ayazın karnı guruldanma sesi geldi. Tabi olmazımız Boranında karnı gururlanmıştı. Bi an Boran ile Ayaz kedi köpek gibi bana bakıyorlardı. Bunlar niye bana bakıyorlar? Niye bana bakıyorlar diycektimki anladım ne istediklerini. Benden yemek yapmamı istemişlerdi. Ne! Ben yemek yapmayı bilmiyorum ki.
"Şey... Bana öyle bakmayın ben yemek yapmayı bilmiyorum. Kocaman malikane'neniz var bir aşçınız yok?" Dediğimde ikisinin bakışlarıda hemen Uğura döndü. Boran beni itip Uğurun koluna girdi. Uğur onu itip beni yanına geri çekti, Boran akıllanmayıp yine beni itip Uğurun koluna girdi. Uğur yine Boranın itçekken, diğer kolunuda Ayaz sarar ve ikisi Uğura sümük gibi yapışır.
"Benim aslan abim, kardeşinin karnı çok aç, ona ellerin ile bir kahvaltısı dökdürsene." Dedi Boran. Uğur hala ikisini itmeye çalışıyordu ama sümük gibi yapışmışlardı." Benim gelecekteki kayinçom, bize şöyle bir Türk kahvaltısı hazırlasana." Dedi Ayaz. Uğur iksinide tekte yere düşürdü, ve üstünü düzeltti. Ayaz ile Boran kısa bir süre bakıştıklarında gözleri beni buldu. Hızlıca gelip beni Uğura yapıştırmışlar'dı. Uğurun elleri belimdeydi, benim ellerim ise onun karnının bir üstündeydi. Baya birbirimize yapşıtırmışlardı. Bi an karnım yine gururladandı ama bu seferki Uğurda hissetmişti. Uğur karnımın sesini vücudunda hissetmişti.
"Abi bari bizi düşünmüyorsan nişanlını düşün." Dedi Boran. Borana çok fena sinirliyim! Onun yüzünden rezil oldum. Sinirli bakışlarımı Ayaz ile Borana çevirdim. Dayanamayıp "Kaçınnnnnnnn !" Dedim. İkiside beni takamadım hatta alaycı gülüşle bana bakıyorlardı. Uğurun kollarından hemen ayrılıp masadaki vazoyu alıp Boran ile Ayaza yürümeye başladım. Vazoyu onlara doğru attım, refleksleri iyi olduğu için kurtulmuşlardı. Tehlikenin geldiğini farketlerinde koşmaya başladılar. İki elimede kahve fincanlarından aldım. Boran ile Ayaza attım. Elime ne geçtiyse onlara attım.
Koltukların etrafında koşuyorduk, "Gelin diye aldık içinden canavar çıktı." Dediğinde elime nişan tepsisi aldım. "Sen bana hayvanmı dedin? Seni küçük velet." Dedim ve nişan tepsisini onlara attım, yine sıyrılmıştı. "Velet dediğin 17 yaşında ayıp oluyor." Dedi Boran. "Vay vay paşama bak ne kadar büyükmüş, daha pantolunumdaki cebe sığmıyor." Dediğimde Altay ile Uğurun kahkaha sesleri geldi.
Arkadan Altayın sesini duydum. " Şov şov şov haber izleyiciler, Türkiye ile Fransa savaşıyorlar. Sizce hangi ülke kazanır. Türkiye ise Işıl, Fransa ise iki velet." Dediğinde gülesim geldi ama gülmenin zamanı değildi
10 dakika boyunca evi turlamıştık
Bir ara Ayaz ile Boran yere düşmüştüm. Fırsat bulup ikisine de tekme atıp kaçmıştım. Şimdi onlar beni kovalıyordu. Elimi arkaya uzatarak "Kuçu kuçular gelin mama vercem." Dedim onlarla dalga geçerek. İkisi bi an ayrıldı. Boran benim önümdeydi, Ayaz ise arkamdaydı. Tuzağa düşmüştüm! Yavaşça bana doğru geliyorlardı, "Şimdi kim seni bizim elimizden alacak." Dedi Ayaz, etrafa bakmaya başladım. Sağımda Uğur vardı ona kalabilirdim. Bana daha çok yaklaştıklarında hemen Uğura koşmaya başladım. Uğurun arkasına geçip onu kalkan olarak kullandım.
Buraya yaklaştırklarında Uğura daha çok sıkı tuttum. Korkmuyordum çünkü Uğur beni onlara vermezdi diye düşünürken yanılmışım. Uğur arkasına dönüp beni kollarımdan tutup öne attı.
İşte şimdi boku yedim ben !
Bana yaklaşmaya başladılar. Bi an durup gözleri ayağıma kaydı ikisininde.
Ayağım acıyor, hemde çok acıyordu.
Ayağıma baktığımda, dizim kanıyordu. Dünkü düşmeden olmuştu. Doktora gitmeyi üşendiğim için Lavine tek pansuman yapmasını istemiştim. Çok koştuğum için yara daha çok açıldı. Bembeyaz elbisem kan olmuştu. Boran ve Ayaz bana endişeli gözlerle bakıyordu, sanki onların suçuymuş gibi kötü gözüküyordu. Gözüm kararmaya başladı. Boranın sesini duydum "Yenge iyi misin?" Gelip ayağıma eğilerek elbisemi yukarı çekmeye başlayacaktıki, biri belimden elini ve ayağımdan elini geçirerek beni kucağına almıştı. Uğur beni taşıyordu!
Uğur yüksek sesle "Doktoru çağır hemen Kaan!" Sesini duydum gözlerimi zorla açık tutuyordum. Uğur beni yavaşça yatağımı koyduğunu hissettim. Elbisemi yarama kadar çekip bıraktı. "Işıl dayan kapatma gözlerini, güzelim dayan." Diyen sesini duyup gözlerimi kapattım.
...
Başım çok ağrıyordu. Gözlerimi yavaşça araladım, odanın bir köşesinde Uğur ile Kadın doktor vardı. Beni göstererek konuşuyorlardı. Doktor içerden çıkmıştı. Uğurunda üstü başı kan olmuştu sanırım beni taşırken oldu. Uğur ise benim yanıma gelip yatağımın boş kısmına oturdu. "Daha iyi misin? " dedi bana ne olmuştu. "Ne oldu bana?" Dedim, Uğur masadaki yayla çorbasını alarak karıştırmaya başladı. "Bayıldın. Hem açlıktan, hem kanamadan Bayıldın." Uğur elindeki çorbadan bir kaşık alıp bana uzattı içmem için.
Bu koca ayak bana kendi elleri ile çorbamı içiriyor.
Yavaşça dikleşip çorbayı içtim. Bu çorba çok güzeldi. İçine başka birşey atmışlar sanki ama çok yakışmış. Dayanamayıp Uğurun elindeki çorbayı alıp kafama diktim. Hepsini bitirip kaseyi Uğura verdim. Kaseyi elimden alıp peçeteyi uzattı. Peçeteyi alıp ağzımı silip geri ona verdim. Bi an Uğurun telefonu çalmaya başladı. "Beni burda bekle, bir yere gitme sakın!" Ben ve beklemek mi? Birbirlerine yakışmayan kelimeleri bir araya getirmeyin lütfen.
Uğur odadan çıkmıştı. Canım sıkıldığı için yavaşça yataktan kalkmaya başladım. Şükürler olsunki ayakta durabiliyordum. Minik adımlarla kapıya doğru yürüdüm. Kapıyı açıp dışarı çıktığımda kimse yoktu, kapıyı kapattıktan sonra yürümeye başladım. Tam yürümeye başlayınca karşı odanın kapısı açıldı! Odadan bir kız çıkmıştı. Elinde kahvesi vardı. Sarı saçlı kehribar gözlüydü çok çekici duruyordu. Benle aynı yaşta gibi duruyordu. Kafasını buraya çevirip göz göze geldik. Beni gördükten sonra elindeki kahveyi düşürdü.
Bi an bağırmaya başladı. Bağırdığında irkilip iki adım geriye gitti. Merdivenlerden Uğurun sesini duydum "Işıl !!!" Diyerek yukarı çıkmaya başladı. 5 saniyede yanıma geldi. Bana bakıp "İyi misin?" Dedi endişeyle. Ona gülümseyerek " Göründüğün gibi iyiyim." Dediğimde rahat bir nefes verdi. İkimizinde bakışı o kıza kaydı. Bizim yanımıza geliyordu.
"Size demedim benden başka bu eve güzel kadın getirmiyeceksiniz diye." Deyip Uğurun koluna vurdu. Sonra bi an durup bana baktı. "Zaten hiç bu eve kadın getirmemiştiniz, bu güzel kız ilk oluyor." Dedi, Uğura baktığımda boş ifade ile kıza bakıyordu. Sonra bana dönüp "Kız kardeşim Duru," sonda Duru denen kıza dönüp "Nişanlım Işıl." Dedi, Duru denen kız çok heyecanlı birşey duymuş gibi duruyordu. Bana elini uzatıp "Artık bu evde tek kız bende değilim, memnun oldum gelecekteki yengem." Bunlar bana ye ge demeyi çok sevdiler harelde. Ama ben sevmedim!
Onun elini tutup "Bende sevindim bu evde tek kız olmadığıma, memnun oldum Duru." Deyip elimi çektim.
Durunun kehribar gözleri benim kanlı elbiseme kaydı. Eğilerek elbisemi yaramın olduğu yere kadar çekti. Yarama baktıktan sonra geri çekilip elbisemi geri örttü. Gülümseyerek koluma girdi. "Gel ben sana rahat kıyafetler verip." Deyip beklemeden beni sürüklemeye başladı. Uğura baktığımda bize bakıyordu arkadan. Beni Duruya vermişti. Demek ki kız kardeşine güveniyordu bana birşey yapmaz diye. Zaten Duru kötü birine benzemiyordu ki.
Kapıyı açıp odaya girdik. Odası çok hoş ve estetikli gibiydi. Odaya girdiğimizde çift yataklı yatak vardı. Yatağın yanında küçük masa ve üstünde papatyalı çiçek lambası vardı. Kapının sol tarafında ise boy anısı vardı. Yatağın diğer tarafında ise tek kişilik koltuk vardı. Karşıda ise küçük bir balkonu vardı. Balkonda masa ve iki tane sandalye vardı. Kapının sağ tarafında gardırop, gardıropun yanında ise bir kapı vardı. Yüzde ihtimal o kapı bayno olabilirdi.
Beni yavaşça yatağa koyup gardıropun yanına gidip bana kıyafet bakmaya gitti. Gardıroptan kıyafet bakarken bi an "Abimle nasıl tanıştınız, kızlarla çevresi çok azdır." Dediğini duydum. Sorusunu cevaplayıp "Beni kaçırdı, ve benle nişanlanmak istedi." Dediğimde şaşırcağını düşündüm.
Ama o Rusça "Если бы я увидел кого-то настолько же красивого, как ты, я бы тут же, не раздумывая, ухв." Dediğini duydum. Şoktayım bana, senin gibi güzeli görsem bende hemen kapardım dedi. Rusça bilmediği zannediyordu ama ben 16 yaşımda 5 dil biliyorum. Ona karşılık Rusça "B этом твоя красot." Dediğimde kıyafetleri alıp bana doğru yürürken kıyafetleri yere düşürüp şaşkınlıkla bana bakıyordu.
Ona o senin güzelliğin demiştim. Hemen kendine gelip kıyafetleri yerden alıp benim yanıma oturdu. "Sen Rusça mı biliyorsun?" Dediğinde hemen sorusuna cevap verdim. "Tek Rusça değil 5 dil biliyorum, Türkçe ile Kürtçe ana dilim, Fransızca, İngilizce ve son olarak Rusça biliyorum." Dediğimde şaşkınlıkla bana bakıyordu. "Harika bir yengem olacakmış benim haberim yok. Ben sadece 3 dil biliyorum Fransızca ile Türkçe ana dilim zaten, sona Rusça kalıyor zaten." Dedi, niye hiç düşünmedim ben onların Türkçeyi nasıl bildiklerini. Hatta Türkçe ana dilleriymiş.
"Siz Fransalı değilmisiniz nasıl Türkçe ana diliniz oluyorki?" Dedim meraklı gözlerle ona bakarken. "Babam Türk annem ise Fransalı, annem gezmeyi çok sever ve Türkiye' ye gider. Nevşehire gider gezmek için. Ordada babamla karşılaşıp aşık olurlar birbirlerine ve evlenirler. Anlaşmışlar çocukları olursa isimlerini Türkçe koyacaklar, öğrenecek dilleri ise Fransa olacak ama biz yine Türkçeyi öğrendik." Çok güzel karşılaşmışlar anne ile babaları.
Kıyafetleri elime verip bana odadaki kapıyı gösterdi " Banyoda giyinebilirsin." Tahmin ettiğim gibi banyoydu orası. Banyoya ilerleyip içeri girdim. Hemen üstümü değiştirdim. Altımda siyah bir şort vardı, üstümde ise kiraz desenli olan beyaz bir tişört. Giydikten sonra dışarı çıktığımda Duru aynadan kendine bakıyordu. Onun üstünde ise dizlerine kadar gelen sarı bir elbise vardı. Ona gerçekten çok yakışmıştı. Koluma girerek odadan çıktık.
Koluma girmesi çok hoşuma gitmişti, düşmemden korkuyordu. Yavaşça merdivenlerden inip mutfağa doğru ilerledik. İçeri girdiğimizde yemek akşam yemeği yiyorlardı. Uğur masanın başında oturuyordu. Sağında ise Altay vardı, Altayın yanında Ayaz, Ayazın karşısında ise Boran vardı. Uğurun sol taraftaki sandalyesi boştu. Normalde yemek yemiycektim ama masada kebap vardı. Aç değilken ağzımın suyu akmaya başladı. Uğurun yanına Duru oturuyor zannedip Ayazın yanına oturdum. Hemen dürüm yapıp ısırcakken.
Arkadan biri ensemi tutup kaldırdı beni. Arkaya baktığımda Uğur ensemden tutmuş yanındaki sandalyeye götürüyordu beni. Sandalyeye beni oturduktan sonra kendi yerine oturdu. "Herkes kendi nişanlısının yanına otursun." Dediğinde bana bakmıştı. Herkes mi? Derken Duru Ayazın yanına oturdu ve "Biz nişanlayızı Işıl." Deyip yüzüğünü gösterdi. Üzgün gözlerle ona bakıp "Kusura bakma bilmiyordum, hayırlı olsun bu arada." Dedim, bana gülümseyerek başını eğdi. Harelde teşekkür ederim demek istedi.
Bi an aklıma Uğuru sinirlendirecek birşey geldi. "Harelde ailecek yaşıt olmayan kızlarla nişanlanmayı seviyorsunuz." Dediğimde Altayın gülme sesi geldi kulağıma. "Ayıp oluyor ama biz birbirimizi seviyoruz, Duru yaşıt olsa evlenecektik." Dediğini duydum Ayazın, ona gülümseyerek "Size lafım yok, siz zaten evli mutlu çocuklu olursunuz." Dedim sonra yüzümü Uğura çevirdim " Ama biz..." deyip durdum. Birşey demedim o anladı zaten.
Kebabımdan tam ısırcakken, biri kebabımı elimden aldı. Boran kebabı almıştı. Ayaza doğru ilerleyip dürümü açıp onun yüzüne yapıştırdı.
Benim kebabı şu an Ayazın suratındaydı !!!
Sinirliydim ama masada hala kebap vardı. Elimi tabaktaki kebabı uzattığımda, Ayaz benden önce davranıp tabağı alıp Boranın yüzüne yapıştırdı.
Elim havada kaldım öyle. Şerefsizler kebabımla oyun oynuyordu bildiğin. Sinirle ayağa kalkım elime iki tane boş tabak aldım. Duruya baktığımda oda sinirle ayağ kalkmıştı. Duruya bir tabağı uzattım, oda hemen elimden alıp ne yapacağımı anladı. Boran ile Ayazın yanına gelmiştik.
Duru ile aynı anda " 1, 2, 3 " deyip tabağı onların kafasında kırdık. Ben Boranın kafasında kırdım Duru nişanlanlısı olan Ayazın kafasında kırdı. Arkadan Altayın kahkaha sesini duydum, bu ciddi ortamlarda bile gülüyordu. Boran ile Ayaz ilk birbirlerini baktılar, sonra bakışları Duru ile beni buldu. Bize gülümseyerek şah diye yere yapıştılar. Bayılmışlardı.
Boş ifade ile onlara baktığımda gerçekten bayılmışlardı. "Ne kadar hassazlar veletler." Diyim yerime oturdum Duru'da "Kafam rahatladı, arada bir yapalım görümcem." Deyip yerine oturdu. Korumalardan kebap istedim, aşçı bile yoktu bu kocaman malikanede. Kebap geldiğinde hemen dürüm yapıp ilk ısırığımı aldım şükürler olsun. Kebap bittikten sonra karnıma dokundum ve şişmişti. Çok yedim diye mideme dokundu. Yani 5 dürüm yemiştim o kadar çok ta değil. Duruya baktığımda oda benle aynı durumu yaşıyordu, ama benden daha az yemişti. Sadece 2 buçuk yemişti, yarım kalanı bitirememişti. Ondan alıp ben yemiştim onuda, sanırım 5 değil 5 buçuk dürüm yemiştim.
Ayaz ile Borana baktığımda onlar mışıl mışıl yerde uyuyordu. Uğura baktığımda beni izliyordu. O bana bakıyor ben ona, dayanamayıp kafama iki yana sallayarak "Ne bakıyorsun?" Dedim, Uğur yerine Altay konuştu. "Sen o 5 hayır 5 buçuk dürümü nasıl yedin? O küçücük karnına nasıl girdi hepsi, şu an bayılmadığan bile inanamıyorum." Dedi şaşkınlıkla bakıp, Uğur ile Duruya baktığımda onaylayan sesler çıkardılar.
Duru "Kızım sen gerçekten nasıl yedin? Ben bile 2 buçuk yedim diye bayılmadığıma şokum, sen nasıl yaşıyorsun." Şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Hiç mi görmediler 5 dürüm yiyen insan, görmemişler diye zaten böyle tepki veriyorlar. "Sen tok değilmiyidin? Yukarıda çorba içmiştin doymadın mı?" Diyen Uğurun sesini duydum. O bana ifadesiz bakıyordu. Ruhsuz herif.
Çorba demişken gerçekten çorba çok güzeldi. Karnım fazlasıyla tok olmasına rağmen "Çorba demişken, çorba kaldıysa bir tabak alabilir miyim? Gerçekten çok güzeldi ağzımın suyu aktı şu an." Dediğimde Uğurun mavilikleri kocaman oldu. Bana şaşkınlıkla bakıyordu. Tek o değil masadakiler de bakıyordu. Evet biraz abartmıştım benim bir hayvan olduğumu zannetmelerini istemediğim için gülerek. "Şaka yaptım be. Nasıl yiyicem ben biraz daha yesem kusacam zaten. Sizin şaşkınlığınıza bakmak için öyle dedim komiksiniz." Deyip gülmeye devam ettim.
Uğur hariç diğerleri rahat nefes vermişti. Uğur inanmayan gözlerle bana bakıyordu. Sanki utanmasan yiyeceksin diyor bana bildiğin. Dayanamayıp yavaşça sandalyeden kalktım "Size afiyet olsun ben kalkıyorum." Dediğimde yürümeye başladım, arkamdan beni izlediklerini biliyordum ama arkama bakmıyordum. Merdivenlerden odama çıkmaya başladım, odama geldiğimde yatağıma oturdum.
Karnım rahatlasın diye uzanmıştım.
1 saat sonra...
Can sıkıntısından odamda dolaşıyordum. Saat 10.30 du ve herkes odalarına girmişti. Bir ara Boran ile Ayazın sesini duymuştum, yarın beni ile Duruyu gebertçeklermiş. Bışık yaparlar bunu, asıl onlar bende dayak yiyecekler elimdeki kebabı almışlardı umursamayıp tabaktaki kebapları alacaktım ama onuda benden aldılar.
Konu kebap olunca ben farklı birine düşünüyordum.
Benim kebap aşkım ne olacak bilmiyorum?
Dayanamayıp odadan çıkmaya karar verdim. Odadan çıktığımda yavaşça merdivenlerden inmeye başladım. Etraf sesiz ve karanlıktı, mutfağa girdiğim bi an durdum. Buzdolabı açık biri içindekilerini karışıyordu.
Hırsız mı girmişti eve. Hayır hırsızlar değerli eşyaları çalardı o zaman bu hırsız değildi. Ama olabilirdi de. Ya da dilemcimiydi açlıktan eve girip yemek mi çalıyordu. Bana sorsaydı ona fazlasıyla yemek verirdim. Bu kim ve buzdolabı ile derdi ne?
Yavaşça tezgahtaki tavayı alıp arkama sakladım. Yavaşça ona doğru yürüyordum. Arkasında durup, onun beline dokundum. Arkasına döner dönmez tavayı ona geçirdim.
Bağırmaya başladım, "Uğur!!! Evde hırsız var! Beni duyan yokmu Duru, Ayaz, Altay, Boran sağırmısınız evde Hırsız var." Dedim, sorun şu ki kafasına vurduğum hiç hareket etmedi. Nasıl hala ayaktaydı çok fena vurmuştum. Yavaşça sırtısına dönmeye başlayınca arkaya irkildim. Boku yemiştim ben. Kollarım ile kendimi korumaya başladım. Gözlerimi kapatıp onu beni dövmesini bekliyorum ama kulaklarıma tanıdık bir ses gelmişti.
"Işıl" Diyen ses duydum. Ellerimi kollarımdan yavaşça indirip, gözlerimi açtım. Açmaz olaydım, bu bir hırsız değildi.
Bu...
Uğur'du...
Bölüm etkileşimi
