6. bölüm / 6
UĞURLU IŞIĞIMMAVİ GÜLLER
Bölümler 6Şu an: MAVİ GÜLLER
6.BÖLÜM
Uğur'a şaşkınlıkla bakıyordum. Anlamadım ben şimdi, bu birisinden senden korkuyorum dediğindemi üzülüyor, yoksa sevdiğin birisinden mi duyduğunda mı üzülüyor?
Bir olsa niye üzülsün? Düşmanları ondan korkuyor ve hiç de birşey yapamazlar. İki ise... sevdiği kişiden duyarsa üzülüyor mu? Ben olsam? Üzülürdüm, benden korkup bir daha yanıma yaklaşmazlarki. Ne ya olamaz mı belki beni arkadaşı olarak görüyor. Yani benimde var arkadaşlar olarak sevdiğim erkekler, ama hepside benden hoşlanmıştı. Bir daha zaten arkadaşlar olarak erkeklerde çok dikkat edeceğim.
Kendimi anlayamıyorum? Beni kaçıran bir adam var, benle zorla nişanlanıyor, beni alışverişe götürüyor, diğer kadınlar dan daha güzel olduğumu söylüyor ve bende onlara samimi davranıyorum? Ama sanki Uğur, Duru, Boran, Altayı önceden tanıyorum gibi. Korkmak istesem bile olmuyor sanki yıllardı beraber büyümüşüz gibi bir his var. Keşke beraber büyüseydik çok güvenilir ve samimi geliyorlar.
Neyse şimdi Uğur'da bir üzülme var. Hayırdı ya o gelip bana bağırdığında ben birşey dedim mi. Gelip en sevdiğim çiçeği alıp senin değil gelip beni azarladı, yetmemiş gibi de anlımı domatese çevirdi. Ama çoğu yanlışlıkla olmuştu ama biri hariç! Bana bağırmıştı koca ayak.
Uğur elimdeki saat kutusunu görüp elimden aldı. Kutuyu açmaya başladı. Hemen elinden kutuyu alıp arkama sakladım. "Sana almadım, herşeyi kendine alındığına zannetme." Şimdi sıra bendeydi, en sevdiğim gülü bana vermemişti bende şimdi ona aldığım saati vermiyeceğim. "Bana değilde kime aldın, saat kutusu o , yoksa başka erkeklere mi aldın?" Dediğinde maviliklerinde sinirlenme vardı. Maviliklerine bakarsam boğulurum onun için ona bakmadan "Evet başka erkeğe aldım, sen mi varsın tek benim hayatımda erkek olarak." Dediğimde boynundaki damarlar belirginleşti.
Niye bu kadar sinirlendi şimdi bu be? "Kim miş bu erkek söylede, ecdadını sikim onun." Niye bu kadar kıskanç bu be? Uğur'a almıştım başka birine değilki aklıma hemen biri geldi. "Eğer kardeş katili olmak istemiyorsan yapabilirsin, Borana aldım." İyi bir yalan atmıştım. Siniri hala geçmemişti, "Niye aldın? Nişanlın mıhayırdı." La havle çıldırcam bu koca ayak yüzünden, "Sanane ne için aldığımı, hesap mı vereceğim." Dediğimde ellerini sıkıyordu. Parmak içleri bembeyaz olmuştu.
Durunun sesini duydum "Daha iyi misin ab-" dediğinde durup abisine baktı. "Yine neye sinirlendin abi sakın ol" deyip yanına oturdu. Bu fırsatı bilip ayağa kalkıp o kızı yerime oturttum. Kızı oturduğum gibi Uğur ayağa kalktı. Harelde kızı onun yanına koydum diye rahatsız olmuş olabilir. Onun yerine ben oturdum ve kıza baktım. "O şerefsiz sana ne yaptı da bu hale geldin," Dedim ona bakarak. Siyah saçları ela gözleri vardı, ela gözleri ile masumca bakıyordu bana. Ağlamaklı bir sesle "Kumar hastalığı var, hep borç yaptığında parayı benden isterdi. Vermezsem beni hep döverdi." Hırçkırıp devam etti.
"Ondan kurtulmak istedim ama ailem onu çok iyi biri sandığı için onla zorla beni evlendirmeye çalıştılar. İstemediğimde bu sefer ailemden şiddet görmeye başladım. Onlara defalarca anlattığım o kötü biri beni evlendirmeyin onla ama beni dinleyen yoktu. Dışarı çıktığımda onla karşılaşıp yine bana vurmaya çalıştı ama sonanda siz yetiştiniz." Duyduklarım karşısında donup kaldım. Neler çekmişti bu yaşta şimdi bu.
Ona gülümseyerek "İsmin ne" Dediğimde bana bakıp " Ela" dedi. Duru arkadan konuşup "Aynı gözlerin gibi ismin var Ela." Dedi, gerçekten de öyleydi. Uğur araya girip "Kim senin bu ailen, bulup belalarını sikecem onların." Bu sinirlenince birşeyler dönüyor ama neyse. Ela sorusunu cevaplayıp "Boş ver abi babam tehlikelidir benim." Biraz öne eğilip "Mafyadır ondan tehlikeli, boşa kendine iş açmayın ben gidim yavaştan." Deyip ayağa kalktı, hemen onu geri oturttum " Ee ne var bunda." Dediğimde Ela boş ifade ile bana bakıyordu. "Bak şimdi benim babam yeraltının en tehlikeli mafyasıdır, bitti mi hayır bu adam ise benim nişanlım. Oda yeraltının en tehlike mafyasıdır." Dedim, Ela bir ara durup hemen Uğura baktı.
Ela gözlerini kocaman açıp "Siz... Uğur Tunç'musunuz?" Dedi, Uğur onaylayan ses çıkardı. Sonra bana döndü "Sende... Zeynel Aydı'nın kızı mısın?" Bende onaylayan ses çıkardım. Maşallah Tc mizide biliyormu acaba. Ela biraz düşündükten sonra, yüzünde korkmuş bir ifade vardı. Korkak yüzle hepimize bakıp "Lütfen bana birşey yapmayın, ne isterseniz yaparım lütfen bana birşey yapmayın. Yalvarıyorum, İstediğinizi yaparım lütfen bana birşey yapma-" sözünü bölüp "Sakın ol Ela, sana hiç birşey yapmiycaz. Korkma bizden, iyi birileriyiz bi-" bu sefer o sözümü bölüp, hemen ayağa kalktı. "Hayır, siz iyi birileri değilsiniz dokunmayın bana. İyiliğinizi istemiyorum. Bırakın beni lütfen bana birşey yapmayın." Ağlamaya başladı. Onu doğru yaklaşmaya başladım ama koşmaya başladı.
O kadar hızlı koşmaya başladı ki ona yetişemez'dim bile. Saniyesinde ortadan kayboldu kız. Duru "Bu bizdenmi korktu? Bizi nerden tanıyordu, tanıdıktan sonra niye kaçtı hatta." Şaşkınlıkla Duru'ya döndüm "Nasılda yalvarıyordu bize, sanki biri bizi ona kötülemiş gibi bizi kötü biri zannediyordu." Uğur araya girip "Zaten kötü birileriyiz niye şaşırdınız." Bunun rahatlığına bak ya çıldırcam. "Kim bilir neler yapmışlardır kıza" dedi Duru. "Acıktım yemek yemeğe gidelim" dedi Duru hemen hecanlanıp "Kebap yemeye gidelim, canım çok çekti."
Daha dün yedim ama konu kebapsa ağzımın suyu akıyor. "Kebapçıya gitsek, senin yüzünden kebapçı batar. Malum tek oturuşta 5 dürüm yiyorsun." Dedi, Uğur Haha ne kadar komik ya. Duru hemen araya girip "Akşam çok güzel bir mekan buldum orada yiyecez itiraz etmek yok." Bende sıkıntı konu yemekse ben varım. Arabaya doğru yürümeye başladık, tam arka koltuğa geçecekken ensemden biri tuttu.
Uğur yine ensemden tuttu beni!!!
Beni ön koltuğa doğru getirerek kapıyı açtı, ben tam içeri sökerken kapıya tutundum. "Çek şu elini ensemden acıyor!" Dediğimde saniyesinde bıraktı " Binmiyeceğim öne işte, yaşım tutmuyor. Anlamıyormusun çocuğun zannediyorlar beni." Dediğimde mavilikleri alev almıştı, yaw bu koca ayak hemen sinirleniyor ya. Beni kollarımdan tutup çekmeye başladı, ama ben inatla kapıyı tutmuşum bırakmıyorum. O beni çektikçe ben daha sıkı tutunuyorum.
Bi anda çık diye bir ses gelip yere düştüm.
Birşeyin üstüne düşmüştüm.
Hayır! Arabanın kapısının üstündeydim.
Arabanın kapısını kırmıştım. Ona tutulduğum için o yere düştüğünde bende kapıyla yere düşmüştüm. Şok ifade ile önüme bakıyordum. Arkadan Duru'nun kahkaha sesi geldi "Artık öne oturmayacağın kesin oldu Işıl." Gülmesine devam ediyordu. Ben hala şaşkınlıkla önüme bakıyordum. Uğur'a bakacak cesaretim yoktu, "Hanımefendi yerinde rahat sanırım, battaniye yastıkta getirelim mi." Bu durumda benle dalga geçiyordu koca ayak.
Hemen yerden kalkıp üstümü düzelttim. Uğur'a baktığımda yüzünde komik gülümseme vardı. Arabasının kapısını kırmışım koca ayak gülüyor? Neyse benim işime yarar, kızmamısından iyidir. Yüzüme sahte gülümseme koyarak "Ben arkaya geçip, sen kırık kapınla baş başa kal." Deyip arka kapıya yürüdüm. Arabaya bindiğimde Duru hala gülüyordu "Kapanma düğmen nerede, yoksa pilini çıkarım." Dediğimde daha çok gülmeye başladı.
Uğur arabaya bindiğinde camın yanındaki mavigülü alıp bana uzattı "Bunlar senin içinde, normalde sana daha fazlasını alıp bu gülüde onların yanına koyacaktım, ama şimdi verip bunu." Bende o gülü alacağımı mı zannetti? Evet alacağım, elinden hemen mavi gülü alıp kokladım. Çok ferahlatıcı kokusu var. Uğurun gözleri elimdeki saat kutusuna çarptı. "Sana gülü verdim şimdi sende bana saati ver." Ağlasanda o saati sana vermiyeceğim koca ayak sen istedin bunu.
"Dedim ya sana almadım diye, yalan söylediğimi mi zannettin." Evet yalan söylemiştim. Boynundaki damarlar belirginleşmeye başlamıştı bile. "O bacaksıza niye aldın" hemen aklıma dün kü olar gelmişti. "Malum dün Boranın kafasında tabak kırdığım için ona hediye aldım." Duru'da beni destekleyerek "Bende Ayaz'a gömlek aldım, sonra hiç tripi çekilmiyor."
Duru getirdikleri eşyalarla yaramızı sarıp eve doğru gitmeye başladık. Kapı kırık diye içeriye soğuk hava geliyordu, dışarıdaki arabaları daha çok sesleri geliyordu. Neyse ki trafik çok olmadığı için eve gelmiştik. Kapıya doğru yürüyüp içeri girdik. Girmez olaydım! Boran ile Ayaz bizi kapıda bekliyordu. Çok sinirli bakıyorlardı, Duru ile birbirimize hemen sokulduk. Aklımıza onlara aldığımız hediyeler geldi. Duru Ayazın koluna girdi bende Boranın koluna girdim.
Boran'a gülümseyerek "Bak sana ne aldım gelecekteki kayınbiraderim, hadi üzülme." Dedim, ve elimdeki saati ona vercekken Uğur elimden hemen aldı. "Bana aldığın hediyeyi başkasına vermen cahilliktir." Sanane be kime aldıysam verdiysem! Hemen ondan saati almak istedim ama elini yukarı uzattığı için boyum yetişmedi. Kollarımı göğüsümde birleştirip "Her hediye yi kendine aldığını zannetme beyefendi. Ver çabuk bu saati bana geri." Hemen kutuyu açmaya başladı, ve mavi renkli saati görünce sırıttı. "Boran bakıp senin gözlerin mavimi yoksa kehribarmı, kehribar sanki gibi gözüküyor." Boran anlamamış gözlerle bize bakıyordu.
Hemen saati koluna taktı. "Çıkar şunu ve bana geri ver" Dediğimde beni duymuyordu koca ayak. "İnkar etme boşa bana aldın bu saati, gözlerimi anımsatıyor diye mavi renk aldığımı zannetme." Çıldırcam ya, hemen Boranın kollarına geri girdim. Masumca ona bakıp "Dün biraz abartmış mı olabilirim kehribarcığım, lütfen şu masum kızı affet." Dedim, Boran bana biraz baktıktan sonra sesli nefes verip "Tamam affettim sümük gibi yapışma bana çekil." Sümük mü dedim bu bana şimdi?
Hemen dizine bir tekme atıp yere düşürdüm Boranı "İyilikte yaranmıyor be sanada ne halin varsa gör." Deyip odama çıktım, odama girdiğimde eşyalar yoktan gelmişti bile. Hemen eşyaları dolaba dizip giyinmeye başladım. Altıma ayak bileğime gelen kumaşı ince olan sarı bir etek giydim. Üstüme ise göbek deliğim gözüken askılı sarı crop giymiştim. Ayakkabı olarakta kıyafetime uygun sarı topuklu ayakkabılar giydim. Saçlarımı herzamanki gibi açık bıraktım, ve odamdan çıktım. Çıktığımda ise Uğur'da odadan çıkmıştı. Hayret üstünde bu sefer takım elbisesi yoktu.
Üstünde sarı bir gömlek bir kaç düğmesi açık. Altında ise beyaz bir pantolon vardı, ve gözünde ise siyah gözlüğü vardı. Çok fena yakışıklı olmuştu. Gözlerimi alamıyordum.
Dur bir dakika biz ikimiz takım mı olduk?
Farketmeden ikimizde sarı giyinmiştik. Uğur beni farkedip baştan aşağı beni süzdü. Gözlüğü olduğu için gözlerindeki ifadeyi göremiyordum ama dudağının bir köşesi kıvrılmıştı. Bi an kendi üstüne sonra kendi üstünde baktı, oda anlamıştı takımlı giyindiğimizi. Karşı odadan ise Ayaz ile Duru çıkmıştı. Duru ile aynı giyinmiştik ama tek renkleri farklıydı benimki sarıydı onunki ise kahverengiydi. Duru'ya kahverengi baya yakışıyordu. Ayaz ise Uğur ile aynı giyinmişti, onlarında tek gömlekleri farklıydı Uğur sarı Ayaz ise kahverengi.
Duru Ayazın koluna girmiş merdivenlerden inmeye başlamıştı. Ben de dayanamayıp Uğurun koluna girdim. Uğurun koluna girdiğim de Uğur buz kesmişti. Gözlükleri ile bana bakıyordu, sinirlenip "Ne bakıyorsun? Nişanlım değil misin, senin koluna girmeyeceğim de kimin koluna gireceğim." Dedim, sinirlendiğimi farkedip gülümsemeye başladı.
Bizde merdivenlerden inmeye başladık aşağıda Boran ile Altya bekliyordu bizi. Boran komple siyah giyinmişti aynı şekilde de Altayda öyle, ama günahlarını almayayım ama çok çekici gözüküyorlar.
Hala kendime soruyorum bu soruyu nasıl bu kadar samimi oluyorum bunlara. Anlamıyorum kendimi bile, çok karışık bir kızım ben ya. Benim yerimde kim olsa kaçmaya çalışırdı ben ise bunlarla yemeğe gidiyorum. Bende ki kafa insanlarda zor bulunur deyim size yani.
Hepimiz arabalara doğru yürümeye başladık. Önümüzde 3 tane ferahi duruyordu. Hepside siyah renkliydi, ruhsuz gibi ama şu an konu bu değil karşımda ferahi duruyordu. Duru ile Ayaz başka arabaya, Boran ile Altay aynı arabaya, ben ile Uğur başka arabaya. 2 şerli şekilde ayrılmıştık. Arabaya bindiğimde hemen arabanın üstünü açmıştım. Arabada bir gözlük vardı harelde Uğurundu onu alıp hemen gözüme taktım. Herkes de vardı gözlük bende eksik olmasın. Bir kaç tane koruma alıp yola çıktık.
Uğur iki de bir bana dönüp bakıyordu. Yine ne bakıyor be bu bana? Ona baktığımda bana bakıyordu. "Yola baksana, senin yüzünden bu sefer gerçekten tahtalı köye gideceğiz, bu yaşta ölmek istemiyorum gezeceğim çok yer var daha." Koca ayak çok yakışıklı olmuştu.
Bi an dilimden "Eve gerimi gitsek? Bugün çok yakışıklı olmuşsun seni başka kızlar görürse gözlerini senden alamazlar. Ve bu da beni rahatsız etmiş olur." Dediğimde frene bastı, frene basmadan önce beni omzumdan tutmuştu. Sinirlenip "Bu kaç oldu ya, konuşacağız tahtalı köye ya. Anlamıyormusun gencim daha gezecek çok yer var." Şu an hala hayatta olduğuma şükür ediyorum.
Sağımız da Altaylar durmuştu "Askala gidiyordunuz toprağa kuzen, yavaş ol biraz." Çatık kuşlarla Uğur'a bakıyordum, o ise bana bakıyordu. Gözümüzde gözlüklerimiz olduğu için gözlerimizi göremiyorduk.
Uğur sonunda konuşup "Siz gidin kuzen, bi an şaşırdım öyle." Dedi ve Altaylar gittiler. Uğur arkadan su alıp içti, harelde ona itiraf ettim diye mi böyle oldu?
Uğur bana dönüp "Araba filan kullanırken itiraf etme bana" dedi "Asıl sen benim yanımdaysan o kızlar seni gördüğünde dillerini yutarlar." Sesli yutkundum, onu şimdi daha iyi anlıyordum "Bence birbirimize itiraf etmeyelim biz." Deyip bende arkadan bir su alıp içtim.
Işıl kendine gel kızım, seni övdü işe fıstık gibi kızsın mutlu olacağına şok olma!
Uğur arabayı sürmeye devam etti. Restorana gelmiştik, arabalardan inip bir araya geldik. Boran koluma yapışım "Işıl abimi bırak benim koluma girsene, bu restorana girdiğimde bütün kızlar bana dik dik bakıyor ya." Dediğinde kahkaha attım, "Git kendine sevgili yap işe bu dertten kurtulursun." Dediğimde bana daha çok sokuldu "Bir kez bir kız bana dil çıkarmıştı Işıl ya, hatta bir kızda kıçıma vurmuşluğuda var." Dediğinde hepimiz kahkaha atmıştık.
Altayın sesi geldi "Boktan yerlere gidersen ne yapçaklarını bekliyorsun, ayaklarını yıkanmasınımı." Haklıydı kim bilir hangi yere gitmiştir bu. "Hayır bir kez daha bu restorana gelmiştim garson elini elimden tut götüme kadar elledi ya." Dediğinde gülmekten çenem yorulmuştu.
"Boş boş olmaz o işler ödül olması lazım." Dedim, Boran saniyesinde düşünmeden "Seni kebapçıya götürürüm." Dediğinde elimi uzatım "Kabul" Dedim oda elimi sıkıp anlaştık.
Uğurun kolunda ayrılıp Boranın koluna girdim. Uğur kızmamıştı buda beni sevindirmişti. İçeri girdiğimizde bir çalışan masamızı gösterdi, masamız dışarıdaydı açık terastaydı. Karşıda Boğaz köprüsü gözüküyordu. Boran haklıymış şu an bir masada bir gardan çocuğun kucağında oturuyordu. Burası restoranmı yoksa neyse.
Yerlerimize geçmiştik ben Uğur ile Boranın ortasına oturmuştum. Karşımızda ise Duru, Ayaz, Altay vardı. Bir kadın garson buraya geliyordu korkuyorum bize de birşey yapçak diye. Garson yanımıza geldiğinde, Boranın yanına gelip ona eğildi "Menümüzde hep yemekler hep içecekler hem-" gerisini duymak istemediğim için Boranın koluna girerek "Hem tatlılar var sanırım, yemekten sonra tatlı isteriz bir şekerim." Dediğimde garson yeşil gözlerini bana dikmişti. Sarı saçlı yeşil gözlü bir kızdı.
Borandan uzaklaşıp bu sefer Uğurun yanına geldi. Uğura eğilip "Tatlılarımıza yeni tatlılarda eklendi beyfendim size özel-" Yine gerisini duymak istemediğim için bu seferde Uğurun koluna girdim. "Bana mı özel tatlılarınız var, çok sevindim restorana beş de beş puan vercem çok kibarsınız." Dediğimde gülme sesleri duydum. Garson bana iğneleyici gözlerle bakıp Uğur ile Boranı gösterdi "İkisinidemi kullanıyorsun" çakacam bir tane şimdi bunun ağzına ya.
Ona heyecanla başımı sallayıp "Evet iki tanesini de kullanıyorum, tek kullanım oldukları için hemen kullanıp çöpe atıyorum işte." Durunun gülme sesleri geldi kulağıma, "Yazık olur çöpe atmadan bana verirsen memnun olurum." Dedi cadaloz garson, Uğur'a eğilip. "Bu benle dalgamı geçiyor yoksa daşşakmı geçiyor." Deyip garsonu döndüm "Hepimize pirzola getir sen bize şekerim uğraşma boşa haydi." Dediğimde götünü sağa sola sallyarak gitti çingene.
"Ne haliniz varsa görün ben bu çingenelerle uğraşamam yoksa elimde kalacaklar." Dediğimde Boran hemen koluma girdi "1 hafta boyunca kebabçıya götürürüm seni, gözünü sevim pes etme." Dediğinde hemen "Kabul" Dedim, 5 dakika sonra erkek garson geldi masaya. Yemeklerimizi dağıtmaya başladı. Boran üstünü düzeltmek için ayağa kalktığında garson Boranın kıçına bir tane vurdu. Boran götüne dokunarak şaşkınlıkla garsona bakıyordu.
"Size şurdan baktığımda gay'e benziyorsun, beyefendi ben gay im beraber olabiliriz." Dediğinde garson, ağzım beş karış garsona bakıyordum. Garson beni farkedip "Ne bakıyorsun kız, sana demedim ben yanındaki kehribar dedim ben." Dedi, Boranın koluna girip "Talibi var, boşa kapıda beklemeyin. Sizde hızlı olun lütfen açlıktan bayılacağım." Garson yemekleri dağıtıp bana iğneleyici gözlerle bakıp gitti.
Altay ile Duru gülmekten yerin dibine gireceklerdi. Yemek geldiği gibi yemeğe başladım. Çok acıkmıştım, hepimiz yemeği yedikten sonra garson yemekleri alıp gitti. Karşıdan bir ses geldi "Şu yavru ya bak be sarı civciv gel benim yanıma bir sen." Dediğimde donup kaldım, karşıya baktığımda 2 erkek bir kız vardı yanlarında. Sahroş olmuşlardı çok belliydi.
Elimi kaldırıp kendime tuttuğumda "Ben mi" Dedim oda "Evet den yavrum" dedi. Yanındaki kız ise "Kahverengi gömlekli sende gel buraya" dedi, Ayaza sesleniyordu. Ayaz kendini göstererek "Ben mi" dedi oda "Evet sen yakışılım." Dediğinde ikimiz beraber dona kalmıştık. Yanımdan hızlı bir gölge geçti hemen yanıma baktığımda Uğur yoktu Uğuru geç Duruda yoktu.
Karşıma baktığımda Uğur adamı dövüyordu Duru ise kızı dövüyordu.
Boran elime çekirdek uzatıp "Kız Duru üstüne çık sonra saçından çek." Dedi Duruya, Duru onu dinleyip sırtına çıkıp kızın saçına çekmeye başladı. Çekirdeği alıp çitlemeye başladım. "Uğur arkanda geliyor biri dikkat et " Dedim Uğura oda beni dinleyip arkasına dönüp adama yumruğu yapıştırdım. Herkes bağırıyor kaçıyordu, Altay ile Ayaz Duru ile Uğurun yanına gittiler. Benle Boran çekirdek çitliyorduk ancak.
Bölüm etkileşimi
