2. bölüm / 6
UĞURLU IŞIĞIMBEN NEREDEYDİM?
Bölümler 6Şu an: BEN NEREDEYDİM?
2.BÖLÜM
Her tarafım çok ağrıyordu, sanki üstüme taş koymuşlar kurtulmaya çalışıyordum. Yüzüme güneş ışığı vuruyordu, ama gözlerimi açamıyordum. Kendimi zorlayarak gözlerini açtım, etraf bulanık gözüküyordu. Zar zor kalkmaya çalıştım ve başardım. Karşımda bir adam vardı, koltuğa oturmuş yanındaki masasında içki vardıaralarayarak " B- ben neredeyim" Dedim. Korktuğumu anlayarak, ifadesizce bana bakıyordu.
İçkisinden bir yudum daha alarak, sonunda ağzını açtı. "Ben UĞUR TUNÇ, yeraltının en tehlikeli liderlerden biriyimdir." Neee, dün karşılaşmış olduğum adam yeraltının en tehlike mafyasımıydı. Ona baktığımda bakışları bendeydi. " Sen kendini tanıt." Dediğinde, donup kaldım. Beni kaçıran adam beni araştırmadan'mı kaçırdı? Bu ne gibi adil herif. Ama hala korkuyordum, ya bana birşey yaparsa dün ona çok sataşmıştım. Korku dolu yüzümle hala ona bakarak " İlkokulda' mıyızki kendimizi tanıtalım? Bide beni kaçırdığına göre beni araştırmış olmalısın." Ben bile şoktayım, hayır tek ben şoktayım o sakince beni izliyordu. Hangi cesaret bulmuştum kendimden de ona laf sokuyorum.?
"Mantıklı soru ama seni tanımıyorum, tanımadan seni kaçırdım." Senin karşında mal mı var? Demek istedim ama diyemedim. "Ne saçma cevap, beni tanımıyorsan nasıl kaçırabildin beni?" Sakinliğini hiç bozmadan "Saçma bir cevap değildi, ben senin neyden hoşlandığını, neyden nefret ettiğini bilmiyorum ve tanımam lazım." Bunu kim lider yapmış, söyleyin karşısına çıkıp tebrik etçem, nasıl bu kadar bir adil herifin lider yaptınız diye. "Date miyizki? Benim neyden hoşlanıp neyden nefret ettiğime tanıman lazım?" Dudağı hafifçe kıvırlmıştı.
Şu halime bak, kaçırılmışım bağırıp çağıracağıma beni kaçıran adamla kafa buluyorum. Artık sinirleniyordum ve korkuyorum'da, ben en son yatağımda mışıl mışıl uyuyordum. Kapıya biri tıklatır, ve Uğur denen adam içeri girin der. Kapı açıldığında iki hizmetçi ve yanlarında kıyafetlerin asılı olduğu tekerlekli askılıkla içeri girdiler. Askılıkta beyaz elbiseler vardı, hepside bir çocuğun oyuncak bebeğine giydirdiği elbiseler gibiydi. Hizmetçiler askılığı bıraktığı gibi geri gittiler, hayır gitmeyin yardım edin bana.
Uğur oturduğu yerden kalktı, elbiselere doğru yürümeye başladı. Askılıkların yanına geldiğinde teker teker elbiselere bakıyordu. Ne yaptığını anlamadım? O elbiselere bakarken, gözüm pijamalarıma kaydı. Üstümde yarım kollu, ortasında stich olan bir tişört vardı. Altımda ise stich desenli şortum vardı. Anladımkı o elbiseler benim içindi, ama neden hepsi beyaz renkli? Uğurun gözlerini beni buldu, gözleri üstümde gezinmeye başladı. "Yanıma gel Işıl" dedi. He canım seve seve gelecem bende, beni kaçıran adamı tanımıyorum birde onun ayaklarına gitçem çok bekler.
Onu duymuyormuşum gibi yapım etrafa bakıyordum, ve " Işıl ikiletmeden gel yoksa ben getirmeyi bilirim." Donup kaldım öyle, gelmezsem ne yapçaktı dizilerdeki gibi beni kucağınamı alacaktı. Bunun düşünmesi bile kötü olduğu için istemesemde yataktan kalkıp onun yanına yürümeye başladım. Onun karşında durduğumda, gülmemek içim kendini zor tutuyordu. Neye güldüğünü anlamamak zor değildi üstümdeki sitch pijamalarıma gülüyordu. Sinirlenip " Neye gülüyorsun hiç mi görmedin pijama, istersen tanıtım bu üstü bu da altı, ikisinde de aynı desenler olduğu için takım oluyorlar."
Bunu dediğimde bu sefer kendini hiç zorlamadan güldü. Bunun mafya olduğuna inanmam, kanıt istiyorum. Mafyalar kaçırdığı kişiyle sohbetmi ederdi, yoksa bunlarda genetiktir? Ona mala bakar gibi bakıyordum, sonra kızdığımı anladı ve güldürmesini durdurup yine ciddi oldu. Elbiseleri karıştırıyordu, ve bir elbise seçip üstümde tuttu. Bunun derdi ne anlamaya çalışıyordum. Üstümde tuttuğu elbise ayak bileklerime kadar uzun bir askılı elbiseydi. Dikkatlice bakıp yüzünde beğenmiş bir ifade vardı, elbiseyi bana göstererek " Bunu giy." Gerçekten oyuncak bebeklere giydirilen elbiseler gibiydi, ama güzel duruyordu.
Ona boş bakışa atıp " Neden giycekmişim, niye beni kaçırdın." Dediğimde, mavi gözlerini benim siyah gözlerimi buldu. İfadesiz bakıyordu ruhsuz herif. Elbiseyi bana atıp " Giy dedim sana" sesi bir tık yükselmişti ama benim inadım inat. "Neden beni kaçırdığını söylemezsen, şurdan şuraya gitmem." Dediğimde yüzünde şeytanı bakış vardı, "Güzel kal orda o zaman" dediğinde kapıya yürümeye başladı. " Dur! Giyersem neden kaçırdığını söyliycekmisin." Dediğimde bana baktı, onaytılı ses çıkarmıştı.
Elbiseyi tutup etrafa bakmaya çalıştım, nerede giyecektim bunu. "Karşında kapı var görüyormusun orda giyin." Dedi Uğur denen varlık, kapıya doğru yürüdüm, burası bir baynoydu. Elbiseyi hemen giyip geri çıktım, Uğur ayakta durup telefonuna bakıyordu. Bakışları hemen beni buldu, donup kaldı beni baştan aşağı süzüyordu. Bana bakarken dudağının bir köşesi kıvrıldı " Oyuncak bebeklere benzemişsin, seni vitrin mankenlerin yanına bıraksak çok yakışırdın." Dediğinde şaşkın bakışlarla ona bakıyordum bu adam kafadan gidik bence. " Haha ne kadar komik, evet bana söyle şimdi niye beni kaçırdın adil herif" dediğimde duyduklarım karşısında kanım durdu.
" Benle nişanlancaksın" dediğinde, şurada bayılabilirimdim. Şaka zannettim tam dalga geçerken o benden önce davranıp konuştu. "Şaka yapmıyorum Işıl" dediğinde hayatımın şokunu yaşıyordum. "Normalde evlenecektim ama yaşın 16 olduğu için tutmuyordu, onun için 3 yıl nişanlı kalıp evleneceğiz." Adamdaki rahatlağa bak çorap seçer gibi seçmişti beni şu an. "Niye ben! Başka kadınmı yok, benden daha iyileri, benden daha akıllıları, senin gibi güçlü liderlerin kızı dururken niye ben!" Dedimğe elim ayağım titriyordu.
Anlamıyorum niye ben, bir seferlik rast geldiği kızla insan nişanlanırmı bu nasıl bir psikopatlık. "Niye sen, senden daha iyileri olduğunu söyledin ama onlar benim paramda gözü vardı. Benden daha akıllıları var demişintin, hayır senden daha akıllı değiller sen daha bu yaştayken fransızcayı akıcı şekilde konuşuyorsun, ama onlar daha iki artı ikiyi yanyana getiremiyorlar." Ona şaşkınlıkla bakıyordum nefes alıp devam etti "Benim gibi güçlü liderlerin kızı dururken niye ben demiştin, sende güçlü liderlerin kızısın." Doğru benimde babam tehlikeli güçlü bir mafyaydı ama konu şuan bu değil.
"Tamam, onlar benden daha güzel, daha güzel vücutları vardır, yok deme vardır." Yüzü bian yumuşadı ve " Hayır Işıl, onları yüzü hep estetikli boya dolu, ama senin öyle değil sen bu yaşta olmana rağmen fazlasıyla güzelsin." Donup kaldım. Beni güzel bulduğu içinmi nişanlanacaktı benle? Tam itiraz etçekken " Hayır Işıl, senden daha güzelini bulamadım farkında değildin ama herkes sana baktığında gözlerini senden alamıyordu." Söyledikleri istemsizce hoşuma gitmişti. Yalan yok benim gibi güzeli kim gözlerini alamasın benden. Ama Uğurda fena değildi, boyu poşu hele o büyüleyici gözleri. Hayır Işıl kaptırma kendini sakin kal.
Ona biraz sakince bakmaya başladım. " Benle nişanlarnırmısın Işıl." Sesi güven vericiydi. Ama duruşunu hiç bozmamıştı hala dik ve çekici duruyordu. " Kaç yaşındasın?" Dedim en fazla 23 var gibiydi genç duruyordu. Bu yaşta nasıl lider oldu acaba, hiç düşünmeden sorumu cevapladı. " 22 yaşımdayım aramızda, 6 yaş var sadece." Dediğinde başımı hızlıca salladım. "Tamam nişanlanalım" Neden kabul ettiğimi bilmiyorum ama içimde güzel bir his vardı. Uğur kapıya doğru yürürken "Takip et beni" dediğinde hemen onu takip etmeye başladım.
Odadan çıktığımızda burası bir malikane olduğunu anladım. Çok büyüktü 3 katlıydı harelde, burası 2 ci kattı bu katta sanırım 6 dan fazla oda vardı. Merdivenden inerken Uğuru takip ediyordum. Salono indiğimizde bizi bekleyen 3 kişi vardı. 2 kişiyi dün Uğurla beraberlerdi zaten, diğerini ilk defa görüyordum. Kumral saçlı yeşil gözleri vardı. Hepsi takım elbiseliydi Uğurda dahildi. Uğur yanlarına doğru ilerlemeye başladı ve bende onu takip ettim. Uğur karşılarında durunca bende Uğurun bir adımlık arkasındaydım. Hepsini gözü hem şaşkınlıkla,hem hayranlıkla bana bakıyordu.
Yeşil gözlü adam Uğura sinirli ve şaşkınlıkla bakıyordu. Sonra bana dönüp, gülümseyerek " Ben Altay TUNÇ, Uğurun kuzeniyim" dedi. Hemen sonra, dün Uğurlarla beraber dalga geçtiğim adam araya girdi." Ben Ayaz AKSOY, Uğurun arkadaşıyım, ama yakında kayınço olacaz." Dedi gülümseyerek, ve sona en küçükleri gibi duran kişiye geldi. Herkes ona bakıyordu, o ise bana hayranlıkla bakıyordu. Ayaz denen adam, onun koluna itirip konuşmasına salladı. "Sen 16 yaşında olduğuna eminmisin? Yaşına göre fazla güzelsin gelecekteki yengem, ben Boran tanıştığıma çok memnun oldum." Diyerek elini bana uzattı, gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Elini sıkıp, geri çektim. " Bende Işıl hepinizle memnun oldum" Dedim gülümseyerek.
"Kaan yüzükleri getir koçum." Dedi Uğur. Yüzükleri verip, kenara geçti. Anlamadım? Tek yüzükmü takarak nişan olcak. Tamam neyse beni kaçırdı da boş bir nişan yapmam ben! "Elini ver takım yüzüğü " dediğinde Uğura hiç bakmadım bile. Ellerimi arkada birleştirdim, ve ona surat astım. Ne istediğimi anlamadığı için " Ne oldu niye uzatmıyorsun elini" dediğinde asık suratla ona bakıyordum. "Hayatımda ilk kez nişanlanıyorum, ve sen hemen yüzüp takıp bitsin diyorsun." Dediğimde, ifadesiz suratla bana bakıyordu. " Nişan istemesi yapalım, normalde gelip beni istemen lazımdı babamdan, ama sen beni kaçırdığın için." Durup Altay, Boran ve Ayazı göstererek " Onlar beni senden isteyecek." Dediğimde, Uğur hariç hepsi kahkaha boğulmuştu.
Uğur saniyesinde " Hayır, ver elini takım yüzüğünü" dediğinde hayla ona elimi vermedim. Dudaklarımı büzüp yalvarır gözlerle ona bakmaya başladım. " Hayatımda bir kere nişanlanıyorum, oda tek yüzük takaraklamı olacak." Dediğimde, dayanamayıp " Tamam, ne istiyorsan yapalım" dediğinde hemen anlatmaya başladım. "İki sandalye ve küçük bir masa lazım." Dediğimde, korumalar hemen getirip, koltuklarının karşısında duracak şekilde koymalarını rica ettim. "Şimdi, benim annem ve babamdan istemeyeceğinize göre, babam Ayaz, annem ise Altay olsun." Dediğimde hepsi şaşkınlıkla bana bakıyorlardı, ama ben onları takmayıp sözüme devam ettim. "Senin baban Boran annen ise Kaan olsun." Dediğimde hepsi bana şaşkınlıkla bakıyorlardı, Uğur sinirli gözlerle bana bakıp " Kabul etmiyorum bu nişanmı yoksa evcilikmi?"
Komik olduğu için gülmüştüm. "Yaklaştın, evcilik gibi birşey" dediğimde onla dalga geçtiğimi anladı. Boranın sesini duydum arkadan, "Ben sevdim bu evcilik oyununu, ben varım." Dediğini duydum Borandan sonra Ayazın sesi geldi " Kırk yıl düşünsem, Uğurla birlikte evcilik oynayacağım aklıma gelmezdi, bende varım." Uğur sinirli bakışlarını ikisindeyken bakışlarını Altaya çevirdi, Altay bunun ne demek istediğini anlayıp "Küçük kardeşimizi üzmeyelim, bende varım." Dedikten sonra, hepsini gülümseyip bakışımı Uğura çevirdim. Sinirli sinirli hepimize bakıyordu. Bakışları bende durduğunda, mavilerinden alev topu var gibi bana bakmaya başladı. Ona çaresizce baktıktan sonra " Tamam, yapalım hemen bitsin bu iş" dedi.
Sanki ben ona çok meraklıymışım gibi hemen bitsin diyor ya sabır. "Sen ve ben bu iki sandalyelerde oturcaz, ben sol tarafta olduğum için benim tarafım önümdeki koltuğa oturacak , seninkilerde senin tarafında oturacak." Dediğimde yapmaya başladılar, herkes yerlerine oturduğu birşey farkettim. Çok az kişiydik, bu kadar az kişiyle nişan olunmazki. Etrafa baktığımda aklıma korumalar geldi, onlarda olursa çok fazla kişi olurduk. Hemen Uğura dönüp " Korumlarda gelsin, çok az kişiyiz zaten, onlar gelirse çoğalırız." Dediğimde kulağıma gülme sesleri geldi, Uğur üzgün suratımı görünce korumaları çağırdı.
Korumaları görünce " Heryere oturun boş yer kalkmasın lütfen." Dediğimde 5 saniyede içeri siyah takım elbiseli adamlarla dolmuştu. Ama sadece Uğurun takım elbisesi lacivert renkti, gerçekten ona lacivert yakışıyordu. Borana dönüp, "Şimdi, sen damadın babası olduğun için sen isteyeceksin beni, ilk olarak sohbet edin normal ben ise kahveleri yapacam." Dedim ve ayağa kalkıp mutfağa yolunu bulmaya gittim. "Ne kahvesi otur isteyelim seni bitsin bu evcilik" dediğinde onu takmadım bile, bir korumaya mutfağın yerini sorup ilerlemeye başladım. Bi an durdum ve arkama döndüm, "Neyli içersiniz, kahvenizi?" Altay " Benimki sütlü olsun kızım." Dediğinde gülmemek için kendimi zor tuttum. Altay, Boran ve Kaana dönerek " Siz neyli içersiniz efendim" dediğinde. Ayaz kendini tutamayıp güldü.
Altay çok iyi oynuyordu rolü, Boran cevap vererek " Ben ve sahte karım şekerli içeriz." Dediğinde Kaan hariç herkes gülmeye başladı. Mutfağa doğru yürümeye başladığımda Uğurun sesini duydum, " Bana niye sormadın?" Diyen sesini duydum, arkama dönmeyerek " Seninkini ben karar verecem, nişanın kurallarında biri." Dediğimde mutfağa girdim, korumanın sayesinde eşyaları alıp yapmaya başladım. 5 kişilerdi, korumaları yapamazdım çok fazlalardı. Hepsini doldurduktan sonra, işin en heyecanlı kısmına geldi. Uğurun kahvesine tuz koycam, 5 çay kaşığı tuz koyduktan sonra karıştırdım.
Tepsileri elime alıp mutfaktan çıktım, içeri gelip Uğur ilk ona vereceğimi zannedip elini uzattı ama ilk sahte olan babam Ayaza verdim. Sonra Borana, Altay ve Kaana verdim. Son olarak gelip Uğura uzattım, herşeyden habersiz kahvesini aldı yazık, birazdan hastanelik olacağını bilmiyordu. Hepsi kahvesini içtiğinde, tek Uğur kalmıştı ona baktığımı anlayıp kahveyi kafasına tekte dikti. Hepsini içmemişti, bir kısmı yutup diğer kısmı ağzına duruyordu. Uğur ağzındaki kahveyi piskürtçek zannedip, hepsini yutmuştu yüzüne baktığımda ifadesizdi. Yoksa yanlış birilerinemi verdim kahveyi, diğerlerine baktığımda sakince içiyorlar kahvelerini. Hepsinin kahvesi bitmişti ve hiç kimsenin yüzünde, kırışıklık yoktu.
Konuyu düşünmeden Borana döndüm, " Beni şu şekilde isteyeceksin, Allahını kabri-" dediğimde araya Uğurda girdi. "Biz müslüman değiliz" dediğinde öylece durdum. Sonra Borana yine dönüp " Beni normal iste ama sonuna şu cümleyi kur " kızınız Işılı oğluma Uğura istiyorum" de bu önemli." Dediğimde hemen tarafımı Ayaza çevirdim, "Sende onun dediğine uyarak bir cümle kurup beni ona verceksin" dediğimde ikiside başlarını salladılar. "Ee Ayaz artık yaşlandık çocuklarımızı nişanlanıyorlar bu günlerde gördük çok şükür, bakmışım bizim genç senin kızı kaçırmış görüyorsun çok fena seviyorlar birbirlerini. Bizede onları bir araya kovuşturmak kalır, Ee Ayaz kızın Işılı oğluma Uğura istiyorum veriyormusun." Dedi Boran, Ayaz bana baktı bir kaç saniye sanki aklındakini okuyabiliyordum.
" Vermiyorum" dedi Ayaz , bu fırsatı bulup hemen ayağa kalkıp "Babam vermiyor beni, nişan iptal hadi evime kötürün beni." Dediğimde Altayın gülüşünü duydum, Uğur kolumu tutarak beni aşağı eğip sandalyeme geri oturdum. " Vermezse, bida istiyoruz yine iste Işılı" dedi Uğur. Boran nefes verip, " Ee Ayaz korkma kızına birşey olmaz, kızın bizim kızımız, oğlumuz senin oğlundur. Kızınız Işılı oğluma Uğura istiyorum." Ayaz bu sefer biraz düşünüp " Verdim gitti." Dediğinden hemen ayağa kalkıp, " Hayır! Beni mal verir gibi verdim gitti diyemezsin, güzelce ver beni." Dediğimde herkes gülmüştü.
"Ee Ayaz güzeller güzeli kızınız Işılı oğluma istiyorum." Dedi Boran, aynı sözleri hep söylediğim için bıkmıştı. Ayaz bana bakıp, Borana dönüp " Bir dakika bekle" deyip yönünü bana çevirdi. "Sen istiyormusun, bu koca ayağı kızım." Dediğinde gülmemek için dudaklarımı bastırdım, Uğura baktığımda sinirden kızarmıştı Ayaz ona koca ayak dedi diye. Kafamı boynuma getirip yana bakarak, " Sen nasıl uygun görürsen öyle baba." Dediğimde korumaların hepsi gülmeye başladı, Ayaz, Uğura dönüp " Sanki benim kızım seni istemiyor gibi delikanlı." Dediğinden, Uğur kafayı yiyecekti ama benim hoşuma çok gidiyordu. "İstiyor babası, naz yapıyor kızın" dediğinde, Ayaz, Uğurun sinirlendiğini görüp lafı uzatmadan. "Bende güzeller güzeli kızımı size veriyorum, onun bir göz yaşı akarsa hepinizi gebertirim." Dediğinde gülmeye başladım.
Hepimiz ayağa kalktık. Kaan yüzükleri bir tepside getirmişti, yüzüklerde kurdelede bağlıydı. Kaan sanki Türk yada Kürte benziyordu, Uğur yüzükleri alıp parmağımıza taktık. Yüzüğe baktığımda şaşırmıştım, yüzüğüm kuğulu yüzüktü. Mavi renkli bir kuğulu yüzüktü, tam mavi değilde boynumdaki kolyenin rengiyle aynıydı hatta tam aynısıydı. Neden kuğulu yüzük aldı bana, ama boynumdaki kolyeden olabilir. Oda kuğulu kolyeydi, ister istemez mutlu olmuştum. Onun yüzüğü ise sade ve gümüş rengiydi, Kaan makası alıp kesecektiki hemen durdurdum. "Makas kesmiyor" Dedim, şaşkınlıkla bana bakıyorlardı, ama Kaan anlamıştı ne dediğimi ve bana ayak uydurdu." Doğru, makas kesmiyor" Uğur sinirlenip " Keste bakalım kesiyormu kesmiyormu diye."
Bunlar anlamayacaktı ve araya girdim, " Genelek bizde nişan kurdelesi kesilmeden önce şakadan makas kesilmiyor diyorlar, bunu dediklerinde damat tarafı tepsiye para koyar, makası kesen kişiyi parayı beğenirse makas keser beğenmezse daha fazla para koyup o makası kesmeye çalışırsınız." Dediğimde, Kaan yine "Makas kesmiyor sanki" dedi. " Makası sen değil Kaan, gelin tarafından biri kesmeli sen damat tarafındasın." Dediğimde, geri çekildi ve onun yerine Altay geldi. Altayda, Kaan gibi "Makas kesmiyor" diyip Uğura baktı. Uğur, korumalarından birini kafa işareti yaparak birşey istedi. 1dakika,sonra koruma 10 çanta ile gelmişti. Bunların içinde para olmazdı değilmi, Boran bir çanta alıp içini açıp bize gösterdi. Çantanın içinde TL değil dolar vardı, hemde bis sürü. "Burda 1 milyon dolar var makas kesiyormu." Dediğinde sesli yutkundum, 1 milyon dolarmı. Altay o paraları hiç beğenmemiş gibi yapıp " Makas kesmiyor hala" dedi .
Boran bu sefer, 3 çanta koydu. Altay hala makas kesmiyor diyordu. Tam 5 dakikadır makas kesmiyordu. Toplam 30 tane siyah çanta verdiler, hepsinin içinde 1 milyon dolar vardı, Uğur artık sıkılıp. " 50 milyon dolara anlaşalım." Dediğinde şok olmuşum 50 milyon dolarmı çüş, Altay makasa bakıp. "Bakim kesiyormu, kesti" dedi sonunda, Altaya biraz yaklaşıp "Parayı yarı yarı bölüşelim." Dediğimde, saniyesinde "Nişanlından para akıyor ondan iste veremem." Dediğinde şok oldum sinirlenip " Parayıda benim sayemde kazandın, Altay anneciğim." Son kelimeyi vurgulamıştım, ama beni takmayıp "Zenginler zengin kocan var kızım ondan işte verir sana benim kocam cimri ondan." Dediğinde büyük bir kahkaha attım, Ayaz boş bakışlarla Altaya bakıyordu, yüz ifadesini görüp daha çok gülmeye başladım.
"Nişan bitti hadi herkes dağılsın" dedi Uğur hemen araya girip " Bitmedi, daha fotoğraf çekincez söz çekinelim bitçek anı kalsın bari." Dediğimde, herkes Uğura bakıyordu, Uğur ise bana bakıyordu. " Hızlı çekinelim açım ben" dedi bende açtım vallahi. Ayaz telefonu kemarasını açıp bizden uzaklaştı. " Ne bakıyorsunuz, yaklaşsanıza birbirinize" dediğinde, birbirimize yaklaştık. Uğur bana dokunmuyordu rahatsız olurum diye, ama ben iki elimide onun koluna sardım. Uğur şaşkın gözlerle kolunu tuttuğum ellere bakıyordu. Kafamı Uğurun koluna yapıştırarak, kamaraya gülümsedim. Bana baktığını biliyordum ama bakmadım ona, Ayaz bir kaç fotoğrafımızı çekti. "Herkes gelsin beraber çekinelim anı kalır hepimize" dediğimde korumaların hepsi Uğura bakıyordu.
Uğur izin vermeden kimse gelmezdi, Uğur başıyla onayladıktan sonra hepsi arkamıza dizildi. Sağımda Uğur solumda Altay vardı, Boran ve Ayaz yan şekilde yere uzanıp ellerini başlarına koymuşlardı. Kaan ise telefonu koyacak yer arıyordu. Koyduktan sonra hemen, Uğurun sağ tarafına gelmişti. Uğura baktığımda gülümsemiyordu. Oda bana bakarken telefondan çık diye ses geldi. Uğurla birbirimize bakarken telefon fotoğrafımızı çekmişti. "Yine çekelim, hazır değildim" Dediğimde Kaan telefonu ayarlamaya gitti, Uğura bakıp " Gülümse biraz, bu günleri sonra özleme." Dediğimde beni hiç takmıyordu koca ayak, Kaan telefonu kurup Uğurun yanına geldi. Gülümseyerek kameraya bakıyordum, Boran peynir diye bağırdı ben Baron ve Ayaz sadece peynir diye bağırdık ve telefon çık diyip bizi çekmişti.
Herkes dağılmadan önce " İsteyenle çekilebiliriz, patronuz ile anı kalır bida bu günler gelmez." Dediğimde yine Uğuru bakıyorlardı, başıyla onayladı. Her biri ile fotoğraf çekindik, hepsi benim yanıma hiç gelmedi hep Uğurun tarafına geçip fotoğraf çekildiler. Suratsız koca ayak hiç bir fotoğrafta gülmedi, zorlasam bile gülmedi. Tam 200 den fazla koruma ile fotoğraf çekindik, Uğur hepsinde yeter dese bile diğerleri ile çekinmedik diye kabul etmedim. Korumalar ile bittikten sonra, "Bizlede çekinin" Diyen Boranın sesini duydum, telefonu bir korumaya verip hemen yanıma geldi. Uğurun yanına değil benim yanıma gelmişti, çok şükür biri yanıma çekinmeden geldi. Boran ile aynanda peynir diyip çekindik, Boran gidip Ayaz gelmişti. Ayazda benim yanıma geçmişti, onlada peynir deyip çekinmiştik.
Sonra Altay geldi, oda Boran ve Ayaz gibi yanıma geçmişti. Hiç rahatsız olmuyordu aksine mutlu oluyordum, benden çekinmeyin yanıma gelmişti. Onla tabi peynir demedik, komikti ama arada ciddi oluyordu. Kaan geldi sonra o benim yanıma değil Uğurun yanına gitmişti, korumaların hepsi Uğurun tarafında durarak fotoğraf çekilmişlerdi. Kaan ile çekildikten sonra, Boran telefonu korumdan alıp "Şimdi hepimiz bir selfi çekinip bitsin." Ayaz, Boran, Altay ve Kaan yanımıza gelmişti. Solumda Altay, Uğurun sağında ise Kaan vardı. Ayaz önümüzde oturmuş komik bir poz veriyordu, Boran ise telefonu tutuyordu. Hepimiz telefonda gözüktüğümüzde, Ben, Boran ve Ayaz peynir demiştik. Boran saniyesinde, karşımıza geçmişti. "Siz ikiniz ile bir fotoğraf daha çekmem lazım, güzel poz verin soluk durmayın gelecekteki yengemin dediği gibi, bida bu günler geri gelmez anımız olsun."
Yorgunlukla, Uğura biraz daha sokuldum ve ekrana gülümsedim.
Kafamda bir ısı geldi.
Birisi beni öpüyordu!
Uğurun saçlarımdan öpüyordu!!!
Bölüm etkileşimi
