5.Bölüm o lanet yer

Vaveyla Yazarı: Hira Nur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 5.Bölüm o lanet yer

Yağız

Telefonunun ekranına bir kez daha baktım.
“Yarın gece. Bu sefer kaçış yok.”

Mesajı okuduğumdan beri içimde garip bir huzursuzluk vardı.

Telefonu elimde birkaç saniye tuttuktan sonra ekranı kapattım ve cebime koydum.

Gitmek istemiyordum.

Hatta uzun zamandır ilk defa gerçekten gitmek istemiyordum.

Ama istememek, gitmeyeceğim anlamına gelmiyordu.

Çünkü bazı insanların seçim şansı olmazdı.

Benim de olmamıştı.Ailem rahat bir şekilde yaşayabilsin diye yıllardır kendimden verdiğim şeylerin arasına bir yenisi daha eklenmişti.

Kimsenin bilmediği bir hayat

Kimsenin görmediği bir tarafım.

Ve her seferinde biraz daha
nefret ettiğim o yer.

Tamirhanenin ışıklarını kapattım.Kapıyı kilitledikten sonra bir süre kaldırımda öylece durdum.

Sokağın sessizliğine baktım.Normal bir insan gibi eve gitmek istiyordum.

Annemin sesini duymak, kardeşlerimin ne yaptığını görmek, birkaç saatliğine de olsa kafamı rahatlatmak istiyordum.

Ama bu gece normal olmayacaktı.

Cebimdeki telefonu tekrar çıkardım.Bir an Yağmur’un adını gördüm.Dün kafede otururken söyledikleri aklıma geldi.“Ben verdiğim sözleri unutmam.”O cümleyi hatırlayınca istemsizce gülümsedim.

Sonra gülümsemem yüzümden silindi.

Çünkü Yağmur’un benim hakkımda bilmediği çok fazla şey vardı.Ve ben onun bunları öğrenmesini istemiyordum.

Arabaya bindim.Motoru çalıştırdım.Yol boyunca tek kelime etmeden ilerledim.Şehir ışıkları arkamda kalırken içimdeki sıkıntı giderek büyüdü.

Sonunda o yolu gördüm.Arabayı biraz daha yavaşlattım.Birkaç dakika sonra karşıma o bina çıktı.Camları karanlık, dışarıdan bakıldığında sıradan görünen ama içine girildiğinde bambaşka bir dünyaya dönüşen o yer.

Arabayı durdurduğumda ellerim direksiyonda kaldı.Bir süre inmedim.Başımı koltuğa yasladım.Gözlerimi kapattım.“Yine geldin.”Kendi kendime güldüm.Evet.Yine gelmiştim.

O lanet yere.

Burası benim esir kaldığım yerdi.Buraya her gelişimde kendimden bir parça daha bırakıyordum sanki.

Kapıyı açıp arabadan indim.İçeri doğru yürürken kalbim hızlanmaya başladı.Kapı açıldı.İçeriden gelen sesler yüzüme çarptı.

Kalabalık.Bağırışlar.Ayak sesleri.Konuşmalar.Her şey birbirine karışıyordu.İçeri girdiğim anda birkaç kişi bana baktı.

Kimseyle göz göze gelmeden ilerledim.Soyunma odasına geçtiğimde kapıyı arkamdan kapattım.Sessizlik.En sevdiğim şey buydu.Sessizlik.Bir süre aynadaki yansımama baktım.Yüzümdeki ifadeyi tanıyordum.Soğuk.Sakin.Umursamaz.Ama içimde hiçbiri yoktu.İçimde sadece eve dönmek isteyen biri vardı.

Tam o sırada dışarıdan bir ses yükseldi.

— Yeni çocuk geldi!

Birileri gülmeye başladı.Başımı kapıya çevirdim.Yeni çocuk?Kimdi?Kapıyı açıp dışarı çıktım.Kalabalığın biraz ilerisinde bir adam duruyordu.

Onu daha önce görmemiştim.Etrafındaki insanlar onun hakkında bir şeyler konuşuyordu.

Ama o hiçbirine cevap vermiyordu.

Sadece etrafını izliyordu.

Sonra gözleri benim üzerimde durdu.Birkaç saniye boyunca birbirimize baktık.
Ne bir selam verdi.Ne de başka bir şey yaptı.

Sadece baktı.Sonra başını hafifçe eğip gözlerini çevirdi.İçimde açıklayamadığım bir his oluştu.Bu adamı tanımıyordum.Ama bir gün tanıyacağımı biliyormuşum gibi geldi.

Yanımdan biri geçti.

— Dikkat et Yağız.

Başımı çevirdim.

— Neye?

— O çocuğa.

Kaşlarımı çattım.

— Neden?Adam cevap vermeden uzaklaştı.

Gözlerim yeniden ona kaydı.Ama bu kez ortada yoktu.Sanki hiç gelmemiş gibiydi.Bir süre sonra ismim söylendi.Artık sıra bendeydi.Derin bir nefes aldım.Kafamı boşaltmaya çalıştım.

Yağmur’u düşünmeyecektim.Ailemi düşünmeyecektim.Hiçbir şeyi düşünmeyecektim.Sadece çıkıp işimi yapacaktım.Sonra geri dönecektim.

En azından kendime böyle söyledim.Kalabalığın sesi yükseldi.Ringin birkaç adım uzağında dururken içerideki hava bile değişmiş gibiydi.

Az önce herkes konuşuyordu.Şimdi ise gözler tek bir noktaya çevrilmişti.

Bana Karşımdaki adama.İçeri adım attığımda ayaklarımın altındaki zemini hissettim.

Nefesimi yavaşlatmaya çalıştım.Kalabalıktan birinin bağırdığını duydum.

— Yağız!

Bir başkası ismimi tekrar etti.
Sonra başka sesler birbirine karıştı.Kulaklarım uğulduyordu.

Ben ise sadece karşımdaki adama bakıyordum.
O da bana bakıyordu.
Yaşını tam kestiremiyordum.
Yüzünde en ufak bir heyecan yoktu.
Sanki buraya ilk defa gelmemişti.
Sanki kalabalığın bağırışları onu hiç ilgilendirmiyordu.
Gözlerinde tuhaf bir sakinlik vardı.
Bu hoşuma gitmedi.Çünkü buraya gelen çoğu insanın yüzünde bir şey olurdu.Heyecan.Korku.Öfke.Bunda ise hiçbir şey yoktu.
Hakem aramızda durdu.
Kuralları hatırlattı.
Ben başımı salladım.
Karşımdaki de aynı şekilde cevap verdi.
Sonra geri çekildi.
Bir saniye.İki saniye.Üç saniye.Ve maç başladı.
İlk anda kimse hamle yapmadı.
İkimiz de birbirimizi ölçüyorduk.
Bir adım attı.Ben geri çekildim.O tekrar yaklaştı.Ben mesafeyi korudum.Kalabalık sabırsızlanmaya başlamıştı.

— Hadi!— Başlasanıza!

Karşımdaki bir anda
hızlandı savunmamı kaldırdım.İlk hamleyi karşılayıp geri çekildim.
Nefesimi kontrol etmeye çalışıyordum.“Panik yapma.”Kendi kendime bunu tekrar ettim.
“Onu oku.”Birkaç saniye sonra tekrar karşı karşıya geldik.

Bu kez ben hamle yaptım.
O geri çekildi.Ardından karşılık verdi.
Bir anlık boşlukta darbe aldım.
Başımı yana çevirdim.Acıyı hissettim.

Ama belli etmedim.Karşımdaki gözlerini üzerimden ayırmıyordu.
Sanki ne yapacağımı anlamaya çalışıyordu.Ben de onu okumaya çalışıyordum.Bir adım.Bir adım daha.

Sonra yeniden karşı karşıya geldik.

Kalabalığın sesi yükseliyordu.
Ama ben artık onları duymuyordum.

Sadece nefes alışlarımızı duyuyordum.

Kendi kalp atışımı.Ayaklarımın yere basışını.Ve kafamın içindeki düşünceleri.“Kaybedemezsin.”Bir an ailemi düşündüm.

Annem.Kardeşlerim.

Evde beni bekleyen insanlar.

Sonra Yağmur geldi aklıma.Dün kafede otururken bana bakışı.“Güçlüsün.”O cümleyi hatırladım.

Nedense bu kez ayağa kalkmam için yeterli oldu.Karşımdaki tekrar hamle yaptı.

Savunmamı toparladım.Bir süre sonra maçın temposu iyice yükseldi.

Her şey daha hızlı hâle geldi.

Nefesim ağırlaşmaya başladı.

Yüzümdeki ilk darbenin bıraktığı sızı giderek belirginleşiyordu.
Ama duramazdım.Bir an göz göze geldik.Karşımdaki adamın yüzündeki sakin ifade ilk kez değişti.Artık o da yorulmuştu.
Ben bunu fark edince içimde yeniden güç toplandı.Bir sonraki hamlesini bekledim.Geldi.Geri çekildim.Ardından karşılık verdim.Kalabalıktan büyük bir uğultu yükseldi.

Bir an dengemi kaybedecek gibi oldum ama toparlandım.Dişlerimi sıktım.“Devam et.”Birkaç saniye sonra yeniden karşı karşıyaydık.

Bu kez ikimiz de susuyorduk.Kalabalık bağırıyor olsa bile sanki ringin içinde yalnızca ikimiz vardık.Son hamlelerden biri geldiğinde bütün gücümü toparladım.Ve birkaç saniye sonra maçın sona erdiğini belirten ses duyuldu.Bir an olduğum yerde kaldım.
Sonra kalabalığın sesi patladı.

Kazandığımı biliyordum.Ama sevinemedim.Nefes almakta zorlanıyordum.Göğsüm hızlı hızlı inip kalkıyordu.Yüzümdeki ağrı artık daha belirgindi.Elimi yüzüme götürmedim.Belli etmek istemiyordum.Karşımdaki adam bana birkaç saniye baktı.Sonra başını hafifçe eğdi.Ben de karşılık verdim.

Ringden inerken kalabalığın arasından geçtim.Tam o sırada gözüm yine az önce gördüğüm adama takıldı.Yeni çocuk.Oradaydı.Bu kez bana daha uzun baktı.

Yüzünde çok hafif bir gülümseme vardı.Sanki maçı izlemek için değil de beni görmek için gelmişti.Birkaç saniye sonra arkasını dönüp kalabalığın içinde kayboldu.

Arkasından bakakaldım.İçimde kötü bir his vardı.“Kim bu?”Cevabını bilmiyordum.Ama bir gün öğrenecektim.Ve o gün geldiğinde hayatımın eskisi kadar sakin olmayacağını henüz bilmiyordum.Soyunma odasına geçtiğimde kapıyı kapattım.
Aynanın karşısına geçtim.

Yüzümdeki darbeye baktım.Derin bir nefes aldım.Bir süre sonra gözlerimi kapattım.Az önceki maç yeniden gözümün önünden geçti.

Rakibin bakışları.Sessizliği.O tuhaf sakinliği.Sanki bir şey biliyordu.Ama ne bildiğini bilmiyordum.Telefonumu çıkardım.

Ekranda birkaç cevapsız arama vardı.

Yağmur.Kaşlarım çatıldı.Bir an geri aramak istedim.Sonra vazgeçtim.

Ne diyecektim?

“Merhaba, gece yarısı gizli bir yere gidip kavga ettim.”

Bunu söyleyemezdim.Telefonu kapattım.

Ama içimde bir şey vardı.Yağmur’un kızacağını biliyordum.Ve garip olan şu ki…Bunun beni eskisi kadar rahatsız etmediğini fark ettim.

Yağmur

Telefonun ekranına tekrar baktım.
Hâlâ cevap yoktu.Saat ilerlemişti.
Yağız normalde böyle yapmazdı Arabam için Mesaj atardım Cevap verirdi.
Arardım.Açardı.
Ama şimdi hiçbir şey yoktu.Bir kez daha aradım.Telefon çaldı.Sonra kapandı.

— Yağız…
İçimdeki huzursuzluk daha da büyüdü onu ilk gördügüm an geldi Kendi kendime sakin olmam gerektiğini söyledim.Belki telefonunun şarjı bitmişti.Belki işi uzamıştı.Belki…Ama içimdeki ses hiçbirine inanmıyordu.Montumu aldım.

Çantamı omzuma taktım.
Tamirhaneye gidecektim.
Ne olursa olsun.
Tamirhaneye vardığımda kapının ışığı açıktı.

Kapıyı açıp içeri girdim.

— Yağız?

Cevap gelmedi.
Biraz daha ilerledim.
Sonra onu gördüm.
Bir sandalyede oturuyordu.
Başını geriye yaslamıştı.
Yüzünde belirgin bir darbe izi vardı
Bir an olduğum yerde kaldım
Sonra hızla yanına gittim.

— Yağız!
Başını kaldırdı.Beni görünce gözleri büyüdü.
— Yağmur?

— Senin neyin var?

Ayağa kalkmaya çalıştı

— Bir şeyim yok.

— Bir şeyin yok mu

Sesim yükseldi.

— Yüzünün hâline bak!

Yağız elini yüzüne götürdü.

— Geçer.

— Nasıl geçer?

Çantamı masanın üzerine bıraktım.

— Nereden geldi bu?

— Küçük bir kaza.

Gözlerimi kıstım.

— Bana yalan söyleme.

Yağız sustu.
Bu suskunluğu bile cevaptı.

— Yağız, ne yaptın sen?

— Yağmur…

— Hayır!

Sesim titremeye başlamıştı.

— Ben seni saatlerdir arıyorum.

Yağız’ın yüzündeki ifade değişti.

— Beni mi aradın?

— Evet!

— Neden?

Bu soruyu duyunca daha da sinirlendim.

— Çünkü senden haber alamadım!

Bir an sustum.Sonra sesim daha yumuşak ama daha kırgın çıktı.

— Çünkü seni merak ettim.

Yağız başını eğdi.Ben ise ona bakmaya devam ettim.

— Ailenin tek değerlisi sensin.

Yağız gözlerini kaldırdı.

— Nasıl böyle bir şey yapıp onları korkutursun?

— Onları korkutmak istemedim.

— Sana bir şey olsaydı ne olacaktı?
Yağız cevap vermedi.

— Bunu hiç düşündün mü?

— Ya bir gün dönemezsen?

Yağız’ın bakışları bir anda değişti.Bu cümle ona dokunmuştu.

— Öyle konuşma.

— Neden?

— Çünkü…

Durdu.Sonra gözlerini kaçırdı.

— Çünkü ben de bazen korkuyorum.

Bu cevabı beklemiyordum.Bir süre hiçbir şey söyleyemedim.Sonra çantamı açtım.

— Otur.

— Yağmur…

— Otur dedim.

Yağız itiraz etmeden oturdu.Pansuman malzemelerini çıkardım.Yanına oturdum.

Yüzündeki yarayı dikkatlice temizlemeye başladım.Yağız bir süre sessiz kaldı.Sonra hafifçe konuştu.

— Bu kadar kızacağını düşünmemiştim.

— Çünkü beni tanımıyorsun.

— Seni tanıyorum.

Elim bir an durdu.

— Öyle mi?

— Biraz.

Göz göze geldik.

— Ve seni üzmek istemiyorum.

Kalbim bir an hızlandı.Hemen gözlerimi kaçırdım.

—O zaman kendine dikkat et.

— Ediyorum.

— Buna dikkat etmek mi diyorsun?

— Elimden geleni yapıyorum.

— Daha fazlasını yap.

Yağız hafifçe gülümsedi.

— Emredersin.

— Dalga geçme.

— Geçmiyorum.

Pansumanı bitirmek üzereydim.Yağız bana bakıyordu.Ben de farkında olmadan ona bakınca göz göze geldik.

Bir süre ikimiz de konuşmadık.Sonra Yağız biraz daha yaklaştı.

— Benim için korkma.

Kaşlarımı çattım.

— Kes sesini. Ne hâle gelmişsin ya.

Yağız güldü.

— Tamam.

— Gülme.

— Sen kızınca komik oluyorsun.

— Yağız!

— Tamam, tamam.

Başımı iki yana salladım.

— Sen gerçekten çekilmez bir insansın.

— Ama geldin.

Bir an durdum.

— Ne?

— Buraya geldin.

Cevap veremedim.Çünkü haklıydı.
Gerçekten de onun için gelmiştim.
Yağız bunu anlamıştı.

— Seni merak ettim sadece.

— Biliyorum.

— O zaman söyle.

— Neyi?

—Beni merak ettiğini

— Hayır.

Yağız gülümsedi.

— Söyle.

— Söylemeyeceğim.

— Tamam.

— Neden bu kadar sakinsin?

— Çünkü sen buradasın.

Bu kez kalbim gerçekten hızlandı.
Hemen ayağa kalktım.

— Ben gidiyorum.

— Yağmur.

— Ne?

— Otur Konuşalım.

— Konuşacak bir şey yok.

— Var.

Kapıya yöneldim.Yağız da ayağa kalktı.
Ama bu kez önüme geçmedi.
Sadece birkaç adım gerimde durdu.
— Gitmek istiyorsan gidebilirsin.

Durup ona baktım.Bu cümleyi beklemiyordum.
Yağız devam etti.

— Ama önce beni dinle.

— Ne söyleyeceksin?

— O gece…

Bir an sustu.

— Mahallede kavga çıktı.

Kaşlarımı kaldırdım.

— Kavga mı?

— Evet.

— Ve sen de oradaydın?

— Bizim çocuklardan birkaçının başı derde girmişti. Yardım ettim.

Yüzüne baktım.İçimdeki şüphe hâlâ duruyordu.

— Bu yüzden mi yüzün böyle?

— Biraz karıştı ortalık.

— Sana inanmıyorum.

Yağız başını eğdi.

— Biliyorum.

—O zaman neden yalan söylüyorsun?

Bir an sustu.

— Çünkü seni bu işlerin içine sokmak istemiyorum.

Bu cevap beni susturdu.Yağız devam etti.

— Benim hayatım sandığın kadar basit değil.

— Fark ettim.

— Ve seni bunun içine çekmek istemiyorum.

— Belki de çoktan çektin.

Yağız bana baktı.İkimiz de sustuk.
Sonra yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

— Bana hâlâ kızgınsın.

— Evet.

— Çok mu?

— Çok.

— Biraz azaltamaz mısın?

— Hayır.

— Peki gönlünü nasıl alacağım?İstemeden gülümsedim.

— Bilmiyorum düşünmeliyim

— Sen düşünene kadar ben yaşlanırım.

— O kadar uzun sürmez.

Bir anlık sessizlikten sonra Yağız’ın yüzündeki gülümseme kayboldu Ciddileşti.

— Gerçekten özür dilerim.

Bu kez sesinde şaka yoktu.

— Seni merakta bıraktığım için özür dilerim.Bir süre ona baktım.Sonra iç çektim.

— Bir daha yapma.

— Yapmamaya çalışacağım.

— “Çalışacağım” değil.

Yağız gülümsedi.

— Tamam. Yapmam.

Başımı salladım

— İşte şimdi oldu.

Kapıya doğru yürüdüm.

Bu kez Yağız arkamdan sadece seslendi.

— Yağmur.

Döndüm.

— Ne?

— Teşekkür ederim.

— Neden?

— Geldiğin için.

Bir an ona baktım.

Sonra küçük bir gülümsemeyle başımı salladım.

— Kendine dikkat et, Yağız.

— Sen de.

Tam kapıdan çıkarken bir kez daha arkamı döndüm.

Yağız hâlâ bana bakıyordu.Gözlerinde daha önce görmediğim bir şey vardı.

Ne olduğunu bilmiyordum.Ama o bakış aklımdan çıkmayacaktı.

Yağız

Yağmur gittikten sonra uzun süre kapının olduğu yere baktım.
Sonra elim yüzüme gitti.
Canım acıyordu.Ama bu kez acıyan yer yüzüm değildi.İçimde bir şey vardı.

Yağmur’un söyledikleri aklımdan çıkmıyordu.
“Ailenin tek değerlisi sensin.”
“Ya sana bir şey olsaydı?”
Beni gerçekten merak etmişti.
Benim için endişelenmişti.

Ve ben ilk defa birinin bana kızmasının bile iyi hissettirebileceğini düşünüyordum Telefonum yeniden çaldı.
Ekrana baktım
Bilinmeyen bir numara açmadım

Telefon tekrar çaldı.Sonra bir mesaj geldi.
“Bir dahaki maçta seninle ben varım.”
Mesajın altında isim yoktu.Ama kimin gönderdiğini biliyordum.

Az önce gördüğüm adam.Yeni gelen.

Gizemli rakip.Telefonu avucumda sıktım.Başımı kaldırıp boş tamirhaneye baktım.

Yağmur’un birkaç dakika önce oturduğu sandalye hâlâ oradaydı.

İçimden tek bir şey geçti.“Onu bu hayattan uzak tutmalıyım.”Çünkü artık anlamıştım.

Bu iş sadece benim hayatımı tehlikeye atmıyordu.

Bir gün Yağmur’un da kapısına dayanabilirdi.Ve buna izin vermeyecektim.

Ama bilmediğim bir şey vardı.

O gece karşıma çıkan adam, hayatımdaki en büyük rakip olmaktan çok daha fazlası olacaktı.

Ve onunla karşılaşmamız, Yağmur’la aramdaki her şeyi değiştirecekti.

Selam bölüm biraz gecikti okula gidip geliyorum ve inanın vaktim kalmıyor ve bazı aksaklıklar oluyor elimden geldiğince bölüm atacağım sizleri seviyorum bölümleri beyenip yorum yapıp fikirlerinizi belirtirseniz çok sevinirim şimdiden çok teşekkürlerr yeni bölüm en kısa sürede gelecek görüşürüzzzz🫶🏻🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

35okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.