5. bölüm · Turuncu koltuk

Yüreğin ısınışı

Yeşil Karetta

...sonra da hemen yüzünün kızarmasını, evet
yüzünün çok çabuk kızarmasını seviyorum.
Tarık Tufan
Poşet masada ben sandalyede bakışıyorduk. Ben ona ,eminim ki onun da gözleri olsa o da bana böyle bakıyor olurdu, bakıyordum.Benum için aldıklarına . Bak düşününce yanaklarım yanmaya başladı yine. Kendine gel Bade, kendine gel! Hemen poşeti dolaba kaldırdım. Zira göz önünde durmaması en iyisi olacaktı. Hemen kendimi duşa attım. Sonra kısa bir cilt bakımı ve doğrudan yatak. Sonra da peşi sıra gelen düşünceler.
"Teşekkür ederim."
" Rica ederim, ne demek. " Sonra bir boşluk.
" Hadi üşümeden eve gir, biraz esiyor. İyi geceler."
" İyi geceler." Eve doğru yürüdüm. Ben binadan içeriye girene kadar gitmedi.

Sabah inanılmaz bir boğaz ağrısı ile uyandım. Tabi dün yediğin dondurmalar bugün boğaz ağrısı yapar. Ama hayır, bir dakika bu normal bir boğaz ağrısı değil, yoksa ... Evet , eveet. Ateşim de var. Şahane , hakikaten şahane. Hemen üzerimi değiştirip sağlık ocağına doğru yola koyuldum. Tam hasta olmadan önce hemen önlem almam gerekiyor çünkü ilerledikçe hareket bile edemez hale geliyorum. Hemen gidip bir iğne oldum. Beni tanıdıkları için,hemen yaptılar sağ olsunlar. Daha sonra ilaçları ve takviyelerimi alarak eve geldim. Kendime bir kahvaltı hazırladım , hızlıca yedim. Ortalığı şöyle bir topladım. Hastaneye de gidince hiç uğraşacak vakit kalmıyordu çünkü. Üstelik kaderin cilvesi ki evde tektim. Akşam olunca iyice kötüleştim. Acaba yarın gitmese miydim hastaneye . Bir iki gün izin alsam iyi olurdu . Hemen hastaneyi arayıp durumu anlattım. İzin aldım iki gün. Sonra da ilaçlarımı içip uyudum. Bütün gece uyanıp aralıklar ile istifra edip durdum. Artık gözümden yaşlar geliyordu zira için dışıma çıkmıştı. Sabah sekiz gibi ancak kendime geldim. Hala hiç uyuyamadığımdan kafam zonkluyordu. Dolaptan biraz ekmek çıkarıp yedim. Üzerine de ilaçları içip uyudum. Uyandığımda kapım deli gibi çalıyordu. Zorluk ile yataktan kalktım. Yavaş yavaş kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açtım. Derin ve Yusuf karşımda duruyordu. Derin hemen bana sarıldı. " Kızım neden açmıyorsun sen şu telefonu ya ? Meraktan öldük. Anneler de çok merak etmiş biliyor musun! Beril'i aradı annen dün geceden beri sana ulaşamıyormuş." İkisine de baktım öylece. İkisi de beni baştan aşağı süzdü. Halimi görünce de anladılar hasta olduğumu. Ama yine de bir açıklama yapmam gerektiginden konuşmaya çalıştım, güçlük ile çıkan sesimle. " Özür dilerim . Hiç , hiç halim yoktu. Uyuyordum. Kapı sesine uyandım." " Onu anladık zaten." Dedi Yusuf. İkisi de içeri geçip ışıkları yaktılar. Derin hemen gruba yazdı . Ben de annemi aradım ve tabi ki fırça yedim. Ama hasta oldugumdan da kıyamadı. " Çok merak ettik ." Dedi ben dönünce konuşmadan Yusuf. " Kusura bakmayın ama ayakta duracak, gözlerimi açacak takatim bile yok. Size de ayıp olmasın ama ben uyumaya gitsem olur mu?" Dedim ,gayet net bir şekilde. Sesim daha da kısılmıştı. Deniz hemen " Tamam . Sen git uyu . Biz de gideriz şimdi. Ama sen önce söyle bakalım bir şey yedin mi?" Evet anlamında baş salladım. " İlaç?" Yine evet anlamında baş salladım, aşağı yukarı. " Tamam o zaman . Biz şimdi gidelim. Anahtarı aldım haberin olsun. Sen dua et bizimkiler nöbette . Yoksa ordu ile gelecektim. " Dedi. " Bir şeye ihtiyacın olursa hemen beni ara olur mu?" Dedi Yusuf. Ona da evet anlamında baş salladım. Zira beni rahat bırakın demek için bile gücüm yoktu. " Tamam o zaman ,gidiyoruz . " Dedi ve bana sarıldı. Sonra da ikisi de gitti. Ben yine hazır uyanmısken birkaç lokma ekmek yiyip uyudum. Kalktığımda saat bir' e geliyordu. Yine bir istifra seansına başladım. Lavabodan zar zor çıktım. Hemen Derin' i aradım . Açmadı. Beril'i aradım sonra . O da açmadı. Artık ağlamaya başlamıştım. Ben ağlarken telefonum çaldı. Beril arıyordu. " Beril ." Diyebildim sadece. Of ,annem geleyim diye söylendiginde kabul etmeliydim. " Sütlaçım. İyi misin?" Dedi endişeli sesi ile. Ağladım, sadece ağlamaya devam ettim. " Ne oldu, çok mu kötüsün?" Dedi. " Hım hım. Kalkamıyorum. " Dedim. Daha da çok ağlamaya başladım. Ağlamamı dinledi. Devam ettim sonra " Derin açmadı. Sen de nöbetttesin ama..." Deyip yutkundum. " ...ama mecbur kaldım. " diyebildim."Tamam sen beni bekle . Halledeceğim ben , sakın korkma ,tamam mı ? Benden haber bekle." Dedi . Dedi sanki beni sarıp sarmalıyordu. Onaylamak adına bir mırıltı çıkardım. " Halledeceğim Sütlaç." Dedi ve telefonunu kapattı. Ben olduğum yerde durup ağlamaya devam ettim. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama çok olmamıştı ki kapım açıldı. Ben hala banyoda ağlıyordum. Banyo kapısında bir yüz bana bakıyordu. Kapıyı daha da açıp yanıma geldi. " Ağlama , geldim ." Dedi Taner. Yüzümü ellerinin arasına alıp saçlarımı yüzümden uzaklaştırdı. " Neyin var ?" Dedi . Ağlamaya devam ederken konuştum" Midem çok, çok bulanıyor. Başım dönüyor. Kalkamıyorum."
" Ağlama , geldim bak buradayım. " Dedi . Yavaşça ayağa kalktı. Ellerini lavaboda ıslatıp yüzüme sürdü. Suyun soğukluğu ile irkildim. " Tamam. Soğuk değil,iyi gelecek." Dedi . Yavaşça yüzümü ıslatmaya devam etti. Sonra yanıma çöktü. " Miden hala çok mu bulanıyor? " Diye sordu. Evet anlamında başımı salladım. " Tamam o zaman , şimdi seni biraz kaldıracağım, kusarsan eğer belki daha iyi olur ." Dedi. Doğrudan gözlerime bakıyordu. Sonra ayağa kalktı dolabı açıp içinden toka çıkardı. Eğildi yanıma , nazikçe saçlarımı bağlamak için. Ben bu sırada hala ağlıyordum. Saçlarımı çok sıkı olmayacak şekilde bağladı. Sonra Elleri ile gözyaşlarımı sildi. Elleri yavaşça belime gitti ardından. Beni çok yavaş bir şekilde ayağa kaldırdı. Hemen midem ağzıma geldi zaten. İstifra etmeye başladım. Bu sırada bir eli sırtımda , nazikçe sırtımı okşuyordu. Diğer eli karnımda düşmeyeyim diye beni tutuyordu. Biraz rahatlayınca " bakma..." Diyebildim. " Tamam bakmıyorum." Dedi hemen ,gülmeyi de ihmal etmeden. Midem rahatlayınca klozet kapağını kapattım hemen . Lavaboya getirdi beni hemen . Elimi yüzümü yıkadım. Ama hala ağlıyordum. Ellerini ıslatıp yine yüzümü yıkadı. Daha sonra bana baktı, iki eli de belimdeyken . " Gerçekten inanılmazsın." Dedi. " Neden ağlıyorsun bu kadar, başka bir şey mi oldu, başka bir yerin mi ağrıyor?" Diye devam etti. Ben hala ağlamaya devam ediyordum. Ağzım kapanmış, gözlerim kapakları açmıştı resmen . Ben bir şey söylemeyince yine Taner konuştu. "Pelit. O zaman artık burada kalmayalım. İçeriye gidelim sen uzan olur mu?"
" Tamam , olur"
" Ha şöyle ya , konuş benimle."
"Tamam."
" Bir de bu kadar ağlama, yü..." Diyordu ki durdu. Sonra devam etti.
" E hadi . " Deyip beni kucağına aldı. Hiçbir şey söylmeden beni salona götürdü. Yavaşça koltuğa bıraktı. Sonra doğruldu. " Odana götürsem daha iyi sanırım." Deyip beni tekrar kucakladı. " Odan nerede ?" Diye sordu hemen ardından. Elim ile işaret ettim ,koridorun sonundaki odayı. Odama doğru sakin adımlar ile yürüdü kapı halihazırda açık olduğundan ayağı ile daha da açmak maksadı ile itti biraz. Yatağa bıraktı beni sonra doğruldu. " Sen üzerini değiştir. Sonra da uyu biraz olur mu. ?" Dedi. Dolaba yöneldi. Bana uzun kollu bir üst ve bir pijama altı çıkarıp verdi. " Bunları giy olur mu, kalkma çok fazla. Başın daha çok dönmesin. " Dedi . Ben kafa salladım. Kapıya doğru yöneldi. Çıkmadan önce " Ben içerdeyim. Burayım. " Deyip çıktı. Çıkardığı kıyafetleri giydim . Sonra da yatağa uzandım. Üzerimi örttüm. Mide bulantım nispeten daha azdı ama baş ağrım azalmak bilmiyordu. İlaç içsem belki biraz azalır ve uyurum diye ilaç içmeye karar verdim. Komodinin üzerinden ilacı aldım , bir iki yudum su ile içtim. Sonra tekrar uzandım. Yavaş yavaş uykuya teslim oldum .
Uyandığımda oda hala karanlıktı. Saçlarım darmadağın, yer içinde kalmıştım. Baş ağrım da çekilebilir kıvamdaydı. Yataktan çıkıp salona doğru yürüdüm. Kimse yoktu. Mutfağa doğru yürüdüm. Burada oturmuş çay içiyordu. Beni görünce hemen ayağa kalktı. " Utanmışsın. Daha iyi misin?" Dedi. Kafa salladım. Gülümsedi kocaman. Bana bakmayı sürdürürken" acıktın değil mi?" Diye sordu. Ona da kafa salladım. " Sen otur, ben hemen getiriyorum ." Dedi. Ocaktaki tencereden kaseye çorba koydu. Masaya bıraktı bir koca bardak su ile . Bakışları çorbadan daha sıcaktı. Hemen içmeye başladım. O kadar lezzetliydimki çorba. Hemen bir dilim ekmek de getirdi. " Bakma öyle , belli ki doğru dürüst bir şey yemediğinden böyle olmuş. Afiyet olsun." Dedi. " Doktor olan sensin galiba ." Dedim. İkimiz de güldük çok kısa. Ben çorbayı içtim. O beni izledi. Çorbanın sonuna gelmiştim ki konuşmaya başladı.
" Bu arada ben Berillere haber verdim. "
" Of ben unuttum onu . Teşekkür ederim. "
" Rica ederim. " Dedi sımsıcak sesi ve gülümsemesi ile.
Çorba bitince kaşığı kasenin içine koydum . Kaseyi benim kaldırmama fırsat vermeden hemen aldı. Lavaboya koydu. " Çay ister misin ? Diye sordu hemen ardından. " Olur ." Dedim. Çayı masaya bıraktı. Yerine oturdu sonra. Yeni fark etmiştim, takım elbise vardı üzerinde.
" Çalışıyor muydun?"
Üzerine baktı hemen .
" Hayır, hayır. İşte değildim . Bizimkilerin yanına gitmiştim işten sonra, arkadaşlarım. Oradan da eve geçiyordum ki Beril aradı. "
" Sütlaç ya ."
" Sütlaç." Deyip güldü.
Boğazımı temizleyip söze başladım.
" Bu arada çok teşekkür ederim. Hakikaten. Yine çok mahcup oldum. Önünde ... Nelere şahit oldun. Hakikaten sağ ol." Dedim
" Ne demek , iyi ol Yeter . Ayrıca mahcup olmanı gerektirecek bir şey yok. Ama..." Derin bir nefes verdi. " Ama ağlama bir daha olur mu?" Dedi. Mavi gözleri direkt gözlerimdeydi. " Beriller sabah geleceklermiş. Haberin olsun." Dedi sessizliği bölmek adına. Ben çaydan iki yudumdan fazla içemedim. " Uyusam olur mu ?" Dedim mahcup bir ifade ile. " Tabi sen uyu. Ben buradayım." Dedi. Ben önde o arkamda odama gittik. Ben yatağa girip üzerimi örttüm. " Ben içerdeyim." Dedi . Tam çıkacakken" Taner, dolaptan yastık ve battaniye al , üst tarafta. " Dedim elim ile de işaret ederek. Gelip yastık ve battaniye aldı. Yine tam çıkacakken konuştum" Çorba çok güzeldi, ellerine sağlık. Ve sağ ol. Sen olmasaydın..." İzin vermedi bitirmeme" Şifa olsun. Sen sağ ol." Dedi. " İçerdeyim." Diye de ekledi çıkmadan önce . İlaçlarımı içip uyudum .
Sabah uyandığımda etraf çoktan aydınlanmıştı. Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım. Oturma odasına gittim. Bizimkiler gelmiş kahve içiyorlardı. Taner yoktu. Battaniye ve yastık nizami bir şekilde üst üste koltuğun kenarında duruyordu. " Uyandın sonunda ." Dedi hepsi bir ağızdan bana sarılırken. " Çok Şükür iyisin. " Dedi Derin. " Badoş , özür dilerim ya aramışsın beni ama ben buradan geri hastaneye gittim, çağırdılar beni. Duymamış. Beril söyledi sonra onu aradığını da öyle baktım telefona. Özür dilerim. Çok korktum." Dedi. Kocaman sarıldım ona . " Saçmalama kız. İyiyim hem ." Hepimiz tekrar sarıldık. " Biz konuştuk bu arada iki gün daha izinlisin." Dedi Deniz. Canlarım ya . Teşekkür ederim, cansınız." Dedim. " Bu arada Taner nerede?" Diye sordum. " Biz gelince gitti eve . İşe gidecekmiş sonra." Dedi Ahu. " Tamam. Ona da teşekkür edemedim." Dedim. " Hadi gel bir şeyler yiyelim dedi Ahu ardından . Birlikte birkaç bir şey yedik. Düne nazaran daha iyiydik ama midem hala çok fazla şey almıyordu. Mutfağa gittim su almak adına çünkü ilaç içecektim. Sandalyede kırvatı duruyordu. Kıravatı elime aldım. Kıravat , nasıl desem , kusmuk olmuştu. Bir kez daha kıpkırmızı oldum.

Beğenir ve yorum yaparsanız çok sevinirim. Okuduğunuz için teşekkür ederim 🤗.