2. bölüm · Turuncu koltuk

Akla ilk düşüş

Yeşil Karetta

hayatımda ilk kez biri bana
“kendine çok dikkat et” dedi.
anlamış onun kalbini taşıdığımı herhalde…
Cemal süreya
"Tamam anne , hım hım. Evet. Evet . Anne , lütfen. Hazırlandım birazdan yola çıkacağım. Merak etme lütfen . Annem arayamam mesaj atarım saate çok geç olacak eve varınca . Tamam anneciğim, arayacağım." Tainim çıktı kardeşimin olduğu, okuduğum şehre. Mesleğin cilvesi de bu . Savcı olmak isterken elbette bunları da göz önünde bulundurup, her şeyi ile kabul ederek seçtim. Kardeşim ise okulunun son senesinde ,doğal olarak hala ona göz kulak ol am istendi. Biz de el mahkum kabul ettik. İkimiz de ilk başta elbette başarılı olamayacağımızı bile bile itiraz ettik. Hafta içi işe baslamış olmak gerekeceği için hemen yola çıktım. Aslında sabah yola çıkacaktım ancak daha fazla beklemek anlamsız olacağı ve çoktan hazır olduğumdan akşam üzeri yola çıktım Bingöl 'den. Allah'tan anahtarım var da eve varınca kardeşimi uyandırmam gerekmeyecek . Ama bir düşündüm de korkabilir, en iyisi mesaj atmak. "Abim ben geldim. Aşağıdayım. Korkma diye mesaj atmak istedim. " Mesaj gider gitmez hemen beni aradı. Hemen açtım ."Abiiiiiiimmmm"" dedi kulağımın zarını patlatmak istercesine. Ben de bu neşeli ses karşısında kocaman gülümsedim. Ben gülünce"Abiim. Abim. Abim. .."diye neşeli neşeli söylendi. "Tamam kapat hadi çok yazmasın , geliyorum." Dedim alay ile. "Aman . Gel hadi bekliyorum. Kapıyı çalma sakın." Dedi ve hemen kapattı telefonu. Asansöre binip yukarıya çıktım. Kapı açılır açılmaz çıktım ve çıkmam ile boynuma atlaması bir oldu Beril' in. "Abiim." "Abisinin gülü." Kocaman sarıldık birbirimize. "Tamam ya sarılırız bavulları alalım. Asansör gider şimdi. Hadi abim." İkimiz de hemen bavulları aldık. Zaten iki bavul çıkarmıştım yukarıya ve sırt cantamı. Gerisini yarın da halledebilirdik. Kapının önüne gelince durduk Beril kapıyı açarken " Daha bavul var bu arada yarın abim için taşırsın artık."dedim. "Tabi abim. Başka isteğin var mı?" dedi. Sonra kolumdan tuttu ben tam içeriye girecekken. Sesi kısık bir şekilde söyle söyledi"Abi içeride arkadaşım var, ses yapma uyanmasın olur mu?" "Tamam. Rahatsız olmasın ama ,ben böyle geldim gecenin bir yarısı. Girebilirim." "Hayır, hayır. Zaten uyuyor . İkimiz de nöbetten geldik , yorgunluktan bayıldı o. Sen çok ses yapma yeterli. ""Tamam."dedim cevap olarak. Tam içeriye girecekken kolundan tuttum"Bu arada arkadaşım derken ,İnşallah ..." Sözümü bitirmeme izin bile vermeden beni içeriye iteledi ve "Saçmalama abi ya , Bade'yi uyandırma bak. " Dedi. Kafa salladım. İçeriye girdik. Ev oldukça loştu. Benim için hazırladığı odaya gittik birlikte , ses çıkmasın diye bavulları kaldırıp odaya götürdüm. Beril de yanımda sessizce geldi odaya. Bir şeye ihtiyacın var mı gibi rutin sorular sordu. "Yok ama bir duş akşam iyi olur abicim ya , çok ses yapmam. Tamam mı?"Olur ama ses yapma." "Tamam ya yapmayız . Sen de ... ""Abi ya off. Kızı zorla pijama partisine getirdim . Nöbetten geldik. Bir buçuk saat önce uyuyabildi. Bari rahat uyusun. " "Anlaşıldı. Emredersiniz."dedim. İkimiz de sessizce güldük. Kapıdan çıkarken" Yeri zaten biliyorsun. Hem neden bana böyle davranıyorsunuz ya . Komutan gibiymişim gibi." Diye söylendi. Ben de hemen valisinden birkaç şey alıp banyo için odadan çıktım. Hızlıca banyo yapıp odama geçtim. Mutfağa gittim kazınan mideme bir şeyler girsin diye. Tam odadan çıktığım anda "su , su , su..." diye bir mırltı duydum. Etrafa baktım kimse yoktu. Acaba Beril mı diye düşündüm,sonra koltuktaki kıpırtıyı gördüm. Beril' in arkadaşı olmalı: Bade. Bir an kalakaldım.Tamamen battaniye ile kaplı vaziyette bir benden turuncu koltukta uyuyordu. Ne yapacağımı bilemedim. Uyanırsa ve beni görürse kesin korkardı. Korkmasın diye tam arkamı dönmüş odama girecekken vazgeçtim. Mutfağa doğru gittim bir bardan su aldım ve koltuğa doğru gittim. Hala "su , su.." diye mırıldanıyordu. Yanına gidince "çok susadım Beril . İyi ki varsın sütlaçım benim" dedi ve çenesine kadar battaniyeyi açtı. Gözleri hala kapalıydı. Kahve saçları yastıga yayılmış vaziyette uyuyordu hala. Kalakaldım. Suyu içirmek için kaldırmaya çalıştım bu sırada "ah , suu..." Dedi çok kısık, belli belirsiz bir ses ile. Bir elim saçına değiyordu,yumuşacık saçlarına. Birkaç yudum içtikten sonra bir eli ile bileğimi diğer eli ile de aynı elimin üzerini tutup bardağı iyice yukarıya kaldırdı. Suyu kana kana içti. Çok susmıs olmalı ki suyu hemen bitridi. Su bitince bardağı çektim."Bir bardak daha getirebilir misin sütlaçım." dedi bana . "Sütlacım"mı ? Hemen ayağa kalktım , bir bardak daha su getirmek üzere . Su dolu bardak ile tekrar döndüm. Yanına gelir gelmez konustu "Bu parfüm ne kadar ferah kız , yeni mi . Bayıldım ama biraz erkeksi gibi . " Öylece durdum . Kendimi kokladım. Hakikaten ferah mıydı? Of ne saçma şeyler geçiyor kafamdan ya tabi ki ferah , bilerek seçtim ya oğlum. Sonra oturdum heme suyu içirdim. Bu defa bardağı yeterince kaldırdım, zira ben yapmazsam o yapacaktı. Su bitince "Teşekkür ederim birtanem . Çöl olmuşum resmen" dedi . "Birtanem" . Beni kesinlikle Beril zannediyordu. Ne yapıyordum ben burada ya. Bu durum ne şimdi diye düşünürken iki elimile yanağımdan beni tuttu ve sol yanağıma kocaman bir öpücük bıraktı. Kalakaldım, yine. Bu defa o da kalakaldı sanırım. Bir karış kadar geri çekilip gözlerini açtı , koyu kahve gözlerini. Gözlerimiz buluştu loş ışığın altında. Sivri uçlu , kalkık,ve kemerli bir burnu vardı. Tekrar gözlerine baktım. Bakar bakmaz da çığlığı bastı. "Aaaaaaaaaa." Ne olduğunu anlamadan elim ağzına gitti. "Lütfen bağırma ."diyebildim sadece. Kolları ile beni geri itmeye çalıştı, başaramayınca da son çaresine başvurdu: elimi ısırmak. Elimi o kadar sert ısırdı ki elim koptu zanettim. Ben de bir çığlık koyuverdim. "AAA." Elimi çeker çekmez bağırmaya devam etti ve boynumu iki kolu ile sıkıştırıp hareket etmemi engellemeye çalıştı. Başardı da . Hakikaten ya nasıl oldu bu? Ben böyle saçma düşüncelere dalmışken var gücü ile "Beril, Beril, Beril..."diye bağırması ile kendime geldim. "Hayır, hayır. Lütfen..." diyordum ki Beril odadan çıktı bir hışım ile. Odanın ışığını açtı. "Ne oldu?" Dedi ve bizi gördü . Önce şok olmuş şekilde baktı bize . Sonra kahkahalar ile gülmeye başladı. Şok içinde baktım ona . O da şok olmuş olmalı ki " Kızım delirdin mı , neden gülüyorsun? Eve biri girmiş. Zor tutuyorum, polisi arasana" dedi . Beril bu sözler üzerine daha da çok gülmeye başladı. "Beriil! " Diye bağırdı. Beril konuşacak durumda olmadığı için ben elimin acısına rağmenellerimi boynuma doladığı kollarına doğru uzattım. Nazikçe dokundum. " Ben abisiyim." Dedim. Bırakmadı boynumu, duymadı diye düşündüm ve tekrar ettim" ben abisiyim." Elleri yavaşça gevşedi . Ben hemen ayağa kalktım, elime baktım. Kanamıyordu ama morarmıştı , şimdiden. "Beril" dedi çaresiz ses tonu ile. Beril hala güldüğünden biraz yüksek çıkan ses tonuk ile "Beril!"dedim. Sesimin ciddi oluşundan olacak ki hemen gülmesi kesildi. " İnanın şok oldum. Yani kendinizi öyle dışarıdan görseydiniz . "Dedi. Bizden cevap gelmeyince devam etti . " Bade, o benim abim . Abim Taner. Hani bahsettik ya gece . Erken gelmiş . Sen uyuyordun ,rahatsız etmeyelim dedim ama boşuna. " Tam bu esnada bana döndü. O sırada Bade ellirini yüzünd kapamış ne yapacağını bilemez vaziyette ofluyordu çok kısık ses ile." Abi ben sana ses yapma demedim mi ya. Kızın aklı çıkmış. İyi ki sessiz ol dedik ya . " Diye sitem etti bana . Ben ağzımı açmıştken boğuk bir ses duydum. " Bana şu getirdi . Ben de başka biri olduğunu anlayınca aklım çıktı . Özür dilerim. " Ortalık birkaç dakika sessiz kaldı . " Su mu ? " Dedi Beril. İkimiz de onaylanmak için baş salladık. Beril Bade 'nin yanına gitti ellerini yüzunden yavaşca çekti . Sarıldı, öptü. Sakinleştirmeye çalıştı. Bade ban döndü " özür dilerim. " Dedi gözleri dolu dolu ." Sorun değil ." Dedim. Beril ağlamasın diye teselli etmeye çalıştı. Sonra Bade'yi ayağa kaldırdı. Bana doğru çevirdi. " Hadi tanışın bari." Dedi . Gülmek istiyordu ama Bade ağlamasın diye gülmedi. Bade öylece yere baktığından ben elimi uzattım. "Merhaba , ben Beril'in abisi Taner. Taner Nevaziş." Dedim. Elime baktı önce biraz . Sonra utana sıkıla başını kaldırdı saçlarını iki eli ile kulaklarının arkasına sıkıştırıp elimi tuttu . " Merhaba . Ben Bade Karaimce." Elini çekmedi. Elindeki diş izlerine ve morluğa bakakaldı. Elimi yavaşça çevirip ısırdığı yere baktı. Kaşları yay gibi gerildi. Elimi çevirdim . Bana baktı , ben de ona. Ses çıkarmadan sadece dudaklarımı oynatarak " iyiyim, sorun yok. " Dedim. Gözleri daha da buğulandı. Elimi çektim. " Ben uyumaya gidiyorum, iyi geceler." Dedim. Odama doğru yürüdüm, Beril'in seslenişine aldırmadan. Odama geçer geçmez elime baktım , fena morarmıştı. Daha fazla bir şey düşünmemek adına hemen yatağa geçtim ve uyumaya çalıştım.
Gözumü açtıgımda çoktan hava aydınlanmıştı. Yatakta biraz gerildikten sonra kalktım, elimi yüzümü yıkamak için lavaboya gittim. Sonra mutfağa su içmeye gittim. Tam bardak alıyordum ki "günaydın" diye bir ses geldi hemen arkamdan. Döndüm: Bade. "Günaydın."dedim ben de. Derin bir nefes aldı . Hemen ardından söze başladı. Tek nefeste , hızlıca konuştu. "Dün gece için çok özür dilerim. Hakikaten sizi bilmiyorumdum ben . Yani ,of. Özür dilerim. Bir de elinizi ısırdım. Boynunuz falan. Tüm samimiyetim ile özür dilerim. " Bana bakıyordu, doğrudan. "Özür dilmenize gerek yok , iyiyim ben de zaten . Siz de çok haklısınız. Gece gece biri olunca evde. Siz kusura bakmayın asıl, ben özür dilerim. " Dedim. İkimiz de bir şey demeden bekledik . Arkasını döndü , koridora gitti. Ben de su içmek için bardak aldım. Su içiyordum ki geri geldi. İlk yardım çantası almış gelmişti. Hiçbir şey söylemden sandalyeyi işaret etti . Ben de oturdum . Karşıma oturdu. Elimi, ısırdığı elimi aldı ellerinin arasına. Tam o esnada yüzüne bakıyordum. Hala dağınık olan saçlarına , gözlerine. Sonra ellerine kaydı bakışlarım. Nazikçe morluğa dokundu . Sonra çantadan birkaç malzeme çıkarıp ısırdığı yeri önce temizledi , sonra nazikçe sardı. " Morluklar bir haftaya kadar neredeyse geçer . Yara mikrop kapmasın diye sardım. Kanadı mı?" " Hayır." Dedim sadece. Sonra çok sert oldu diye düşünüp ortamdaki gerginliği azaltmak adına devam ettim. " Fena ısırdın ama yine de hayatta kalmayı başardım." Hiç gülmedi. Bana baktı bir iki saniye kadar sonra elime baktı. "Şaka yaptım ya , neşelen diye" Hiçbir şey söylemedi , yine. "Kusura bakma lütfen, yersiz oldu ." " Hayır hayır . " Dedi hemen . Sonra gülümsedi. Ben de gülümsedim. " Gerildim biraz . Çok mahcup oldum . " " Lütfen artık bu konuyu kapatalım olur mu?" Dedim cevap olarak . Elini elimden çekti. " Beril uyuyor hala . Ben eve gideyim artık. Siz de rahatça yerleşin, dinlenin. Beril' e söylersiniz eve gitti diye . " Dedi . Ayağa kalktı. Tam gidecekken " Kahvaltıdan sonra gitseniz olur mu , ben de acım biraz . Birlikte kahvaltı yapalım. Sonra sizi bırakırım ben ." Dedim . " Ben gideyim artık ya. " Dedi. " Lütfen, Beril kim bilir ne zaman uyanır. Birlikte yiyelim . Sonra gidersiniz , ben bırakırım sizi." Dedim . " Peki, ama ben giderim sonra . " Dedi . Kafa salladım. Hemen çantayı yerine bırakıp geldi. Çay suyu koydu . Ben de dolaptan kahvaltılık bir şeyler çıkardım. Haşlanmış yumurta konusunda hemfikir olduğumuzdan üc yumurta haşladık. İkisi bana biri Bade 'ye. Kahvaltı yaprken hemen hiç konuşmadık. Sessizce yemek yiyorduk . Toplarken klâsik sorular sorduk birbirimize . Beril'in sınıftan arkadaşıymış. Ailesi ile birlikte burada yaşıyormuş. Çocukluktan beri hayali falan değilmiş doktor olmak , sonradan seçmiş. Annesi mühendis babası hâkimmiş . İkisi de emekli olmuş . Ben de kendi isimden bahsettim. Savcı olduğumdan , buaraya yeni atandığımdan, anne ve babamızın hâkim oluşundan, ikisinin de emekli oluşundan . Onun da bir kardeşi varmıs . Erkek kardeşi, yeni üniversiteye başlamış, fizik okuyormuş . Öyle havadan sudan konuştuk biraz da. Mutfağı toplama işi bitince hemen gitmek istedi. " Hala utanıyorum. Kusura bakmayın tekrardan." Dedi kapıya yönelirken, " Lütfen, artık konuyu kapatalım. Ben bırakayım sizi ." Dedim ama hemen karşı çıktı. Hızlıca ayakkabılarını giyip dışarı çıktı. Hafifçe tebessüm etti. "Kendinize çok dikkat edin lütfen,iyi günler." Dedi . Ben de hafifçe tebessüm ettim. Hemen arkasına dönüp uzaklaştı. Birkaç saat sonra Beril uyandı. Dün gece olanları konuştuk . Daha sonra birlikte esyalarımı yerleştirdik. Günün geri Kalanımda kendisini görmedim çünkü uyudu. Ertesi sabah erkenden gelip beni uyandırdı. " Abi , lütfen beni okula bırak. Yoksa geç kalacağım. " Deyip gitti . Başımdan gitmeyeceğini bildiğimden oflayarak kalktım. Birlikte yola koyulduk . "Ama ben açım ya , sabah sabah . Gitseydin ya işte abicim ya jendin " diye söylendim. " Off abi ya! Tamam sana bir şeyler alırız. Buradan sağ yap Ahu' yu da alacağız . O da geç kalıyormuş. Sonra da Bade'yi almalıyız. Çok uzak değil zaten sakın söylenme." Dedi. Kafa salladım sadece. Telefonunu aldı eline ve birini aradı" Bade'yi. " Sütlaçım, birkaç bir şey alabilir misin ya sizin oradaki pastaneden . Abim acıkmış da . Söylenip duruyor. " Dedi. Kafamdan aşağı kaynar su döküldü. Ters ters baktım ona . Ahu' yu alamya gelmiştik. "Merhaba ."dedi . "Merhaba , Ahu. Memnun oldum. " Dedim. "Teşekkür ederiz ya , kesin geç kalmıştık . Sağ ol. Adın Taner değil mi?" " Evet." Dedim sadece. Sonra geriye yaskandı ve Beril ile konuşmaya başladı." Bizimki geç kalmazdı normalde , ne olduysa artık." Dedi. İkisi debana bakıp kocaman kahkahalar attılar. " Okulda daha detay anlat kızım ya , meraktan öldük. " Dedi Ahu arkadan hala gülerken."Abi ileride üst geçitin orada dur olur mu ?" Dedi. Dediği yere vardığımızda Bade elinde bir kutu ile bizi bekliyordu, Bizi görünce kıpkırmızı oldu. Koşarak arabaya bindi hiçbirimiz ile göz teması kurmadan günaydın dedi sadece. Paketi bana doğru uzattı "Kahvaltınız ." Derken .