6. bölüm · Turuncu koltuk

Kıskançlık

Yeşil Karetta

Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim
Parlak bir inciydin benim için
Paha biçilmez bir inci
Yazar net olarak bilinmiyor
İşten yeni çıkmış, bizimkilerin yanına geçmiştim hemen. Birlikte yine aynı yerde oturup çay içtik. Ömer tabi ki hemen lafı dolandırmadan konuyu actır. " Hadi bakalım anlat neler oldu o gün?" Dedi. Herkes kocaman kahkahalar attı, ben de dahil. " Ulan sen var ya , hakikaten... Oğlum bu haller ne ya . İyice dedikoducu bir şey oldun sen ." Dedi hemen Demir. " Ben halimden memnunum. Siz onu boş verin ya şimdi. Hadi abi ya anlat." Dedi. Herkes Ömer'e gülüyor ama bir yandan da merak ettiklerinden hepsi bana bakıyordu. " Anlatacak bir şey yok abi ya. Yemek yedik, dağıldık. O kadar . Hem bu ne ya , ne olsa ben hemen size anlatacak mıyım?" Dedim. Emre hemen araya girip " Tabi ki hayır, sonuçta ,özel hayatın. Kişisel veri falan. " Dedi . Herkes ona ters ters baktı. " Tamam abi anladık ya en çok sen biliyorsun. En çok sen. Allah aşkına ya her şeye söyle cevap verip durma . Yeter ben abi ya. " Dedi. Hepimiz alışkındık ama yine de sitem etmeden duramıyorduk Emre'nin bu hallerine. " Mustafa oradan lafa atladı," Sen adalet bakanı ol da bari sen de rahat et biz de. " Dedi . Hep birlikte yine güldük. Sonra bakışlar yine bende toplandı. Dayanamayıp " Abi tek ben olamam herhalde ya. Sizin hayatınızda hiçbir şey olmuyor mu? Neden sadece benim üzerime geliniyor?" Dedim. Demir" Ömer'in var biri galiba beyler ." Dedi . Ömer hemen bir şaplak patlattı ensesine. Ama bu bile engel olamadı konuşmasına." Beyler, geçen evde duydum. Biri ile cilveli cilveli konuşuyordu. " Dedi. Herkes bir anda " oooooo." Dedi. Hep birlikte onu utandırmak için elimizden geleni yaptık. Demir devam etti konuşmaya."' gelsem şimdi görenilir miyim seni', ' yetmiyor bana güzelim' ,' ah o abin yok mu sein', ' özledim ya ,çok özledim ' " diye taklidini yaptı kardeşinin. Ömer kıpkırmızı oldu . Hepimiz gülmekten bayılmak üzereydim. " Oğlum hakikaten bunjadar cilveli mi konuşuyorsun sen ?" Dedi gülmekten zar zor konuşan Fatih. " Neler neler abi ya , bir görseniz. Yengem bundan daha cilveli olamaz ben size söyleyeyim." Dedi Demir. Ömer bakakaldı bize . " Abi ya of , düştük dilinize. " Dedi. " Yengemiz varmış da haberimiz yokmuş." Dedim ben de . Hep birlikte Ömer ile dalga geçmeye devam ettik. Ama en son da gönlünü almayı bildik, zira hepimiz ona muhtaçtık. " Ne kadar oldu?" Diye sordu Mustafa . Boş boş baktı önce. Sonra mecburen konuştu. " Dört yıl iki ay olacak üc gün sonra . " Dedi. Hep birlikte ona baktık. Ne gülebildik, ne de başka bir mimik. " Bakmayın öyle ya ." Dedi ömer. " Yuh be abi. İnşallah düğüne bizi çağırırsın. " Diye sitem etti Emre. " Hem neden tanıştırmadın bizimle , her?" Dedi Mustafa." Oğlum daha zamanı değil. Biz de istiyoruz ama var daha vakti." Dedi. Bir şey demeyelim diye de devam etti" Sormayın oğlum ya , vakti gelecek inşallah. Yavaş yavaş. " Dedi. Biz de eyvallah deyip tabi ki dalga geçmeye devam ettik. Sonra Mustafa ve Emre kalktı. Ben de onlar ile birlikte kalktım. Yolda giderken Beril aradı. Kenara çektim hemen, telefonu açtım.
"Abi acil yardımın gerek. "
"Söyle abim, ne oldu, her şey yolunda mı ? "
" Ben iyiyim de sen Bade' nin yanına gidebilir misin?" Dedi. Ruhum çekildi resmen, öyle söyleyince . Hemen kendimi toparlayıp "Ne oldu ki Bade' ye?" Dedim.
"Hasta , evde de tek . Beni aradı ama ben gidemiyorum, nöbetteyim. Bizimkiler de burada. O zaten izin almış , hastaneden söylediler. Anahtarı var bizde. Sen gel hemen hastaneye. Anahtarı alıp git ." Dedi. " Tamam. " Diyebildim sadece. " Acele et abi, ama dikkatli gel ." Dedi. " Tamam." Dedim . Telefonu kapağı anda nefesim kesildi. Ne haldeydi kim bilir. Hemen hastaneye gittim, anahtarı aldım. Doğruca Bade' nin evine gittim. Kapıyı açıp içeriye girdim, ortalık karanlıktı. Düğmeyi bulup ışığı açtım. Yavaş yavaş içeriye doğru ilerledim. İçeriden bir ses geliyordu. Sesin olduğu tarafa yürüdüm. Derin bir nefes alıp kapıyı açtım. Bade yerde oturmuş ağlıyordu. Beni gördü gözleri. Sicim gibi akıyordu yaşlar gözlerinden. Hemen yanına çöktüm. Sonra saçlarını ıslattığım elim ile geriye ittim. Rengi solmuştu yüzünün, ellerimin içinde kaybolan yüzünün. Midesinin bulandığını söyleyince onu yavaşça lavaboya doğru kaldırdım. Kaldırmam ile istifra etmesi bir oldu. Bir elim ile sırtına hafifçe dokunuyorum, buradayım demek için. Diğer elim ile karnından tutmuştum, her an düşecek gibi olduğundan. Bir anda "bakma ." Dedi. Gülmeden edemedim bu haline , bakmayacağımı söyledim tabi. Hemen kapağı kapattı. Lavaboya geldik elini yüzünü yıkadı. Ben de yıkadım yüzünü. Hala ağlıyordu. Bu hali ile bile bu kadar beni etkilemeyi nasıl başarıyordu bilemdeim" Gerçekten inanılmazsın." Deyiverdim. Hala aglıyordu. Çok az konuşabildi. Kucaklayıp önce salona götürdüm. Sonra vazgeçip odasına götürdüm. Belki burada rahat edemez , ben varken diye. Dolabından pijama altı ve uzun kollu bir üst verdim. Dolabını açınca kıyafet almak için o güzel kokusu yüzüme vurdu. Başım döndü sanki bir an. Derin ve sessiz birkaç nefes çektim içime. Ciğerlerim bu kokuyu iyice tanısın istedim. Sonra odadan çıktım. Hemen mutfağa gidip bir çorba yaptım, iyileşmesine yardımcı olmak için. Çorba pişince çağırmak için odasına gittim. Uyuyordu. Ama canının yandığını yüzünden belli oluyordu. Hala çok ağrısı vardı sanırım. Yaklaştım yanına Usul usul. Yüzü kapıya dönüktü. Yavaşça elim saclarına gitti. Tokasını olabildiğince nazik, can yakmadan çıkarmaya çalıştım. Roma'da bile kokusu vardı. " Bana hediyen olsun ." Dedim sessizce ve bileğime taktım. Midesi ne durumda , başı hala dönüyor muydu acaba?. Yavaşça yatağın üzerine otyurdum . Sırtını hafifçe okşadım, belki iyi gelir diye. Hiç kıpırdamadı. Birkaç dakika böyle devam etti. Sonra üzerini iyice örtüp odadan çıktım.
Mutfak Çay iciyirdumuki geldi , kapının girişinde durdu. Saçları darmadağın olmuştu. Çok ağladından göz altları belirgin biçimde şişmişti.Gözleri de fena halde kızarıktı. Oturdu , bende kaseye çorba koyup verdim. Yavaş yavaş içişini izledim. Midesinin hala bulandığı belliydi. Ama bir şeyler yemesi gerektiği için bir dilim de ekmek verdim. Ucunda yedi.
Uyumaya gidince mutfağı toparladım. Sabah olmasına pek bir şey kalmamıştı. Berillerin gelmesine de hala birkaç saat vardı. On dakikada bir uyuyor mu hala diye bakmaya gidip geliyordum. Yerimde duramıyorum. Aldığım battaniye ve yastığı da olduğu gibi koltuğun kenarına bırakmıştım. Koridorda volta atıp durdum. Sürekli gidip biraz izliyor sonra da geliyordum. Dönerken ,' uyandıracaksın 'diye kendime kızıyor, geri dönerken bu fikri hemen unutup tekrar yanına gidiyordum.
Sabah olmuştu. Hala uyuyordu. Gitmeme çok az kalmıştı. Beril de hastaneden çıktıklarını haber vermişti. Onlar gelince gidecektim. İşe gitmem gerekiyordu. Son kez odasına doğru gittim. Hala uyuyordu, yüzü geceye göre daha gevşemiş durumdaydı. Ağrıları azalmıştı anlaşılan. Yanına gittim sessizce . Yatağın yanına diz çöküp elini avucumun içine aldım. Elimin içinde duran parmaklarına ve avuç içine yavaşca birer öpücük bıraktım. Elimi elimin içinde tutup bir süre , izledim uykudaki Bade' yi. Sonra yavaşça elini bıraktım. Son kez bakıp odadan çıktım. Dış kapıyı açıp aşağıya indim. Yaklaşık on dakika sonra Beriller geldi. Anahtarı verdim. " Uyuyor , uyandırmayım." Dedim gayet ciddi ses tonuk ile. " Tamam abi . Teşekkür ederim." Dedi Beril ve hemen yanağıma bir öpücük bıraktı. " Ben eve gidiyorum. Oradan da işe geçeceğim abim. Hoşça kalın. " Deyip arabama doğru ilerledim.
Eve gidip hızlı bir duş aldım. Sonra da işe gittim. Öğlen Beril'i aradım, bir bahane ile. Konuşma arsında da Bade nasıl diye sordum. İyi olduğunu söyledi. Yanında kalacaklarmış biraz sonra da işe gideceklermiş. Geç geleceğini söyledi .
İşten çıkınca hemen eczaneye gittim. Birkaç takviye aldım. Hangisi gerekir bilmediğimden pek çok şey aldım. Eve gidip üzerimi değiştirsem mi diye düşündüm önce , sonra daha fazla dayanamayacağımı anlayıp vazgeçtim. Hızlıca merdivenleri çıktım. Uyuyor muydu acaba şeyi kapıyı çalamadım. Beş dakika kadar bekledim kapı önünde. Sonra Saçmalama oğlum , ne olacak yani kapı kendiliğinden açılacak değil ya. Deyip kapıyı çaldım,iki kez. Kısa süre sonra kapı açıldı. Açan Bade değildi. Ama Bade' nin " Kim gelmiş ?" diyen sesini duydum içeriden. "Bilmiyorum." Dedi karşımdaki adam içeriye doğru konuşarak. Bana döndü ve " Siz kimsiniz? " Diye sordu. Asıl sen kimsin oğlum ve burada ne işin var deme isteğime güclük ile engel olup " Ben geldim Bade. Taner." Dedim içeriye doğru konuşarak. Karşımdaki bana yer ters baktı. " Hoşgeldin." Dedi Bade' nin neşeli sesi. Ben de cesaret alıp içeriye doğru girdim. Ayakkabılarımı çıkarıp İçeri geçtim. Bade içeride sweatshirt ile oturtuyordu, altında da dünkü gibi çizgili bir pijama vardı. Saçları biraz nemli duruyordu. Yanına geçip oturdum. " Saçlarını neden kurutmadın? Hastasın bir de ." Diye sitem ettim. " Ben de söyledim ama istemdi." Dedi ayakta dikilen adam. Hakikaten bu ne ya , neden buradaydı bu şimdi. Bade ikimze baktı. Sonra bizi tanıştırdı." Taner , bu Yusuf. Yusuf, bu Taner." İkimiz de birbirimize dik dik baktık . Mecburi bir el sıkışma oldu. Demek Yusuf sensin he . İşimiz var senin ile Yusuf, çok işimiz var.

Beğeni ve yorumlarınız benim için çok kıymetli. Lütfen beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın 🤗.