7. bölüm · Turuncu koltuk
Çekim yasası
Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakıın...
Faruk Nafiz Çamlıbel
Kızlar yanımda kalacaktı bir süre daha, sonra işe gitmeleri gerekiyordu. Biz birlikte oturmuş iken Derin' in telefonu caldır. " Hım hım. Yanındayız. Tabi gel. " Deyip telefonu kapattı. Yüzünde keyifli bir gülüş ile bana döndü. " Yusuf geliyor. ' Bade' yi görsem olur mu, merak ettim de . İçin rahat etsin.' dedi." Kızlar hep bir ağızdan kıkırdadı. " Kızlar . İş arkadaşım o benim sadece . Lütfen ama ya , bu hasta halim ile bile beni neden yoruyorsunuz. " Dedim, " Tamam sen öyle diyorsun ama çocuk vazgeçmiyor ki , biz ne yapalım." Dedi Ahu. " Off , ne yapacağım ben ya." Dedim. " Birkaç saat sonra kapı çaldı. Beril hemen kapıyı açtı. Yusuf elinde bir sürü meyve ile gelmişti. Onları kızlar aldı mutfağa götürmek için." Geçmiş olsun , çok korktum ya. Şimdi daha iyi misin?" Dedi. " Evet . İyiyim çok şükür. Sağ ol. Zahmet oldu sana da , hem bu kadar şeyi neden aldın?" ." Ne zahmeti , sen iyi ol ." Dedi. İkimiz de susup bekledik. Önceden bu konuşmalardan rahatsızlık duyduğum olmamıştı . Şimdi ise iliklerime kadar hissediyordum bunu. Ne yapsam bilemedim. Aniden ayağa kalkıp " Kızların yanına gideyim ben." Dedim . Gülümsedie. Mutfağa gidince hepsinin kapının yan8nda dizilmiş bizi dinlediğini gördüm ve tabi ki şaşırmadım. " Neden geldin ya , konuşsaydınız." Dedi Beril utanmadan bir de. " Ya bak bir de ne diyorsun utanmadan ya. Ben duşa gidiyorum. Bu konuda da tek kelime etmeyin. " Deyip duşa gittim. Döndüğümde Yusuf hala gitmemişti. Odada , kızların yanında oturuyordu. Kızlar da beni görünce hep birlikte ayağa kalktılar. " Bizim artık gitmemiz gerek sütlaç."dedi Beril. Hep birlikte benim yalvaran bakışlarım esiğinde kalkıp gittiler. Yusuf ile yalnız kaldık. Ne yapacağımı, ne söyleyecegimi bilemez bir halde yanına döndüm. En iyisi birkaç dakika oturmak, sonra kalkıp uyumaya gitmekti. Ya da net bir şekilde konuşsa mıydım? Hayır,hayır. Bu da çok sert olur gibi. Ne yapacağımı bilemeden içeriye geçtim. " Sen istersen gidip uyuyabilirsin , rahatsız olma ne olur. " Dedi. " Sana ayıp olur . " Dedim. " Olmaz . Lütfen sen istediğini yap . " Dedi." Sen bekleme istersen, işin varsa yani ." Diyebildim. " işim yok. Sen dinlen." Dedi. El mahkum odama gittim . Odama gider gitmez yatağa bıraktım kendimi. Kızlar ile fena bir kavga beni bekliyordu. Hele bir iyileşeyim . Sonra masanın üzerindeki kravat aklıma geldi. Kalktım yataktan. Elime eldım ve banyoya gittim. Deterjan döküp iyice temizledim. Sonra da kurusun diye banyoya bıraktım. Yatağa geri döndüm, Yavaşça uykuya bıraktım kendimi.
Uyandığımda ortalık hala aydınlıktı ama havanın kararmaya yakın olduğu çok belliydi. Odaya gittim. Yusuf koltukta oturmuş film izliyordu. Beni görünce doğruldu.
" Daha iyi misin? "
" Evet iyiyim, teşekkür ederim. Sen iyi misin?"
" Evet , ama biraz acıktım."
" Keşke bir şeyler yeseydin. Ayıp oldu sana."
" Çok değil ya açlığım. Birlikte yeriz ."
"Tamam , ne yiyelim ?"
" Ben pizza yerim , sen ne istersin?"
" Ben ,ben ... Çorba yerim ."
" Sadece çorba mı?"
" Evet , dolapta var zaten . Onu yerim ben. Sen neli seviyorsun pizzayı, hemen söylerim ben." Dedim . Ben söylerim dedi ama ısrar ettim. Sonunda kabul etti. Ona bir büyük pizza söyledim. Birlikte oturup yemeğin gelmesini bekledik. Kapı çaldı. Yusuf açmaya gitti. Hiç ses gelmeyince " Kim gelmiş?" Diye sordum. " Ben geldim, Taner. " Diye bir ses geldi. Bu ses ile gözlerim kocaman oldu . " Hoşgeldin " diye bagırinca yanıma geldi. Hemen saçlarımın ıslaklığından den vurdu. Sonra Yusuf ile Taner' i tanıştırdım. Hemen sonra kapı çaldı. Yusuf" yemek gelmiştir." Deyip kapıya gitti. " Hasta halin ile dışarıdan yemek mi yiyorsun?" Diyerek bana döndü. " Ama güzel şeyler hemen gerekiyor. Ben yaparım sana Bir şeyler şimdi, kötü şeyler yeme." Deyip ayağa kalkıyordu ki kolundan tuttum. " Ben zaten yemeyeceğim. Yusuf için o yemek. Ben dün yaptığın çorbayı içeceğim." Dedim. Mavi gözlerine bakarak. Gözleri ışıldadı. " Ben ısıtayım o zaman ." Deyip mutfağa gitti. Kalbim sanki yerinden çıkacaktı. Yusuf gelince biz de mutfağa gittim. Ocağın başında çorbanın ısınmasını bekliyordu. " Siz de ister misiniz?" Dedi Yusuf 'a . " Hayır, teşekkür ederim." Dedi Yusuf. Çorbayı iki kaseye koyup masaya geldi. Yine düne geceki düzen ile oturduk . Sessizce yemeğimizi yedik. Taner hemen kaseleri yıkadı. Yusuf da paketleri attı. Sonra hep birlikte odaya gittik. Taner ' in yorgun olduğu gözlerinden , duruşundan , her halinden belli oluyordu. Yine bir takım vardı üzerinde. Bu defa lacivert bir takım vardı. Bunun içinde de çok iyi duruyordu. Ben tam zihnimden bunları geçirirken Taner bir anda bana baktı. Göz göze gelince yine kıpkırmızı oldum. Belki kendimi dışarıdan göremiyordum ama yanaklarımın yanışını hissedebiliyordum. Sonra Taner ile Yusuf konuşmaya başladı.
" Siz de mi doktorsunu?"
" Evet . Aynı hastanede çalışıyoruz.Siz peki, doktor musunuz? "
" Hayır, değilim."
" Ne iş yapıyorsunuz?"
" Adliyede çalışıyorum."
" Ne iş yapıyorsunuz orada ?"
" Savcıyım."
" Nereden tanışıyorsunuz ?"
" Beril' in abisiyim."
" Anladım. Demek buraya taini çıkan o abi sizsiniz. " Sonra derin bir sessizlik oldu. Taner o kadar yorgun duruyordu ki . Ama gidecek gibi de değildi. Ben de sessizliği bölerek konuştum. " Ayıp olmaz ise ben uyumaya gitsem olur mu? İşe başlamadan iyice dinlenmiş olurum." Dedim. " Olur tabi." Dedi Yusuf hemen. " Tabi. Biz de gideriz artık." Dedi Taner ve ayağa kalktı. Yusuf'un ayağa kalkmasını bekliyordu herhalde çünkü gözlerini dikmiş ona bakıyordu. Ayağa kalktı en nihayetinde Yusuf. Birlikte kapıya doğru yürüdüler . İkisi de iyi geceler diledi bana, tabi ben de onlara. İkisi de sessizce cıkıp gitti yan yana .
