4. bölüm · Turuncu koltuk
Kendine itiraf 2
Bir şey var aramızda, senin bakışlarından belli
benim yanan yüzümden
Nahit Ulvi Akgün
" Abii yorgunluktan öleceğiz, bizi almaya gelir misin bugün. Hem daha başlamadın işe. Yorgun değilsindir. Lütfeen. Hastaneyi zaten biliyorsun. Bekliyoruzz." Deyip telefonu kapattı. Ben de hemen yola koyuldum, zira söylenmelerini çekemezdim. Yolda giderken bir kez daha aradı , Yolda olduğumu söyledim. Hastaneye gelmek üzereydim ki mesaj attı. " Az ilerideki çorbacıdayız ."Aracı oraya doğru sürdüm. Park edip indim. Çorbacıya girmek istemiyordum, hemen aradım bu sebepten. " Abim ben geldim . " Dedim. " Tamam abi , geliyoruz." Dedi . Oturduğum yerde dikleştim. Dikiz aynasından saçlarımı düzelttim. Kendim ile göz göze gelince içimden " La havle , ne yapıyorsun oğlum ya. Bu haller ne böyle . Bilmesek .... Neyse" diye söylendim. Bizimkiler birkaç dakika sonra geldi . Herkes arabaya yerleşti ve yola koyulduk. Derin ile de tanıştım.Beril araca biner binmez ses çıkarmadan sadece dudaklarını oynatarak " Derin." Dedi. Ben de hemen arkaya dönerek elimi uzattım. " Merhaba Derin. Çok memnun oldum dedim." O da hemen elimi kavrayıp " Ben de çok memnun oldum Taner. Sağ ol bu arada bizi almaya geldigin için. Büyük sevap oldu ." Dedi. Ahu ile Beril kahkaha atmaya başladı. Derin de onlarla katıldı. Yol boyunca havadan sudan konuştular. Havadan sudan dediysem : dedikodu yani. Hem de ne dedikodu, hastane dedikosu. Hepsi birer gurme edası ile gün boyu topladıkları özel dedikoduları birbirlerine anlatıp durdular. Ben yokmuşum gibi. Ahu ve Derin yurtta kalıyordu, onları yurda bırakıp eve doğru yol aldık. Eve vardık. Beril hemen banyoya koştu. Yirmi dakika sonra gelip mutfaktan su aldı. Telefonuna baktı sonra . "Bak ya o kadar da söyledik."dedi. Ben hiçbir şey söylemden onu dinledim. Birini aradı sonra ama açan olmadı. Odasına gitti ,bir süre sonra ben tam uykuya dalacakken geldi . Baskın yapar gibi," Abi yarın Bade geliyor yemeğe haberin olsun. Başka kimse gelemiyor. Herkesin işi varmış . Ama sütlaç gelecek. " Deyip koşarak gitti. Dönüp durdum yatakta, ne yapacağımı bilemez halde. Neden olduğunu bilmeden yüregim sıkışıp durdu. Sabahı zor ettim.
Sabah da erkenden bizimkilerin yanına , üniversiteden , çocukluktan arkadaslarımın ,gittim. Hep birlikte oturuyorlardı. Ben de eklenince deli grubumuz tamam oldu. Herkes ayr8 kafada , ayrı ama güzel kafalardaydı. Hepsi ile kucaklaşıp selamlaştım. Çay içiyorlardı. Çay severiz . Ben de bir bardak koydum kendime. Gruptan Fatih ' in restorantında toplanmıştık. Fatih gastronomi okumuştu, Emre avukatı, Mustafa ise matematik okumuş bir şirkette çalışıyordu. Üçü ile üniversiteden arkadaştık. Beni ikisi ile Mustafa tanıştırmıştı. Ömer ve Demir ise çocukluk arkadaslarımdı. İkisi de doktordu. İkisini de bizimkiler ile ben tanıştırmıştım üniversite yıllarında. Sonrasında bu kadro oluştu. Hep birlikte eğlendik , dertlendik, birbirimize kardeş olduk. Ömer Beril'in çalıştığı hastenede çalışıyordu. Bazen gizliden ondan haber alıyordum. Ortama girince sigara kokusu genzime kadar doldu. Normalde pek içmezdim ama bir tane de ben aldım masanın üzerinde duran paketten . Çakmağı Fatih yaktı, sigaram tutuştu. Derin bir nefes çekip yavaş yavaş bıraktım. Fatih hemen basladı konuşmaya
" Oğlum ne oldu lan sana , yeni gelmedin mı?"
" Aynen abi ya , ne oldu hemen iki günde " dedi ömer . Diğerleri de ona katıldı başları ile onaylayarak.
" Yok be oğlum." Dedim. Ama kimse inanmadı. Ben de devam ettim.
" Ben de bilmiyorum ki oğlum ya." Dedim en sonunda. Derin bir nefes daha çektim sigaramdan . Birimkiler yasalandıkları yerden dogruldukar Mustafa " gönül meselesi galiba." Dedi. Sigaram bittiğinden bir tane daha yaktım. Onu da Usul usul içtim. " Hadi be abi . Ağaç öldük burada. " Diye sitem etti Emre. Herkes bana bakaraken ben de hepsine teker teker bakıp konuştum.
" Bilmiyorum abi ya. Off. Düne gece hiç uyumadım..." Tam küfür edecekken yuttu küfrünü. Hiç hoşlanmazdı küfürden. " Ooooo mevzu derin anlaşılan." Dedi Ömer.
" Ne oldu abi ya , ne yaşandı da bu kadar seni bu hale getirecek? " Diye de devam etti. " Ne bileyim oğlum ya , ben de anlasam . Bir anlasam böyle mi olur ." Dedim. " Oğlum anlat bir ya , ne oldu ?" dedi Demir . "Biz de iyice kız grubu olduk be abi ." Dedi Ömer. Herkes kısa bir güldü. Sonra ben olanları anlattım. Tabi çok detay vermeden , her şeyi de bilmesinler . Ben anlatmayı bitirince " Ben teşhisi koydum oğlum." Dedi. " Sen aşk şarabından icmişsin." Diye de devam etti. Ben önce bir şok oldum sonra kocaman kahkaha attım. " Şarap ne , şarap içmişim ben ." Dedim gülerken. " Alem adamsın oğlum ya . Biliyor musunuz adı ne ? " Dedim hala gülerken. Herkes bana bakıyordu gayet mutlu vaziyette. " Bade ." Dedim ciddi şekilde. Ben söyler söylemez herkeste bir gülme basladır. Hep birlikte dakikalarca hayvanlar gibi güldük. Allah'tan mekan Fatih'indi de terasta oturuyorduk. Kimse de yoktu. Sonra ömer duru." Bade derken abi, yoksa ..." Deyip agzını kapattı. Kimse bir şey anlamamıştı. Fatih Ömer'in bu halini görünce iyice güldü" Hakikaten iyice kız grubu olduk he , ne bu halin ömer ya!" Diye sitem etti. Ben de Fatih'i hiç duymamış gibi Ömer'e evet anlamında baş salladım. Ömer yerinde bir anda zıpladı. Birkaç küfür savurdu, şok olduğunu belli etmek için. Sonra bizimkilere de anlattı. Bizimkiler de birkaç küfür savurdular. Sonra Ömer bana dönüp " Ne sanslı adamsın ya sen . Hadi yine iyisin , kimse yok hayatında . Bir de benim ile aynı hastanede. Sen var ya oğlum." Dedi. " Yok mu harbiden kimse hayatında? " Diye sordum. " Yok tabi oğlum. Ama .." deyip durdu. O ama ciğerimi delmeye yetti. Devam etsin diye bekledim ama devam etmedi. "Ama ne abi, ama ne . Ne oldu , birini mi seviyor.? " Diye çıkıştım. Hemen devam etti bana yaklaşıp masaya direklerini dayayarak. " Ama hsatnede bir doktor var , bayağıdır peşinde koşup duruyor. Bildiğiniz yengemize yazıyor beyler." Dedi. Herkes hemen o doktora ne kadar bildikleri hakaret var ise etti. Sonra Ömer devam etti." Ama yengemiz yüz vermiyor. Gerçi o kimse ile ilgilenmiyor gibi. Herkes biliyor Yusuf ' un ona yanık olduğunu ama o bilmiyor galiba, ya da en güzeli bilmemezlikten geliyor. Ben orasını bilemem beyler." Dedi. " Ee ne olacak şimdi?" Diye sordu Mustafa. Herkes birbirine baktı. Kimse konuşmayınca Ömer devam etti. " Abi Vallahi ben olmasam sizin durumlar vahim. Şimdi söyle olacak sen Beril'den olabildiğince laf almaya çalış,ama sakın belli etme. Ya da vazgeçtim o kesin anlar. Sen orasını bana bırak . Ben hastaneden sana Bilgi getiririm. Ama senin de biraz adım atmam gerekecek haberin olsun. Öyle dikilip sana gelmesini bekleme abi." Dedi . Herpimiz pür dikkat onu dinliyorduk. " Ne yapacağımı abi, bilmiyorum ki . Kız da utanıyor benden zaten . Nasıl adım atayım. Öyle birden de garip olmaz mı?" Dedim. Bana baktı " senin ile işimiz var der gibi" . Ömer devam etti." Abi demiyoruz ki bir hemen 'ben sana vuruldum.'de diye. Sen de yani. Kıza ona karşı ilgili olduğunu belli et ama sakın hızlı davranma. Ama ne olman gerek . Kararsız, bir öyke bir böyel davranıp durma sakın. Sakın diyorum bak. Bir de bensiz adım atayım deme sakın . Bir gelisme olursa da gruba yaz hemen hallederim abi. " Dedi . Herkes , ben de dahil şok içindeydik. Herkes şokunu atlatınca " Oğlum sen bunları nereden biliyorsun ya . Doğru söyle sen hastanede dedikodu falan mı yapıyorsun. Ben düne gece üçlü bir grup içerisinde mahsur kaldım da tam onar gibi konuşuyorsun. " Dedim . Hep bir ağızdan güldük. " Siz gülün bana gülün. Sonra elime düşünce ben size yapacağımı bilmiyorum." Dedi Ömer. Hepimiz bir anda ciddilesip aman yapma , aman etme dedim. Neyse ki hallodu. " Tmm o zaman sen gruba yaz duruma göre." Dedi Ömer. Sonra birden aklıma geldi" Bade bugün bize yemeğe gelecek."dedim. Ömer "senden adam olmaz ya , vallahi boşuna uğraşma değmez.Oğlum bu şimdi mi söylenir?" " Ne bileyim oğlum ya bende aklıl mı kaldı? " Dedim. " Tamam be abi ben senin işi halledeceğim İnşallah. Bak bugün öyle garip davranma . Kıza hemen yürüme. Tanı onu önce biraz . Sohbet aç. Havadan sudan konuş. Sana alışsın biraz. Seni benimsesin." Dedi. Hepimiz bir ağızdan" oğlum sen ne ayksın?" Deyiverdik. Kahkaha attık birlikte. " Oğlum hasatenden ögrendim. Bizim hemşireler , doktorlar , hastanedeki herkes neredeyse. Çok iyi ortam ya bir görseniz . Her öglen bir önceki günün dedikodusu var . Biz de kaptık bir şeyler vesselam. " Dedi Ömer. Hep birlikte çılgınlar gibi güldük yine. " Ben sana Bilgi de getireceğim içeriden sen merak etme tamam mı? " Dedi. Kafa salladım. " Sana sonsuz güveniyorum kardeşim."dedim . " Şimdi sen git de geç kalma. Erken gitmen daha iyi olur. Bir de her daim kibar ve düsünceli ol . " Dedi . Sonra ben ayağa kalktım ve merdivenlere doğru yürüdüm, bu esnada hepsi bir ağızdan arkamdan " Allah yardımcın olsun kardeşim." Diye bağırdı. Onlara dönmeden güldüm sadece. İçimden "Amin " dedim tabi ki, ihmal eder miyim. Eve gitmeden Beril'i aradım bir şey istiyor mu diye. Bade de yaşındaymış. Onun o naif sesini de duydum. Hiçbir şey istemedi. Beril tabi ki bir sürü şey istedi. Hepsini alıp eve gittim. Eve gelince onu görmek beni inanılmaz derecede ,mutlu etmişti. Hemen üzerimi değiştirip geldim. Beril banyoda olduğundan ikimiz birlikte yemek yapacaktık. O kadar güzel kokuyordu ki, hiç makyajı yapmamıştı. Kalkık kemerli burnu, iri kahve gözleri, omzunun buraz altında biten köyü kahve saçları ,hafif esmer teni. Nefesim kesildi resmen. Boyu omuzlarıma kadar geliyordu. Yemek yapacağız dedikten sonra bileğindeki siyah toka ile açık saçlarının hemen at kuyruğu yaptı. Ben balığı temizlemeye koyuldum o da sebzeleri yıkıyordu. Yan yana çalışıyorduk, aramızda iki karış mesafe ya var ya yoktu. Birden yüzume balıktan kan sıçradı. Bade' den istedim silmesini. Islak mendil alıp gözümün altını sildi. Bu esnada pür dikkat ona bakıyordum, o da arada bana bakıyordu. Sonra elini nazikçe alnıma götürdü, saclarımı hafifçe kenara çekip orayı da sildi . Parmakları hem saçımı hem de değdikçe tenimi yakıyor gibiydi. Doya doya baktım güzel gözlerine, uzun kirpiklerine. İşine odaklandığı belli eden yay kaşlarına. Silmeyi bitirince geri çekildi. Ben hemen balığa geri döndüm. O da işine döndü. Birlikte mezeleri de yaptık. İşimiz bitince oturup yemeğin pişmesini bekledik. Beril de henüz gelmemişti. Çok kısa konuşabildik bu sırada. Çünkü ben sohbet açamıyor o da çok konuşmak istemiyordu. Birlikte sofrayı da kurduk . Çorbalar bitince ama yemeğe geçtik. Beril soluksuz sarma yiyordu. Dayanamayıp bize de bırakmasını söyledim. Beril de hemen anlattı. Yok çok kişi istemiş de Bade bize getirmiş . Ailesi bir süre yokmuş. Bade için yapmış annesi onda bize getirmiş. Sonra dün geceden de bahsetti. Yusuf'un Bade' yi evine bırakışını, 'annen bir daha ne zaman yapar?' deyişini. Her şeyi . Kan beynime sıçradı. Bir dakika bu Yusuf denen adam hakikaten yürüyordu Bade' ye . Ben de hemen Bade' ye baktım. Sakince yemek yiyordu ki Beril'in söyledikleri üzerine bana baktı. Bakışlarımız kesince Beril' e baktım. Lokamam bogazımda kaldı. Yutamadım. Bir de Beril üstüne devam ediyordu ki Bade sözünü kesti " Biz diyoruz Yusuf senden..." Hemen bana Bir bardak su verdi ve " İç." Dedi. Hızlıca birkaç yudum aldım. Hemen kendimi toparlayıp gayet normal bir ses tonunu ile konuşmaya çalıştım." Teşekkür ederim Bade(m) . İyiyim. Boğazımda kaldı ya , sağ ol." Dedim . Yerine oturdu. Hep birlikte yemeğe devam ettik. Ben daha fazla dayanamayıp sordum " Dünkü çorbacı, hep gittiğiniz bir yer mi?" "Evet ." Dedi Beril hemen. Baş salladı Bade , evet manasında. " Güzel mi peki?" Diye konuşmaya devam ettim. Tabi ki asıl merak ettiğim bu değildi,ancak yavaş yavaş oraya gelecektim. " Epey güzel ." Dedi Bade. " Hım. Ben de seni sevmiyorsun zannettim. " Dedim. Cevap versin diye bekliyordum, ayaklarım yerinde duramıyordu. " Hayır, aslında çok severim. Sen neden böyle Zanettin ? " Bingo . İşte beklediğim soru. Sakince konuşmaya devam ettim. "Sen yoktun da ondan herhalde." Dedim. Sakince yemeğinden birkaç lokma yedim. "Vardı aslında da sen geç gelince gitmek durumunda kaldı." Dedi Beril. Devam etti Bade " Aslında ben de vardım da annem arayınca gitmem gerekti. Bugün bahsettim ya sana onlar anneannemlere gideceklerdi diye. Öyle olunca akşam için söz vermiştim. Ama yemeğe gidemedim, çaya yetişeyim diye gittim. " Dedim. Beril de hemen dahil oldu. " Yusuf ile gittin " dedi. Bade çok sert bir şekilde ona döndü. Belli ki bu konudan epey rahatsız oluyordu. Bu durum beni epey keyiflendirdi. Hele söyledikleri, utanmasam ve kimse olmasa kalkıp oynayacaktım. "Sütlaç. Lütfen. Söyledim ya ben taksi beklerken denk geldik. Sağ olsun beni bıraktı o kadar. Lütfen." Önüne dönüp yemeğini yemeye devam etti. Beril hemen gönlünü almak için " Tamam . Tamam. Söz , bir daha olmaz. Sütlaçımm." Dedi. İkisi de birbirine öpücük atıp yemek yemeye devam etti. Ben de yemeğe devam ettim.
Yemek bitince hep birlikte topladık. Beril hemen buzluğa koştu . " Dondurma vakti . " Dedi. Bade de hemen peşinden gitti. İkisi de buzluğa üzgün üzgün baktı." Ne oldu ya ?" Diye sordum . " Ee sevdiğimiz yok ki burada . Çilekli almışsın." Dedi Beril. " Nasıl ya çilekli sevmiyor musunuz ?" Dedim . " Seviyoruz da şimdi canımız başka istemişti. " Dedi. İkisi de birbirine bakıp" Çikolatalıı." Diye bağırdı. Sonra da sarıldılar. Bu halleri o kadar tatlıydı ki. Koşup ikisine de sarılmak istedim. Ama dur ben oğlum daha zamanı var. " E hadi o zaman gidip yiyelim " dedim. İkisi de hiç itiraz etmeden hemen kapıya koştular. Galiba tezgaha gelmiştim. Yine de hep birlikte aşağıya indik. Markete doğru yürüdük yan yana . Ben yanımda Beril onun yanında Bade. Yan yana markete yürüdük. Markete girince dirket dondurma reyonunda gittim ama kimse benim ile gelmedi. İkisi marketi söyle bir gezip birkaç oyuncak ile oynayıp , birkaç şey alıp geldiler . Cips , çikolata, oyuncak." E ben aldım ya eve gelirken bu ne şimdi. ?" Dedim. " Abi ya o başka bu başka , bunları şimdi canımız istedi." Dedi Beril. " " Hadi onu anlamadım da bu oyuncaklar ne böyoe ya . Biri ördek biri ... Hakikaten önüne ya Bade?" Dedim. Hakikaten ne olduğu belli bile değildi. " Rakun bu. Çok severim ben ." Dedi. Sonra da kocaman güldük. " Tmm , madem seviyorsun. " Dedim Bade' ye bakarak . Kıpkırmızı oldu. Bu halleri o kadar tatlıydı ki. Beril ise çoktan dondurma seçmiş bizi bekliyordu. İkimiz de dondurma seçip kasaya gittik . Her şeyi ellerinden aldım. Bade önce vermek istemedi, ben öderim dedi ama tabi ki ısrar ettim. Ben öderken onlar dısarıda beni beklediler, yanlarına gidip ördegi Beril' e . Rakunu da Bade'ye uzattım. " Hediye ." Dedim. İkisi de mutluluk ile sarıldı oyuncaklarına. Birlikte eve doğru yürüdük. Yürürken dondurmaları da yiyorduk.Bade binanın önüne gelince " Ben artık gideyim ." Dedi. " Her şey için teşekkür ederim, her şey çok güzeldi." Diye de ekledi. Beril hemen " Olmaz ya , zaten evde tek olacaksın . Bizde kal . Zaten yarın okul da yok. Dinleniriz biraz . Lütfen?" Dedi. Bade hemen reddetti. "Lütfen, eve gideyim. Israr etme . Uyurum , evi de toplarım hazır okul da yok. Birkaç işim de var onları da hallederim hem Sütlaçım." Dedi. Beril daha fazla ısrar etmek istedi ama Bade ona hemen sarılıp izin vermedi. " Tamam o zaman bekle sen ben arabanın anahtarını alıp geleyim. Sakın ısrar etme 'kendim giderim 'diye. Ben bırakacağım seni. " Dedim ve eve çıktım. Beril ben inene kadar Bade ile aşağıda lafladı. Ben inince onlar vedalaştı ve Beril eve çıktı,biz de yola. Yolda bir mareketin önünde durdum." Beş dakikaya geliyorum." Deyip indim. Akşam markette Beril ile birlikte aldıkları şeylerin aynısını aldım. Fişi atmadığım iyi olmuştu. Arabaya geldim aldıklarımı arka koltuğa bıraktım. Yola devam ettik. " Anneler ne zaman gelecek belli mi?" Diye sordum , sohbet açmam gerekiyordu çünkü. " Henüz belli değil ." Dedi. " Kardeşim burada mı okuturdu senin?" Diye sordum. " Yok o şehir dışında." Dedi. Baş salladım. Daha başka ne soracaktım ki. Ah bu kafam , şimdi yanımda olduğu için aklıma hiç soru gelmiyordu. İndiği anı bekliyolardı herhalde. " Burası ikinci görev yerim mi?" Diye sordu , beni bu ızdıraptan kurtardı. " Evet ." Dedim . Harikasın Taner, harika. Daha kısası yok muydu oğlum ya , onu söyleseydin diye söylenio durdum içimden, " İlk görev yerin neresiydi?" Diye sordu güzel seslim. " Bingöl. Hiç gittin mi?" Dedim. Çok Şükür ya , konuşabildin oğlum. " Hayır, gitmedim. Sen seviyorsun galiba ."
" Evet , hem de çok. Tabi zor oluyor gurbet ama yine de çok güzel memleketti. "
" Sesinden belli oluyur zaten sevdiğin"
Kalbim hızlandı. "
" Sesimden mi?"
" Evet sesinden . Neşlendin bir anda ." Deyiverdi. Gülümsedim. Neye neslendigimi bilsen.
" Ben de istiyorum başka yerde çalışmayı."dedi
" Nerede, buraya uzak mı çok? "
"Evet."
" Doğu'da mı?"
"Aslında yurt dışında."
" Yurt dışı mı, neden ki? Burası neden değil?"
"Yeryüzü doktorlarına katılmak istiyorum ben." Dedi.
Kalbim yerinden çıkacaktı. İhtimalle kafamda dönüp durdu. Ne kada uzak acaba. Ne kadar kalır acaba...
"Çok istiyorum. Ama sevdiğim herkes burada. Uzaklaşmak biraz zor olacak gibi."
"Sevdiğin , seni seven herkes burada . " Dedim doğrudan ona bakarken. Çok kısa göz göze geldik. Sonra hemen yola baktım. Evinin önüne gelince indik. Teşekkür etti her zamanki kibarlığı ile. Hemen arka koltuktan aldıklarımı alıp Bade' ye uzattım. " Canınız çekmiş . Ama sen kalmadığından yiyemeyecksin. Bunlar da saman." Dedim. Bakakaldı. Ben de ona baktım. Poşeti uzatmış almasını bekliyordum . Hiç hareket etmeden bana bakıyordu. Sadece kıpkırmızı oldu, tek hareket buydu, derisindeki belirgin renk değişimi.
