3. bölüm · Turuncu koltuk
Kendine itiraf
Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin ?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin
Bir yelkenliyim şimdi ben senin Limanında
Ümit Yaşar Oğuzcan
"Kahvaltınız" dedim . Olabildiğince sakin tutmaya çalışarak ses tonumu. Zira dün olanlar çok utanç verici ve maalesef oldukça taze idi. Aldı paketi elimden hiçbir şey söylemdi önce. Ben hala bakmamaya yemin etmiş gibi, o ise buluşmayı bekler gibi bir halde bekliyorduk. Daha fazla duramayıp" inşallah seversiniz. Bilmediğimden ne sevdiğinizi öyle pizza, simit , birkaç kurabiye aldım."dedim yine göz teması kurmadan. "Teşekkür ederim, zahmet oldu ." Dedi. Sessizce derin bir nefes aldım. Geriye yaslanıp kemerimi taktım. Ama araba hâlâ hareket etmemişti. Önce bir şey oldu sandım. Kimseden de ses çıkmıyordu. "Neden git..." cümlem tamam olamadan kelimeler agzımda birbirine karışıp yok oldu. Bana bakıyordu, doğrudan bana . Beril ve Ahu da doğrudan ona. " Lütfen." Dedi bana bakmayı sürdürürken. "Lütfen böyle olmasın. Garip oluyor. Biliyorum utanıyorsunuz. Ben de utanıyordum ama daha sonra konuşup halledince ben rahatladım. Lütfen siz de rahatlayın. Böyle olunca ben ne yapacağımı bilemiyorum." Dedi. Tek nefeste ama sakince. Hepimiz şok içinde ona bakıyorduk. Sonra kızlar da bana çevirdi bakışlarını. Hepsi bir şeyler söymemei bekliyordu, zaten gerekiyordu da. Yeterince açık konuşmuştu, fazla açık." Haklısınız. Ben biraz kafaya takarık böyie şeyleri . Hakikaten hallettik değil mi? Doğru . Hallettik. Teşekkür ederim,bu konuşma için" dedim, kafamı biraz toparlayınca. Kızlar hala şok olmuş vaziyette bakıyorlardı. İkimiz de iç ısıtan bir gülüşü armağan ettik birbirimize, ardından önüne döndü ve yola koyulduk. Okulun önüne gelen kadar da kimse konuşmadı. İnerken hepimize zihin açıklığı dileyip gitti. İşte asıl kısım bundan sonra başlıyordu: sorgu. Kızlar herkesin toplanmasını bekleyip beni ilk fırsatta sorguya çekeceklerdi. Buna emindim. Zor bir gün beni bekliyordu anlaşılan. Soru yağmuruna karşın hazırlık yapmak da mümkün olmadığından geriye kalan tek çareme başvurmaya karar verdim. Saldırıya ilk ben geçecektim ve bölecektim. Ancak bu şekilde baş edebilme şansım olurdu. Bu sebeplerden araçtan iner inmez hemen başladım konuşmaya . " Biliyorum, biliyorum. Siz sormadan ben anlatayım. Bir yanlış anlaşılma oldu. Ben de düzeltmek adına kendisininden dün sabah özür diledim. " Dedim. Elbette ki detay vermemek en mantıklısı idi. İkisi de hiç beklemeden konuya daldı. " ' dün sabah' derken?"dedi Ahu hemen. "Dün sabah işte . Uyandım . Taner ' de uyanmıştı. Özür diledim. O kadar." Dedim. Beril hemen atladı " Hmm demek o kadar . Hiç de anlatmıyor, bak ya. Şimdi söyle Ahucum ,abim zaten erken uyanır. O erken uyanmıştır kesin. Ben de sütlacımı tanıyorsam uyuyamamıştır zaten. Fark ettiysen abimin eli sargılıydı. Dün Bade sarmış . Birlikte kahvaltı yapmışlar. Abim söyledi bana da . " Dedi ve ikisi de birbirine bakıp kıkırdadı. " Beril, of ya . Ne yani ,özür mahiyetinde şey etttim ben onu." Gülüşleri kahkahaya dönüştü." Hım hım aynen. Ondan şey ettim sen. " Dedi Ahu. " Ya Beril ..." Dedim mızmızlanarak. "Ayy peki arabadaki halimiz neydi öyle ya." dedi Ahu. "Evet ya abim ne kadar şey ettiyse artık." Dedi Beril. " Off ama ya . Bakın gerçekten ayıp ediyorsunüz. Ben adamı boğuyordum ya üstelik elini de ısırdım. Mahcup olmam normal değil mi? O da beni bilmediğinden garip hallerini anlamamış. Çok normal. Konuştuk hallettik. Bakın sakın kimse bana bu konuda konuşmasın. Fena bozuşuruz haberiniz olsun. Derin ve Deniz ' e de söyleyin bana bir şey sormasınlar. Zaten siz bolca konuşursunuz. " Dedim net bir ses tonu ile. " Aman tamam ya , biraz eğlenelim dedik ya . Tamam off. " Dedi Ahu. Bade de benzer bir sitem ile söylendi. Sonra okula geçtik. Okulda çok kısa bir işimiz vardı zaten, sonra birlikte hastaneye gecttik.
Yorucu bir günün ardından hepimizin tek isteyi eve gidip uyumaktı. Deniz arabası ile geldiği için yine Arabası ile döndü. Bizi de Beril'in abisi al alacaktı. Aslında ilk etapta kendim gideyim diye düşündüm ama sonra kızlar yine ne oldu diye beni darlayacak diye vazgeçtim. Hem Taner de haklıydı. Hep böyle gidemezdi. Konunun kapandığını o da hissetmeliydi. Biraz bankta oturup gelmesini bekledik ama gelmedi. Beril abisini aradı. Yoldaymış. Biz de yemek yemek için hastanenin az ilerisinde olan çorbacıya gidip çorba içmeye karar verdik. Hepimiz oldukça yorgun vaziyette çorba içerken annem aradı. Hemen dışarıya çıktım ve telefonu açtım. " Annem nerede kaldın merak etttik. Bugün erken gelecektin kuzum. Birlikte yemek yiyecektik hani. Biz zaten sabah anneannenlere gideceğiz. Biraz yokuz. En azından birlikte yemek yeseydik. " Dedi içimi ısıtan sesi ile. " Anne ya haklısın , birtanem. Çıkamadık erken kusura bakma. Şimdi çorba içiyoruz. Birazdan çıkarım ben . Birlikte çay içeriz . Ben gelmeden sakın uyumayın he . " Dedim. " Tamam annem . Dikkatli gel . Allah'a emanet ol yavrum." Dedi ve kapattı telefonu. Sonra içeriye girdim. Çorbadan birkaç yudum alıp kızlara da durumu söyleyip kalktım. Beril ısrar etti önce , sonra bıraktı beni. " Eve gidince yaz ama olur mu, bir şeyler ye mutlaka . Çorbanı da içemedin ki." Dedi sütlaçım. Herkese de iyi geceler dileyip çıktım. Ben taksi beklerken hastaneden bir doktor arkadaş beni bırakmayı teklif etti. Ben de onun ile gittim. " İyi geceler Bade, annelere çok selam . Bir de şu sarmadan bir daha yapar mı bize ? Vallahi tadı damağımda kaldı ya." Dedi Yusuf. " Tabi yapar. Söylerim ben . İyi geceler." Eve gittigimde bizimkiler ile koca bir demlik çay içtik. Ben sabah uyanamayacağım için geceden vedalaştık. İkisi de sabah erkenden yola çıkacaklardı.
Odama geçince Beril' e mesaj atacaktım ki aradığını gördüm. En iyisi aramak diye aradım.
" Sütlaçım..."
" Sütlaçım..."
" Eve vardım , çoktan. Çaya daldık unuttyum ya. "
" Merak ettik Badem ya. Neyse iyiysen sorun yok. Keşke bekleseydin ya abim de sen gittikten iki, üç dakika sonra geldi. Rahatça giderdim".
" Olsun ya , söz vermiştim bizimkilere . Ayıp olurdu. Hem zaten Yusuf'a denk geldim ya , bıraktı sağ olsun.
" Ooooo, tamam . Ben anladım. "
" Yine ne anladın acaba ya , hım."
" Bir sen analama zaten ya . Badem , çocuk sana fena yanık. Bir sen bilmiyorsun herhalde . Herkes farkında. Hem doğru söyle bakalım,yoksa siz birliktesiniz de bizden mi gizliyor psun he?"
" Tam gaz dizi yazmaya devam ya. Kimsenin bana yanık olduğu falan yok. Ayrıca sizden bir şey saklamak mümkün mü, Allah aşkına ya . Hadi ben uyuyacağım, iyi geceler sütlaç.
"Aman tamam . Sen öyle zannet. Yakında itiraf gelir zaten . O zaman hatırla bu dediğimi. Bir de yarın akşam yemeğe bize gel madem annenler de yok zaten evde. Tek kalma."
" Hayır, gelmem. "
" Neden ya , abim yüzünden mi?"
" Hayır ya , uyurum ben," dedim. Sesimdeki utanmışlık apaçık ortadaydı oysaki.
" Eee o zaman geliyorsun." Dedi . Telefon yüzüme kapandı.
Sabah annemlerin gidişinden epey sonra uyandım. Sağ olsun bana birkaç yemek hazırlayıp dolaba koymuştu. Birkaç saate Beril'e gideceğimden bari elim boş girmeyeyim diye sarmayı kaynattım. Tencere ile birlikte yola koyulduk.
Evlerine vardığımda saat henüz on beş kırk beşe geliyordu. Hala çok erkendi. Kapıyı Beril açtı. Hemen içeriye girdim. " Hoşgeldiiin." Dedi çok neşeli bir de ile. Devam etti sözüne" Abim henüz gelmedi,birkaç arkadaşı ile buluşmaya gitmişti. Dönüşte de markete uğrayacak. Birkaç saate gelir . " " Tamam . Biz bir şeyler yapacak mıyız , abim gelmeden ?Yemek falan. " " Hayır Badem . Abi, gelsin o yapar. Yard8m isterse biz de yardım ederiz. Hem sen ne getirdin bize öyle kocaman?" Dedi . " Sürpriz." Dedim tencereyi açarak. Olduğu yerde zıpladı birkaç kez. "Oyy oy oyy. Off off off . Aman aman . Bu.." ikimiz de güldük. " Herkes de bayılıyor ne annemin sarmasına . Yusuf da' bir daha ne zaman yakar annem?' falan dedi ." Dedim. Dikkat kesildi. " Demek öyle dedi. Sen de hala kalk yok bilmem ne de . " Dedi. Bezmiş şekilde baktım." Aman tamam off yaa . Anladık , yok öyle bir şey. Sen öyle bir şey de istemiyorsun . Evet ,evet . Biliyorum." İkimiz de güldük, yine. Sonra birkaç sarma attı ağzına ve odsına geçtik. Birlikte ondan bundan konuşup vakit geçirdik. Seponra telefonu çaldı Beril'in. Açtı hemen , abisiydi. Bir şey istiyor mu diye sormak için aramış. Bana sordu Beril, istemiyorumdedim. Beril ikimiz adına konuşup" Cips , çikolata, dondurma, lokum, mısır, bisküvi. Ne bir deeee lolipop." Dedi. Yaklaşık yarım saat sonra kapı çaldı. İkimiz de odadan çıktık Beril kapıyı açtı. Taner elleri kolları dolu vaziyette içeriye geçti. Göz göze geldik daha kapıdan ilk girişinde. Hemen Mustafa geçti poşetleri bıraktı. " Hoşgeldin Bade dedi." Merhaba. Sen de hoşgeldin Taner." Dedim. İkimiz de birbirimize ismi ile hitap etmiştik. Ama ikimiz de rahatsız olmuş değildik. Odasına gidip üzerini değiştirdi önce . Sonra yanımıza gelip " Ne yemek istersiniz ? Gerçi ben birkaç şey aldım, yapacaklarım az çok belli ama istersen poz başka bir şey de yapabilirim." Dedi. İkimiz de gerek yok analmimda baş sakladık sağa sola.
Daha sonra doğrudan bana dönerek " Bir baksana Bade , burada alerjin olan ya da yemediğin bir şey var mı? Bizimkini biliyorum ama seni bilmiyorum." O bana bakmayı sürdürürken ben hızlıca malzemelere göz gezdirdim. " Yok . " Dedim. Beril hemen atlayıp" Evet yok ama çok tuzlu yapma yemez, domatesin kabuklarını yemez, sarımsak koyma yemeğe yemez, çok karışık olmasın midesi bulanır yemez . " Dedi . Ben kıpkırmızı oldum anında. " Tamam . " Dedi Taner. Gayet ciddi ses tonu ile. "Yerim yerim , bildiğin gibi yap sen ." Dedim kirrtarmaya çalışarak. Ama Beril izin verir mi hiç." Yemez . Vallahi yemez. Zahmet etme diye öyle diyor. Biliyorum ben . " Dedi. " Tamam Beril. Tamam abim. Ben hallederim . Ama yardım edersiniz bana değil mi?" " Ben edemem abi , banyo yapmam gerek . Bade yardım eder sana ." Dedi ve koşarak odsına gitti. İkimiz de Beril'in odasına bakıyorduk. Az sonra odasından kıyafetleri ile çıkıp banyoya doğru gitti. Beril gidince ikimiz de birbirimize bakıp hafifçe tebessüm ettik. " E madem öyle başlayalım o zaman." Dedi. Ben yanına geçtim. Önce hangi yemekleri yapacağımızı anlattı. Balık, birkaç meze bir de çorba yapacaktı. Balık temizlenmiş değildi. Onun temizlenmesi gerekiyordu. Taner onu yakacak ben de birkaç doğrama işini yakacak ve daha sora ise birlikte mezeleri yapacaktı. O balıkları temizlemeye başladı. Ben de sebzeleri yıkıyordum ki bana seslendi." Bade!" Hemen ona döndüm. "Efendim ?" Dedim . "Yüzüm... Yüzümü kan sıçradı. Silebilir misin ?" Dedi. Birkaç saniye baktım boş boş. Sonra bir şey söylemden ıslak mendil alıp yanına gittim. Bana döndü. Sağ gözünün hemen altına gelmişti kan bir de yine sağ tarafta saçlarının hemen altına. Sacları gözlerinin biraz üzerine bir boyda,açık bir renkte idi. Gözünün altı nazikçe sildim. Bu sırada bana bakıyordu mavi bir çift göz. Sonra nazikce saçlarına değdi parmaklarım hafifçe kenara itmek adına. Anlındaki kanı da temizledim . Sonra ıslak mendili çöpe attım. " Teşekkür ederim. " Dedi . Rica ederim anlamında başımı hafifçe öne eğdim. O balıkları temizledi,ben sebzeleri yıkayıp doğradım. Sonra birlikte mezeleri de yaptık. Yan yana durunca fark ettim ne kadar uzun olduğunu. En azından iki metre vardı. Ben de pek uzun olmadığımdan dah Ada uzun geliyor olabilirdi bana . Yemekleri hazırlama işi bitmişti, balığın pişmesini beklemek dışında. Onu beklerken ikimiz de mutfakta oturduk. İkimizin de yüzü fırına dönüktü. Konuşmaya başladı.
"Umarım güzel olur yemek."
"Umarım."
Sonra yine sessizlik oldu. Bozan da yine o oldu.
"Acıktın mı?"
" Biraz . Sen acıktın mı?"
" Biraz . Bizimki de gelmedi hala. Yemek pişmek üzere."
" Birazdan gelir . "
" Masayı kuralım o zaman. "
" Olur"
Birlikte masayı kurduk. Beril de bu sırada geldi. Her şeyi tabaklayıp masaya getirdik. Taner yeni pişen yemeği de tabakladı. Ben de sarmaları tabakladım. Her şey hazır olunca sofraya oturduk. Hep birlikte yemeğe başladık. Çorbalar hemen bitti, ve halihazırda tankta olan balıga geçtik. Beril hiç durmadan sarma yiyordu. Taner en son dayanamayıp "Bize de bırak bıraz ya daha bir tane yiyemedik ." Dedi. " Olmaz bak ,kaç kişi peşinde bu sarmaların biliyor musun sen . Ahu , Derin, Yusuf, Deniz. Kimselere yar edemem bunları." Dedi Tanerin bakışları bana kitlendi. Ben sakin sakin yemeğimi yerken üzerimdeki bakışları hissedip ona döndüm. Haklıydım. Bana bakıyordu. Ama neden? Ben bakınca bakışları Beril'e kaydı . " Hmm demek o kada özel he bu sarmalar. Kim yaptı?" Diye sordu. " Bade ' bin annesi yapmış. Bade yesin diye . Onlar biraz yoklar. Hazır yemek olsun diye yapmış. Sütlaçık da bize getirmiş sağ olsun" dedi . Bana bir öpücük attı sonra . Herkes yemeğine dönmüştü ki Beril konuşmaya devam etti" Hatta dün Yusuf 'annen bir daha ne zaman yapar demiş '". Dedi. Taner'in lokması boğazında kaldı. Beril ise tam gaz devam etti."Dün gece Bade ' yi bırakırken söylemiş. Biz diyoruz Yusuf senden..." diyordu ki engel oldum. Tener ' e bir bardak su koyup" İç." Dedim. Hızla birkaç yudum aldı.
