8. bölüm · TİTREŞİM MODUNDA AŞK

Bölüm 8

Bünyamin Özek

Kapıyı kapattıktan sonra bütün gece uykusuz kaldım. Özgür'ün bileğimdeki teması, o resmi "Özgür Bey" deyişim, ve koridorda bıraktığım şaşkın yüz ifadesi... Lila Duvar Operasyonu duygusal olarak beni ondan daha çok yoruyordu.
Sabah kahvaltısı da tam bir işkenceydi.
Mutfak masası etrafında tam bir savaş alanı vardı. Annem, Gülfidan Anne'ye kahvaltılıkları yetiştirmeye çalışıyor; Babam, kliniğe yetişme telaşıyla çayını bitirmeye çalışıyor; Uzay ise sürekli, "Özgür Abi, bu sabah neden Merve Abla'yı sinirlendirmiyorsun?" diye soruyordu.
Özgür, her zamanki gibi cool ve umursamaz görünmeye çalışıyordu ama dün geceki tepkisizliğim onu rahatsız etmişti. Masada sürekli bana bakıyor, ama ben, tabağımdaki zeytine bakıyormuş gibi davranarak onu yok sayıyordum.
"Merve, canım, portakal suyunu versene," dedi Gülfidan Anne.
Tam uzanacakken, Özgür benden önce davranıp sürahiyi kaptı ve annesine uzattı. Bu sırada gözleri bir anlığına beni buldu ve alaycı bir fısıltıyla, "Vale hizmeti, ücreti daha sonra konuşuruz," dedi.
Tepki yok. Lila Duvarım sağlamdı. Ona sırtımı dönüp aceleyle çayımı bitirdim.
"Ben çıkıyorum Anne," dedim. "Bugün Açelya ile bir işimiz var, geç kalmayayım."
Annem, telaşla başını salladı. Babam, Gülfidan Anne'ye veda ederken, ben de aceleyle kapıya yöneldim.
"İyi çalışmalar, Lila Kafa!" diye bağırdı Özgür arkamdan. Bu kez sesi alaycıydı, ama içinde bir miktar da sabırsızlık vardı.
Hızla kapıyı çekip evden çıktım. Özgür'ün o alaycı sesini duyduktan sonra tek ihtiyacım, Açelya'nın mantıklı sesiydi.
Kafede (Yine Güvenli Liman)
Açelya, her zamanki köşemizde, kahvesini yudumluyordu. Beni görünce hemen gülümsemesi silindi.
"Ne oldu? Özgür seni boğdu mu? Yüzün, bir ressamın tablosundaki en solgun beyaz."
Yanına oturdum ve nefes nefese kaldığımı hissettim. "Boğmadı. Ama boğmaya çalışıyor. Açelya, dün geceki 'Özgür Bey' demem onu afallattı. Ama bu sabah daha da agresif. Benim tepkisizliğim onu çıldırtıyor."
Açelya, elini çeneme koyup yüzümü kaldırdı. "İşte bu harika bir haber! Demek ki doğru yoldasın. Senin sinirlenmene, tartışmana bağımlı olmuş. O tepkiyi alamayınca, ne yapacağını bilemiyor."
"Ama ben de yoruluyorum. Onu görmezden gelmek, ona bağırmaktan daha zor. Sürekli ona dokunma isteğim var, Açelya. Yanımdan geçtiğinde bile içimde bir alarm çalıyor. Bu titreşim modu beni öldürecek."
"Hayır, öldürmeyecek. Bu, senin ona olan büyük aşkının, zihninin kontrolünde olduğunu gösteriyor. Unutma, planımız neydi? Duygusala bağlamak yerine, mesleki üstünlüğünü kullanmak. Onun senden yardım istemesini sağlamak."
"Nasıl isteyecek ki? Benden nefret ediyor."
Açelya, kahvesinden bir yudum aldı ve gözleri parladı. "Emin misin? Vale olduğunu söyledi, bir iş kurmak istediğini. Arabalarla ilgili bir işin iyi bir görsel kimliğe ihtiyacı var. Bir logoya. Bir renk paletine. Senin gibi yetenekli bir ressam varken, neden dışarıdan birine gitsin?"
"Asla benden yardım istemez."
"İsteyecek," dedi Açelya, kendinden emin bir şekilde. "Çünkü sen, onun için her zaman bir meydan okumasın. Senden nefret eden birinden yardım istemek... işte bu, tam da onun kibri için biçilmiş kaftan. Sadece Lila Duvarı yıkmasına izin verme. İş teklifini beklerken ne yapacağız?"
Derin bir nefes aldım. "Çalışmaya devam edeceğim. Ve o iş için kapımı çalana kadar, sanki evde değilmişim gibi davranacağım."