16. bölüm · TİTREŞİM MODUNDA AŞK
Bölüm 16
Odama koşarak kendimi yatağa attım. Yanaklarım alev alev yanıyor, kalbim göğüs kafesimi dövüyordu. Birbirimize değmeden geri çekilmemiz, öpüşmekten bile daha sarsıcıydı.
Hemen Açelya'yı aradım. "Açelya, bitti. Her şey bitti. Kontrolümü kaybettim."
Açelya, sesi endişeliydi. "Ne oldu? Öpüştünüz mü?"
"Hayır! Neredeyse... neredeyse öpüşüyorduk. Son anda geri çekildik. O bana kuzenim olduğumuzu söyledi. Açelya, benim için Lila Duvarı'nı kuran o değil, benim. Ama o an... ikimiz de durduk. Ne kadar tehlikeli bir şey yaptığımızı anladık."
Açelya iç çekti. "Anlıyorum. Bu, onun da sana karşı boş olmadığını gösteriyor. Ama şu anki durumunuz, patlamaya hazır bir bomba. İşi uzaktan yapma fikrin doğru. Fakat bu, yeterli değil."
"Ne yapmalıyım?"
"Onu da titreşim moduna sokmalıyız. Sadece sen kaçmakla olmaz. Başka şeylere odaklanmalı. Onu kıskandıracak bir hamle yapmalısın. Mesela... başka birisiyle dışarı çık. Onu, seni kaybetme düşüncesiyle karşı karşıya bırak."
Bu fikir, içimdeki paniği artırdı. "Ben öyle biri değilim ki! Kiminle çıkayım?"
"Bunu sonra düşünürüz. Şimdilik, o anı tamamen yoksay. O, seni ne kadar iterse itsin, sen sadece profesyonel olacaksın."
Ertesi Sabah: Buz Gibi Kahvaltı
Açelya'nın tavsiyesine uydum. Ertesi sabah kahvaltısında, Özgür'e karşı soğuk ve tamamen iş odaklıydım. Ben, o yokmuş gibi davranarak annemle konuşurken, Özgür salona girdi.
Üzerinde dün geceden kalma utancın izleri vardı. Ancak bu utanç, hemen ardından gelen öfkeyle maskelenmişti. Masaya oturduğunda, bana baktı. Bu bakış, yirmi yıl önceki düşmanlığın en sert versiyonuydu.
"Merve," dedi, sesi buz gibiydi. "Logoyla ilgili taslakları bana e-posta ile atacaksın. Geri bildirimi yazılı yapacağım. İşimiz profesyonel kalacak."
Annem araya girdi. "Ay ne güzel, işbirliğiniz ne kadar profesyonel!"
Masanın altından yumruğumu sıktım. "Elbette, Özgür Bey. Sadece iş."
Özgür, çayını yudumladı ve gözleri benimle kilitlendi. "Ve o son iki gündür yaptığımız, o... gereksiz yakınlıkları unutmanı tavsiye ederim. Çocukluktan kalma anlık deliliklerdi. Bu evde olduğumuz sürece sınırlara ihtiyacımız var."
Bu sözler, kalbimi acıttı. Kendini korumak için, o anki çekimi hiçe sayıyordu. Beni de buna zorluyordu.
"Haklısın," dedim, sesimin titrememesine özen göstererek. "Sınırlar önemlidir. Özellikle de sadece kuzen olan insanlar için."
Özgür, kaşlarını çattı. Onun eski düşman moduna geri dönmesi, benim de canımı yakmasına rağmen, Açelya'nın kıskandırma planını uygulamaya itiyordu.
Tam o anda, Uzay koşarak masaya geldi. "Merve Abla! Okulda tiyatro kulübüne katıldım. Hakan Abi de var! O çok yakışıklı, değil mi?"
Uzay'ın masum sözleri, benim aklıma Açelya'nın planını getirdi. Hakan... liseden beri bana platonik aşk besleyen, yakışıklı bir veterinerlik öğrencisi.
Özgür, Uzay'ın adını telaffuz ettiği anda dondu. Çay fincanı havada asılı kaldı.
"Hakan mı?" diye sordu, sesi kontrolsüz bir şekilde yükseldi. "Kim bu Hakan? Senin ne işin var onunla?"
Titreşim Modundaki Aşk, artık kıskançlık sirenini çalmaya başlamıştı. Merve'nin yeni stratejisi hazırdı.
