7. bölüm · Teoden: Çekim Yasası

6. BÖLÜM: Kralların ve Kraliçelerin Savaşı

Zöhre Yılmazzz

Bölümler
1 Tanıtım 2 1. BÖLÜM: Kural İhlali 3 2. BÖLÜM: Sahadaki Kıvılcım 4 3. BÖLÜM: Tozlu Raflar, Keskin Sınırlar 5 4. BÖLÜM: Yangının Külleri 6 5. BÖLÜM: Hakimiyet Sınırları 7 6. BÖLÜM: Kralların ve Kraliçelerin Savaşı 8 7. BÖLÜM: Geceye Düşen İfşa 9 8. BÖLÜM: Gece Yarısı Sığınağı ve Çekim Alanı 10 9. BÖLÜM: Eski Bela ve Krallık Savaşı 11 10. BÖLÜM: Kırılma Noktası ve Geceye Düşen Bomba 12 11. BÖLÜM: Kan, Gece Yarısı Sığınağı ve Kraliçenin İntikamı 13 12. BÖLÜM: Kralların Dönüşü ve Büyük Temizlik 14 13. BÖLÜM: Krallığın Zaferi ve Geceye Doğru 15 14. BÖLÜM: Gece Yarısı Baskını ve Kıskançlık Alevi 16 15. BÖLÜM: Gece Yarısı Yangını ve Asıl Savaş 17 16. BÖLÜM: Büyük İhanet ve Sahte Cennetin Çöküşü 18 17. BÖLÜM: Buzdan Kraliçeler ve Görünmez Krallar 19 18. BÖLÜM: Çardak Baskını ve Sınırların Ötesi 20 19. BÖLÜM: Fırtınanın İçi ve Büyük Hesaplaşma 21 20. BÖLÜM: Yıkılan Mabet ve Kanlı Sırlar 22 21. BÖLÜM: Maskelerin Düşüşü ve Büyük Kırılma 23 22. BÖLÜM: Sahnedeki Şah Mat ve Kanlı Birlik 24 23. BÖLÜM: Zihin Oyunu ve Kraliçelerin Tahtı 25 24. BÖLÜM: Kralların Dönüşü ve Tersine Dönen Çark 26 25. BÖLÜM: Maskelerin Düştüğü Balo 27 26. BÖLÜM: Kuytu Köşeler ve Tehlikeli Ateş 28 27. BÖLÜM: Ters Tepki ve Sınır İhlali 29 28. BÖLÜM: Cumartesi Ateşi ve Sınır Çizgisi 30 29. BÖLÜM: Kralların Resti ve Yanılsamalar 31 30. BÖLÜM: Geceye Yazılan İmzalar 32 31. BÖLÜM: Krallığın Son İmzası 33 32. BÖLÜM (BÜYÜK FİNAL): Rüzgarın Ve Gölgenin Şehri 34 Duyuru!!! 35 Açıklama

TEODEN: ÇEKİM YASASI
6. BÖLÜM: Kralların ve Kraliçelerin Savaşı
Pazartesi sabahı Bodrum Özel Eğitim Koleji’nin devasa bahçesinde rüzgar palmiyeleri döverken, koridorlardaki hava patlamaya hazır bir dinamit gibiydi.
Çarşamba günü Pelin’in sızdırdığı o anonim rapor—Teoman’ın eski okulundaki yangın ve kayıp dosya—okulun bütün elit züppelerinin dilindeydi.
Deniz, koridorda adımlarken yanında Sena ve Ezgi vardı. Sena telefonundan okulun itiraf sayfasını hızla kaydırıyor, bir yandan da tırnaklarını yiyordu.
"Deniz, bu Pelin kaşarı iyice kaşınmaya başladı," dedi Sena, sesini kısarak.
"Sayfaya 'Aramızdaki Yangın Sönmüyor' diye yeni bir post atmış. Altına Mert’in tayfası Teoman için 'katil' yazıp duruyor."
Ezgi adımlarını yavaşlatmadan yanlarındaki duvara yaslanmış Mert’e buz gibi bir bakış fırlattı.
"Mert o eziği elime bir geçirirsem, o lafları yedirmekle kalmam, o sahte karizmasını okulun bahçesine gömerim."
Mert onların gelişini görünce pişkince sırıttı. "Ne o kızlar? Aramızdaki yeni 'suçlu' için koruma kulübü mü kurdunuz?"
Ezgi tek bir hamlede Mert’in dibinde bitti. Yakasından tutmadığı kaldı; gözlerindeki o öldürücü soğukluk Mert’in sırıtışını anında yüzünde dondurdu.
"Tek bir kelime daha et Mert. Yemin ederim seni bu koridorda rezil ederim. Pelin’in arkasına saklanıp erkeklik taslama bana."
Mert yutkunup bir adım geri çekildi.
Deniz ise Ezgi’yi omzundan geriye çekti. "Ezgi, değmez. Piyonlarla vakit kaybetmiyoruz."
Tam o sırada koridorun öbür ucundan gelen gürültüyle herkes o tarafa döndü.
Aras, sırt çantası tek omzunda, arkasından gelen Uzay ve Teoman’la birlikte yürüyordu.
Aras’ın yüzündeki o sert, kavgaya hazır ifade koridordakileri kenara çekilmeye zorluyordu.
Uzay’ın elinde yine bir kutu soğuk kahve vardı ve her zamanki gibi pişkince etrafa laf atıyordu.
"Ulan mallar, Bodrum’un sıcağı ayrı dert, bu okulun dedikoducu tipleri ayrı dert," diye bağırdı Uzay, sesi koridorda çınlayarak. "Lan Mert! Oğlum yüzün yine kağıt gibi olmuş, dün gece rüyanda Teoman mı kovaladı seni amk?"
Mert gözlerini kaçırıp kafasını başka tarafa çevirdi. Uzay kahkahayı bastı. "Korkak piç ya. Valla bu okulda bir Deniz’in tayfada yürek var, gerisi fasulye."
Teoman ise en arkada, siyah deri ceketinin içinde ağır adımlarla yürüyordu.
Sarı saçları dağınıktı, koyu gözleri doğrudan Deniz’in üzerindeydi. Konuşmuyordu ama varlığı bile ortamdaki tüm oksijeni çekip alıyordu.
Hoparlörden Müdür Hilmi’nin gür sesi patladı:
“Deniz Arslan ve Teoman Kara, derhal idareye!”
Sena gözlerini devirdi. "Yine başladı bizimki."
Uzay kahvesinden bir yudum alıp Teoman’ın omzuna vurdu. "Ooo sarı kafa, kraliçeyle randevun var yine. Müdür Hilmi size nikah kıyacak bu gidişle amk."
Aras, Uzay’ın ensesine hafifçe patlattı. "Kapa çeneni Uzay."
Teoman, Uzay’ın lafına sadece dudak bükmekle yetindi. Deniz’in tam önünde durduğunda, aralarındaki o tehlikeli, nefret dolu elektriklenme anında devreye girdi. Teoman iki elini ceketinin ceplerine soktu, Deniz’e doğru hafifçe eğildi.
"Yine benim yüzümden çağrıldığını sanıyorsun, değil mi kraliçe?" dedi Teoman. Sesi boğuk, alaycı ve son derece sakindi. "Ama o cılız gururun incinmesin diye önden yürüyeceğim."
Deniz çenesini kaldırdı, gözlerinde saf bir hırs kıvılcımı çaktı. "Gereksiz konuşmayı kes Teoman. Sen sadece arkamdan gelen bir detayısın. Önden ben yürüyorum."
Deniz, Teoman’ın yanından geçerken omzuna sertçe çarpıp idareye doğru yürüdü. Teoman yana kayan başını yavaşça düzeltti, yanağındaki o hafif tebessümle arkasından baktı.
Sena arkadan fısıldadı: "Kızım bu ikisi birbirini diri diri yiyecek."
Ezgi kollarını bağladı. "Yesinler. Ama önce şu Mert ile Pelin’i halletmemiz lazım."
Müdürün kapısının önüne geldiklerinde Teoman kapı kolunu tuttu. Deniz’e bakmadan soğuk bir sesle konuştu: "İçeride ne söylerlerse söylesinler, benim üzerimden prim yapmaya kalkma. Benim geçmişim senin kraliçelik oyunlarına malzeme olamaz."
Deniz gözlerini Teoman’ın profilinden ayırmadı. "Senin geçmişin umurumda bile değil Kara. Ben sadece bu okulda kimin kural koyacağını hatırlatıyorum."
Teoman kapıyı sertçe itti. İçeride Müdür Hilmi, elindeki emniyet raporu çıktısıyla ikisini bekliyordu.
Ancak bu kez idare odasındaki hava sadece ceza kokmuyordu; iki tarafın da birbirini yok etmek için fırsat kolladığı bir savaş alanına dönüşmüştü.
Adımlarımızı idare odasının o kasvetli, ceviz kaplama zeminine attığımız an, kapı arkamızdan sertçe kapandı.
İçerideki hava öyle ağırdı ki, Bodrum’un o nemli sıcağı bile bu odadaki soğukluğun yanında ferah kalırdı.
Müdür Hilmi, gözlüklerinin üstünden ikimize bakıyordu.
Masasının üzerinde Pelin ile Mert’in sızdırdığı o kırmızı damgalı emniyet raporunun çıktısı duruyordu.
"Bana bakın!" dedi Müdür Hilmi, sesini yükselterek. Masaya avucunu sertçe vurdu. "Bodrum Özel Eğitim Koleji’nin adı böyle ucuz dedikodularla, emniyet raporlarıyla, yangın haberleriyle anılamaz! Deniz, sen bu okulun öğrenci temsilcisisin, kulüp başkanıydın. Teoman, sen daha geleli birkaç hafta oldu ama okulun altını üstüne getirdiniz!"
Teoman, müdürün masasının tam karşısında durdu. Ellerini siyah pantolonunun ceplerine sokmuştu. Yüzünde gram endişe, pişmanlık ya da korku yoktu. Sanki müdür ona ceza vermiyor da hava durumunu okuyordu.
"Hocam," dedi Teoman. Sesi pürüzlü, derin ve ürkütücü derecede sakindi. "Masadaki o kağıt parçası bir dedikodu değil, sızdırılmış bir evrak. Ama o evrakın buraya nasıl geldiğini sorgulamak yerine bana bağırıyorsanız, idareciliğinizi bir daha gözden geçirin derim."
Müdür Hilmi’nin yüzü öfkeyle kızardı. "Sen benimle nasıl konuşuyorsun Kara?! Disiplin kurulunu toplar, seni geldiğin yere geri gönderirim!"
Deniz tam o anda bir adım öne çıktı. Başını dik tuttu, mavi gözlerinde en ufak bir geri adım atma kırıntısı yoktu. Teoman’ın yanına geçti ama aralarına aşılmaz bir mesafe koyarak konuştu:
"Hocam, Teoman haklı."
Teoman başını yavaşça Deniz’e doğru çevirdi. Sarı saçlarının altından sıyrılan koyu gözlerinde hafif bir şaşkınlık belirir gibi oldu ama kendini hemen toparladı.
Deniz devam etti, sesi odada buz gibi çınladı: "Bu raporun okulla bir ilgisi yok. Eğer okulun adı lekeleniyorsa, bunun sebebi Teoman değil; o dosyayı idare sisteminden hackleyip anonim sayfaya sızdıran Mert ve Pelin’dir. Eğer birini okuldan atacaksanız, önce benim sıramın altından, kütüphanenin arşivinden hırsızlık yapanlardan başlayın."
Teoman’ın dudaklarının kenarında o tanıdık, tehlikeli tebessüm tekrar belirdi. Deniz’e doğru eğilip sadece ikisinin duyabileceği bir sesle fısıldadı: "Beni koruduğunu sanmıyorum kraliçe... Sadece Mert’i kendi ellerinle bitirmek istiyorsun, değil mi?"
Deniz başını çevirip Teoman’ın gözlerinin içine nefretle baktı. "Seni korumak mı? Kendini fazla önemsiyorsun Kara. Ben sadece bu okulda adil bir savaş istiyorum. Seni bu okuldan gönderecek kişi ben olacağım, Mert gibi bir ezik değil."
"Dene bakalım," dedi Teoman fısıltıyla. "Ama dikkat et, beni tahtımdan indirmeye çalışırken o taht senin üzerine yıkılmasın."
Müdür Hilmi ikisinin arasındaki o sessiz ama yakıcı restleşmeyi fark etti. Masadaki dosyayı hışımla kapattı.
"Yeter!" diye gürledi müdür. "İkinize de son ihtar! Bu olay burada kapanacak. İtiraf sayfası kapatılacak. Eğer tek bir olay, tek bir kavga daha duyarsam ikinizi de kulüp başkanlıklarından, okul takımlarından men eder, uzaklaştırmayı basarım! Şimdi defolun odamdan!"
Odanın devasa ahşap kapısını açıp dışarı çıktığımızda, koridorda bizi bekleyen tayfa anında etrafımızı sardı.
Uzay elindeki soğuk kahve kutusunu fırlatıp sırıttı: "Ooo, infaz ertelendi galiba? Amına koyayım, Müdür Hilmi’nin bağırışları zemin kata kadar geliyordu, bir an dedim sarı kafayı paket ettiler."
Aras duvardan doğruldu, Teoman’ın yanına gelip omzuna dokundu. "Sıkıntı var mı?"
Teoman başını iki yana salladı. "Yok. İhtiyar sadece havlıyor."
Ezgi ve Sena da Deniz’in yanına geçti. Ezgi, Deniz’in yüzündeki o sert ifadeyi görünce kollarını bağladı. "Ne dedi içeride?"
"Mert ile Pelin’i kollamaya çalışıyor," dedi Deniz, gözlerini koridorun sonundaki Mert’e dikerek. "Ama bitti. Bu saatten sonra kuralları ben koyuyorum."
Teoman ceketini omzuna atıp Deniz’in tam önünden geçti. Geçerken duraksadı, kulağına doğru eğildi: "Kuralları sen koy kraliçe... Ama o kuralları yıkmak benim en sevdiğim oyundur."
Deniz, Teoman’ın arkasından bakarken ellerini sıkıca yumruk yaptı. O nefret, o hırs ve kazanma arzusu damarlarında bir zehir gibi dolaşıyordu.
İçerideki savaş bitmemişti. Aksine, Bodrum Özel Eğitim Koleji’nde fırtına daha yeni kopuyordu...
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
Yeni bölüm etkileşime göre gelicekk