26. bölüm · Teoden: Çekim Yasası
25. BÖLÜM: Maskelerin Düştüğü Balo
TEODEN: ÇEKİM YASASI
25. BÖLÜM: Maskelerin Düştüğü Balo
Bodrum Özel Eğitim Koleji’nin merakla beklenen geleneksel Bahar Balosu için seçilen deniz kenarındaki cam teraslı mekan, Ege’nin gece mavisi sularıyla ışıldıyordu.
Salonda çalan hafif caz müziği ve devasa kristal avizelerin süzülen ışığı ortamı bürüse de, kapıdan içeri giren adımlarla birlikte havadaki tüm neşeli fısıltılar bıçak gibi kesildi.
Kraliçeler tam anlamıyla birer fırtına gibi salona adım attı.
Kıyafetler
Ezgi
Sena
Deniz
Ezgi, boyundan bağlamalı, vücudunu pürüzsüzce saran uzun siyah elbisesiyle tam bir zarafet abidesiydi. Sena ise büstiyer kesim, korse detaylı, yanından kumaş süzülen parlak mini siyah elbisesiyle iddialı ve keskin bir şıklık sergiliyordu.
Ve Deniz...
Deniz Karahan, o gece simsiyah saten, derin yırtmaçlı elbisesi, dirseklerine kadar uzanan siyah eldivenleri ve omuzlarından geriye dökülen dalgalı kahverengi saçlarıyla mekandaki tüm nefesleri kesti. Yırtmacından görünen siyah rugan tabağı yüksek topuklularının her adımında çıkardığı ritmik ses, salondaki herkesi büyülemeye yetmişti.
Deniz’in kahverengi gözleri ilk saniyede salonun barlar kısmına kaydı.
Teoman, Aras ve Uzay... Üçü de simsiyah, keskin kesim takım elbiseler içinde barda duruyordu. Teoman’ın siyah gömleğinin üst iki düğmesi açıktı, sarı saçları alnına hafifçe dökülmüştü. Yanındaki Derin gülümsayerek bir şeyler anlatırken, Teoman’ın katran karası gözleri doğrudan kapıya kilitlenmişti.
Teoman, Deniz’in o derin yırtmaçlı elbisesinin ve eldivenlerinin içindeki kusursuz duruşunu gördüğü an, boğazındaki düğmenin onu sıkmaya başladığını hissetti. Göğsündeki o inatçı sızı her hücresini kavurdu ama yüzündeki o umursamaz, mesafeli duruşunu tek bir milim bile bozmadı. Derin’e kısa bir kafa selamı verip barda durmaya devam etti.
Deniz, Teoman’ın ona doğru tek bir adım bile atmadığını görünce çenesini biraz daha dikleştirdi. Ancak içindeki o hırslı kıvılcım çoktan alev almıştı.
Pist Kenarında Tehlikeli Oyun
Müziğin ritmi yavaşça romantik bir melodiye kayarken, salondaki çiftler piste doğru hareketlendi.
Deniz, kadehinden küçük bir yudum alıp salonun terasa açılan cam kapısına doğru adımladı. Yırtmacından süzülen adımlarıyla yürürken, arka tarafta Aras’ın Ezgi’ye kilitlenmiş bakışlarını, Uzay’ın ise Sena’nın yanından bir an bile ayrılmayan o korumacı duruşunu fark edebiliyordu. Erkekler masadaydı ve hiçbirinin geri adım atmaya niyeti yoktu.
Deniz terasa çıkan eşikte durduğunda, arkasında beliren o tanıdık ahşap ve deniz kokusuyla kımıldamadan bekledi.
Teoman Kara, elindeki içki bardağıyla yavaşça Deniz’in yanına yanaştı. Gözleri bir saniye bile Deniz’in derin yırtmacından ve siyah eldivenli ellerinden ayrılmıyordu.
"Şovunu tamamladın mı Karahan?" dedi Teoman, sesi alçak, pürüzsüz ama yakıcı bir tonla. "Salondaki tüm erkeklerin aklını başından aldığına göre kraliçeliğinin tadını çıkarabilirsin."
Deniz başını yavaşça Teoman’a doğru çevirdi. Eldivenli eliyle terasın soğuk mermerine dokundu.
"Gözünü benden alamayan tek bir kişi var Teoman," dedi Deniz, dudaklarında tehlikeli bir tebessümle. "O da arkamda durup beni izleyen adam. Ama lafa gelince umursamaz kasetleri çevirmeyi iyi biliyorsun."
Teoman hafifçe kıkırdadı. Katran karası gözlerinde o tehlikeli, boyun eğmez alev yeniden parladı. Deniz’e doğru bir adım attı. Araya sadece milimler kaldı.
"Seni umursamadığımı kim söyledi?" dedi Teoman, soluğu Deniz’in şakaklarına değerken. "Ben sadece senin oyuncağın olmayacağımı söyledim. O siyah elbisenin ve o eldivenlerin içinde bir felaket gibi duruyorsun Deniz... Ama benim o felakete bile bile kafa tutacak kadar gözüm karardı."
Deniz’in nefesi kesildi. Kalbi göğsünü yırtacak gibi çarpmaya başladı. Teoman’ın bu dimdik, geri adım atmayan ve tutkulu duruşu, Deniz’in içindeki tüm buzları birer birer eritip yok ediyordu.
"Beni kışkırtıyorsun Kara," dedi Deniz, sesi ilk kez bu kadar kısılarak.
Teoman elini kaldırdı. Siyah eldivenle kaplı elini yavaşça kavradı ve parmaklarını Deniz’in parmaklarına kenetledi.
"Kışkırtmıyorum," dedi Teoman. "Sadece tahtını teslim alıyorum. Şimdi benimle pistin ortasına geliyorsun."
Ateş ve Gece
Teoman, Deniz’in elini tuttuğu gibi onu teras kapısından çıkarıp salonun tam ortasındaki dans pistine çekti. Ezgi, Sena, Aras ve Uzay dâhil tüm salonun bakışları bir anda ikilinin üzerine kilitlendi.
Orkestranın çaldığı ağır, tutkulu melodi salonu doldururken, Teoman sağ elini Deniz’in beline yerleştirdi. Saten elbisenin üzerinden belini sıkıca kavrayıp Deniz’i kendine çekti. Deniz’in yırtmaçlı bacağı Teoman’ın kumaş pantolonuna temas ettiğinde, ikisinin de göğsü hızla inip kalkmaya başladı.
"Bana bir ceza kestin..." diye fısıldadı Teoman, Deniz’i ritimle birlikte döndürürken. Sesi kulağının dibinde devasa bir itiraf gibi çınladı. "Ama şu an bu salonda cezasını çeken tek kişi senmişsin gibi duruyorsun Kraliçe."
Deniz, elini Teoman’ın omzuna koydu. Siyah eldivenli parmakları Teoman’ın ceketinin yakasını sıktı.
"Senin bu umursamaz hallerin bana ceza olamaz Teoman Kara," dedi Deniz, gözlerinin içine cesaretle bakarak. "Çünkü sen bana bakmadığın anlarda bile sadece beni düşünüyorsun."
Teoman hafifçe tebessüm etti. Katran karası gözlerindeki o karanlık tutku salondaki her şeyi gölgede bırakacak kadar güçlüydü. Deniz’in belindeki elini biraz daha sıkılaştırıp onu göğsüne tamamen yapıştırdı.
"Düşünüyorum," dedi Teoman, hiç saklamadan. "Her saniye, her nefeste seni düşünüyorum. Ama artık senin kapında bir mahkum gibi bekleyerek değil... Seni tam olarak buraya, yanıma çekerek yapıyorum bunu."
Müzik zirve noktasına ulaştığında, Teoman Deniz’i kendi etrafında döndürüp tekrar göğsüne çekti. Deniz, Teoman’ın kalbinin deli gibi çarptığını hissetti. Artık ne kural kalmıştı ne de kaçış...
Ege’nin dalgaları cam terası döverken, Teoman ve Deniz salonun ortasında, tüm gözlerin önünde kendi krallıklarını yeniden kurmuşlardı.
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
