16. BÖLÜM: Büyük İhanet ve Sahte Cennetin Çöküşü

Vaveyla Yazarı: Zöhre Yılmazzz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: 16. BÖLÜM: Büyük İhanet ve Sahte Cennetin Çöküşü
  1. 1 Tanıtım203 kelime
  2. 2 1. BÖLÜM: Kural İhlali847 kelime
  3. 3 2. BÖLÜM: Sahadaki Kıvılcım751 kelime
  4. 4 3. BÖLÜM: Tozlu Raflar, Keskin Sınırlar1.015 kelime
  5. 5 4. BÖLÜM: Yangının Külleri586 kelime
  6. 6 5. BÖLÜM: Hakimiyet Sınırları573 kelime
  7. 7 6. BÖLÜM: Kralların ve Kraliçelerin Savaşı1.162 kelime
  8. 8 7. BÖLÜM: Geceye Düşen İfşa1.559 kelime
  9. 9 8. BÖLÜM: Gece Yarısı Sığınağı ve Çekim Alanı1.324 kelime
  10. 10 9. BÖLÜM: Eski Bela ve Krallık Savaşı1.288 kelime
  11. 11 10. BÖLÜM: Kırılma Noktası ve Geceye Düşen Bomba1.037 kelime
  12. 12 11. BÖLÜM: Kan, Gece Yarısı Sığınağı ve Kraliçenin İntikamı844 kelime
  13. 13 12. BÖLÜM: Kralların Dönüşü ve Büyük Temizlik1.202 kelime
  14. 14 13. BÖLÜM: Krallığın Zaferi ve Geceye Doğru896 kelime
  15. 15 14. BÖLÜM: Gece Yarısı Baskını ve Kıskançlık Alevi1.534 kelime
  16. 16 15. BÖLÜM: Gece Yarısı Yangını ve Asıl Savaş1.465 kelime
  17. 17 16. BÖLÜM: Büyük İhanet ve Sahte Cennetin Çöküşü1.005 kelime · Okuduğun bölüm
  18. 18 17. BÖLÜM: Buzdan Kraliçeler ve Görünmez Krallar1.415 kelime
  19. 19 18. BÖLÜM: Çardak Baskını ve Sınırların Ötesi1.472 kelime
  20. 20 19. BÖLÜM: Fırtınanın İçi ve Büyük Hesaplaşma1.241 kelime
  21. 21 20. BÖLÜM: Yıkılan Mabet ve Kanlı Sırlar1.141 kelime
  22. 22 21. BÖLÜM: Maskelerin Düşüşü ve Büyük Kırılma1.801 kelime
  23. 23 22. BÖLÜM: Sahnedeki Şah Mat ve Kanlı Birlik1.614 kelime
  24. 24 23. BÖLÜM: Zihin Oyunu ve Kraliçelerin Tahtı1.347 kelime
  25. 25 24. BÖLÜM: Kralların Dönüşü ve Tersine Dönen Çark1.083 kelime
  26. 26 25. BÖLÜM: Maskelerin Düştüğü Balo787 kelime
  27. 27 26. BÖLÜM: Kuytu Köşeler ve Tehlikeli Ateş802 kelime
  28. 28 27. BÖLÜM: Ters Tepki ve Sınır İhlali665 kelime
  29. 29 28. BÖLÜM: Cumartesi Ateşi ve Sınır Çizgisi1.022 kelime
  30. 30 29. BÖLÜM: Kralların Resti ve Yanılsamalar571 kelime
  31. 31 30. BÖLÜM: Geceye Yazılan İmzalar574 kelime
  32. 32 31. BÖLÜM: Krallığın Son İmzası452 kelime
  33. 33 32. BÖLÜM (BÜYÜK FİNAL): Rüzgarın Ve Gölgenin Şehri853 kelime
  34. 34 Duyuru!!!87 kelime
  35. 35 Açıklama27 kelime

TEODEN: ÇEKİM YASASI
16. BÖLÜM: Büyük İhanet ve Sahte Cennetin Çöküşü
Malikanenin ışıkları aniden cızırdayarak söndüğünde, salon jeneratörün de devre dışı kalmasıyla zifiri bir karanlığa gömülmüştü.
Sadece şöminenin cılız turuncu alevi altı kişinin gölgesini duvara vuruyordu. Dört telefona aynı salisede düşen bildirim sesi ve ekrandaki baygın koruma fotoğrafının altında yazan "Oyun daha yeni başlıyor" mesajı, Deniz’in nefesini kesmişti.
Deniz titreyen elleriyle telefonunu tutarken, Teoman’ın "Kızlar yukarı çıkın ve kapıyı kilitleyin, asıl savaş şimdi başlıyor" diyen o sert sesi salonda yankılandı.
Deniz bir milim bile gerilemedi. Şöminenin yanındaki konsoldan ağır mermer şamdanı kaptı. Üzerindeki yeşil ekose pijaması ve dantelli siyah büstiyeriyle karanlığın içinde dimdik durdu.
"O zaman yanımda dur Kara," dedi Deniz, sesi tutku ve cesaretle titreyerek. "Arkanda değil, yanında."
Teoman, Deniz’in bu sözleri üzerine hafifçe gülümsede. Ama o gülüşte az önceki tutkudan veya o korumacı adamdan eser yoktu. Dudaklarının kenarındaki tebessüm bir anda soğuk, yabancı ve tüyler ürperten bir hal aldı.
Teoman, Deniz’in belindeki elini yavaşça çekti. Bir adım geri çekildi.
Deniz neye uğradığını şaşırarak adama baktı. "Teoman?"
Teoman cevap vermedi. Cebinden mat siyah çakmağını çıkardı, son derece sakin ve soğukkanlı hareketlerle bir sigara yaktı.
Şöminenin cılız alevinde yüzünün yarısı aydınlanan Teoman, elindeki mermer şamdanla öylece kalan Deniz’e sanki yabancı birine bakıyormuş gibi soğuk gözlerle baktı.
O sırada terasın kırık camlarının üzerinden geçen adımlar salonda yankılandı. Dışarıdaki korumaları indiren ve jeneratörü kesen güç içeri süzülmüştü.
İçeriye giren siyah kabanlı adam —Karan Sancaktar— elindeki deri eldivenleri çıkararak salona doğru yürüdü.
Yanında iki iri yarı koruması vardı. Ama garip olan şuydu: Ne Aras silahını çekmişti, ne de Uzay elindeki vazoyu adamlara fırlatmıştı.
Aras, belindeki silah kabzasından elini yavaşça çekti.
Ezgi’nin önünde siper olan o korumacı duruşunu tamamen bozdu. Ellerini ceplerine sokup geriye doğru bir adım attı. Ezgi’ye dönüp bakmadı bile.
Uzay ise Sena’nın elini tutmayı anında bıraktı. Yüzündeki o patavatsız, sevimli ifade silindi; yerine umursamaz, kibirli bir adam geldi. Sena’nın şaşkın bakışları altında geriye çekilip Aras’ın yanında durdu.
Karan salona girdiğinde, Teoman’a bakıp alaycı bir şekilde gülümsede. "Geciktiniz çocuklar. Kızlar kanmaya çoktan hazırdı zaten, bu kadar tiyatroya gerek var mıydı?"
Teoman dumanı tavana doğru üfledi. Sesi buzdan daha soğuk ve acımasızdı. "Zamanlaman tamdı Karan. Oyunu uzatmaya gerek yok."
Deniz’in elindeki ağır mermer şamdan gürültüyle yere düşüp mermeri çatlattı. Deniz’in göğsü hızla inip kalkıyordu. Başını Teoman’a, ardından Aras ve Uzay’a çevirdi.
"Siz..." dedi Deniz, sesi boğazında tıkandı. "...siz ne yapıyorsunuz?"
Sena şok içinde Uzay’ın üzerine yürüdü. Bordo askılı büstiyerinin içinde tir tir titriyordu. "Uzay! Bu adam kim amk?! Sen az önce benim için çıldırmıyor muydun?! Ne oluyor burada?!"
Uzay gözlerini devirdi, tepeden bakarak Sena’ya soğuk bir tebessüm fırlattı. "Sarışın... Gerçekten o pijama partisine gelen üç velet için kıskançlık krizine girdiğimi mi sandın? Ya da hastanede senin için endişelendiğimi mi? Mert ve Pelin’i devre dışı bırakmak için sizin o 'kraliçe' havalarınıza katlanmamız gerekiyordu. Oyun bitti."
Sena sanki yüzüne sert bir tokat yemiş gibi geri sendeledi. Gözlerinden ilk yaş süzüldü ama Uzay’ın bakışlarında en ufak bir pişmanlık kırıntısı bile belirmedi.
Ezgi, kahverengi ekose pijaması ve siyah büstiyeriyle olduğu yerde donakalmıştı. Bakışları doğrudan Aras’ı aradı. "Aras... Az önce şöminenin önünde bana ne dedin sen? 'Benim sınırlarımın içindesin' dedin. Hepsi yalan mıydı?"
Aras başını yavaşça Ezgi’ye çevirdi. Gözlerinde en ufak bir sıcaklık kalmamıştı. Sesi mesafeli ve katıydı. "Sınırlarımı koruyordum Ezgi. Ama senin için değil; Bodrum Özel Eğitim Koleji’nin ve şirketlerin kontrolünü tamamen elimize almak için. Siz üçünüz bizi zafer kazandığınıza inandırırken, biz Karan’la çoktan masaya oturmuştuk.
Sizi koruduğumuz falan yoktu. Sadece kendi mülkümüzü emniyete alıyorduk."
Ezgi’nin dudakları titredi. O hiç yıkılmayan Buz Kraliçesi duruşu, Aras’ın bu duygusuz açıklaması karşısında tuzla buz oldu.
Ve Deniz...
Deniz durdu adım Teoman’a yaklaştı. Az önce kendisini duvara yaslayan, saçlarını okşayan, dudaklarından tutkuyla öpen adamın tam karşısında durdu. Deniz’in gözlerinde büyük bir hayal kırıklığı, acı ve alev alev yanan bir yangın vardı.
"Teoman..." dedi Deniz, sesi bir fısıltı gibiydi ama salondaki herkes duymuştu. "O kayalıklarda benim için kurşunun önüne atladın. Beni öptün. 'Benim kraliçemsin' dedin... Bütün bunlar... Bütün bu anlar sadece bu şerefsizce plan için miydi?"
Teoman sigarasından bir nefes daha çekti. Gözlerini Deniz’in gözlerine dikti. O siyah gözlerde ne bir duygu, ne bir merhamet, ne de en ufak bir aşka dair iz kalmıştı.
"Deniz Karahan," dedi Teoman, sesi bir celladın baltası kadar kesindi. "Bu okulda tek bir taht var. Ve o tahta iki kişi oturamaz. Seni ve arkadaşlarını bu güce ulaştıran bizdik. Mert’i silmek için senin hırsını kullandım. Şimdi okul da, Bodrum’un kontrolü de Karan ve bizim elimizde. Seni öptüm, evet... Çünkü o an gardını tamamen düşürmen gerekiyordu. Ve başardın. Gardın paramparça."
Deniz sanki kalbine bir bıçak saplanmış gibi nefessiz kaldı. Teoman’ın her bir kelimesi ruhuna zehirli bir ok gibi saplanıyordu. Az önce o tutkulu öpücükle alev alan salon, şimdi Deniz’in dünyasının yıkıldığı bir enkaza dönüşmüştü.
"Siz..." dedi Deniz, gözyaşlarını zor tutarak sesini sertleştirmeye çalıştı. "...siz adisiniz. Üçünüz de aşağılık adamlarsınız."
Teoman belindeki deri ceketi düzeltti. Karan’a bir baş işareti yaptı. "Gidelim. Malikane ve korumalar artık Karan’ın adamlarının kontrolünde. Yarın okulda yeni dönemin ilk günü. Kraliçelik oyununuz bitti kızlar."
Teoman, Aras ve Uzay, arkalarını dönüp terasın kırık camlarının üzerinden geçerek salondan çıktılar. Karan Sancaktar da son bir alaycı tebessümle peşlerinden gitti.
Salonda sadece rüzgarın uğultusu ve şöminenin son kıvılcımları kaldı.
Sena dizlerinin üzerine çöktü. Bordo askılı büstiyerinin içinde omuzları sarsılarak ağlamaya başladı. "Bizi kullandılar... Yemin ederim bizi piyon gibi kullandılar!"
Ezgi sütuna yaslandı, gözlerinden sessizce süzülen yaşları sildi. Gözlerindeki o kırgınlık saniyeler içinde karanlık bir nefrete dönüşmeye başladı. "Aras..." diye fısıldadı Ezgi. "Bunu bana ödeteceksin."
Deniz ise olduğu yerde çakılı kalmıştı. Yeşil ekose pijamasına, siyah dantel büstiyerine baktı. Az önce Teoman’ın dokunduğu omzunu sıktı. Ağlamadı. Gözyaşları gözlerinde dondu ve yerini simsiyah, yakıcı bir intikam hırsına bıraktı.
Deniz yavaşça arkasını döndü, yerdeki kırık mermer şamdanın parçasına baktı.
"Ağlamayın," dedi Deniz. Sesi o kadar soğuk ve tehlikeli çıkmıştı ki Sena ve Ezgi başlarını kaldırıp ona baktılar.
Deniz gülümsedi. Ama bu gülüş, bir kraliçenin krallığını geri almak için yemin ettiği en karanlık gülüştü.
"Ağlamayın kızlar," dedi Deniz tekrar. "Bizi piyon sandılar... Ama tahtı kaybedenin ne kadar tehlikeli olabileceğini unutuyorlar. Yarın o okula gideceğiz. Onları yok sayacağız. Ve o üçünü pişmanlıktan geberteceğiz!"
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
İyi gublerrrr