6. bölüm · Teoden: Çekim Yasası

5. BÖLÜM: Hakimiyet Sınırları

Zöhre Yılmazzz

Bölümler
1 Tanıtım 2 1. BÖLÜM: Kural İhlali 3 2. BÖLÜM: Sahadaki Kıvılcım 4 3. BÖLÜM: Tozlu Raflar, Keskin Sınırlar 5 4. BÖLÜM: Yangının Külleri 6 5. BÖLÜM: Hakimiyet Sınırları 7 6. BÖLÜM: Kralların ve Kraliçelerin Savaşı 8 7. BÖLÜM: Geceye Düşen İfşa 9 8. BÖLÜM: Gece Yarısı Sığınağı ve Çekim Alanı 10 9. BÖLÜM: Eski Bela ve Krallık Savaşı 11 10. BÖLÜM: Kırılma Noktası ve Geceye Düşen Bomba 12 11. BÖLÜM: Kan, Gece Yarısı Sığınağı ve Kraliçenin İntikamı 13 12. BÖLÜM: Kralların Dönüşü ve Büyük Temizlik 14 13. BÖLÜM: Krallığın Zaferi ve Geceye Doğru 15 14. BÖLÜM: Gece Yarısı Baskını ve Kıskançlık Alevi 16 15. BÖLÜM: Gece Yarısı Yangını ve Asıl Savaş 17 16. BÖLÜM: Büyük İhanet ve Sahte Cennetin Çöküşü 18 17. BÖLÜM: Buzdan Kraliçeler ve Görünmez Krallar 19 18. BÖLÜM: Çardak Baskını ve Sınırların Ötesi 20 19. BÖLÜM: Fırtınanın İçi ve Büyük Hesaplaşma 21 20. BÖLÜM: Yıkılan Mabet ve Kanlı Sırlar 22 21. BÖLÜM: Maskelerin Düşüşü ve Büyük Kırılma 23 22. BÖLÜM: Sahnedeki Şah Mat ve Kanlı Birlik 24 23. BÖLÜM: Zihin Oyunu ve Kraliçelerin Tahtı 25 24. BÖLÜM: Kralların Dönüşü ve Tersine Dönen Çark 26 25. BÖLÜM: Maskelerin Düştüğü Balo 27 26. BÖLÜM: Kuytu Köşeler ve Tehlikeli Ateş 28 27. BÖLÜM: Ters Tepki ve Sınır İhlali 29 28. BÖLÜM: Cumartesi Ateşi ve Sınır Çizgisi 30 29. BÖLÜM: Kralların Resti ve Yanılsamalar 31 30. BÖLÜM: Geceye Yazılan İmzalar 32 31. BÖLÜM: Krallığın Son İmzası 33 32. BÖLÜM (BÜYÜK FİNAL): Rüzgarın Ve Gölgenin Şehri 34 Duyuru!!! 35 Açıklama

TEODEN: ÇEKİM YASASI
5. BÖLÜM: Hakimiyet Sınırları
Okulun geniş ve yüksek tavanlı kantininde, sessiz ama sağır edici bir savaş hüküm sürüyordu.
Emniyet raporunun sızmasının üzerinden yirmi dört saat geçmişti ve havada aşka ya da yumuşamaya dair en ufak bir kırıntı yoktu.
Orada sadece saf bir nefret, kimin kimi ezeceğine dair çiğ bir hırs ve keskinleşen kılıçların soğukluğu vardı.
Deniz, kantinin tam merkezindeki deri koltukta bacak bacak üstüne atmış, kahvesinden bir yudum alırken etrafı buz gibi gözlerle tarıyordu.
Yanında Sena hararetle telefonuna bakıyor, Ezgi ise her zamanki ifadesizliğiyle kahvesini karıştırıyordu.
"Mert hâlâ arka masadan bizi kesiyor," diye fısıldadı Sena, başını kaldırmadan. "Dün geceki arşiv olayından sonra okula gelmeye yüz bulması bile mucize. Sürekli ezik gibi köşelerden bakıyor."
Deniz kahvesini masaya sertçe bıraktı. "Mert bir piyon Sena. Şah mat yapmak istiyorsan piyonlarla uğraşmazsın." Gözleri, kantin kapısından içeri giren üçlüye kaydı.
Teoman, omuzlarına düşen sarı saçları ve üzerindeki siyah deri ceketiyle içeri adım attığında, uğultu bıçak gibi kesildi.
Etrafa yaydığı o tekinsiz, karanlık hava kimseye romantik gelmiyordu; aksine herkesi gerim gerim geriyordu.
Aras her zamanki gibi yumrukları sıkılı yürürken, Uzay elindeki yarım tostu ısırarak etrafa pis pis sırıtıyordu.
Teoman ve ekibi kendi köşelerine geçmek yerine doğrudan Deniz’in masasına doğru yöneldi.
Teoman, Deniz’in tam karşısında durdu. Yüzünde dünkü o sakinlikten eser yoktu; yerini tamamen meydan okuyan, sert ve yıkıcı bir ifade almıştı.
"Okulun spor salonu rezervasyonlarını idareye gidip tek kalemde iptal ettirmişsin kraliçe," dedi Teoman. Sesi o kadar derindi ki, yan masalardakiler bile nefesini tuttu.
"Sırf bizim antrenman saatimize denk geliyor diye bütün okulun programıyla oynamak... Kendini fazla zorluyorsun."
Deniz yavaşça ayağa kalktı. Aralarındaki boy farkına rağmen çenesini dikleştirip Teoman’ın gözlerinin içine saf bir nefretle baktı.
Ne bir kalp çarpıntısı ne de bir çekim; Deniz’in gözlerinde sadece onu yerle bir etme arzusu okunuyordu.
"Bu okulda saatleri, kuralları ve kimin nerede nefes alacağını ben belirlerim," dedi Deniz, sesi bütün kantinde yankılanacak kadar netti.
"Sen sadece bir misafirsin ve misafirlik süren dolmak üzere transfer."
Uzay ağzındaki tostu çiğnemeyi bırakıp alaycı bir kahkaha patlattı. "Ulan harbi komik kızsın amk. Salonu kapattırınca bizi durduracağını mı sandın? Biz o kapıyı kırar yine gireriz, senin o kraliçelik triplerin anca şu oturduğun deri koltukta geçer."
Ezgi aniden ayağa kalkıp Uzay’ın üzerine yürüdü. Gözlerinden ateş çıkıyordu. "O ağzını bir daha benim masamda açarsan, o tostu sana yedirmesini çok iyi bilirim. Şimdi bas git buradan."
Uzay sırıtarak ellerini havaya kaldırdı. "Sakin ol şampiyon, ısırma hemen. Biz de muhabbet ediyoruz şurada."
Teoman, Uzay’ı tek bir el işaretiyle durdurdu ama koyu gözlerini Deniz’den bir an bile ayırmadı.
"Gücünü göstermek için sağa sola emir vermen ne kadar aciz olduğunu gösteriyor," dedi soğuk bir tonda. "Beni alt etmek istiyorsan karşıma çıkarsın, müdürün arkasına saklanıp iş çevirmezsin."
Deniz’in dudaklarında kibirli, acımasız bir gülümseme belirdi.
"Seni alt etmek için karşına çıkmama bile gerek yok Teoman. Sen zaten geçmişinin karanlığında boğuluyorsun. Ben sadece üzerine biraz daha toprak atıyorum."
Teoman’ın çene kasları seğirdi. Gözlerindeki o tehlikeli parıltı, Deniz’in içindeki kazanma hırsını daha da kamçıladı.
Aralarında hiçbir sıcaklık yoktu; sadece birbirini yok etmeye yemin etmiş iki düşmanın ağır, psikolojik savaşı vardı.
"O toprağı kazarken kendi mezarına düşme kraliçe," dedi Teoman fısıltıyla.
Arkasını döndü ve kantinin çıkışına doğru yürümeye başladı. Aras ve Uzay da ona ayak uydurdu.
Deniz yerine geri oturduğunda elleri hafifçe titriyordu ama bu kesinlikle bir heyecan değildi; damarlarında dolaşan o yoğun adrenalin ve dizginlenemeyen öfkeydi.
Savaş artık kılıçların çekildiği, merhametin olmadığı yepyeni bir boyuta taşınmıştı.
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
Ne kadar etkileşim gelirse o kadar çabuk bölüm gelirrr.
İyi gecelerrrrr ✍️✨⭐🩷🎀