4. bölüm · Tengri'nin Gürzü: Zülkârneyn'in Mirası
10 AĞUSTOS 1945
“İlk önce 10 Ağustos 1945’te ne olduğunu bulmamız lâzım,” dedim kitaba bakarken Hamza’ya.
“Japonya teslim oldu ve II. Dünya Savaşı sona erdi,” dedi Hamza.
“Çemberi Hollanda genelinde daraltmamız lâzım. 10 Ağustos 1945’te Hollanda ne konumdaydı?”
“Nazi işgalinden kurtarıldı.”
“Hah, işte bize lâzım olan şey de bu.”
“Ne Nazi işgali mi? Konumuzla ne alakası var?”
“Bir de 560 puan almış bir öğrencisin. Aradaki bağlantıyı nasıl göremezsin.”
“Naziler ile benim yaşadıklarım arasında bir bağ kuramıyorum.”
“Off! Neyse biz konumuza dönelim. Arthur’un ailesi nereli?”
“Bildiğim kadarıyla 1940’ta Nazi işgali başlayınca İrlanda’ya göç etmişler. 1945’te de babası Nazi işgali sona erince Hollanda’ya geri dönüp tersane şirketi kurmuş. Ee bunun konumuzla ne alakası var?”
“Babası yüz yaşlarında mı?”
“Öff! Dedesi ya. Kusura bakma yanlışlıkla babası dedim,” dedi Hamza yüzü kızararak.
“Mühim değil. Peki bu Arthur’un kitaplığında niçin böyle bir kitap var? Onu öğrendin mi?”
“Onu bilmiyorum. Ancak bana anlattığı üstü kapalı cümlelerde dedesi Bay Doyle’un Doyle SS şirketinin kurucusu olduğunu söylüyor. Ama ben SS nedir bilmiyorum.”
“SS, Steam Ship’in yani Buhar Gemisinin kısaltılmış hâli.”
“Öff her ne karın ağrısıysa. Zaten nasıl bir bağlantı yakaladığını da henüz çözemedim.”
“Bir de Oxford’da okuyorsun. Senin zeki olduğunu düşünmüştüm.”
“Senin anlamadığın nokta şurası: Zeki olmak her şeyi bilmek, bir şeyler ile bağlantı kurmak değildir. Sen mantıksal-matematiksel zekâya sahipsin. Ama ben değilim. Bu yüzden senin yaptığın gibi birbirinden bağımsız, alakasız konuları birleştiremiyorum.”
“Anladım. Yani sende çoklu zekâ kuramına inanıyorsun.”
“Şimdi onu bunu boş ver de benim durumuma odaklan. Senin teorin nedir?”
“Benim teorim şöyle,” dedim ve oturuşumu düzelttim. “Bu SS Ourang Medan, Arthur Doyle’un dedesi tarafından yapılmış bir savaş gemisi.”
“Ben de öyle düşünüyorum. Devam et,” dedi Hamza.
Lafımı kestiği için ona kızgınlık dolu bir bakış atıp anlatmaya devam ettim. “Bay Doyle, gizemli bir şekilde kaybolmuştu Malakka Boğazında. İddialara göre bulunduğu gemi de bizzat kendi ürettiği savaş gemisi olan SS Ourang Medanmış. Eğer Bay Doyle’un esasen kim olduğunu öğrenebilirsek, SS Ourang Medan gizemini ve senin şu paranormal vakalarını çözüme kavuşturabileceğime inancım tam.”
“Ama seksen küsur yıl öne 10 Ağustos 1945’te kaybolan bir adam hakkında ne kadar bilgi edinebiliriz ki?”
“Dur! Arthur’un dedesi 10 Ağustos 1945’te kayıp mı oldu dedin?”
“Evet, bunu sende demiştin.”
“Ancak ben net bir tarih vermedim. Sen bunu nereden öğrendin?”
“Burada yazıyor,” diyerek neredeyse yarım asırlık bir gazete kupürü çıkarıp uzattı. Kupürde şunlar yazıyordu:
“Ünlü Doyle SS Şirketinin sahibi Luke Doyle, 10 Ağustos 1945 yılında Malakka Boğazından geçerken kayboldu. Yapılan titiz incelemeler sonucunda hiçbir ize, buluntuya rastlanmaması sırra kıdem bastı.”
“Ee ne düşünüyorsun?” demesiyle düşüncelerimden sıyrıldım Hamza’nın.
“İşler ilginçleşiyor. Şöyle bir toparlayacak olursak elimizde şunlar var:
1. Naziler Hollanda’dan püskürtülüyor. Tarih 10 Ağustos 1945
2. Arthur Doyle’un dedesi Luke Doyle 1940 yılında Nazi işgali yüzünden 20’li yaşlarda İngiltere’ye göç ediyor ailesiyle.
3. Luke Doyle, Hollanda’ya geri dönüp şirket kuruyor. Tarih 10 Ağustos 1945
4. Ne hikmettir ki şirket açılır açılmaz Luke Doyle adı SS Ourang Medan adlı bir savaş gemisini saatler içinde üretiyor, Malakka Boğazından geçiyor ve yine 10 Ağustos 1945 günü sırra kıdem basarak ortadan kayboluyor.
Burada sence de çelişen bir şeyler yok mu?”
“Tarihler inanılmaz çelişiyor. Bir SS gemisi ile o dönemin şartlarında saatler içinde gemi üretip -ki- bu günümüzde bile imkânsız- Malakka Boğazından geçiyor. Üstüne bir de aynı tarihte geminin akıbeti meçhul bir şekilde ortadan kayboluyor. Gerçekten de bu işin içinde bir iş var.”
“Ve aradığımız cevaplarda bu kitapta saklı,” dedim. Etrafta derin bir sessizlik oldu. İkimizde neredeyse nefes alamıyorduk heyecandan. Öyle ki birbirimizin kalp atışını duyabiliyorduk.
