18. bölüm · Tatlı Bela

17.BÖLÜM🪄✨️

~Hayal_Tönge♡

Gün batımıyla birlikte havayı romantik bir serinlik kaplamıştı. Gökyüzü turuncu ve pembe tonlarında yanarken, deniz kıyısındaki açık hava düğün alanı, peri masallarını kıskandıracak bir güzelliğe bürünmüştü. Masalar beyaz örtülerle süslenmiş, sandalyelere lavanta demetleri bağlanmıştı. Dantelli lambalar iplerle yukarı asılmış, mumlar yanıyordu. Müzik, arka planda yumuşak bir şekilde çalıyor, ortamı hem neşeli hem de büyülü kılıyordu.

Konuklar yavaş yavaş yerlerini alırken, her biri şıklığıyla adeta göz kamaştırıyordu. Sinan, mavi tonlarında İtalyan kesim bir takım giymiş, gömleğinin üst düğmesini açmıştı. Helen, sırt dekolteli kırmızı elbisesiyle gecenin yıldızlarındandı. Gökhan, klasik ama zarif bir siyah smokin içindeydi, yanında adım adım yürüyen Melek ise buz mavisi, zarif saten bir elbise giymişti. Saçları ensede topuz, boynunda küçük bir kolye… Artık o eski ürkek hâlinden eser yoktu. Yanındaki Vera’yla tıpkı iki kardeş gibi gülüşüyorlardı.

Ama gecenin yıldızı henüz sahneye çıkmamıştı. Tüm bakışlar, villanın önündeki geniş taş merdivene çevrilmişti. O sırada içeriden bir uğultu yükseldi.

Ve Vera göründü.

Uzun, vücudu saran, ince askılı, uçuş uçuş yırtmaçlı bir gece elbisesi giymişti. Kumaşı gümüş rengi gibi parlıyor, her adımında zerafetini ortaya çıkarıyordu. Saçları ensede dağınık toplanmış, boynunu açık bırakmıştı. Küpeleri minimal, makyajı ise nefes kesiciydi. Gözlüklerini takmamıştı.

Sinan, yanında duran Gökhan’a dirseğiyle dürtüp kıkırdayarak mırıldandı:

"Yengeme bak bee..."

Gökhan, gülümseyerek başını salladı:

"Turan yandı."

Ve işte Turan, siyah, göğsü hafif açık, kolları dirsekten yukarı katlanmış bir gömlek giymişti. Kasları belli oluyordu, boyu 1.90, karizması tam dozundaydı. Vera'yı görünce gözleri parladı. Kalabalık yok oldu, dünya durdu sanki.

Turan bir adım attı ve elini uzattı.

Vera, zarifçe elini verdi.

Turan fısıldadı:

"Çok güzel olmuşsun yavrum... Ben sana bakan şerefsizlere nasıl yetişeceğim?"

Vera, kıkırdayarak eğildi ve dudaklarına küçük bir öpücük kondurdu. Sonra el ele, Turan’ın siyah Range Rover'ına doğru yürüdüler.

---

Düğün alanında ışıklar daha da parlaktı. DJ romantik bir parça çalıyordu. Misafirler yerlerine geçmişti. Helen’in Sinan’la didişmeleri sürüyordu:

Sinan: "Yani açık konuşayım Helen, kırmızı bu kadar güzel durmaz herkeste. Ama sende... eh, duruşa bak."

Helen: "Çok yaşa da büyü de gel Sinan."

Sinan: "Ben büyüyünce seninle evleneceğim."

Helen: (gülerek) "Rüyanda bile izin vermem."

---

Melek, Vera’yla kucaklaşmış, bir anı paylaşıyordu. Artık gözlerinde korku değil, umut vardı. Gökhan, uzaktan onları izliyor, sonra cesaretle Melek’in yanına yaklaşıyordu:

"Melek... Dans eder misin benimle?"

Melek önce utandı, sonra gülümsedi.

"Evet."

Dans etmeye başladıklarında ortam yumuşadı. Ardından DJ bir gazel çaldı. Ardından coşkulu bir zeybek başladı. Tüm ekip sahaya indi. Turan zeybeğe öyle bir başladı ki, herkes büyülendi. Vera, gözlerini ondan alamıyordu. Turan, zeybek oynarken bir ara göz kırptı ona. Vera o anda yeniden, bir kez daha âşık oldu.

---

Sonra sıra geldi o meşhur ana: Çiçek atma sahnesine.

Derya, elinde mor kurdeleli gelin buketiyle sahneye çıktı. Bekâr kadınlar toplandı. Helen en önde, Melek biraz arkada. Kalabalık tezahürat yapıyor. Sinan kayıttaydı.

"Hadi Deryaaaa!"

Derya çiçeği fırlattı. Havada süzülen buket tam Helen’in üstüne geliyordu ki...

Turan ileri atıldı. Sessizce, kararlı adımlarla. Kolunu uzattı ve çiçeği havada kaptı.

Tüm kalabalık çığlık attı. Alkışlar, kahkahalar...

Turan çiçeği Vera’ya getirdi, uzattı. "Benim gelinim sensin. Bu senin hakkın."

Vera gözyaşlarını tutamadı. Çiçeği aldı, burnuna götürdü. "Beni hep böyle şaşırtacaksın değil mi?"

"Sana her gün âşık olacağım."

---

Sonra Turan cebinden kadife bir kutu çıkardı. Diz çöktü. Herkes susmuştu.

"Vera... Sen hayatımı altüst ettin ama iyi ki ettin. Seninle her sabah uyanmak, her gece seni izleyerek uyumak istiyorum. Sana bir ömür, bir yuva, bir kalp sunuyorum. Benimle evlenir misin?"

Vera çiçeği bıraktı, elleriyle ağzını kapattı.

"Evet!"

Turan yüzüğü parmağına taktı. Ayağa kalktı, Vera’ya sarıldı. Kalabalık ayakta alkışladı.

Sinan bağırdı:

"Bu gece ben evlenemediysem yazıklar olsun!"

Herkes kahkahalara boğuldu. Gecenin sonuna doğru herkes dans etti. Derya ve Ayaz, gecenin baş kahramanlarıydı, ama Turan ve Vera gecenin unutulmaz efsanesiydi.

Böylece Derya ve Ayaz’ın düğünü, sadece bir evlilik değil, yeni başlangıçların, umutların ve aşkla yazılmış bir masalın ta kendisi oldu.

🪄✨️BÖLÜM SONU🪄✨️

🔮BEĞENMEYİ VE HOŞUNUZA GİDEN-GİTMEYEN YERKERE
YORUM YAPMAYI UNUTMAYINN!🔮