3. bölüm / 6
Taç Kime Eğilir?3. YANAN TEK MUM
Bölümler 6Şu an: 3. YANAN TEK MUM
3
YANAN TEK MUM
Sabah kapımın çalınmasıyla irkilerek uyandığımda, zamansız gelen korkunun çaresizliğini yaşıyordum. Pelerinimi giyip kapıya doğru yöneldim.
"Kim o?" dediğimde o tanıdık sesi duydum:
"Benim, küçük cadı."
Küçük cadı mı?
"Neden geldin?"
"Korkma, sana zarar vermeye gelmedim."
Kapıyı açtığımda mavi gözleriyle bana bakıyordu.
"Sana yiyecek bir şeyler getirdim," dediğinde gözlerim şaşkınlıkla kocaman açıldı.
"Zehirleyecek misin beni?" diye sorduğumda hafifçe güldü.
"Seni öldürmek istesem neden öldürmeyeyim, önümdeki engel ne?" diyerek beni sinirlendirmeye başlamıştı.
"Git buradan!"diyerek kapıyı yüzüne kapatırken eliyle engel oldu."Sana zarar vermek gibi bir amacım yok, sadece yardım etmeye çalışıyorum," dediğinde içime az da olsa ona karşı bir güven gelmişti. Öldürmek istese çoktan öldürürdü; yani, en azından öyle düşünmek istiyordum.
"Tamam, ne istiyorsun?"
"Burası bayağı güzel. İstersen oturalım biraz. Hem sanırım bayağı yalnızsın, konuşmaya ihtiyacın olabileceğini düşünüyorum.
"Haklıydı; çok yalnızdım. Birisiyle konuşmak, dertleşmek istiyordum.
"Tamam ama dışarıda olmaz."
"Farkında mısın, bu ormanda senden başka kimse yok. Bir şey olmaz, gel hadi."
Bir ağacın altına oturup bana baktığında kapıyı kapatıp yanına doğru ilerledim. Çimlerin üzerine oturduğumda hâlâ tedirgin hissediyordum. Cebinden beyaz buğday ekmeği çıkartıp bana uzattığında şaşkınlıkla ona baktım.
"Bu çok pahalı bir şey, nasıl aldın?"
"Oradan bakınca çok mu fakir gözüküyorum?" diyerek gülümsediğinde ekmeği alıp yemeye başladım.
"Teşekkür ederim."
"Rica ederim ufaklık."
Gülümseyerek ekmeği yemeye devam ederken sordu:
"Adın ne?"
"Rowena Agnes."
"Hangisini kullanıyorsun?"
"Rowena daha hoşuma gidiyor, Rowena diyebilirsin."
"Tamam Agnes," dediğinde kendimi tutamayarak hafifçe güldüm.
"Peki, senin ismin ne?"
Önce afallar gibi oldu, sanki söylemek istemiyor gibiydi. Birkaç dakika sonra kekeleyerek, "Ee... Thomas. Evet, adım Thomas," dediğinde tedirginliği yüzünden okunuyordu.
"Hımm, Thomas... Memnun oldum ve teşekkür ederim," dedim ekmeği göstererek.
"Çiçekleri bayağı seviyorsun galiba," dedi evimin önündeki çiçeklere bakarken.
"Evet, çok seviyorum. Onlar benim tek dostum, beni yargılamıyorlar."
Düşünceli bir ses tonuyla, "Peki, bir şey sorabilir miyim?" dedi.
"Evet," dediğimde önce biraz sessiz kaldı. Sonra, "Gerçekten bir cadı mısın?"diye sordu.
Buruk bir tebessümle cevap verdim:"Cadı değilim elbette ama annem büyücüydü. Yani öyleymiş... Ve galiba ben de büyücü oluyorum ama büyü nasıl yapılır bilmiyorum.
"Bunu söylediğimde sanki bir şeyleri anlamaya çalışıyor gibiydi.
"Annenin adı neydi?" diye sorduğunda artık şüpheleniyordum.
"Neden soruyorsun?"
"Hiç... Merak ettim sadece," dediğinde gözlerini benden kaçırdı.
"Burada yaşamaktan mutlu değilsin, değil mi?" diye sorduğunda gözlerindeki duyguya anlam veremiyordum.
Acıyla konuşmaya başladım:"Nasıl mutlu olabilirim? Annemi ben doğduğum zamanlar idam etmişler. Babamı gözümün önünde kılıca geçirip öldürdüler. Dışarıya adımımı atamıyorum. Hep o lanet kral yüzünden! Umarım bir gün hak ettiği şeyi bulur," diyerek içimi döktüğümde göz bebekleri büyümüştü.
"Edmund Lancaster'dan bayağı nefret ediyorsun," dediğinde küçük bir kahkaha attım.
"Öyle bir nefret ediyorum ki... Ailemi elimden aldı, özgürlüğümü elimden aldı," dediğimde artık gözyaşlarıma hâkim olamıyordum.
"Agnes, ben artık gideyim," dediğinde başımla onaylayıp ayağa kalktım.
"Sonra yine gelecek misin?" diye sorduğumda hafifçe gülümsedi.
"Eğer daha fazla ağlayıp kendini üzersen gelmem," dedi ve ormanın içinde kaybolup gitti.
Yüzümde buruk bir gülümseme, içimde bir rahatlama vardı. Yıllar sonra ilk kez birisiyle konuşmuştum ve bu bana çok iyi gelmişti.
Evime girdiğimde yatağıma oturdum ve çiçeklerimle her zamanki sohbetime başladım. Kim bilebilirdi ki geleceği? Kim bilebilirdi yarını? Kim derdi "Birisi gelecek," diye? Kimse dememişti ama gelmişti. Hayatın sesini kısalı çok uzun zaman olmuştu ama hayat bana "Dinlemek zorundasın," diyordu.
Belki artık yalnız değildim. Belki artık konuşacak gerçek birisi vardı.
Belki de hayatla bir kumar masasına oturmuştum; belki de hayatım tamamen değişecekti.
Bölüm etkileşimi
