6. bölüm · Sözsüz Bir Yargı

BÖLÜM 6 – YANLIŞ İNSANLAR

bi yazars

Duru bir süredir arkasına bakarak yürüyordu. Bunu bilinçli yaptığı anlar vardı, bir de farkına varmadan döndüğü anlar. O gün, ikincisiydi. Sokak tanıdıktı ama güvenli değildi artık. Güven dediği şey, yerle değil; hisle ilgiliydi. Ve içindeki his, huzursuzdu.

Otobüs durağına yaklaştığında birinin kendisini izlediğini hissetti. Başını çevirmedi. Görmekten çok, emin olmak istemiyordu. Ama adımlarının arkasından gelen ritim, ona ait değildi. Aynı hızda yürüyen biri vardı.

Durdu.

Ayakkabısının bağcığını düzeltir gibi eğildi. O an gölgesini gördü. Uzun. Sert. Tanımadığı bir gölge.

Kalbi hızlandı.

Ayağa kalktığında iki adım gerisinde bir adam duruyordu. Yirmili yaşların sonlarında, bakışları fazla rahat, gülümsemesi fazla cüretkârdı.

"Pardon," dedi adam. "Bir şey soracağım."

Duru geri çekildi. "Hayır," dedi net bir sesle.
Bu netlik onu bile şaşırttı.

Adam gülümsedi. "Ne bu acele? Sadece—"

"Söyledim," dedi Duru. "Hayır."

Yolunu değiştirdi. Kalabalığa doğru yürüdü. Adam peşinden gelmedi. Ama bakışlarını hissetti. Uzun süre.

Bu ilk değildi. Ama ilk kez bu kadar yakındı.

Akşam eve döndüğünde babası sinirliydi. Duru bunu kapıdan girer girmez anladı. Evde hava ağırdı. Televizyon açıktı ama sesi kapalıydı. Annesi mutfakta, sırtı dönük duruyordu.

"Neredeydin?" diye sordu babası.

"Kütüphanede," dedi Duru.

"Her gün kütüphane mi?"
Sesindeki alay, bir suçlama gibiydi.

Duru cevap vermedi. Cevap vermek, bazen suçu kabul etmek gibi algılanırdı.

Babası ayağa kalktı. "Dışarıda dolaşmayı azalt," dedi.
"Yanlış insanlar var."

Bu cümle Duru'nun içini ürpertti.

Yanlış insanlar...
Bu söz, evde hep Duru'ya söylenirdi. Ama dışarıdaki yanlışların, bazen içeridekilerden daha tehlikeli olduğunu kimse konuşmazdı.

Baran o gün depoda değildi. Şehrin başka bir ucundaydı. Kerem'le birlikte bir görüşme yapıyordu. Masanın karşısındaki adam fazla rahattı. Fazla konuşuyordu.

"Abi," dedi adam, "senin adın geçiyor. Sokakta."

Baran gözlerini kaldırdı. "Benim adım hep geçer."

Adam eğildi. "Yanlış kişilerle yan yana."

Baran bir an durdu. "Aç."

Adam sırıttı. "Temiz bir kız. Sessiz. Ama dikkat çekiyor."

Baran'ın eli masanın üzerinde gerildi.
"Kim?" dedi.

Adam omuz silkti. "Adını bilmiyorum. Ama belli ki... korumasız."

Bu kelime, Baran'ın içini sert bir öfkeyle doldurdu.

Korumasız.

Baran ayağa kalktı. Sandalye geriye savruldu. "Bu konuyu burada kapatıyorsun," dedi.
"Sorulmamış sorular, sorulmuş gibi cevaplanmaz."

Adam geri çekildi. Kerem Baran'a baktı. "Abi?"

Baran cevap vermedi.

Ama zihninde bir yüz vardı artık.
Sessiz. Kalabalığın içinde duran.
Ve yanlış insanlar tarafından fark edilen.

Ertesi gün Duru okula giderken yolunu değiştirdi. Daha kalabalık bir güzergâh seçti. Ama kalabalık, her zaman güven demek değildi.

Okul çıkışı Elif'le birlikte yürüdüler. Elif bir şeyler anlatıyordu ama Duru dinlemekte zorlanıyordu. Gözleri sürekli etraftaydı.

"İyi misin?" diye sordu Elif.

"İyiyim," dedi Duru.
Yalan değildi. Ama tam doğru da değildi.

Bir köşeyi döndüklerinde aynı adamı gördü. Bu kez yalnız değildi. Yanında biri daha vardı. İkisi de onlara bakıyordu. Bakışları kaçırmadılar.

Elif fark etmedi. Duru fark etti.

"Ben buradan gideyim," dedi aniden.
"Elif şaşırdı. "Ama—"

"Sonra konuşuruz," dedi Duru.

Yolunu değiştirdi. Hızlandı. Kalbi kulaklarında atıyordu. Bir sokağa saptı. Sonra bir başkasına. Ayak sesleri yaklaştı.

Kaçmadı. Ama yürüyüşü hızlandı.

Bir araba sesi duyuldu. Sert bir fren.

Siyah bir araba.

Kapı açıldı.

"Bin," dedi bir ses.
Sakin. Sert. Tanıdık.

Duru başını kaldırdı.

Baran.

Zaman yavaşladı.

Adamlar durdu. Birbirlerine baktılar. Tereddüt ettiler. Baran arabadan indi. Gözlerini adamlara dikti.

"Uzak durun," dedi.
Sesinde bağırış yoktu. Ama tehdit, her hecesindeydi.

Adamlar geri çekildi. Bir şey söylemeden. Çünkü bazı isimler, açıklama gerektirmezdi.

Baran Duru'ya döndü. "İyi misin?"

Duru başını salladı. Nefesi düzensizdi ama ayaktaydı.

"Bin," dedi Baran.
"Burada kalamazsın."

Bu bir rica değildi.
Bir zorunluluktu.

Duru tereddüt etti. Ama arkasına baktığında, yanlış insanların hâlâ orada olduğunu gördü.

Arabaya bindi.

Kapı kapandı.

Ve o an, Duru şunu anladı:
Hissettiği şey paranoya değildi.

Tehlike, gerçekti.