20. bölüm · Son Sayıya Kadar

Hislerin Aynası

lavinya ultan

Laura'nın Ağzından

Uyuduğumu fark etmemiştim.

Sadece gözlerimi kapatmıştım.

En azından bana göre öyleydi.

Sonra yanağımda hissettiğim sıcaklıkla kaşlarım hafifçe çatıldı.

Bir an ne olduğunu anlayamadım.

Dudaklarını yanağımdan çeken kişinin kim olduğunu anlamam ise birkaç saniyeden fazla sürmedi.

Nick.

Gözlerimi yavaşça açtım.

Nick tam önümdeydi.

Bana bakıyordu.

Ben hâlâ uykunun etkisindeydim.

"Nick...?"

Sesim uykulu çıkmıştı.

Nick'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

"Uyan bakalım uyuyan güzel."

Elimi yanağıma götürdüm.

Az önce hissettiğim sıcaklık hâlâ oradaymış gibi geldi.

Sonra gözlerimi biraz daha açtım.

"Sen..."

Nick bekledi.

"Ne?"

"Beni..."

Bir an durdum.

"Öptün."

Nick'in gülümsemesi biraz daha belirginleşti.

"Evet."

"Ben uyurken."

"Uyandırmak için."

Kaşlarımı kaldırdım.

"İnsanlar uyandırmak için 'günaydın' der."

"Ben farklı yöntemler kullanıyorum."

İstemeden gülümsedim.

"Fark ettim."

Nick bana bakmaya devam etti.

"Rahatsız mı oldun?"

Bu kez yüzündeki ifade değişmişti.

Gerçekten cevabımı merak ediyordu.

Başımı iki yana salladım.

"Hayır."

Nick'in yüzünde yeniden o küçük gülümseme belirdi.

"İyi."

"Niye iyi?"

"Bilmem."

"Nick."

"Ne?"

"Çok sinsisin."

Gülmeye başladı.

Ben de istemeden güldüm.

Sonra başımı tekrar koltuğa yasladım.

"Kaç saat uyudum?"

"Akşamdan beri."

"Sabah mı oldu?!"

"Evet."

"Niye uyandırmadın?"

"Çünkü çok tatlı uyuyordun."

Bir anda ona döndüm.

"Ne?"

Nick'in yüzünde hiçbir pişmanlık belirtisi yoktu.

"Ne var?"

"Az önce bana tatlı mı dedin?"

"Evet."

"Sen..."

Ne diyeceğimi bilemedim.

Nick biraz daha yaklaştı.

"Ne?"

"Hiç."

"Yine mi?"

"Sus."

Nick gülümsedi.

Ben de gözlerimi devirdim.

Ama yanağımı tekrar ellememe engel olamadım.

Nick bunu fark etti.

"Ne yapıyorsun?"

"Hiçbir şey."

"Yanağını kontrol ediyorsun."

"Etmiyorum."

"Ediyorsun."

"Nick."

"Tamam."

Bir an sustu.

Sonra:

"İstersen bir daha öpeyim."

Gözlerim büyüdü.

"Sen gerçekten—"

Nick gülmeye başladı.

"Şaka yaptım."

"Hiç komik değil."

"Biraz komik."

"Değil."

Ama yüzümdeki gülümsemeyi gizleyemiyordum.

Nick bunu fark etmişti.

Ve belli ki...

Bundan fazlasıyla memnundu.
...
Okula giderken hâlâ dün akşamı düşünüyordum.
Daha doğrusu...
Dün akşamki öpücüğü.
Nick'le aramızda bir şeylerin değiştiğini ikimiz de biliyorduk. Artık birbirimize eskisi gibi davranmamız mümkün değildi.
Ama nedense bu durumdan rahatsız değildim.
Tam tersine.
Nick'in bana karşı daha açık olmasını istiyordum.
Bunu kendime itiraf etmek biraz utanç vericiydi ama...
İstiyordum.
Motor okulun önünde durdu.
Nick motoru park etti ve ben arkasından indim.
Kaskımı çıkardım.
Nick yine hiçbir şey söylemeden elini uzattı.
Kaskı ona verdim.
Sonra çantamı da aldı.
Bu kez ona bakıp gülümsedim.
"Teşekkürler."
Nick bana baktı.
"Bugün çok güzelsin."
Olduğum yerde kaldım.
Sonra kaşlarımı kaldırdım.
"Bugün mü?"
Nick'in yüzünde en ufak bir tereddüt yoktu.
"Hayır."
Bir adım yaklaştı.
"Her gün."
Kalbim bir an tuhaf bir şekilde hızlandı.
Bunu şaka olarak söylemesini bekledim.
Ama söylemedi.
Sadece bana bakıyordu.
"Nick..."
"Ne?"
"Sabah sabah başlama."
"Ne yapıyorum?"
"İltifat ediyorsun."
"Evet."
"Niye?"
Nick omuzlarını silkti.
"İçimden geldi."
İşte bu kadar.
Ne gülüyordu.
Ne de söylediğini şakaya vuruyordu.
Ben ise ne diyeceğimi bilemedim.
"Tamam."
Nick gülümsedi.
"Bu kadar mı?"
"Ne diyeceğim?"
"Bilmem. Teşekkür ederim diyebilirsin."
"Teşekkür ederim."
"Rica ederim."
Yan yana yürümeye başladık.
Ben hâlâ biraz şaşkındım.
Nick ise sanki az önce dünyanın en normal şeyini söylemiş gibi davranıyordu.
Koridorda yürürken birkaç kişi bize baktı.
Sonra Nick'in kolu omuzlarıma dolandı.
Bu kez hiç düşünmeden ona doğru yaklaştım.
Nick bunu fark etti.
"Alıştın."
"Neye?"
"Yanımda yürümeye."
"Zaten yanındayım."
"Hayır."
Bana baktı.
"Benim yanımda olmaya."
Kalbim yine hızlandı.
"Nick."
"Efendim?"
"Sen bugün gerçekten çok konuşuyorsun."
"Bugün mü?"
"Nick!"
Güldü.
Ama birkaç saniye sonra tekrar ciddileşti.
"Laura."
"Hm?"
"Bir şey söyleyeceğim."
Bu sefer sesindeki ciddiyet yüzünden ben de durdum.
"Ne?"
Nick de durdu.
Çantam hâlâ onun omzundaydı.
Bana doğrudan baktı.
"Ben artık sana sevgilim gibi davranmak istemiyorum."
Kalbim göğsümde duracakmış gibi oldu.
Bir an hiçbir şey söyleyemedim.
Nick hemen devam etti.
"Çünkü..."
Sustu.
"Çünkü?"
"Çünkü sevgilinmişim gibi davranmak istemiyorum."
Kaşlarımı çattım. Nefesimi tuttum.
"Ne demek bu?"
Nick'in bakışları gözlerimden ayrılmadı.
"Gerçekten sevgilin olmak istiyorum."
Koridorun ortasında öylece kaldım.
Sanki etraftaki bütün sesler bir anda uzaklaşmıştı.
Nick ilk kez bunu şaka yapmadan söylüyordu.
İlk kez kaçmıyordu.
İlk kez hislerini bir gülümsemenin arkasına saklamıyordu.
Benimse söyleyebildiğim tek şey:
"Nick..."
Nick başını hafifçe eğdi.
"Cevap vermek zorunda değilsin."
"Hayır."
"Laura—"
"Hayır, öyle demek istemedim."
Derin bir nefes aldım.
Ona baktım.
Dün gece beni öpmüştü.
Bugün ise karşımda durmuş, bana gerçekten sevgilisi olmak istediğini söylüyordu.
Ve ben...
Uzun zamandır duymak istediğim cümleyi sonunda duyuyordum.
"Ben de..."
Sesim biraz kısıldı.
Nick'in gözleri büyüdü.
"Sen de ne?"
Gülümsedim.
"Ben de artık rol yapmak istemiyorum."
Nick'in yüzünde yavaşça bir gülümseme oluştu.
"Yani?"
"Yani..."
Bir an durdum.
Sonra ona baktım.
"Sanırım sevgilin olabilirim."
Nick'in gülümsemesi büyüdü.
"Sanırım mı?"
Gözlerimi devirdim.
"Şımarma."
"Hayır, ciddi soruyorum."
"Nick."
"Tamam."
Ama gülümsemeyi bırakamıyordu.
Ben de bırakamıyordum.
Sonra Nick elimi tuttu.
Bu kez elimi tutması farklı hissettirdi.
Çünkü artık bunu bir rol için yapmıyordu.
Ben de parmaklarımı onun parmaklarının arasına geçirdim.
Birlikte sınıfa doğru yürümeye başladık.
Tam kapıya geldiğimizde Nick bana eğildi.
"Bu arada..."
"Hm?"
"Bugün gerçekten çok güzelsin."
Ona baktım.
"Az önce söyledin."
"Bir daha söyleyemez miyim?"
Gülümsedim.
"Hayır."
Nick elimi biraz daha sıktı.
"Tamam."
Bir saniye sustu.
"Yarın söylerim."
İçimden gülmek geldi.
"Nick."
"Ne?"
"Sen artık susmayacak mısın?"
"Hayır."
Başımı iki yana salladım.
Ama elim hâlâ onun elindeydi.
Ve bu kez...
Bırakmak istemedim.
Nick'in Ağzından
Sınıfa doğru yürürken Laura'nın eli hâlâ elimdeydi.

Buna hâlâ alışmaya çalışıyordum.

Aslında alışmak istemiyordum.

Çünkü her birkaç saniyede bir elimize bakıp aynı şeyi düşünüyordum.

Gerçekten sevgiliydik.

Tam sınıfın önüne geldiğimizde Oliver'ı gördük. Yaklaşık benim boylarımdaydı. Bunu karşı karşıya gelince şuan fark etmiştim.

Laura onu görünce gülümsedi.

"Oliver."

Oliver bize doğru döndü.

"Laura. Sabah seni aradım."

Laura omuzlarını silkti.

"Telefonumu açamadım."

"Neden?"

Laura hiç düşünmeden cevap verdi.

"Nick'leydim."

Bir anlık sessizlik oldu.

Oliver'ın yüzündeki gülümseme...

Çok kısa bir süreliğine kayboldu.

Gerçekten çok kısa.

Normalde fark etmezdim.

Ama ben fark ettim.

Sonra hemen toparlandı.

"Ha."

Sadece bunu söyledi.

Ha.

İçimden garip bir memnuniyet geçti.

Belli etmemeye çalışarak Oliver'a baktım.

Laura ise hiçbir şey fark etmemiş gibiydi.

"Ne oldu?"

"Hiç."

Oliver'ın bakışları bu kez bana kaydı.

Sonra tekrar Laura'ya döndü.

"Şey... dün gönderdiğin dosyayı açamadım."

"Yine mi?"

Laura gülmeye başladı.

Oliver da güldü.

Ben ise sessizce yanlarında duruyordum.

Bir yandan ikisinin konuşmasını dinliyor, bir yandan da Oliver'ın az önceki yüz ifadesini düşünüyordum.

Nick'leydim.

Laura bunu öyle doğal söylemişti ki...

Sanki dünyanın en normal şeyiymiş gibi.

Ki öyleydi.

Artık gerçekten sevgilisiydim.

Oliver'ın bunu duyması da...

Nedense hoşuma gitmişti.

Laura bir anda bana döndü.

"Nick, sen de baksana."

"Neye?"

"Oliver'ın açamadığı dosyaya."

Oliver hemen:

"Yok, Laura'yla teneffüste bakarız."

İçimden bir şey yine kıpırdadı.

Ama yüzüme yansıtmadım.

"Tamam."

Laura başını salladı.

"Olur."

Oliver sınıfa doğru yöneldi.

"Ben geçeyim."

"Görüşürüz."

Oliver içeri girdi.

Laura da benimle birlikte yürümeye başladı.

Birkaç adım attıktan sonra bana baktı.

"Niye öyle bakıyorsun?"

"Nasıl bakıyorum?"

"Bilmiyorum. Garip."

"Garip bakmıyorum."

"Bakıyorsun."

Başımı iki yana salladım.

"Hayır."

Laura birkaç saniye daha yüzüme baktı.

Sonra:

"Tamam."

Elini tekrar sıktım.

Laura bana döndü.

"Ne oldu?"

"Hiç."

"Nick."

"Gerçekten bir şey yok."

Yüzümde küçük bir gülümseme oluştu.

Ama Laura bunun nedenini anlamadı.

Oliver'ın yüzündeki o minicik değişikliği görmüştüm.

Ve itiraf etmek gerekirse...

Bu beni memnun etmişti.
☆★☆★☆★☆★☆★☆★☆★☆★☆★☆
Kısa oldu ama bence çoook tatlı bir bölümdü. Bölümü beğenmeyi ve hesabımı takip etmeyi unutmayın.
Kendinize çook iyi bakın🪽
Tt hesabım:lavinnwq2