2. bölüm · Son şans

2

e c

Bağırıp çağıran kadının sesi dükkanın içinde yankılanarak uzaklaştıktan sonra, derin bir nefes alıp yarım kalan işime dönmek üzere arkamı döndüm. Ancak daha ilk adımımı atamadan, geniş omuzlu bir karaltı önümü kesti. Kafamı kaldırdığımda, az önce uzaktan izlediğim o adamla burun buruna geldim.Elindeki elbiseyi hafifçe bana doğru uzatırken ses tonu şaşırtıcı derecede sakin ve pürüzsüzdü:

— Kolay gelsin, bu kıyafetin small bedeni var mı acaba?

Uzatılan kumaş parçasını almak için elimi uzattım ama parmaklarım titremesin diye büyük bir çaba sarf ettim. Çünkü o an kıyafete değil, doğrudan gözlerimin içine bakıyordu. Yol boyunca kalbimi sıkıştıran o huzursuzluk, yerini tenimi yakan o tanıdık parfüm kokusuna bırakmıştı.

İstediği kıyafetin bedenini depoda bulup heyecanımı gizlemeye çalışarak yeniden yanına gittim.

— Buyurun efendim, istediğiniz beden, dedim.
sesimin titrememesine özen göstererek.

— Çok teşekkürler, hediye paketi yapmak istiyorum.

dedi yüzünde hafif bir tebessümle. Demek gerçekten birine hediye alıyordu; içimdeki o tuhaf sızı kendini yeniden hatırlattı.

— Tabii, kasada size yardımcı olacaklardır.

Teşekkürler,deyip yanımdan uzaklaştı. O yürürken, arkasında bıraktığı o büyüleyici parfüm kokusunu derin bir nefesle içime çektim ve isteksizce kendi yoluma koyuldum. Bu yabancıyı bir an önce kafamdan atıp sadece işime odaklanmam gerekiyordu artık. Tabii eğer başarabilirsem...