1. bölüm / 6
Soğuk SafhaGiriş
Bölümler 6Şu an: Giriş
— Bu çalışma tamamen kurgudan ibarettir. Kurguda yer alan karakterler, kurumlar, olaylar ve mekanlar tamamen yazarın hayal ürünüdür. Gerçek hayattaki kişi, kurum ya da olaylarla herhangi bir benzerlik göstermesi tamamen tesadüftür. —
— Hikayenin, karakterlerin ve tüm kurgusal evrenin her türlü telif hakkı yazara ( Saisu Tunch'a ) aittir. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz veya başka bir yerde yayımlanamaz. —
...
Toronto'da kış, gökyüzünden değil, doğrudan Moore Diamonds'ın en üst katından başlardı. Yüzlerce metre yukarıdan; Financial District’in devasa cam kuleleri, altına serilen gri asfalt ve şehrin o meşhur dondurucu puslu gökyüzü, Kristen’ın izlemeye asla doyamadığı bir manzaraydı. Elini arkasında birleştirmiş, ellerindeki siyah deri eldivenin parmak uçlarını yavaşça birbirine sürterken,dakikalardır gelmeye zahmet etmeyen asistanı Gideon’a içten içe nasıl fırça atacağını hesaplıyordu. Fakat sonra buna kafa yormamanın daha akıllıca olacağına kanaat getirdi. Çok geçmeden kapı tıklandı ve Gideon içeri girdi. Kristen masasında mağrur bir şekilde otururken, içeriye giren genç adamı kafasını yana yatırıp süzmekle yetindi. Bu bakış bile bir işaretti içinden, getirdiği raporların ve birazdan çıtlatacağı dedikoduların son nefesi olmamasını umuyordu.
"Dünün raporları..." dedi Gideon yutkunarak.
Kristen’ın havaya kaldırdığı tek bir parmağıyla cümle yarım kaldı. Gözleri evrakta gezinirken, bir yandan da masasının üzerindeki ikinci ekrandan Antwerp’teki ham elmas ihalesinin anlık kapanış fiyatlarını ve New York’taki karat endeksini süzüyordu. Gideon ise ne yapacağını bilemeyerek duraksadı. Onu göndermek mi istiyordu yani? Oysa elinde Kristen'ın duymak için can atacağını bildiği bilgiler vardı.
"Ah, şey... Çıkayım mı yani?"
Kristen bıkkın bir nefes verdi. "Sana bunu daha önceden söylediğimi hatırlıyorum Gideon, yanılıyor muyum yoksa?"
Gideon neyi kastettiğini anlamaya çalışarak patronunun suratına öylece baktı. "Sosyal mesafe," dedi Kristen konuyu kestirip atarak.
Genç adam apar topar biraz daha geriye adımlarken, gözleri istemsizce kadının koyu kızıl saçlarına kaydı ve raporları masaya bıraktı. Kristen son derece zarif bir hareketle evrakları eline aldı; yaprakları ustaca çevirirken beklenen o soru dudaklarından döküldü:
"Şu Holmes Turizm ne olmuş? Belli olmuş mu, kimin başa geçeceği?"
Gideon hiç sormayacağını sanmıştı. "Sonuçlanmış... Leanard Holmes geçiyormuş."
Kristen dudaklarında beliren hafif bir tebessüme engel olamayarak bakışlarını evraklardan ayırdı. "Leonard olmasın o?"
Gideon emindi; evrakta Leanard yazıyordu. "Hayır, gerçekten adı Leanard."
Kristen anında kendini düzeltme ihtiyacı duydu. "Ah, kusura bakma o zaman. Durduk yere senin günahını almış gibi oldum" Gideon kendisine 'kusura bakma' dendiğinde bile bunun patronunun ağzından küfür gibi çıkmış olmasına alışkındı. "Değişik isimmiş doğrusu."
Aslında Leanard Holmes, Orléans Grubu'nun en genç varis adaylarından biriydi. Günlerdir şirketin başına geçmesine rağmen ismini vekiller aracılığıyla bir süre gizli tutabilmişti. Herkese göre bunun tek bir nedeni vardı: Kristen’ın gazabından korkuyor olması. En azından herkes buna işaret olduğunu düşünüyordu ama gerçek sebep çok daha farklıydı...
Gideon, kadının yüzündeki tehlikeli ifadeyi görünce iç çekmeden edemedi:
"Sizinle karşı karşıya geleceğini düşünmesi bile başlı başına büyük bir hata. Karşınızda en az iki gün bile dayanamayacaktır."
Bölüm etkileşimi
